Gol!

Bu kitabın ilkini Koray almıştı Yağız’a. Futbolla ilgili olunca uzun süre mesafeli durdum, okumak istemedim. Ama okuduğumda sadece futbol içermediğini gördüm. Arkadaşlığın, dürüstlüğün, cinsiyet eşitliğinin çok güzel işlendiği, ayrıca çiçeklerle harika yemeklerin yapıldığı bir kitap vardı karşımda. Arka planda verilen aile ilişkileri de yüreği ısıtacak, empati duygusunu arttıracak türden. Üstelik futbolu hırsla değil, mutlulukla oynamak üzere eğitilen çocuklardı bunlar. Tabi hemen serinin kalanını da ben sipariş ettim 🙂 Aslında Türkçeye çevrilenlerin kalanını demek daha doğru. Hala çevrilmemiş sayıları mevcut. Goodreads!e bakılırsa bu sayı 40’ı aşıyor 😮

Hikaye, eski bir futbolcu olan ve şimdilerde çiçeklerden yemekler yaptığı Çiçekli Tencere isimli bir lokantası olan Bay Gaston Champignon’un, Tommi adında futbola meraklı bir çocukla tanışması ve onun oynadığı kulüp olan Akademi’nin maçlarına gitmesi ile başlıyor.

Devamını kitapları anlatırken, mümkün olduğunca kısa tutmaya çalışarak yazacağım 🙂

1- Futbola Başlangıç: Futbolun eğlenmek için oynanması gerektiğini düşünen Gaston Champignon, Akademi takımının antrenörünün oyunculara sürekli bağırmasından rahatsız oluyor. Üstelik Tommi’ye de yeterince şans vermiyor. Bunun üzerine Bay Champignon Tommi’nin şoför olan babasıyla postacı olan annesini lokantaya davet ediyor ve orada bir teklifte bulunuyor. Kendisi bir takım kuracak ve takımın kaptanı ve santraforu Tommi olacak. Takımın diğer üyelerini ise birlikte seçecekler. Böylece Arpacık Soğanları kuruluyor ve ilk olarak futboldan pek anlamasalar da Tommi’nin en yakın arkadaşları olan Dante ve Topaç’ı takıma almak istiyor. Dante okulda çok başarılı, Topaç ise güreşte. Üstelik topaç çok kilolu.

Savunma oyuncusu olarak Champignon’un seçtiği ikizler ise, eşi Sophia’nın bale okulunda bale öğrenmeye zorlanan Sara ve Lara adındaki kızlar. Sanırım benimde kitap hakkındaki ön yargımı kıran bu sevimli kızlar 🙂 Tommi bale okulunda, kızların arkadaşı olan bir balerinle daha tanışıyor. Adı Egle ve Tommi’nin bundan sonraki hayatının başrol oyuncularından biri 🙂 Tommi orada, takımlarının maskotu olacak biriyle daha tanışıyor. İskelet İmdat 🙂 İkiz kızların şoförü olan Augusto da kitap boyunca severek okuduğumuz karakterlerden. Üstelik kaleci antrenörü olarak da takıma büyük katkılarda bulunuyor.

Antrenmanlar çok da alışılmadık şekilde, Champignon’un özel olarak hazırladığı alanlarda geçiyor. Amaç keyif almak. Antrenmandan keyif aldılarsa, iyi bir antrenman olmuş olacağını söylüyor aşçı. Kendileriyle alay eden eski takım arkadaşlarına karşı Tommi, iki hafta sonra bir maç öneriyor ve maçı kazanamasalar da en az 3 gol atacakları iddiasını ortaya atıyor. Ancak hala 2 oyuncu eksikleri var. Gaston, geçimini, ışıklarda arabaların camlarını silerek kazanan Becan’a, onlarla oynamasını teklif ediyor. Ancak Becan para kazanması gerektiğini söyleyerek kabul edemiyor. Takımın diğer oyuncuları, Becan’ın camları silmesine yardım ederek, onun da zamanının kalmasını sağlıyorlar ve o da takıma dahil oluyor. Son oyuncularını ise parkta buluyorlar. Brezilyalı olan Joao da aralarına katılıyor böylece.

Bir sonraki sefere ise, uzun boylu olduğu için sadece basketbol oynayan Ciro katılıyor aralarına. Böylece yedek oyuncuları da tamamlanıyor.

