Ebeveynlikte Altın Saatler

Uzun zaman olmuş bloğu güncellemeyeli. Aslında yazmak istediğim çok şey birikti ama ne enerjim var ne de vaktim. Gene de bloğu yaşatmak için kendimi zorluyorum. Umarım faydalanan birileri vardır hala.

Bu kitabı alırken, kitabın içeriğini çok daha başka düşünmüştüm. Gün içinde geçirilen özel bir zamanın, ergenliğe yaklaşmakta olan oğlumla duygusal bağımızı güçlendirmeye yönelik önerileri olacağını varsaymıştım. Halbuki kitap, daha çok çalışan ebeveynlerin günlerini planlamalarına yönelik bir rehber niteliğinde. Açıkçası çok da gerçekçi bulmadım verilen zaman dilimlerini ama gene de alınabilecek fikirler olduğunu düşündüğümden özetlemek istedim.

Kitap 13 yaş altındaki çocuklara yönelik hazırlanmış. Çoğu ebeveynin 18.00 den sonra ikinci mesaisinin başladığı ve bunların da şu başlıkları içerdiğini söyleyerek başlamış kitap:

  • Akşam yemeğinin hazırlanması
  • Akşam yemeğinin yenmesi
  • Çocuklarınızın ödevlerini kontrol etme
  • Çocukların yıkanması
  • Çocuklarla okuma yapma
  • Çocukları yatırma

Bu plana göre uyku saati 20.00 ya da en geç 20.30. Olsa süper olur tabi ama ortaokul için çok gerçekçi bir yaklaşım gibi gelmedi bana 🙂 Yazar uyku saatlerindeki kaymanın nedenini ekranlara bağlıyor. Mavi ışığın etkileri sebebiyle melatonin hormonunun baskılanmasından bahsediyor. Bu yüzden yatmadan iki saat önce ekranlara veda etmeyi öneriyor. Yani bu da akşam 18.00 demek oluyor. Bu iki saat, çocuklara içtenlikle ayrıldığında, ebeveynlere vaadedilen ise, yalnız ya da başka bir yetişkinle geçirilebilecek kendine ait zaman 🙂

Yazar kitabı saat dilimleri olarak ele almış. Bende öyle anlatayım.

18.00-18.30 Arası:

Çocuklarla kucaklaşmayı bir ritüel haline getirmenin, akşama başlamanın en iyi yolu olduğunu söyleyerek başlamış yazar. Şefkat gösterilen ebeveynliğin, çocukların sosyal ve duygusal gelişimlerine olumlu etkilerinden bahsedilmiş. Çocuklar büyüdükçe kucaklaşmanın azaldığı, oysa ki buna hala ihtiyaçları olduğu vurgulanmış. Kucaklaşmanın yararları ise şu şekilde sıralanmış:

  • Kucaklaşma, stresi azaltır ve bağışıklık sistemini güçlendirir.
  • Kucaklaşma, ilişkilerde bağlılığı artıran bir hormon olan oksitosinin salgılanmasını sağlar.
  • Kucaklaşma, mutlak bir kabul ve sevgidir.

Kucaklaşmadan sonra ise beş dakika oturun ve gününün nasıl geçtiğini anlatmasına imkan sunun diyen yazar, yönlendirme soruları önerilerinde bulunmuş. Sonrası ise ödev zamanı. Yazar ödev yanlısı olduğunu vurguluyor ve gerekliliğini şu şekilde açıklıyor:

Öğrencilerin ödevin sunduğu bağımsız uygulamaya, ödevin sağladığı öz disipline, düzene ve okul saatlerinde mümkün olmayan şekilde çalışmayı yayma şansına ihtiyaçları var.

Ödevin niteliği konusuna da vurgu yapan yazar, çocukların akademik başarısı için yüksek beklentileri olan, nazikçe destekleyen ve belirli bir planı izleyen ebeveynlerin, daha ilgisiz bir yaklaşım benimseyen öğrencilerin ebeveynlerinden çok daha iyi bir yolda olduklarını belirtmiş. Yani siz ne kadar ciddiye alırsanız, çocuğunuz da buna paralel hareket ediyor. Yazar, ödevlerin üzerinden birlikte geçerek bir planlama yapmalarına yardımcı olmayı öneriyor. Ödev yapılacak alanın, ihtiyaç duyulacak tüm malzemeleri ile birlikte hazırlanması ve masadan kalkmaya ihtiyaç duyulmaması, ödevin sıralamasının yapılarak bir plan dahilinde ilerlenmesi önerilmiş. Sonrasında bir kronometre kullanmanın, çocukların ne kadar süre odaklanabildiklerini farketmelerinde işe yarayacağı söylenmiş. Yaşına göre bir zaman kurup, sizin mutfağa yemeğe dönmeniz tavsiye edilmiş. Yani ödevin planlamasında yer alacağız, yapılmasında değil. Tabi ki çocukların bu sürelerde oyalanmak için bahaneler bulacağı, ancak sizin bu bahanelere ne cevaplar verebileceğiniz listelenmiş.

