Duyulmak İstiyorum

Duyu bütünleme kavramını ilk duyduğum kişi, bu kitabın yazarı olan Ebru Albayrak Sidar. Kendisini uzun zamandır gerek facebook gerek instagram hesaplarından takip ediyorum. Nam-ı diğer @therapist.mom. İşte bu kitapta, o hesapta anlatılanların ete kemiğe bürünmüş hali. Bir fizyoterapist olan yazar, almış olduğu duyu bütünleme eğitimlerinden sonra bu alana yönelmiş. Şuan İstanbul, Ankara ve Londra’da klinik çalışmalarını sürdürmekte ve bu konuda eğitimler vermektedir.

Gelelim kitabı anlatmaya. Açıkçası bu konuda ne kadar başarılı olabilirim bilemiyorum. Kitapta o kadar çok latince kelime var ki, bende hepsine vakıf olamadım. Belki özetlerken yeniden göz attığımda, kafamda yerli yerine oturur bilgiler. Kitabın arkasında da, tüm bu kelimeler için bir sözlük mevut. Çok işe yaradığını söylemeliyim.

Yazar kitaba başlarken, değişen epigenetiğimizden bahsediyor. Beslenme, yaşam şekli, fiziksel aktivite seviyesi, stres gibi çevresel faktörlerin, “epigenetik faktörler” olarak, insan biyolojisi üzerinde DNA dizilimini ve yapısını değiştirmeden, DNA’daki milyonlarca genden hangisinin aktif veya pasif olacağını etkileyebildiğini ve değiştirebildiğini açıklayan bilimsel görüşlere yer veriyor. Bununla birlikte, aktif ya da pasif olmasını sağladığımız özelliklerimizi, bizden sonraki kuşaklara da aktardığımız belirtiliyor. Bu değişen ve aktardığımız ekranlar şu ana başlıklar altında anlatılmış: Doğa, Fiziksel Aktivite, Ekran, Uyku, Beslenme. Bu ana başlıklarla ilgili bir-iki örnek vererek geçeyim.

Doğa ile ilişkimizdeki kopuşlar neticesinde, güneşten edinebildiğimiz D vitamininin insan davranışları, psikolojisi ve otizm gibi belirgin zihinsel farklılıkları ile birebir ilişkili olduğunu gösteren birçok farklı ve etkileyici sonuçtan bahsediyor. Ayrıca güneşten aldığımız serotoninin iyi hissettirici etkisinden, açık havada vakit geçiren çocukların uzağı görememe olan miyop göz bozukluğunun çok daha az görülmesinden yola çıkarak, doğadan kopuşun etkileri anlatılıyor.

Fiziksel aktivitenin beynimizde dopamin, serotonin gibi nerotransmitterlerin yani beyin hücreleri arasındaki iletişimin artmasını ve bu sayede mutlu ve motive hissetmemizi sağladıkları, yarım saatlik bir aktivitenin bile dikkati ve odaklanmayı arttırdığı, beynin yeterli beslenebilmesi için ihtiyaç duyduğu oksijen ve kanlanmayı bu sayede elde ettiği ve -daha önce bilinenin aksine- her yaşta insan beyninin yeni hücre üretebildiği ve bunu fiziksel aktivitenin desteklediği verilen bilgiler arasında. Tüm bunlar göz önüne alındığında, çocukların sınıfta dersi sessizce dinlemeleri yerine, ayakta katılmak ya da bir plates topu üzerinde oturmak gibi basit değişikliklerin bile, ders başarısı ya da dikkatlerinde etkisi olduğunu vurguluyor.

Ekran başlığı altında yazanlar ise benim ve belki de zamane ebeveynlerinin en çok dert ettiği konular. İnsan beyninin hiç bir dönemde bu kadar uyarana maruz kalmadığını söyleyen yazar, uzun uzun olası zararlardan bahsetmiş. Ben bunları tek tek yazmayacağım. Yazarın da önerdiği gibi, ekran sürelerini minimuma indirmek ve gerçek anlamda OYUNa yer açmak lazım.