Maç günü geldiğinde, ilk yarı 5-0 yenilgiyle bitiyor. Hepsinin morali bozuluyor ama Gaston onlara keyif almadıklarını hatırlatıyor. Taç yaprakları değil, çiçek olmaları gerektiğini söylüyor. Maç, 5-4 bitiyor. Yenilseler de iddia ettikleri 3 golden fazlasını atıyorlar. Bu büyük bir başarı! Yenilmelerine rağmen mutlu olduğunu söyleyen Tommi’ye Gaston’un söylediği şey ise kitabı sevmeme neden olan düşünce yapısı:

“Sence bunun nedeni ne?” diye soruyor aşçı.

“Arkadaşlarım Dante ve Topaç’ı öyle heyecanlı görmek beni çok mutlu etti. Biri penaltı kurtardı, biri de gol attı.”

“Bugün seni oyundan bu yüzden çıkardım. Yoksa takımın en iyi oyuncusu sen olduğun için bütün golleri sen atardın. Mutlu olurdun tabi ama daha farklı ve bencil bir mutluluk olacaktı bu. En güzel mutluluk, başkalarıyla paylaşılandır. Taçyapraklar değil, bir çiçek olarak yaşanan mutluluk.”

O akşam iki takımın oyuncu ve ailelerine Çiçekli Tencere’de yemek daveti veriyor Gaston. Bir de çocuklara sürprizi var. Joao ve ailesi, her yaz olduğu gibi memleketleri olan Brezilya’ya tatile gidiyorlar. Bu sefer onlara eşlik edecek birileri daha var. Arpacık Soğanları 🙂

2- Ve Şimdi… Hepsi Brezilya’da!: İlk kitapta bahsedilen Brezilya seyahatine Becan hariç hepsi hazırdı. Becan babası işsiz olduğundan ailesinin geçimini sağladığı için gelemiyordu ama bu kabul edilebilir bir şey değildi takım için. Sonunda Gaston, Becan’ın anne babasına lokantada çalışmalarını teklif edince her şey değişti. Tüm takım, bay ve bayan Champignon, ikizlerin şoförü Augusto ve Tommi’nin anne ve babası Brezilya’ya doğru yola çıktılar. Ve tabi bir de son anda katılan Egle. Joao ise onlardan önce ailesiyle birlikte gitmişti Brezilya’ya. Ertesi gün Joao da onlara katıldı. Yanında kuzeni Rogerio da vardı. Güne Copacabana Plajı’nda denize girerek başladılar. Ardından Rogerio ve arkadaşlarıyla maç yaptılar ve kumda oynamayı bilmediklerinden 7-1 yenildiler.

Ertesi gün, Dante’nin rehberliğinde şehir turu yaptılar. Şehrin pek çok ünlü yerini gezdikten sonra Maracana stadına geldiler. Ve hep birlikte orada eğlenceli bir maç yaptılar.

Ertesi gün Jaoa’nın kuzeni Rogerio’nun yaşadığı favelaya gittiler. Orada Rogerio’nun arkadaşları ile birlikte çıplak ayaklarla futbol oynadılar.

Ertesi gün Rogerio bileğini burktuğu için, katılması gereken çok önemli bir maç olan Fluy-Fla’ya katılamayacağını söyleyerek, Tommi’den kendisinin yerine katılmasını rica etti. Üstelik maç Maracana stadyumunda 200.000 kişi önünde oynanacaktı. İlk yarı zorlansa da ikinci yarıda çok iyi bir oyun çıkaran Tommi, soyunma odasına giderken, Pele ile tanıştı 🙂

Brezilya’dan yeni arkadaşlıklar, iyi numaralar ve güzel hatıralarla dönen takım, sabırsızlıkla yeni maçlarını beklemeye başladılar 🙂

3- Şampiyona Başlıyor! : Arpacık Soğanları’nın lisansları çıkar ve artık ligde oynamaya hazır hale gelirler. Champignon alışılmadık yöntemlerle çalıştırmaya başlar takımı. Tencere ve tavalar gibi 🙂

Ligdeki ilk maçları Real Baby takımıylaydı. Karşı takımın kedi lakaplı kalecisine rağmen maçı 1-0 kazanmayı başardılar.