Ödev yapmak istemeyen çocukların çeşitli davranış biçimleri de tanımlanmış ve bunlara karşı öneriler sunulmuş 🙂

Evde güçlü, öngörülebilir bir ev düzeninin çocuğunuzun beyin gelişimi için multivitamin gibi olduğu vurgulanırken, tüm ebeveynlerin yönetici işlevle ilgili bilmesi gerekenin, “doğuştan gelen değil, öğrenilebilen bir beceri” olduğu belirtilmiş.

Bu arada kısa zamanda sağlıklı yemek pişirme ile ilgili planlama yapmaya yönelik öneriler yer almış kitapta. Favoriniz olan 5 yemeği belirlemek, liste hazırlamak, market alışverişini toptan yapmak, dondurucuyu kullanmak, ertesi güne hazırlık yapmak vs. Ayrıca ev yemeğinin faydaları, yemek pişirmenin olumlu etkileri üzerinde durulmuş. Üç kap yemek planı yapılması önerilmiş. Salata ya da çorba, ana yemek ve tatlı ya da meyve. Aslında bu Türk milleti için bir çeşit yemek demek ama neyse 🙂 Sanırım bizde çok bulunmayan dışardan yemek söyleme alışkanlığını kırmak üzerine ayrılmış bu bölüm.

18.30-19.00 Arası:

Yazar bu yarım saatlik dilimi, akşam yemeği saati olarak belirlemiş. Aile ile yenen akşam yemeklerinin, aile hayatının özünü teşkil ettiğini söyleyen yazar, bunu hazırlık aşamalarıyla birlikte ele almış. Elleri yıkamaktan, sofra kurmaya, ışıkların ayarlanmasından müzik seçimine kadar bunu bir ritüel olarak ele almış. Yemeğin geleneğe göre bir şükürle başlamasını da önermiş. Sofra adabı ile ilgili bilgilerde veren yazar, televizyonun açık olması, telefon kullanılması, nutuk çekilmesi, yemek polisliği yapılması, sadece eylemsel konuşma yapılması gibi durumların, bahsedilen ideal akşam yemeğini sağlamayacağını belirtmiş. Havadan sudan sohbet etmek, hikaye anlatmak, göz teması kurmak ve etkin şekilde dinlemek ise bizi hedefe ulaştıracak durumlar. Bundan sonraki aşama “ev ödevi hamlesi” olacağından, bulaşıkların sonraya bırakılması önerilmiş.

19.00-19.30 Arası:

Bu süreçte önceden başlanmış olan ödevlerin devamında, ebeveynin uygun ortam hazırlanması için yanında bulunması, ödevlerin tamamlandığının ve uygun şekilde hazırlandığının kontrolü, sessiz bir ortam yaratılması konusunda alacağı tedbirler üzerinde durulmuş. Sessiz ortamın önemi vurgulanırken, gerekliliği şöyle maddelenmiş:

  • Sessizlik beyne kan akışını artırır.
  • Sessizlik, beyni hafif müzik ya da klasik müzikten daha iyi biçimde rahatlatır.
  • Sessizlik, dış dünyadan kopmanın güvenli olduğuna dair evrensel bir göstergedir. Bu tüm dikkatimizi soyut düşünmeye çevirmemizi sağlar.
  • Sessizlik, beyin gelişimini tetikleyebilir. Beyin yapısı ve işleyişiyle ilgili 2013’te yapılan araştırmada, en az iki saat sessizliğin, beynimizin öğrenme ve hatırlamayla bağlantılı bölgelerinde yeni beyin hücrelerinin oluşumunu sağlayabileceğini göstermiştir.

Ayrıca 13 yaş altı çocukların ebeveynlerinin yakınlığına bayıldığı, bu yakınlığın onları rahat ve güvende hissettirmesinin yanında, dikkat dağılmasını da önleyeceğini söylüyor.

Kitapta ayrıca, ev ödevi araç gereç listesi, yapılacaklar tablosu gibi ayrıntılara da yer verilmiş. Ebeveynin görevi özetle, izleyin, teşvik edin, düzenleyin, övün şeklinde verilmiş. Yeteneğe değil, sebat ve çaba konusunda ısrarcı olmak gerektiği de belirtilmiş. Bu yarım saatlik süreçte ebeveynlerin başka şeylerle uğraşmaması gerektiği de vurgulanan konular arasında.

