Mio, Benim Mio’m

Astrid Lindgren kitaplarını ne kadar sevdiğimi bilmeyen kalmamıştır sanırım. Daha önce bahsettiğim “Aslanyürekli Kardeşler” kitabını sevdiyseniz, “Mio, Benim Mio’m” da aynı tarz, içinde fantastik öğeler taşıyan, macera dolu bir kitap.

Bo Vilhelm Olsson, kısa adıyla Bosse, bir yaşındayken evlat edinilmiş ama pek de sevilmeyen 9 yaşında bir çocuk. En yakın arkadaşı Benka’nın ki gibi bir babası olmasını diliyor, bu yüzden bazı geceler ağlayarak uyuyor. Derken bir gün, ona hep iyi davranan manav Lundin Teyze, ona atması için bir kartpostal, yemesi için de bir elma verir. Kartta şöyle yazıyordur:

Uzak Ülke’nin Kralına,

Uzun süredir aradığın, yolda. Gece gündüz yol aldı.

İşaretini elinde taşıyor: Altın Elma.

Bosse elindeki elmanın altın olduğunu görünce kafası karışır. Az sonra yerde bulduğu şişenin tıpasını açtığında ise içinde kocaman bir cin çıkar. Cin uzak ülkeden gelmekte ve onu aramaktadır. Dile benden ne dilersen dediğinde ise Bosse, onu da Uzak Ülke’ye götürmesini diler. Yeşillikler içindeki Uzak Ülke’ye vardıklarında, büyük beyaz şatoya inerler. Orada onlara doğru koşup gelen kişi ise Kral olan babasıdır. Ona sıkı sıkı sarılır.

“Seni dokuz yıl boyunca aradım”, diyor babam. “Geceleri uyuyamadım, seni düşündüm: “Mio, benim Mio’m” dedim. Sana bu adı uygun buldum.”

Kralın çok güzel bir gül bahçesi vardır. Orada dolaşırken arkadaşı Berka’yı ne kadar özlediğini düşünür Mio. O sırada karşısına bir oğlan çocuğu çıkar. Bahçıvanın oğlu Jum Jum’dur o. Arkadaş olurlar. Yemeği onların evinde bol kahkahalar atarak yer. Kral babasının duyduğu en güzel sestir oğlunun kahkahası. Bunu bilmek Mio’yu çok sevindirir.

Kral babası, Mio’ya, altın yeleli beyaz bir at hediye eder. Adı Miramis. Jum Jum ile ata biner, dörtnala ülkeyi dolaşırlar. Sonra gül bahçesinde kendilerine kulübe yaparlar. Her şey rüya gibidir. Ama o gün ilk defa Şövalye Kato’nun adını duyar ve ürperir.

Sonra Nonno adında bir çoban çocukla arkadaş olurlar. Nonno çok güzel kaval çalar ve Mio ve Jum Jum’a da birer tane yapar. Hep birlikte kaval çalarak Nonno’nun babaannesine giderler ve açdoyuran ekmeği ile susuzlukgideren suyundan içerler. Nonno tekrar koyunlarının başına geçer ve geceyi dışarıda geçireceğini söyler. Mio’da dışarıda gecelemeyi çok istemektedir. Babaanne, babalarına haber vereceğini söyleyince, üçü birden dışarıda gecelemeye karar verirler. Ateş yakıp kaval çalarlar. Başka bir gün Gün Işığı Köprüsü’nden geçerek Jiri ve kızkardeşlerini ziyaret ederler. Onların akşamları unutulmuş masalları fısıldayan bir kuyuları vardır. Onun başında güzel masallar, şarkılar dinlerler. Masallardan biri şöyle der:

“Günlerden bir gün kralın oğlu ay ışığında ata biniyormuş”.

