8,5 Yaş…

8-8,5 YAŞ5Yağız’la ilgili yazılara başlarken hep zorlanıyorum. O ilk cümle var ya, gelmiyor bir türlü. Kendimi tekrar etmekten endişe ediyorum bir yandan, diğer yandan hala yazmam doğru mu diyorum. Ne de olsa Yağız artık büyüdü. Yazacaklarımın hoşuna gitmeyeceği bir yaşa doğru ilerliyor. Hani kötü bir şey yazdığımdan değil de, bilinir olmaktan hoşlanmayacağı ihtimaline karşı endişem. Sırf bu sebeple 8 Yaş yazısını şifrelemiştim. Ama o da çok keyif vermedi bana.

Bir yandan da, geriye dönüp okuduğumda sıcacık oluyor içim. Unuttuğum ayrıntıları hatırlıyorum. İyi ki yazmışım diyorum.

Öyle işte, kafam hala karışık bu hususta. Bu sefer de tutayım notumu, bir sonrakine yeni bir muhakemeye girer, yüreğimin götürdüğünü yaparım gene 🙂

8-8,5 YAŞ8Son altı ayda Yağız’ın doğumgününü yaptık, tatile gittik. Bunları ayrıntılı olarak anlattım zaten. Yazın kalanında bolca dışarıda oynadı Yağız. Tam çocuk gibi çocuk oldu yani 🙂 Ama sayılı gün çabuk geçer demişler. Sonunda okul açıldı ve 3. sınıf oldu oğluşum.

Bu sene okula daha farklı yaklaşıyor Yağız. Derslerin eğlenceli olduğundan bahsediyor. Yeni öğrendiği bir şeyi heyecanla anlatıyor. Ödevlerini de genelde etüdde tamamladığından ödev stresi de yaşamıyoruz.  Sadece haftada bir gün Maker Juniour kursuna gittiğinde ödev eve geliyor. Onu da hemen sorunsuzca yapıyor.

Yağız, tablette oyun oynamaya çok düşkün son zamanlarda. Her ne kadar hafta içi vermesek de, hafta sonunu iple çekiyor ve bıraksak başından kalkmamacasına oynamak istiyor. Sürekli pazarlık halindeyiz bu yüzden ve bu benim hiç hoşuma gitmiyor. Biliyorum ki onlar farklı bir dönemin çocukları. Tamamen teknolojiden uzak tutmak imkansız. Ki bunu kendimiz için bile başaramıyoruz. Hatta şuan burada bunları yazıyor olmam bile bunun bir göstergesi. Bu sebeple daha görece olarak faydalı alanlara yönlendirmeye çalışıyorum. Kodlama, mental-up gibi. Ama o bunları oyundan sonra oynamayı tercih ediyor, ya da youtube videolarından 😦 Bu arada benim endişelerimin tersine görüşlerde mevcut. Her ne kadar bunlara çok güvenemesem de gene de biraz rahatlamama neden oluyor. Tıpkı Eğitimpedia’da yer alan Ünlü Psikolog Peter Gray’den Bilgisayar Oyunlarına Farklı Bir Bakış yazısı gibi. Bir de UNICEF tarafından hazırlanan ve bir arkadaşım sayesinde haberdar olduğum Dijital Bir Dünyada Çocuklar başlıklı rapor var. Çok ayrıntılı bir rapor olduğundan, tamamen kendimi vererek okuyamamış olsam da burada bulunsun linki. Genel olarak “Her çocuk, dijital dünyanın sunduğu olanaklardan faydalanabilmeli ve kendilerini bekleyen çevrimiçi risklerden korunmalıdır. ” düşüncesi çevresinde bir rapor. Bunun yanında, Bir Sınıf Değişir’de yer alan, ÇOCUĞUNUZ EKRAN BAĞIMLISI MI? Anlamanız İçin 9 İpucu tarzı yazılara daha yakın hissediyorum kendimi. Yağız’ın sürekli “sıkıldım, ben şimdi ne yapıcam” sözleri bana bağımlı olduğu korkusu yaşatıyor.