İdeal ev ödevi süreleri verilmiş kitapta. 6. sınıflar için 60-70 dakika sürecek ödev uygundur denilmiş ama bu bizim ülke için çok gerçekçi bir süre değil.

Burada planlamaya yönelik ayrıntılar üzerinde durulmuş. Okul çantasının hazırlanması, ceplerin işlevi, öğretmenlerle iletişime geçme yöntemleri, sabah telaşını önlemek üzere akşamdan yapılacaklar gibi düzenlemelerin, çocukların okulda kendilerini daha güvende hissedecekleri vurgusu yapılmış.

19.30-20.00 Arası:

Banyo ve uyku vakti rutinine ayrılmış bu zaman diliminde, bir rutin oluşturmanın öneminden bahsedilmiş. Bu zamanın tamamen çocuklara ayrılması ve başka şeylerle uğraşılmaması gerektiği söylenmiş. Her çocuğun odasında bir kitaplık olması gerektiği ve yatak odasında birlikte oturup okuyabilecekleri bir köşe bulunması ve kucağınıza oturttuğunuz çocuğunuzla fiziksel ve duygusal sıcaklık kurarak okumanın, günün sonunda çocuğunuzu iyi hissettireceği vurgulanmış. Kitap okumanın hissederek yapılması, merak uyandıracak sorular sorulması önerilirken, ne tarz kitaplar okunabileceğinden de bahsedilmiş. Kitap türlerinin özelliklerinden ve çeşitli okuma yapmaya yönlendirmenin faydalarından söz edilirken, her tür ile ilgili de öneriler verilmiş. Verilen öneriler genelde yabancı örnekler ve çoğu dilimize çevrilmemiş maalesef. Ama bu türlerde pek çok güzel Türkçe kaynak da mevcut.

Okuma bittikten sonra güzel bir sohbet, şiir, soru-cevap ve dua ile günü sonlandırmak önerilmiş. Tüm bunların yarım saate sığması çok mümkün görünmedi bana 🙂

Çocukların üzerini örtme davranışını da şu şekilde açıklamış yazar:

Bebekleri güvende hissetmeleri için kundaklarız. Çocukların üzerini de aynı nedenden örtü örteriz. Bazı çocuklar, biz odadan ayrılır ayrılmaz üzerlerindeki örtüyü atar ama bu önemli değildir. Bir çocuğun üzerini örtme eylemi, ona güvende olduğunu ve onunla ilgilenildiğini, onu korunmaya ihtiyaç duyan bir çocuk gibi gördüğümüzü hissettirir. Örtüleri atsalar da ya da gece boyunca üzerleri örtülü kalsa da ebeveynin verdiği bu his devam eder.

20.00 ve sonrası Sizin Zamanınız :

Sizin zamanınız dediğine bakmayın, yazar öncelikle evi toparlamaya yönlendiriyor sizi 🙂 Sonrasında ertesi gün için yapılacak hazırlıklar, çocuklar ve sizin için yanınızda götürebileceğiniz öğle yemeklerinin hazırlanması, yapılacak işler için bir defter ya da telefon uygulaması ile liste hazırlanıp kontrol edilmesi, çanta ve kıyafetleri hazırlanması, ileriye yönelik planlar yapılıp takip edilmesi gibi zamanı etkin kullanmaya yönelik tavsiyelerde bulunuyor.

Günün sonunda bir yetişkinle iletişim kurmanın öneminden bahsediliyor. Hepimizin, bizi önemseyen kişilerle duygularımızı paylaşmaya, destek almaya ve anlaşılmaya ihtiyaç duyduğumuzu bilmenin önemli olduğu, bunları paylaşabilecek bir kaç arkadaş ya da akrabanın bulunmasının kıymetli olduğu belirtilmiş.

Bir saatten sonra, tüm teknolojik cihazları bir merkezde toplayıp şarj etmenin ve sabaha kadar artık elinize almamanızın nimetlerinden bahsedilmiş. Sonrasında biraz hareket etmek ve hygge (hüge) yapmak önerilmiş. Danimarkalıların iyi yaşam ritüeli olan hygge’nin nasıl yapılacağı açıklanmış. Daha çok kış günleri yapılan hygge için bir hygge kutusu oluşturmak, mum, şömine, müzik, pijama, çay ya da sıcak şarap, battaniye ve sevdiğiniz biri, gereken şeyler olarak sıralanmış. Tek başına da yapılabilir olsa da (kitap, battaniye, sıcak içecek vs) amaç daha çok sosyalleşmedir. Masa üstü oyunları, güzel sohbetler ile konforu ve keyfi arttırmayı ve bunu bilinçli bir şekilde seçmeyi içeriyor hygge.