Uyku problemlerinin dikkat dağınıklığı gibi durumlarda tek sebep olabildiğini söyleyen yazar, çocuk zamanında yatağa gitse de, derin uykuya geçmesine izin vermeyen sebeplerden ötürü -gece terörü, geniz eti problemleri, huzursuz bacak sendromu vs.- gece boyunca dinlenememesine ve gün içinde artan dikkat ve davranış sorunları yaşamasına sebep olabileceğini bildirmiş. Bu sebeple yazar, fiziksel ya da zihinsel gelişim geriliğine ya da davranışsal ve duygusal sorunlara eşlik eden horlama, ağızdan nefes alma, burun tıkanıklığı, iştahsızlık, sık tutulan solunum yolu hastalıkları, ağız kokusu gibi çeşitli belirtilerinden bir ya da birkaçının görüldüğünde öncelikle bir kulak burun boğaz doktoruna görünülmesini tavsiye ediyor.

Beslenme konusuna gelince, paketli gıdalardan alınan yüksek şeker oranlarına dikkat çeken yazar, beynin sağlıklı gelişimi için, çocuklara sağlıklı beslenme alışkanlıkları edindirmemizin öneminden bahsediyor.

Kitapta beynin yapısını ve bölümlerini anlatan ayrıntılı bir bölüm mevcut. Beynin gelişimini desteklemek için yapılması gerekenleri ise aşağıdaki şekilde sıralamış:

  • Genel ‘sağlıklı olma hali’
  • Çevresel zenginlik
  • Motivasyon
  • Aktif katılım
  • Yenilik ve farklılık
  • Doğru oranda zorluk
  • Beynin farklı alanlarını aynı anda kullanma
  • Hafıza
  • Düzenli tekrar
  • Sağlıklı bedensel ve çevresel farkındalık: DUYU BÜTÜNLEME

Kitapta duyular ikiye ayrılıyor:

  • Exteroseptif (dışsal) duyularımız: Bunlar ilk öğrendiğimiz 5 duyumuzdan oluşur. Görme, tat duyusu, koklama, işitme, dokunma (taktil)
  • İnteroseptif (içsel) duyularımız: Duygularımızı farketmemizi ve onlarla başedebilme yeteneği geliştirmemizi sağlayan duyulardır. Vestibuler, proprioseptif.

Daha önce bilmediğimiz interoseptif duyularımıza bir göz atalım:

Vestibuler Duyu: Hız, hareket ve denge olarak çevrilebilecek bu duyu, beynimizin “beyincik” bölümünde bulunuyor. Vestibuler sistem serebellum yani beyinciğimizle direkt sinirsel bağlantı içindedir.

Vestibüler duyu; hareket, denge gibi fiziksel becerilerimiz dışında bizim otonomik fonksiyonlarımızla da ilgilenir. Örneğin vücudunuzun duyulara verdiği fizyolojik reaksiyonlar; heyecanlandığınızda midenizin karıncalanması, ellerinizin titremesi, sinirlendiğinizde kaslarınızın kasılması gibi belirtileri oluşturan interoseptif duyumuz da vestibuler duyumuzla birlikte çalışır ve işlenir.

Proprioseptif Duyu: Eklemler, tendonlar ve kaslarımızdan bilgi alarak bu bilgilerin beynimizin somatik beyin kısmında işlenmesini sağlayan duyumuz olduğu söylenen proprioseptif duyusal sistemimizin görevi, beynimizde vücudumuzun fiziksel bir temsilinin oluşmasını sağlamaktadır. Yani bir anlamda vücut farkındalığı sağlar.

