Aslanyürekli Kardeşler

Bu kitabı böyle bir günde yayınlamak için özetlememiştim. Ama öyle bir dönemde yaşıyoruz ki, güzel şeyler için uygun zaman bulmak zor. Deprem, savaş, kendi kişisel sağlığımız ve şimdi de Korona. “Öyle bir dönemine düşmüşüz ki dünyanın” diye başlayan kelimeler kurasım geliyor. Ama belki de her dönem kendi acılarını barındırıyor ve insan unutuyor. Şimdilerde evdeyiz. Sürekli kötü haberlerle yoğrulmak çok yorucu. O yüzden sık sık podcast dinliyor, kitap okuyor ve gündemden biraz soyutlamaya çalışıyorum kendimi. Blogla uğraşmakta bunlardan biri. Gerçi bu yazıyı yeni yazmadım ama yayınlamak bu güne kısmetmiş. Bu günlerde yeni kitap arayışı olanların ilgisini çeker belki.

Bu kitap, öyle hüzünlü bir girişle başlıyor ki, çocuğunuzun gözlerinden yaş gelebileceği konusunda sizi uyarmalıyım. Hatta sizin bile 😦 Ancak gene de öylesine sıcak ve öylesine sevgi dolu bir kitap ki, hiçbir çocuk da mahrum kalmamalı diye düşünüyorum. Kadim zamanlardan kalma masallar gibi…

Kitabın anlatıcısı Karl Aslan, yani küçük kardeş. Abisi Jonathan Aslan’ın nasıl Jonathan Aslanyürekli’ye dönüştüğünü anlatıyor. Karl yataktan çıkamayan ve yakında öleceğini bilen bir çocuk. Bundan çok korkuyor ama abisi ona korkmamasını söylüyor. Öldüğünde gideceği Nangijala’yı anlatıyor. Masallar ve kamp ateşlerinin diyarını. O gittikten bir süre sonra da kendisinin geleceğinden bahsediyor. Cesur, iyi kalpli, çalışkan ve bir prens kadar yakışıklı olan, üstelik kardeşini çok seven Jonathan.

Ama işler düşündüğü gibi olmaz. Bir gece çıkan yangında, Jonathan kardeşini kurtarmak için eve girip, sırtında kardeşiyle camdan atladığında, artık bir Aslanyürekli olarak Nangijala’ya ilk o gitmiştir. Karl (ya da abisinin taktığı adıyla Çörek) günler boyu ağlar ama bir gece abisi bir güvercin kılığında gelir. Ona Nangijala’daki evlerinden bahseder ve bir an önce gelmesini beklediğini söyler.

Ve sonunda Çörek, Nangijala’da bulur kendini. Tam da Atlılar Çiftliği’nin kapısında. Jonathan’ı dere kenarında balık tutarken bulur. İki kardeş mutlulukla sarılırlar. Her şey Jonathan’ın anlattığı gibidir. Evde onları iki at beklemektedir. Grim ve Fjalar. Çörek’in atı Fjalar’dır. O gece abisiyle doya doya sohbet eder Çörek. Ertesi gün atlarına binip dolaşırken Sofia ile karşılaşırlar ve akşama onları Altın Horoz adlı hana davet eder. Herkesin Karl ile tanışmasını istemektedir. Her ne kadar Kiraz Vadisi’nde hayat güzel olsa da, biraz ilerideki Yabangülü Vadisi’nde o kadar güzel değildir. Tengil adlı düşman, Yabangülü halkını köleleştirmeye çalışmaktadır. Onlara yardım edenlerin başında Sofia yer almaktadır ve onun güvercinleri ile haberleşme sağlanmaktadır. Ama içlerinde bir hain vardır ve işler giderek kötüleşmektedir. Yabangülü Vadisi’nin lideri Orvar yakalanmış ve Katla Mağarası’na hapsedilmiştir.