Tommi’nin babası, emekliye ayrılmış bir otobüsü tamir ettirerek, takımı taşıması için getirdi. Tüm takım otobüsü güzelce boyadı ve adını Soğan-line koydular.

İkinci maçları Dinamo takımıylaydı. Çamurlu sahada zorlu bir maç olmasına rağmen 3-2 kazandılar.

Bu arada Egle, Tommi’den yılbaşı için hazırladıkları bale gösterisinde rol almasını ister. Fakat Tommi’nin buna pek niyeti yoktur. Aslında dans etmek hoşuna gider ama o giydiği kardan adam kostümüyle çok komik görünmektedir.

Üçüncü maç Gökkuşağı takımıyla oldu. Bu takımda da bir ikiz erkek kardeşler vardı. Pavel ve İgor. Bu sefer maç 2-2 bitti.

Dördüncü maç Virtus B. ileydi ve Lara suçiçeği olduğu için katılamaz. Yaşça kendilerinden küçük olduğu için çok ciddiye almadıkları takım onlara gol atınca Sara ile Topaç tartışırlar ve Topaç maçı terk eder. Eksik kadro ile maçı 4-3 kaybettiler. Maçı kaybetmelerinin sebebinin eğlenmemek olduğunu söyler Gaston.

Noel gösterisine Egle’ın yanında Tommi yerine rakip takımın kaptanı Loris katılır. Egle’dan özür dilemeye gittiğinde bunu gören Tommi, özür için aldığı E.T. kuklasını çöpe atarak öfkeyle salonu terkeder.

Lara’dan sonra Sara’da suçiçeğine yakalanır. Topaç’ın da takımdan ayrılmasıyla Arpacık Soğanları sadece 5 kişi kalır.

Beşinci maç Kızıl Şeytanlar’la idi ve zorlu bir maç olacaktı. Üstelik kar yağıyordu. O sırada Joao’nın Brezilya’daki kuzenleri Rogeiro ve kız kardeşi Tania soyunma odasına girer. Noel tatili için gelmişlerdir ve Arpacık Soğanları’na yardım etmek isterler. Çok çekişmeli bir maç sonunda 2-1 kazanırlar 🙂 Böylece ilk tur bitmiş oldu.

4. Final Rüyası : Mart ayı gelmişti ve şampiyonanın ikinci yarısı başlamak üzereydi. Tommi ve Egle barışmış ama Topaç hala takıma dönmemişti. Kaleyi Ciro tutuyordu. İlk maç Real Baby ile oynandı. Zorlu bir maçtı ama 2-1 yenmeyi başardılar.

Bu arada Bay Champignon’a, Altın Çatal’a aday gösterildiğini belirten bir mektup gelir. Fransa’nın en ünlü ve başarılı aşçılarından oluşan bir jüri, dünyanın en iyi Fransız restoranını seçecektir. Seçtikleri bir uzman finale kalan üç restoranı gezerek karar verecektir. Tabi kendini tanıtmadan.

İkinci maçları Dinamo takımı ileydi. Egle yeni köpeği yüzünden galibiyet golünü atamadılar ve maç 2-2 bitti.

Bu arada Lino, Linogünlük diye bir gazete çıkararak oyunculara puan veriyordu ve bu giderek can sıkıcı olmaya başlamıştı.

Egle Tommi’den bir haftalığına köpeği Pug’a bakmasını istediğinde, bu Tommi’nin hiç hoşuna gitmedi. Pek iyi anlaştıkları söylenemezdi.

Bir sonraki maç Gökkuşağı takımı ileydi ve ikinci yarıda kalecileri Jaoa sakatlandı. Tribünde bulunan Topaç, kaleye geçmek istedi ve penaltıyı kurtarınca bir bayram havası oluştu. Topaç geri dönmüştü ve maçı 2-1 kazanmışlardı 🙂

Bu arada Pug önce lokantada bir müşterinin üzerine atladı, sonra Tommi’nin babasının korsan maketini parçaladı, sonra da evden kaçtı 🙂 Neyse ki Peder Callisto’nun çiçekleri arasında bulundu.

Virtus B ile olan maç bir hayli gergindi ve 1-1 bitti. Hepsi bireysel oynadığından Bay Champingnon onlara kızmıştı. Son iki maç kalmıştı geriye.