Üç boyutlu dünyada tüm beden bölümlerimizle ilgili gözlerimiz kapalıyken bile bilgi sahibi olmamızı sağlayan duyumuzdur. Kas gücü kontrolümüz, vücut pozisyonumuz, uzaysal algı yeteneklerimiz, postural farkındalığımız ve motor planlama becerilerimizin bizim bilinçli farkındalığımız olmadan bilinmesini ve kontrol edilmesini sağlar.

Yazar duyu bütünlemeyi tek bir cümle ile ifade etmek gerekirse aşağıdaki gibi olacağını belirtmiş:

Bedenimiz ve çevremizden gelen bilgilerin duyusal organlarımız aracılığıyla alınması, bu bilgilerin beyine iletilmesi, beyinde çeşitli işlemlerden geçerek anlamlandırılmasının ardından bu bilgiye uygun davranışın oluşması sürecidir.

Duyuların sinir sistemimizde algılanarak davranışın oluşmasının bir takım aşamaları mevcut. Yazar bunları ayrıntılı bir şekilde açıklamış ama ben sadece başlıklarını vereceğim:

  • Reseptörler aracılığı ile algılama
  • Duyusal ayarlama (Modülasyon)
  • Duyusal algılama- Ayırt etme (Diskriminasyon)
  • Duyusal praksis: Motor planlama
  • Motor beceri- Postural hareket

Duyu bütünleme problemlerinin en bilinen sebepleri şu şekilde ifade edilmiş:

Çocuğun genetik yatkınlığı, erken doğum dahil olmak üzere; annenin hamileliğinde ya da doğum sırasında yaşanan hastalık veya stresli komplikasyonlar, annenin hamileliğinde alkol kullanması ya da doğumdan sonra meydana gelen duygusal ve travmatik tecrübeler olabilmektedir.

Kitapta sıklıkla duyusal profilden bahsedilmiş ve bu kavram aşağıdaki şekilde açıklanmış:

Duyusal profil kişinin her bir duyusal sisteminde yaşadığı modülasyon, diskriminasyon ve duyusal-motor seviyesidir. Günlük hayatımızda zorlandığımız ya da yetenekli olduğumuz bir çok becerimizi duyusal profillerimize borçluyuz. Duyusal profilimiz, bizim hem psikolojik, hem fiziksel, hem sosyal, hem de algısal birçok fonksiyonumuzu direkt etkiler.

Üç temel duyu bütünleme sorunu şu şekilde belirlenmiş:

  • Duyusal Modülasyon (Ayarlama) Bozukluğu
  • Duyusal Diskriminasyon (Ayırt Etme) Bozukluğu
  • Duyusal Temelli Motor Bozukluklar
  1. Duyusal Modülasyon (Ayarlama) Bozukluğu: Çevrenin taleplerine uygun şekilde davranışsal tepki verebilmekteki bozukluğun limbik sistemden kaynaklandığı, yapılan bilimsel çalışmalarda, modülasyon sorunu olan kişilerde, endişe, ilgisizlik, depresyon, agresyon, düşmanlık gibi yoğun psikolojik tepkiler görüldüğü belirtilmiş, her insanın duyusal eşiğinin bulunduğu ve bunun gelen duyusal uyaranı fark etmesi ve o uyarana uygun davranış oluşturabilmesinin öneminden bahsedilmiş. Bu eşikteki problemlere göre modülasyon problemleri üçe ayrılmış:
  • Uyaran Arayışı (Beslenememe)
  • Yüksek Eşik (Uyaranın Farkında Olmama)
  • Alçak Eşik (Uyarandan Rahatsız Olma)

Yazar, Dunn Modeli üzerinden anlatmış. Yani yüksek ve alçak eşiklere verilen aktif ve pasif yanıtlara göre kategorileştirmiş.

Pasif Davranışsal CevapAktif Davranışsal cevap
Yüksek duyusal eşikUyaranın farkında olmamaUyaran arayışı
STANDART DUYUSAL EŞİK
Alçak duyusal eşikDuyusal hassasiyetUyarandan kaçış

Yüksek Eşik Pasif Davranışsal Cevap Uyaranın farkında olmama İçine kapanık, uyuşuk ya da donuktur. Dikkatini toplamak için desteğe ihtiyaç duyar.