8-8,5 YAŞ7Yağız’ın diş bakımı hala problem bizim evde. Bir gece diş ağrısından uyuyamayıp, ertesi günde dişini çektirmek zorunda kalınca -ki kanal tedavi denmesine rağmen yaptıramadığımızdan çekildi- bizim fırçalamamıza izin verdi. Ama oda çok düzenli olamıyor maalesef. Kendi deyimiyle “medifasyon” yapıyor, bana sarılıyor. Kendini rahatlatmanın yollarını arıyor. Gene de benim için çok yorucu oluyor bu süreç. Son günlerde babası ile daha kolay hallediyorlar sanki. Bu süreçte 8. dişi de düştü. Son durumda 8’i düşme ve 3’ü çekilme sonucu 11 diş eksiği var. Yer tutucu da yaptıramadığımızdan, ilerde ortodontik tedaviye ihtiyaç duyacak gibi görünüyor.

Yağız büyüdükçe ve de etrafında maruz kaldıkça, abur cubur yasağı deliniyor biraz biraz. Artık okuldaki kantin gününde ve haftada bir kere markette kraker almasına izin veriyoruz. İçecek olarak ise haftada 1-2 tane meyveli kefir kaçamağı var.  En azından benim bilgim dahilinde olanlar bunlar 🙂 Eskisine göre “ben bunu yemem” çıkışları arttı son zamanlarda. Ev yapımı kek, börek, poğaça, su böreği, yaprak sarma tarzı şeyler favorisi. Ama yemeği beğenmediyse ve evde bunlardan da yoksa, kahvaltıda yemediği bir tabak peynirle karnını doyurabiliyor 🙂 Meyve zaten her daim favorisi. Son zamanlarda muz, elma, mandalina, portakal ve nar en fazla tükettikleri. Bir ara süte çok düşkündü ama şuan düzenli bir tüketimi yok. Kahvaltıda su içmeyi tercih ediyor. En sorunlu öğünümüz sanırım kahvaltı oluyor okul zamanı. Uyanır uyanmaz yemek istemiyor canı ama zaman sınırlı olduğundan yemek zorunda. Ballı muz her gün sabit. Patatesli yumurta ve tosta itiraz etmiyor. Bazen rafadan yumurta istiyor ama üst üste olursa onu da yemiyor. Okul için atıştırmalık olarak da, meyve, kuru incir, ceviz, hurma, bazen kek, kurabiye, poğaça götürüyor. Okulda tüm yemeklerini bitirdiğini söylüyor. Çünkü kural öyleymiş 🙂 Şuan 31,5 kilogram ve 138 cm. Son altı ayda 2 cm uzamış ve 3,5 kg almış. Kilo artışı olarak bir rekor bu Yağız için 🙂

ÇAĞIL 63-001

Yağız evde biraz asabi olsa da, dışarıda genel olarak sakin bir çocuk. Hiçbir arkadaşıyla kavga ettiğini görmedim henüz. Küçüklere karşı da koruyucu bir tavrı var. Ancak bunun farkedilmesinden çok hoşlanmıyor 🙂 Arkadaşlarının duygularına önem veriyor ve ona göre davranıyor genelde. Her çocuk gibi, yaşıtlarıyla olmaktan hoşlanıyor. Ama biz, özellikle kışın buna çok ortam sağlayamıyoruz. Okuldakiyle yetinmek zorunda kalıyor. Futbol hala odak noktası. Hafta sonları topunu alıp iniyor parka. Birilerini bulursa maç yapıyor. Evde de ayağında sürekli top var. Dilinde de sürekli futbolcular 🙂 Büyüdüğünde futbolcu olamazsa da futbol spikeri olma hayalleri var 🙂

Doğduğundan beri Yağız’la en sevdiğimiz rutinimiz  yatmadan önceki kitap okuma saatimiz. Tüm gün birlikte bir şey yapamamış olsak da, o saati kaçırmıyoruz. Sonrasında bazen hayal kuruyoruz, bazen gölge oyunu oynuyoruz, bazen de sadece sarılıp uyuyoruz.

Bu aralar şarkı söylemekten hoşlanıyor bizimki. Sen tut klasik müzikle, Fikret Kızılok’la büyüt, o gitsin Tatlım Tatlım hayranı olsun diye isyanlarda olsam da, eh ne yapalım deyip kabulleniyoruz mecburen 🙂 Rap-arabesk-pop tarzı bu müzikler çok itici bana göre. Kuşak çatışmasının ayak sesleri bunlar 🙂 Neyse, bu da geçer, neler neler geçmedi ki diyoruz ve teselli buluyoruz 🙂

8-8,5 YAŞ6

Pek not edemiyorum Yağız’la diyaloglarımızı artık. O yüzden de hatırlayıp yazması zor oluyor. İşte sadece birkaç örnek.