Kızıl Şeytanlar’la oynamaya giderken, Bay Champignon yıl boyu kazanımlarından bahsetti çocuklara. Onların şimdiden kazanmış olduklarını söyledi ve bu yüksek motivasyonla girdikleri maçı 6-2 kazandılar. Artık finaldeydiler 🙂

Bu arada Champignon’un lokantası da Altın Çatal’ı kazandı 🙂 Yaptıkları kutlama yemeğinde Gaston’un takıma sürprizi vardı. Yemeğe Zidane ve Materazzi’de gelmişti. Harika bir kutlama yemeği oldu. Ta ki Pug bir kez daha Şekerleme’yi kovalarken Tommi’nin babasının yaptığı korsan gemisi maketini parçalayana kadar 🙂

Final Maçı bir sonraki kitapta 🙂

5. Zorlu Mücadele: Final maçı için çok endişeli olan takımı rahatlatmak için, eğlenceli antrenmanlar bulur Gaston. Bu arada final maçı ile aynı gün Egle’ın bale gösterisi vardır ve Rusya’dan uzun zamandır yazıştığı balerin arkadaşı Olga’da gelecek ve gösteriye katılacaktır.

Champignon, tencere, süpürge, balkabağı gibi nesnelerle antrenman yaptırırken, Rusya’dan gelen balerinler, Olga, İrina ve öğretmenleri Madam Nataşa’da ortama uyum sağlamıştır. Ne aksilik ki Egle ateşlenmiş ve arkadaşıyla ilgilenememektedir ve iş Tommi’ye düşer.

Tommi ve Dante, misafirlere şehri gezdirirler. Dante rehberlik yapar. Üstelik İrina için İngilizceye çevirmesi gerektiğinden, ders çalışmış da olur 🙂

Bu arada Mavi Akademi’nin kaptanı Loris, iskelet İmdat’ı kaçırır ama çocuklar bir plan kurarak, Augusto sayesinde iskeleti kurtarırlar.

Hastalığı yüzünden Külkedisi’ni oynayamayacağı için yerine Olga’nın geçeceğini öğrenen Egle hayal kırıklığına uğrar ve Olga’ya ters davranır. Sonrasında Tommi onu Forlanini Gölü kıyısında, kırmızı balıkların yanında bulur. Biraz konuştuktan sonra Olga’dan özür dilemeye karar verir.

Final maçı başladığında, gökyüzünden kuyruğunda flama olan bir uçak geçer. “Sara, Lara, haydi bastır!”. İkizlerin babası, işleri yüzünden hiç bir maçlarına gelemediği için üzülen kızlarına sürpriz yapmıştır 🙂

Zorlu bir mücadeleden sonra, Mavi Akademi maçı 4-3 kazandı. Ancak Soğancıklar kendilerini kaybetmiş saymadılar. Çünkü onlar adil ve kurallara uygun oynamışlardı. Tıpkı Champignon’un istediği gibi…

Maç sonunda onları bir alkış koridoru bekliyordu. Koridorun sonunda ise, Sara ve Lara’nın futboldan hiç hoşlanmayan anneleri beklemekteydi. Beyaz elbisesine rağmen, çamurlar içindeki kızlarına sarıldı.

Maçtan sonra harika bir bale gösterisi izlediler. Ertesi gün ise Tommi’ye, maçını izlediğini söyleyen bir gözlemci gelir. Onu İnter’de oynamaya davet etmektedir. Bakalım Tommi’nin cevabı ne olacak?

6. Paris Yolcusu Kalmasın: Fransız Aşçılar Birliği’nin düzenlediği turnuvaya katılmak üzere Paris’e giden Soğancıklar’a, Real Baby’nin kalecisi Gatto ile, Gökkuşağı’nın ikiz oyuncuları İgor ve Pavel’de katılır. Yanlarında bazılarının aileleri de vardır.

Paris’te onları Gaston’un kardeşi Jeromi karşılar. O da aşçıdır ve onun çalıştırdığı takım da turnuvadadır.

Paris’i dolaşmaya Notre Dame Kilisesi’nden başlarlar. Bu arada bir yandan da antrenman yaparlar. Ancak bu arada Dante bileğini sakatlar. Otele dönerken ikinci el kitap satan bir kitapçıdan, Napolyon’un nasıl futbolu icat ettiğini anlatan bir kitap alır.