Yatmadan önce ise meditasyon öneriyor yazar. İyi bir uyku için mutlaka denemenizi tavsiye ediyor. Ayrıca, banyo yapmak, bir video oyunu oynamak, bir program izlemek, günlük tutmak, müzik dinlemek, okumak da yatmadan önce size kalan zamanda rahatlamanız için önerilen şeyler.

Ebeveyne ayrılan zamanın önemini, Psikolog Carl Jung’ın meşhur sözüyle ifade etmiş yazar:

“Hiçbir şey, ebeveynin yaşamadığı hayat kadar, çocuklarının ortamları ve çocukları üzerinde bu kadar güçlü psikolojik etkiye sahip değildir.” Ebeveynler mutsuz, tükenmiş ve hüsrana uğramış olduklarında, çocuklar bilinçsiz biçimde ebeveynlerinin ulaşamadıkları hayallerinin yasını tutarlar.

Yazar, bu saatlerde katı bir disiplin beklemediğini, esneklik sağlanabileceğini ama belirli sınırların korunmasının, ebeveynlik yöntemi olarak önemini ifade etmiş.

Binlerce ailenin katılımıyla yapılan bir ankette, çocukların ebeveynlerinden istedikleri en önemli şeyin, ebeveynlerinin daha az stresli ve daha az yorgun olmaları olduğunun anlatıldığı kitapta, araştırmaların, ebeveyn stresinin çocukların beyin gelişimine zarar verdiğini ve bağışıklık sisteminin çökmesine neden olduğunu gösterdiğinden söz edilmektedir. Üstelik özensiz ve kaygılı ebeveynlerle uzun zaman geçirmenin, çocukları kesinlikle olumsuz etkilediğini ortaya koyan araştırmalar da mevcuttur.

Harika bir destekleyici ailede doğduysanız, ister zengin, ister fakir, ister ortalama refah düzeyine sahip olun, en güzel hediyeyle doğmuşsunuz demektir.

Gelelim ben bu kitaptan neler koydum cebime kısmına. Yukarıda da bahsettiğim gibi, bu saatler en azından bizim özelimizde çok uygulanabilir gelmedi bana. Onun dışında neleri hayatımıza ekleyebiliriz bir bakalım:

  • Eve girdiğimizde ilk yaptığımız şey kucaklama olursa, akşama daha yumuşak bir geçiş sağlayabiliriz.
  • Çocuğuma ayırdığım zamanlarda teknolojiden uzak durmalıyım. (Bunu elbette biliyorum ama bazen uygulanabilir olmuyor)
  • Yemek sofrasını daha paylaşım odaklı hale dönüştürebiliriz. Tabi ne yediğine takılmamayı başarabilirsek.
  • Günü planlamayı öğretmek, ilerisi için iyi bir yaşam deneyimi yatırımı. Bu konunun üzerine biraz daha eğilmeli.
  • Yatma rutinine kitap okumayı tekrar soktuk bir süredir ve bu gerçekten çok özel bir an. Ama yatma vaktini öne çekmemiz gerekiyor.
  • Kısa da olsa kendime ait anlar yaratmalıyım. Bu benim ertesi güne daha pozitif başlamamı sağlayacak.

Aslında çok yeni bir şey söylemedi bu kitap bana. Bildiklerimi ama çok da yapamadıklarımı hatırlattı 🙂 Ne diyelim, tekrar iyidir 🙂

Kitabın Künyesi:
Ebeveynlikte Altın Saatler
Yazan : Heather Miller
Çeviren: Şeyma Tahan
Yayınevi : Sola Unitas
Sayfa Sayısı : 240

İlgili Yazılar :

About yagizlahayat

4 Ağustos 2009 dan beri hayatımın yeni bir amacı var. Bu blog afacan oğlum Yağız'a ilk doğumgünü hediyesidir.
Bu yazı Okumalarım, Uncategorized içinde yayınlandı ve , , , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

4 Responses to Ebeveynlikte Altın Saatler

  1. Çiğdem dedi ki:

    Hocam blogu bırakmayın ben faydalanıyorum…. duacıyım.

    Beğen

  2. Geri bildirim: Evet Beyinli Çocuk | Oğlumu Büyütürken

  3. Geri bildirim: Köpek Gibi Büyütülmüş Çocuk | Oğlumu Büyütürken

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s