Mio, bu masalın ona bir mesaj ilettiğini düşünür. Babasına gölgeler ormanına gitmek istediğini söylediğinde, “öyle mi, demek vakti geldi” der. Jum Jum ise “Nihayet” der. Sanki herkes onun Gölgeler Ormanı’na gitmesini bekliyordur. Miramis’e atlar ve Jum Jum ile ormana giderler. Orası Miramis’in evidir. Bir kulübeye ulaştıklarında, “düş kumaşı” dokuyan bir kadın vardır. Yas kuşu ötmeye başladığında kadın da ağlamaya başlar. Kuş, kaçırılan kızı için ötmektedir. Şövalye Kato kaçırmıştır kızını. Ve tüm diğer çocuklarla tayları. O zaman anlar Mio, Karanlıklar Ülkesi’ne gidip Şövalye Kato ile savaşmalıdır. Ama çok korkar. Bunu Jum Jum’a söylediğinde, bunu herkesin bildiğini, söylencelerin yıllardır bunu söylediğini söyler. Neyse ki Jum Jum’da onunla gelecektir.

Böylece korkarak da olsa Karanlık Ülke’ye giderler. Açım diye inleyen bir sesi takip ettiklerinde yaşlı bir adamın kulübesine ulaşır, ona ekmek verirler ve nereden silah bulabileceklerini sorarlar. Yaşlı adam onları geri dönmeye ikna etmeye çalışsa da başarılı olamaz. Kimseye güvenmemelerini tembihleyerek, en kara dağın en kara yerindeki Kılıç Ustası’na gönderir onları. Bu sırada muhafızlar Miramis’i ele geçirirler. Mio çok ağlar ama yapabileceği bir şey yoktur. Ölü Orman’a dalarlar. Atın binicisini arayan muhafızlar peşlerindedir ama önce bir ağaç, sonra toprak sonra da kaya gizler onları. Zor da olsa dağın derinliklerinde Kılıç Ustası’nı bulurlar. Kılıç Ustası binlerce yıldır uğraştığı ve ancak o gece biten, taşı bile kesen kılıcı verir Mio’ya. Çünkü Şövalye Kato’nun kalbi taştandır.

Şatoya ulaşmak zor olur. Ama sonunda başarırlar. Ancak ne yazık ki, önce Jum Jum, ardından da Mio yakalanır. Kılıcı kullanamadan Şövalye Kato kılıcı alır ve denize atar. İki arkadaşı da açlıktan ölsünler diye kule de bir odaya kapatır. Orada çaresizlik içinde bekleşirken kaval çalarlar son kez. Kavalın sesini duyan kuşlar cama gelir. Sonra kuşlar denizden çıkardıkları kılıcı Mio’ya getirirler. Mio cebinde, Jiri’nin verdiği, kardeşine ait olan kaşığı bulur ve ağzına götürdüğünde onu doyurduğunu farkeder. Böylece açlıktan kurtulurlar. Terzi kadının verdiği pelerin ise onu görünmez kılar. Böylece pelerine sarılarak Şövalye Kato’nun odasına gider ve onun taş kalbine kılıcını saplar. Böylece Şövalye Kato bir taş yığınına dönüşürken odada gri bir kuş belirir.

Arkadaşı Jum Jum’u bulup şatodan çıktıklarında, şato gürültüyle yıkılır ve bir taş yığınına döner. Güneş açmış ve göl masmavi olmuştur. Sahile indiklerinde büyüden kurtulan çocuklar karşılar onları. Atı Miramis’i de bulunca keyfi yerine gelir. Kılıç Ustası ve pek çok kayık gelip kurtarır onları.

Tüm çocuklar ailelerine kavuşur. Mio’da Kral babasına. Babası ona bakar ve sevgiyle şöyle der:

Mio, benim Mio’m…

Kitap, sevginin ne kadar değerli olduğunu gösterirken, bir yandan da korkunun ne kadar doğal bir duygu olduğunu anlatıyor. Ve küçücük bir çocuk olsan da, yapabileceklerinin sonsuz olduğunu…

Sanırım babalar gününe çok uygun düşer bu kitap. O halde yüreğinde baba sevgisini taşıyan herkese gelsin…

Kitabın Künyesi: 
Mio, Benim Mio’m
Yazan : Astrid Lindgren
Resimleyen : Ilon Wikland
Çeviren : Ali Arda
Pegasus Yayınları
8+

İlgili Yazılar :

About yagizlahayat

4 Ağustos 2009 dan beri hayatımın yeni bir amacı var. Bu blog afacan oğlum Yağız'a ilk doğumgünü hediyesidir.
Bu yazı Uncategorized, Yağız'ın Kitaplığı içinde yayınlandı ve , , , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s