Bay Champingnon’un Altın Çatal ödülü aldığı gece, futbol için de kura çekilir. Bu arada Dante ayağından dolayı otelde kalır ve kitabı okumaya başlar. Kitaptaki kahramanların kendileriyle olan benzerliği çok şaşırtıcıdır ve bu andan sonra, kitaptaki olayların hepsinin başlarına geleceğine inanır.

Dante arkadaşlarına anlattığında, Tommi dışında hepsi çok etkilenir. Üstelik gidişatta kitaba uygun olarak ilerlemektedir. Zamanla kitapta yazanlar, Soğancıkları etkilemeye başlar ve o inançla hareket ederler.

Paris gezisi, Paris’i gezmekle, maçlarla, diğer takım oyuncularıyla atışmakla ve bolca gizemli kitap üzerine tartışmakla geçer. Bu arada Tommi İnter’in teklifini kabul edeceğini arkadaşlarına söyler ve bunu da kitapla özdeşleştirirler. Kitabın etkisiyle Tommi’nin son maçta oynamaması gerektiğini düşünür ve oylama yaparlar. Tommi maça karın ağrısı nedeniyle giremeyeceği bahanesini uydurur ama sonuç hiç beklenen gibi olmaz. Maç hezimetle başlar. Bu sefer kitap doğruyu söylememiştir. Üstelik çekilen üzüntü ve pişmanlık da cabası. Durum 3-0 olduğunda Tommi maça girer. Kıyasıya geçen maçta sonuç 5-4 Soğancıklar lehine biter. Şampiyon olmuşlardır.

Sonunda Soğancıklar aralarında geçenleri tatlıya bağlarlar. Kitabı onlara veren adam da maçtadır. Kitabı verme nedeninin, futbol meraklısı bir grup çocuğa vermek istediği için onları seçtiği, futbolun bir barış oyunu olduğunu bilmelerini istediğini söyler.

Onlarda kitaptaki futbolcular gibi zaferlerini, Zafer Takı altında kutlarlar.

7. Çocuklar Büyüklere Karşı: Paris’ten sonra tüm çocuklar yaz tatillerini geçirmek üzere bir yerlere giderler. Kitap, onların tatillerinden kesitler sunarak başlar. Tommi ve babası ise tatilde bol bol maç yapmaktadır ve Donato oğluna meydan okur. Dönüşte çocuklara karşı büyükler olarak bir maç yapmayı teklif eder.

Bu sırada Tommi dönünce, İnter ile ilk antrenmanına girer ve çok keyif alır. Oradaki antrenörü Giuliano’da, Champingnon gibi iyi ve sempatiktir.

Arpacık Soğanları’na karşı babalar, antrenman yapmaya başlarlar. Maç günü kararlaştırılır. Bu arada ikizlerin ve Tommi’nin anneleri de takıma girerler. Büyükler taktiksel olarak yorulmayacak şekilde bir düzen kurar ve düzenli olarak hazırlık yaparken, küçükler bunun çok kolay olacağını düşünüp hazırlanmaya gerek duymazlar.

Bu arada, Tommi, Egle’ın tatilde tanıştığı Germano’yu kıskanır ve onun yazdığı kartı saklar. Ancak bu aralarında sorun olur.

Tommi, yeni takımındaki çok iyi oyuncular arasında kendini yetersiz hisseder. İlk maçta çok iyi bir performans gösterememesi canını sıkar. Bunu fark eden Giuliano, onun yeteneklerini göstermesini sağlayacak bir antrenman düzenler ve Tommi’nin kendine güveni yerine gelir.

Sonunda maç günü gelir ve İri Soğanlar maçı 4-2 kazanır. Çok çekişmeli ve eğlenceli bir maç olur. Arpacık Soğanları, büyükleri küçümsemenin sonucu olarak, takım otobüsünü yıkamak zorunda kalırlar 🙂

Bu maç aynı zamanda, Tommi’ye bir vedadır.

