11 Yaş…

Yağız 11 yaşını bitirirken, biz de çok farklı bir yılı geride bıraktık. Sevdiklerine sarılamamanın insana acı verdiğini, sokağa çıkabilmenin mutluluk kaynağı olabileceğini, kendi kendine yetebiliyor olmanın önemini, nefes alabilmenin değerini gördük ülkece, hatta dünyaca. Anladınız sanırım, covid 19’dan bahsediyorum. Ama önce son bir yılı sırayla ele alıp, Yağız’ın kişisel tarihine yerleştireyim 🙂

Aslında yazacak fazla bir şey yok. Sadece fotoğraf eklemek istiyorum ama bu yıl pek fotoğrafta çekmemişim. Çoğu telefonla çektiklerimden aktardıklarım. Sadece Yağız’a hatıra olacak değil ya, benim için de bir toparlama, dönüp baktıkça hatırlamak istediklerimi ekleme yeri burası.

Geçen yaz ilk defa Yağız’la otobüse binip Özlem’e gitmiştik. Bütün gün biz de çocuklar da çok güzel vakit geçirmiştik. Gerçi yandaki fotoğraf bizim evden ama aşağıdaki kolajda o günden hatıralar var.

Yağız’da tüm diğer çocuklar gibi, en çok arkadaşlarıyla birlikteyken mutlu 🙂

Bu yıl oğlumun hayatındaki en büyük değişiklik ortaokullu olması elbet. Bir anlamda çocukluktan çıkışın başlangıcı gibi. Çok iyi bir başlangıç yapmadı ortaokula. İsteyerek gittiği bir yıl olmadı maalesef. Araya da uzun süreli bir tatil girince iyice soğudu derslerden. Umarım 6. sınıf daha iyi başlar onun için.

Yıllar içindeki büyümesini de eklemeden geçemeyeceğim 🙂

Dedim ya, en mutlu olduğu yer arkadaşlarının olduğu yerler. Sevgili Hüseyin’in doğumgünü de bu anlamda en keyif aldığı günlerden biriydi.

Çok sevdiğim bu ekiple, en son buluşmamız Şubatta imiş. Sonrasında pandemi süreci başladı ve biz evlere hapsolduk. 15 Mart gibi okullar tatil edildi. Uzaktan eğitime geçildi. Bu süreçte, eğitim adına çok da verim alamadığımız, ama sağlık olsun da bu sene de böyle olsun dediğimiz günler başladı.

Yağız, neredeyse üç ay evden hiç çıkmadı. Biz arada markete gitsek de, o parka bile inmedi. Bu hiçbirimizin alışkın olmadığı bir süreçti ve farkındalık yaşattı her anlamda. Hayatımıza maskeler, dezenfektanlar girdi. Maskesiz dolaşabilmenin değerini, marketten aldıklarını korkmadan yerleştirebilmenin önemini anladık. Kuaföre gitmenin bile lüks olabildiğini gördük. Yağız hala da gitmedi 🙂 Hayatta en önemli şeyin sağlık olduğunu bir kere daha idrak ettik. Gerçi son yıllarda biz bunu fazlasıyla test ediyoruz ve artık daha kötülerinden korktuğumuz için tevekkül ediyoruz sürekli 😦

Bu süreçte hareketsizlikten, evde durdukça tüketilen abur cuburdan dolayı Yağız’da kilo aldı epeyce. Neyse ki, parkta oynamaya başlayınca toparladı biraz. Şuan boyu 1.50 cm, kilosu ise 42,6 kg. Bir yılda 3 cm uzarken, 7 kilo almış.

Biz işe başlamak zorunda olunca, Yağız’ın da ev hapsi sona erdi mecburen. O da annemlere gitmeye başladı yeniden. Abim at binmeye götürdü bu günlerden birinde ve Yağız’da böylece ilk kez ata binmiş oldu. Şimdi ısrarla birlikte gitmemizi istiyor Dinek Dağı’na 🙂

Bu sene pandemi sebebiyle tatile gitmedik biz. Ama Yağız, Hasan Amcasının evinde ilk defa havuza girmiş oldu. Önce istemese de sonrasında büyük keyif aldı ve gece karanlığında bile çıkmak istemedi 🙂

Yağız uzun zamandır bir köpek edinmeyi çok istiyordu. Ama biz evde olamayacağını söylüyorduk hep. Sonunda Simay ablasının bir köpeği olunca çok sevindi ama maalesef ömrü çok kısa oldu yavrucuğun. Simay’ın tüm gayretlerine rağmen yaşama tutunamadı ve aramızdan ayrıldı. Bir hayvan sahiplenmenin sorumluluğu yanında, duygusal yükünü de deneyimlemiş oldular küçük yaşta 😦

Yağız’ın hayatının en boş senesi oldu sanırım bu sene. İyice dijitalde olmaya alıştı. Yatma saatinin de düzeni kaçtı. Sorumsuzluğun dibine vurdu. Bu durum beni fazlasıyla endişelendiriyor açıkçası. Okul açıldığında disipline olmakta çok zorlanacak. Böylece okulsuz eğitimin (homeschooling) bize hiç uygun olmadığını görmüş olduk. Çocukların elinde dersler kaldı okula dair ama onlar için en önemli olan teneffüsler gitmiş oldu. Umarım bu yıl okul açılabilir de, uzaktan eğitime bir kere daha maruz kalmak zorunda olmayız.

Bir de bangır bangır ergenliğin seslerini duymaya başladım. Bu süreçte esnemeyi bilmemiz gerekiyor ama bunu yapabilecek miyiz bilemiyorum. Sık sık kendimi sorgularken buluyorum. Bu döneme ait pek çok kitap aldım okumak, hazır olmak için. Ama bu mümkün mü bilemiyorum. Zaten büyümenin doğasında yok mu çatışmak. Her şeyin süt liman gitmesi ne kadar mümkün ya da sağlıklı? Umarım çok yıpranmadan ve de yıpratmadan geçiririz bu günleri.

İyi ki doğdun gülüşü güzel oğlum. Sen hep gül, hep güldür…

İnsanı sev, doğayı sev, en önemlisi kendini sev…

Nice mutlu, sağlıklı, sevgiyle çevrelenmiş günlerin olsun.

Doğum günün kutlu olsun 🙂

İlgili Yazılar :

About yagizlahayat

4 Ağustos 2009 dan beri hayatımın yeni bir amacı var. Bu blog afacan oğlum Yağız'a ilk doğumgünü hediyesidir.
Bu yazı Ay Ay Gelişim, Uncategorized içinde yayınlandı ve , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s