Yüksek Eşik Aktif Davranışsal Cevap Uyaran Arayışı Etrafta arayış içindedir. Aşırı dokunur, koklar, ısırır, dağıtır, hareket eder.

Alçak Eşik Pasif Davranışsal Cevap Duyusal Hassasiyet Öfke patlamaları, sert duygusal iniş çıkışlar, panik ya da savaş-kaç-don tepkileri verebilir.

Alçak Eşik Aktif Davranışsal Cevap Uyarandan kaçış Rahatsız olduğunu belli eder, kişilerden ya da ortamdan uzaklaşır.

Kitapta bu durumlara gerçek örnekler verilerek, anlaşılır hale getirilmiş.

  1. Duyusal Diskriminasyon (Ayırt Etme) Bozukluğu: Duyusal diskriminasyonun, sinir sistemine gelen duyusal bilgilerin detaylarıyla ayırt edilmesi olduğu belirtilen kitapta, bu bilgileri zamanında ve doğru şekilde anlaşılmakta zorluk çekilmesi durumunun bozukluk olduğu belirtilmiş ve sekiz duyuda ayrı ayrı incelenmiştir:
  1. İşitsel diskriminasyon bozukluğu
  2. Görsel ayırt etme bozukluğu
  3. Taktil (dokunsal) diskriminasyon bozukluğu
  4. Tat diskriminasyon bozukluğu
  5. Koku diskriminasyon bozukluğu
  6. Vestibuler diskriminasyon bozukluğu
  7. Proprioseptif diskriminasyon bozukluğu
  8. İnteroseptif diskriminasyon bozukluğu
  1. Duyusal Kaynaklı Motor Sorunlar: Bu maddede iki alt başlıkta incelenmiş:
  1. Duyusal praksis: Motor planlama bozukluğu (dispraksi=beceriksizlik)
  2. Postural bozukluk

Duyu bütünleme problemlerinin davranışsal sonuçları bölümünde, tam da benim ilgimi çekme sebebi açıklanmış:

Duyu bütünleme problemi yaşayan çocuğunuzun istenmeyen bu davranışlarının asıl kaynağını; siz, eksik yaptıklarınız ya da onun şımarıklıkları veya sorumsuzlukları olmadığını görmenizi, psikolojik ya da algısal bir sorundan kaynaklanmadığını anlamanızı, zorlandığı alanlarda ona arzu ettiğiniz desteği sağlayabilmeniz için gerekli bilgiye, olabildiğince ulaşmanızı sağlamak.

Yazar, duyusal hassas çocukların, empati yeteneklerinin yüksek olduğu, karşısındaki insanın her hareketini okuyabildiği ve gerçek duyguları farkedebildiğini ve bunun onlar için yorucu olduğunu ifade ediyor:

Tüm duyusal uyarılmaların yanında, sizin duygunuzun onlarda hissettirdiği duygusal zorlanmalar da eklendiğinde, zaten kendi duygusunu regule etmekte zorlanan bu çocuklar için, çevresindeki insanların, anne baba ya da öğretmeninin duyguları bile onlar için zorlayıcı olabiliyor. Bu hassas çocuklarla önemli konuları konuşmak isterken, göz teması kuramadığınız ortamlarda, örneğin siz arabayı sürerken çocuğunuz arka koltuktaysa, sizin duygularınızı okumakla pek meşgul olamayacağı için daha kolay açıldığını, duygularını daha kolay ifade ettiğini görürsünüz.