Bu sırada Mavi Akademi’nin zorba oyuncusu Loris’te maçı izleyen ve çok eğlenenler arasındadır. Babasının anlayışsız antrenmanları yüzünden sakatlanmış ve kırgındır. Yeni sezonda Arpacık Soğanları’nda oynamak istediğini Champingnon’a söyler. Champingnon ise kararı çocuklara bırakır. Bu zor karar çocukların arasında fikir ayrılığı yaratır. Bir sonraki kitap, bu karar üzerine 🙂

8. Hoş Geldin Yeni Kaptan : Loris’in Soğancıklar’a kabulü çok tartışmalı oldu. Ama sonunda Champingnon’un bir şans vermeleri yönündeki telkinleri sonucu kabul ettiler. Tommi, formasının Loris’e verildiğini ilk duyduğunda arkadaşlarına kırılsa da, ardından Champingnon ile konuşunca durumu kabullendi.

Bu arada İnter’de antrenmanlara başlayan Tommi, takımda kendini ispatlamaya çalışıyor ve pek çok yeni teknik öğreniyor. Buradaki antrenmanları da, antrenör Giuliano sayesinde oldukça eğlenceli geçiyor.

Egle ve arkadaşları da bu sırada bir su balesine hazırlanırlar. Bale de geyik kostümü giymiş bir de erkek vardır ve Soğancıklar’ın alay konusu olan Vincenzo, aynı zamanda Mavi Dinamo takımının oyuncusudur.

Bu bölümde Dante’de televizyonda Akıl Küpü adlı bir yarışma programına katılır. Ancak son aşamada, uzun zamandır ezberlemeye çalıştığı Madagaskar’ın başkentinde takılınca elenir.

Lig başlar. Kaptan Dante’dir. İyi başlamalarına rağmen, sakatlıklar, hastalıklar ve Loris’in kaprisleri neticesinde eksik oyuncuyla kalırlar. Hele en önemli maçta Loris tekrar eski takımına dönünce santrforsuz kalırlar. Zaten takıma uyum sağlayamadığı ve hiç bir zaman bir Soğancık olamayacağını bildiklerinden bu karara üzülmezler ancak yarı yolda kaldıkları için sinirlenirler.

Bu arada Tommi, İnter’de çok mutlu olsa da, ona ihtiyacı olan arkadaşlarını düşünmeden yapamaz ve bir karar aşamasına gelir. Forlanini Parkı’ndaki kırmızı balıklara sorar ve kararını verir. Ona ihtiyacı olan arkadaşlarına dönecektir. Hemen İnter’deki antrenörünü arar ve kararını bildirir. Soğancıklar’ın, eksik oyuncuyla oynayıp 3-0 yenilgide oldukları Kızıl Şeytanlar maçının ikinci yarısına yetişir ve maçı çevirir. 4-3 biten maçta doğru yerde olduğunu anlar. İnter’de öğrendikleri ona çok şey katmıştır ama yeri burasıdır.

Bu arada Vincenzo sakatlandığı için bale gösterisi tehlikeye girer. Tommi’nin ise, kendini Egle’a affettirmesi gereken bir durum vardır. Sonuç olarak geyik olmayı kabul eder. Komik duruma düştüğünü düşünse de, Egle’ın verdiği öpücük her şeye değer 🙂

9. Efsane Geri Dönüş: Şampiyonanın ikinci yarısında, Tommi’de arkadaşları ile birlikte antrenmanlara başlar. Champignon gene antrenmanları ilginç ve de eğlenceli hale getirmeyi başarmaktadır. Ancak bu arada ara ara göğsünü zorlayan bir ağrı onu endişelendirmektedir.

Egle, Ciro ile bir şeyler planlamaktadır. Bu yüzden sık sık buluşmaktadırlar. Bunu bir şekilde öğrenen Tommi, kendisinden gizli yapılan bu buluşmalardan huzursuz olmaktadır.

Dante, takıma dönen Tommi’ye kaptanlık bandını iade etmek istese de, Champignon buna karşı çıkar. İlk maç Real Baby iledir. İnter’deki isabetli ortaları alamayan Tommi, hayli gergindir. Bunu hisseden Champignon onu yedek kulübesine çeker. Maç 3-2 biter.