Jonathan Yabangülü Vadisi’ne geçmesi gerektiğini söyleyerek Karl’ı yalnız bırakır. Ancak gece rüyasında Jonathan’ın yardım çağrısında bulunduğunu gören Karl, tüm korkularına rağmen yola düşer. Yolda kurt saldırısına uğradığında onu Hubert kurtarır. Ama ona güvenmediğinden kaçar ve saklandığı mağarada, Tengil’in askerlerinin geldiğini görür. Onlar haini beklemektedirler. Gelen kişi hiç ummadığı birisidir: Jossi, Altın Horoz.

Karl orada beklerken birçok gizli bilgi öğrenir. Jonathan’ın Jossi tarafından ihbar edildiğini ve Yabangülü Vadisi’nde her yerde arandığını öğrendiğinde yüreği ağzına gelir. Jossi onlara Karl’dan da bahseder ve onu ele geçirirlerse Jonathan’ı yakalayabileceklerini söylerler. Jossi gittikten sonra, Tengil’in adamları Kader ve Veder Karl’ı ele geçirirler. Ancak kim olduğunu anlamazlar. Yabangülü Vadisi’nde dedesiyle yaşadığını söyler ve onu yanlarına alarak götürürler. Dedesinin evini göstermesini söyleyerek, doğru söylediğini test ederler. Karl bir evin önünde oturan yaşlı adamı ve beyaz güvercini görünce koşarak dede diye sarılır. Neyse ki yaşlı adam onu geri çevirmez ve oyunu bozmaz. Tengil’in adamları, torununa sahip çıkması konusunda Mattias’ı uyararak giderler. Şans eseri Karl tam doğru eve gelmiştir. Abisi Jonathan da o evde saklanmaktadır. Hemen Sophia’ya, güvercin Bianca ile haber gönderirler.

Yabangülü Vadisi’nde hayat çok zordur. Jonathan gizli bir bölmede yaşamakta ve geceleri oradan tünel kazmaya çalışmaktadır. Ancak sürekli olarak nöbetçiler dolaşmaktadır etrafta. Ertesi gün Tengil meydana gelir ve onun ne derece korkunç olduğunu Karl da görmüş olur.

Jonathan kılık değiştirerek ve atları alarak, Karl’ın Jossi’den öğrendiği parola ile kapıdan çıkar. Karl ise kazmış oldukları tünelden geçerek Jonathan ile buluşur. Şimdi Orvar’ı kurtarma vaktidir.

Geceyi bir köknar ağacının altında geçiren kardeşler, sabah ormanın içine doğru yol alır ve yaşlı Elfrida’nın kulübesine gelirler. Elfrida onlara yiyecek bir şeyler verir. Sonra yola düşer ve Karma Şelalesi’nin yanına ulaşırlar. Gece olduğunda korkunç bir gök gürültüsü ve aydınlanmanın ardından Katla’yı görürler…

Katla ortadan kaybolduğunda, Jonathan ona Katla’nın nasıl ortaya çıktığını anlatır. Yüzyıllardır uyuyan ejderha bir gün Katla Mağarası’nda uyanmış ve yakındaki Tengil’in sarayına giderek herkesi öldürmüştür. Ama Tengil’in yardım için çaldığı boru, onu uysallaştırmış ve Tengil’in her dediğini yapar hale gelmiştir. Tengil’de onu emellerine ulaşmak için kullanmaya başlamıştır. Bir de Elfrida’nın bahsettiği nehirde yaşayan ejderha yılanı Karm vardır ki, henüz bir masal kahramanı mı, yoksa oda Katla gibi bir gün uyanacak olan bir canavar mı bilinmemektedir. Jonathan ve Karl o gün Katla Mağarası’nın olduğu dağa tırmanır ve Orvar’ı kurtarmak için korunan kapının dışında bir giriş ararlar. Sonunda buldukları karanlık yol onları Orvar’a götürür. O gün Katla’ya verilmesi planlanan, artık ölmek üzere olan Orvar’ı, son anda saklandığı kafesten kurtarır ve karanlıkta gizlenirler.