Kronik stres ve travma gibi durumların, tüm beyin yapısına olduğu gibi duyu bütünleme süreçleriyle ilgili olanlarına da zarar vereceğinin söylendiği kitapta, bu süreç şöyle özetlenmiş:

Kronik stresin, beyin dokularına, kanıtlanmış birçok zararı vardır. Travma geçiren ve strese maruz kalan beyin; adrenalin ve noradrenalin gibi hormonların ardından kendi dokularına zarar veren stres hormonu olan kortizolu salgılar. Salgılanan bu hormonlar beynimizin amigdala bölümünü aşırı uyarır, korku ve stres reaksiyonları vermesine sebep olur. Bu durumu erken yaşta ve yoğun yaşayan çocuklarda, duygusal limbik beyin ve sinir hücrelerini birbirine bağlayan ak madde gibi temel yapıların çalışma şekli hatta büyüklüğü ve yapısı etkilenir. Hipokampuste yeni hücre oluşumu azalır, üst beyin ile olan bağlantı bozulur.

Travma ve ihmal üzerine yapılan ayrıntılı bir araştırma sentezine göre, travmanın uyarılma düzenlemesinden sorumlu olan beyin alanlarındaki bütünleyici snaptik bağlantıların sayısı üzerinde ölçülebilir derecede olumsuz etkisi vardır.

Yazar, kitabın bu bölümünde, duyu bütünleme sorunlarının davranışsal sonuçlarını içeren ayrıntılı bir liste eklemiş.

“Davranışa Duyu Bütünleme Gözlüğünden Bakmak” bölümünde, pek çok sorunun, duyu bütünleme yöntemleriyle değerlendirilmesine yer verilmiş. Yazar bu başlıkla instagram adresinde de çeşitli durumların incelemesine yer veriyor. Ben uzun uzun anlatmayacağım ama nelere böyle bakılabileceğine dair fikir verebilmesi açısından, başlıklarını yazmak istiyorum:

  • Bağlanma problemleri
  • Kıyafetlerle ilgili problemler
  • Banyo yapmayı, yüzüne ya da saçına su gelmesini istememe
  • Saçlarının taranması, bağlanması ya da açık kalmasına tepki
  • Tırnaklarının kesilmesinden huzursuz olma
  • Ellerle ilgili hassasiyetler
  • Ayaklarla ilgili hassasiyetler
  • Canının acımasına normalden az ya da çok tepki verme
  • Kirlenmeye tepkisizlik
  • Dağınık, özensiz kıyafet duruşu
  • İnsanlara, eşyalara, objelere sürekli dokunmak, sıkıştırmak isteme
  • Elinde sürekli oyuncak, obje taşıma
  • Ellerini yumruk yapıp sıkma
  • Fiziksel beceri gerektiren oyun ve aktivitelerde çabuk yorulma ya da beceriksizlik
  • Vurma; Güç kontrolü problemleri
  • İnce motor problemleri
  • “Kıyafet-ayakkabı giyme çıkarma”, “diş fırçalama” gibi öz bakım becerilerinde zayıflık
  • Özgüven problemleri
  • 2 Yaş sendromu
  • Aşırı hareketlilik; Hiperaktivite
  • Sallanarak uyuyan bebekler
  • Harekete töleranssızlık
  • Tembellik
  • Araba tutması
  • Yerçekimi ile ilişkide sorun
  • Hareketle ya da yükseklikle artan terleme ve kalp atışı gibi uyarılma, çabuk yorulma belirtileri
  • Sakarlık
  • Postural duruş sorunları
  • Koordinasyon sorunları
  • Gelişimsel koordinasyon bozukluğu
  • Öğrenme sorunları
  • Dikkat dağınıklığı
  • Planlama sorunları
  • Değişikliklerden kaçınma, aynı rutinde ısrarcı olma, obsesif takıntılar
  • Okuma ya da yazma problemleri
  • Dağınıklık
  • Konuşma problemleri
  • Kekeleme
  • Yemek yeme sorunları
  • Tuvalet problemleri; Tuvalet kaçırma, kaka-çiş tutma, kabızlık
  • Sosyalleşme sorunları
  • Uyku problemleri
  • Kreşe-okula alışma sorunları
  • Gelişimsel sorunlar
  • Prematürelik
  • Kendini uyarıcı davranışlar, stereotipler
  • Bebeklik dönemi mastürb.syonu
  • “Meme emmeyi, emziği bırakmada zorluk”, Parmak emme”, “her şeyi ağzına sokma”
  • “Tırnak yeme”, “Kalem arkası ısırma”
  • Tikler
  • Oyun becerileri
  • Kulak enfeksiyonları
  • Alerjiler
  • Uyaran eksikliği
  • Üstün potansiyelli çocuklar
  • Büyüme atakları
  • 3 Boyutlu düşünme: Geometrik matematik becerileri, yer yön bulma, resim çizme, hayal etme
  • Otizm: Kendini kapatma, sosyal izolasyon
  • Yetişkinlerde duyu bütünleme