Bundan sonraki maçlarda da, inişli çıkışlı bir grafik seyreder. Tommi’nin gerginliği devam etmektedir ve arkadaşlarına kırıcı davranmaya başlar. Bu arada ikizler Pavel ve Igor’da, Rosa Shocking’in oyuncusu Elvira’ya aynı anda ilgi duyarlar ve bu aralarını açar. Birbiriyle konuşmayan kardeşlerin küslükleri, maçta da devam eder ve birbirlerine pas atmazlar. Takımdaki bu sıkıntılar Champignon’un hoşuna gitmez ve Lino’ya bir röportaj verir. Oyuncular tekrar eğlenerek oynayana kadar takımı çalıştırmayacağını söyler. Bir sonraki maçta fenalaşan antrenör hastaneye yatmak zorunda kalır.

Sonunda çocuklar dengelerini bulur ve finale kalmayı başarırlar. Maçtan sonra, önce hastaneye uğrarlar ve antrenörlerine bu güzel haberi verirler. Ardından Forlanini Parkı’nda düzenlenen müzik grupları konserine giderler ve orada bir sürprizle karşılaşırlar. Ciro, Egle, Lara ve Sara’dan oluşan Skeletron grubu sahne alır. Baterist ise Augusto’dur. Ciro’nun İnter’den onlar için dönen Tommi’ye teşekkür etmek için yazdığı, “Her Şey Yolunda Kaptan!” adlı şarkıyı, Egle seslendirir. Düşüncelerinden mahcup olan Tommi, sahneye fırlayarak Egle’a bir öpücük verir 🙂

Serinin Türkçe’ye çevirilenleri burada bitiyor. Bundan sonra yeni çeviriler olsa da, Yağız’ın yaşı itibariyle geride kaldı bu seri bizim için. Ama 7 yaş civarı çocuklar için gönül rahatlığıyla tavsiye edebilirim 🙂

Kitabın Künyesi:

  • Gol!- 1- Futbola Başlangıç
  • Yazan : Luigi Garlando
  • Resimleyen : Stefano Turconi
  • Çeviren : İlker Akın
  • Epsilon Yayınları
  • 7+

  • Gol!-#2- Ve Şimdi Hepsi Brezilya’da!
  • Yazan : Luigi Garlando
  • Resimleyen : Stefano Turconi
  • Çeviren : Claudia Lemma
  • Epsilon Yayınları
  • 7+

  • Gol!– #3- Şampiyona Başlıyor!
  • Yazan : Luigi Garlando
  • Resimleyen : Stefano Turconi
  • Çeviren : Claudia Lemma
  • Epsilon Yayınları
  • 7+

  • Gol!– #4- Final Rüyası
  • Yazan : Luigi Garlando
  • Resimleyen : Stefano Turconi
  • Çeviren : Didem Bayındır Yenici
  • Epsilon Yayınları
  • 7+
  • Gol! #5- Zorlu Mücadele
  • Yazan : Luigi Garlando
  • Resimleyen : Stefano Turconi
  • Çeviren : Tanju Şahan
  • Epsilon Yayınları
  • 7+

  • Gol!- #6- Paris Yolcusu Kalmasın!
  • Yazan : Luigi Garlando
  • Resimleyen : Stefano Turconi
  • Çeviren : Ali Fuat Serdaroğlu
  • Epsilon Yayınları
  • 7+

  • Gol!- #7- Çocuklar Büyüklere Karşı!
  • Yazan : Luigi Garlando
  • Resimleyen : Stefano Turconi
  • Çeviren : Ali Fuat Serdaroğlu
  • Epsilon Yayınları
  • 7+

  • Gol!- #8- Hoş Geldin Yeni Kaptan
  • Yazan : Luigi Garlando
  • Resimleyen : Stefano Turconi
  • Çeviren : Ali Fuat Serdaroğlu
  • Epsilon Yayınları
  • 7+

  • Gol!-#9- Efsane Geri Dönüş
  • Yazan : Luigi Garlando
  • Resimleyen : Stefano Turconi
  • Çeviren : Ali Fuat Serdaroğlu
  • Epsilon Yayınları
  • 7+

İlgili Yazılar :

About yagizlahayat

4 Ağustos 2009 dan beri hayatımın yeni bir amacı var. Bu blog afacan oğlum Yağız'a ilk doğumgünü hediyesidir.
Bu yazı Uncategorized, Yağız'ın Kitaplığı içinde yayınlandı ve , , , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s