♥ Yağız akşam birlikte birşeyler yapalım mı dedi, olur dedim. Ahşap blokları getirdi bunlarla ev yapalım diye oynamaya başladık:

  • Yağız: Anne aslında ben bunlarla oynamazdım ama seninle oynamak için bunu seçtim. Seninle birlikte yapmak bana iyi geliyor.

♥ Okulda geçen gününü anlatır:

  • Yağız : Anne bugün H. sınıfın en yardımseveri seçildi.
  • Anne: Nasıl seçildi?
  • Yağız: Oylama yaptık.
  • Anne: Adaylar kimlerdi?
  • Yağız: H ve E. Ben H. ye verdim ama hiç belli etmedim. E üzülmesin diye kimi desteklediğimi belli etmemeye karar verdim. H. kazanıncada çok ciddi durdum. Oley falan demedim.

Empati yapmış kuzum 🙂

♥ İsmim konusunda bir türlü anlaşamıyoruz 🙂

  • Yağız: Anne ben senin adını sorduklarında Fatma diyorum.
  • Anne: Neden acaba? Etrafta bana Fatma diyen yok babandan başka.
  • Yağız: Biliyorum da Fatoş, toş toş komik 🙂

♥ Okulda çarpma ile ilgili yarış yapmışlar ve kazananlardan biri olmuş:

  • Yağız: Anne çok eğlendim. Çarpma yarışı çok güzeldi. Ama B. eğlenmedi. Sizi geçicem dedi hep, sadece kazanmaya odaklandı. O yüzden de ilk seferde elendi.

Öğrenmeyi, eğlenmekle harmanlaması ve bu farkındalığı çok hoşuma gitti.

♥ Bazen böyle şeyler duymak da iyi geliyor 🙂

  • Yağız : Anne sen en iyi anne oscarını almalısın. En en en iyi anne oscarını 🙂 (Bu çocuk bende benim göremediğim neyi görüyor acaba :-P)

8-8,5 YAŞ9.jpg

Hayatın koşturmacası içinde birbirimize fazla vakit ayıramasak da, birlikte olabildiğimiz anlar, yapılması gereken işler listesiyle dolu olsa da, çoğu zaman gerilsek ve birbirimizi kırsakda, günün sonunda Yağız her şeyi temize çekiyor. Bizi olduğumuz gibi kabul ediyor. En kötü anda bile, hiçbir şeyi değiştirmek istemiyor hayatında. Bazen sözel olamasa da, en kötü durumda bile gelip sarılabiliyor. Anda kalmayı başarabiliyor. Bizi dönüştürürken, biz onu değil, o bizi büyütüyor sanki.

Bugün sömestr tatilinin son günü. Yarın ikinci dönem başlıyor. Bolca oynadığı bir onbeş gün geçirdi Yağız. Son bir haftası birlikteydik. Ama çabucak geçiverdi. Yeniden bir koşturma başlıyor yarın. Ama zaten yaşam yolda olmak değil midir? Keşke yolculuğun tadını çıkarabilmeyi başarabilsek.

Her ne kadar çabuk büyümesini istemesem de, onun çok güzel bir adam olacağını hayal ediyorum. Seçtiği işi, eğitimi ne olur, hayat ona  nasıl bir gelecek hazırlar bilmem ama içimdeki his, güzel bir insan olacak diyor…

İlgili Yazılar :

About yagizlahayat

4 Ağustos 2009 dan beri hayatımın yeni bir amacı var. Bu blog afacan oğlum Yağız'a ilk doğumgünü hediyesidir.
Bu yazı Ay Ay Gelişim, Uncategorized içinde yayınlandı ve , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

6 Responses to 8,5 Yaş…

  1. serap dedi ki:

    Fatoşcuğum merhaba nasılsın? çok sık olmasada seni sayfandan takip etmeye çalışıyorum
    .sanırım yarın(4 Ağustos )Biricik yağızın aranıza katıldığı hayatını anlamlandırdığı gün.Hep birlikte nice mutlu yıllarınız olması dileğiyle.yılın en iyi anne oskarı adaylığı konusunda yağızla hemfikirim bu arada:)mutluluğunuzun daim olması ümidi ve duası ile… serap(Aktan)Kölgelier

    Beğen

  2. Geri bildirim: 9 Yaş… | Oğlumu Büyütürken

  3. Geri bildirim: 10 Yaş… | Oğlumu Büyütürken

  4. Geri bildirim: 11 Yaş… | Oğlumu Büyütürken

  5. Geri bildirim: 12 Yaş… | Oğlumu Büyütürken

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s