Yazar bir sonraki bölümde, duyusal profili tanımak için tablolar vermiş. Sonrasında da her durum için muhtemel çözüm önerilerinden bahsetmiş. Örneğin kıyafet giyme sorunu varsa, “fermuarlı ya da düğmeli kıyafetler yerine düz modelleri tercih edin” önerilerden sadece biri.

Kitap çok fazla bilgi yüklü. İki kere okumama rağmen hala tam olarak hakim değilim konuya. Gene de aklımda neler kalmış bir bakayım:

  • Bazı davranışların sebebi, illaki psikolojik olmak zorunda değil. Yaşanılan sorunun duyu bütünleme ile çözülebilecek çok basit bir yöntemi olabilir.
  • Çocuğa merak duygusuyla yaklaşmak önemli.
  • Beyin-vücut bağlantısı çok önemli, bütüncül bakabilmek gerek.
  • Çocuğun duyusal profilini öğrenmek önemli. Ama ben buradaki tablolarla bunu belirleyebileceğimi sanmıyorum. Bir uzmandan -hatta bu uzman Ebru Sidar olsa süper olur- yardım almalıyım.

Yazarın youtube da ekli pek çok videosu var. Konunun daha anlaşılabilir olması için bir göz atabilirsiniz. Aşağıya kendisiyle yapılan bir röportajın linkini ekliyorum.

Yazarın iletişim kanallarının linklerini de aşağıya düşeyim:

http://www.duyusalakademi.com/

https://www.instagram.com/therapist.mom/

https://www.facebook.com/ebrualbayraksidar

Konu Türkiye’de çok yeni. Üzerinde düşünülmesi gereken bir alan. Farkındalık için yukarıda verdiğim kanalları takip edebilir ve kitabı okuyabilirsiniz.

Kitabın Künyesi: 
Duyu’lmak İstiyorum
Yazan : Ebru Albayrak Sidar
Yayınevi : Sola Unitas
Sayfa Sayısı : 328

İlgili Yazılar :

About yagizlahayat

4 Ağustos 2009 dan beri hayatımın yeni bir amacı var. Bu blog afacan oğlum Yağız'a ilk doğumgünü hediyesidir.
Bu yazı Okumalarım, Uncategorized içinde yayınlandı ve , , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

9 Responses to Duyulmak İstiyorum

  1. Gülcan Kaplan dedi ki:

    Kalemine sağlık Fatoşcuğum❤️

    Beğen

  2. Sabriye dedi ki:

    Baştan sona soluksuz okudum teşekkürler.💖💖💖

    Beğen

  3. Geri bildirim: Kabil’i Yetiştirmek | Oğlumu Büyütürken

  4. Geri bildirim: Ebeveynler İçin Farkındalık | Oğlumu Büyütürken

  5. Geri bildirim: Ebeveynlikte Altın Saatler | Oğlumu Büyütürken

  6. Geri bildirim: Evet Beyinli Çocuk | Oğlumu Büyütürken

  7. Geri bildirim: Köpek Gibi Büyütülmüş Çocuk | Oğlumu Büyütürken

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s