Atlara binip Yabangülü Vadisi’ne doğru yol aldıklarında, karşılaştıkları Tengil askerlerinden kurtulmak ve daha hızlı olabilmek için, Karl’ı yolda bırakırlar. Ne şans ki Karl, Sophia, Hubert ve Jossi’nin geldiğini görür. Anlaşılan o ki, Jossi’nin hain olduğunu bildirdikleri not, Sophia’ye ulaşmamıştır. Karl gerçeği söylediğinde ona inanmazlar ama Jossi’nin göğsündeki işarete bakmalarını söylediğinde gerçek ortaya çıkmıştır. Jossi kaçmak isterken, nehrin suları arasında kaybolur.

Sonraki günler, Mattias’ın mutfağında savaş planları yapmakta geçer. Son savaş gününe hazırlanır herkes. O gün geldiğinde, Orvar, Sophia, Hubert, Jonathan ve adamları askerlere saldırır. Çoğunu ortadan kaldırmalarına rağmen son anda Tengil Katla ile birlikte gelir. Tüm ümitler sönmüştür. Katla, Tengil’in işaret ettiği herkesi öldürür. Ancak son anda Tengil’e saldıran Jonathan boruyu ele geçirir ve Katla’nın yeni efendisi olur. Ona Tengil’i öldürmesini emreder. Savaş sonunda Hubert, Mattias ve daha pek çok kişi ölmüştür. Sophia askerlerinden kalanları toplayıp giderken, Jonathan’a da bir an önce dönmesini tembihler. Jonathan, Katla’yı mağarasına kilitledikten sonra gitmeyi planlamaktadır ama işler umduğu gibi gitmez. Köprüden geçerken boruyu nehre düşürmesiyle, Katla özgür kalır ve saldırıya geçer. Ateşleri Jonathan’ı yalayıp geçerken canlarını zor kurtarıp Tengil’in sarayına sığınırlar. Artık bir kurtuluş yolu görünmemektedir. Katla aşağıda uzanmış ve anın tadını çıkarmaktadır. Ancak Jonathan’ın hırsla yuvarladığı kaya, Katla’ya çarpar ve onun şelaleye yuvarlanmasına sebep olur. Katla’nın nehre düşmesiyle hayal bile edilemeyecek bir şey olur. Karm uyanır ve müthiş bir mücadele başlar. Sonunda ikisi de sulara gömülürler. Artık savaş bitmiştir. Hemen dağdan inerler ve çok yorgun olduklarından kamp ateşi yakarlar. Atları da çok yorgundur ve yığılırlar. Jonathan, Mattias’ın şimdi olduğu yeri anlatır Çörek’e. Nangilima’yı. Orası mutlu masalların vadisidir. Sonra Jonathan kendisinin de oraya gitmesi gerektiğini söyler. Çünkü Katla’nın ateşi değmiştir ona ve yavaş yavaş felç olmaktadır. Atları ise çoktan gitmiştir Nangilima’ya. Çörek isyan eder. Bir kez daha onu bırakmasını istemez. Sonunda Çörek artık hareket edemeyen abisini sırtına alır ve uçurumdan atlar. Tıpkı abisinin dünyada ona yaptığı gibi…

“Ah, Nangilima! Jonathan, bak, ışığı görüyorum! Işığı görüyorum!”

Kitabın Künyesi: 
Aslanyürekli Kardeşler
Yazan : Astrid Lindgren
Resimleyen : Ilon Wikland
Çeviren : Ali Arda
Pegasus
8+

İlgili Yazılar :

About yagizlahayat

4 Ağustos 2009 dan beri hayatımın yeni bir amacı var. Bu blog afacan oğlum Yağız'a ilk doğumgünü hediyesidir.
Bu yazı Uncategorized, Yağız'ın Kitaplığı içinde yayınlandı ve , , , , , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

1 Response to Aslanyürekli Kardeşler

  1. Geri bildirim: Mio, Benim Mio’m | Oğlumu Büyütürken

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s