Etkili Anne-Baba Eğitimi

img_5547-001Artık çocuk eğitiminde farklı bir fikir okumam diye düşündüğümde, hep başka fikirler çıkıyor karşıma. En doğru denebilecek bir yöntem yok sanırım. Ancak kişiye en uygun yöntemden bahsedilebilir. Bu da ancak o kişi “işte budur” dediğinde olur. Tabi sonrasında uygulanıp uygulanamayacağı da başka bir bilinç gerektiriyor.

Bu kitap bana bir başka açıdan bakmam gerektiğini gösterdi. Uygulayabilir miyim bilemiyorum. Bir kere de yazarak tekrar etmek istedim. Bu yöntemi kullanabilirsem daha huzurlu olacağımızı düşünüyorum. Ancak kendimden emin olamıyorum 🙂

Bu kitap, ebeveynlere çocukların, kendi sorunlarına kendi çözümlerini bulmak için onlara sorumluluk almayı özendirmenin, öğrenilmesi kolay metotlarını sunar ve evde ebeveynlerin bu yöntemleri nasıl kullanacaklarını anlatır.

diye tariflenen bu kitabın, evdeki çatışmaları engelleyerek, ebeveyn ve çocukların birbirlerine muhalif gruplar yerine daha yakın olmalarını sağlayan bir yöntem olduğu söylenmiş.

İki insanın birden bire ebeveyne dönüşmesinin, gerçek duyguları olan gerçek insanlar olduklarını, kişisel sınırları olduğunu ve de hatalar yapabileceklerini unutmalarına sebep olduğunu söyleyen kitap, bu kişilerin sürekli tutarlı olmak, sürekli çocuklarını sevmek, koşulsuz kabullenici ve toleranslı olmak, her şeyi çocukları için feda etmek, her zaman adil olmak gibi ağır sorumluluklar yüklediğini, ancak, bir kişinin önce insan olduğunu unutmasının ebeveynliğe adım atarken ki ilk ciddi hata olduğu ifade ediliyor. Üstelik diğer kitaplardan farklı olarak, eşlerin çocuklarıyla olan ilişkilerinde, ortak bir cephe oluşturmak zorunda olmadıklarını söylüyor.

Onay kavramı açıklanırken davranış ve yargının farkı şöyle ifade edilmiş:

Çocuğun kıyafetlerini yere bırakması bir davranıştır. Onu “pasaklı” olarak nitelendirmek bu davranışın yargısıdır.

Ebeveynlerin yanlış kabullenme davranışı sergilemelerinin sıkıntılarından bahsedilen kitapta, aslında kabul etmediği ama kabul ediyormuş gibi göründüğü davranışların çocuklardan kaçmayacağı, bu durumun ebeveynlerince sevilmediği izlenimi doğuracağı anlatılmış. Örneğin çocuğun geç yatmasını kabul etmiş gibi davranan ancak çeşitli nedenlerle bundan memnun olmayan -kendine vakit ayırmak, çocuğun uykusuz kalmaması gibi nedenlerle- bir annenin çocuğunun, bunu hissedeceği ve aldığı karışık mesajlarla psikolojisinin ciddi şekilde etkileneceği belirtilmiş. Yazar, çocuklar için en zor ebeveyn tipinin tatlı dilli, “töleranslı, iddiasız, kabul ediyormuş gibi görünen ama aslında kabul etmediği mesajını veren ebeveynler” olduğunu söylemiş.

Yazar Etkili Anne Baba Eğitimi’ni E.A.E olarak kısaltmış. E.A.E.deki esas kavramın sorunu sahiplenme prensibi olduğunu belirtmiş ve şöyle söylemiş:

Bırakın çocuğunuz problemini sahiplensin ve kendi çözümünü kendi bulsun.

Çocukların kendi çözümlerini bulmak konusunda inanılmaz bir performansa sahip olduğunu söyleyen yazar, uzun vadede çocuğa yapılacak en büyük yardımın, yardım edilmemesi olduğunu söylüyor.

Bu sistemde, kendi çözümünü bulması için çözümü çocuğa bırakan yardım biçimine “Dinleme Becerileri”, ebeveynin kendi hakkını korumak amaçlı problemi üstlendiği durumlara ise “Yüzleşme Becerileri” olarak adlandırılmış.

Çocuk iletişiminde kabul dilinin önemi üzerinde durulan kitapta, bir insanın olduğu gibi kabullenildiğini hissettiğinde o kişinin bulunduğu noktadan ilerleyeceği, nasıl değişip gelişeceğini düşünmeye başlayacağı anlatılıyor:

Kabul, içindeki küçücük bir tohumun olabileceği en güzel çiçek olmasını sağlayan verimli bir toprak gibidir. Toprak yalnızca tohumun çiçek olmasına imkan tanır. Sadece tohumun büyüme kapasitesini salıverir ama kapasite tamamen tohumun içindedir. Bir tohum gibi, çocuk da gelişme kapasitesini kendi oluşumunda taşır. Kabul toprak gibidir-sadece çocuğun kendini gerçekleştirmesine imkan tanır.

Çoğu insanın çocuğu kabullendiğinde onun olduğu gibi kalacağına inandığını, bu yüzden kabullenmeme dilini kullandığını, bu durumun ise çocuğu aileye kapattığını, hislerini ve problemlerini kendine saklayacağını söyleyen yazar, birini olduğu gibi kabul etmenin gerçek anlamda sevmek olduğunu ifade ediyor.

Kabullenmenin çocuğa gösterilmesi gerektiğinden de bahseden yazar, bunun çeşitli yollarından sözetmiş. Çocuk bir şeyle uğraşırken ona müdahale etmemek bunlardan biri. Çocuğu edilgen dinleme de bir başkası. Yani hiç bir şey söylemeyerek sadece dinlemede kalmak, sadece dinlediğini belirten kelimeler kullanmak. Ya, anlıyorum, hımm gibi.

Bir diğer yöntem de bunu sözlü olarak ifade etmek. Ancak bu konuda öncelikle 12 iletişim engelinden yani ebeveynlerin kullandığı 12 yanlış sözel bildirimden bahsedilmiş. Ebeveynlerin bir şey söylediğinde, aslında çocuk hakkında bir şeyler söylediğini belirtmiş. Konuşmanın yapıcı ya da yıkıcı olabileceği ve 12 iletişim engeli kullanıldığında bunun yıkıcı olacağı söylenmiş.

İletişim engelleri şöyle sıralanmış:

  1. Emir vermek, yönlendirmek, idare etmek

Çocuğa duygularının ya da gereksinimlerinin önemli olmadığını anlatır.

2. Uyarmak, gözdağı vermek, tehdit etmek

Çocuğu korkak ve uysal yapabilir.

3. Tembih etmek, ahlak dersi vermek

Çocuğa, otoritenin, görevin ve zorunluluğun gücünü yükler.

4. Öğüt vermek, çözüm ya da öneri getirmek

Çocuğa ebeveyninin kendi çözümlerini bulma becerisine güveni olmadığının kanıtı gibi gelir.

5. Nutuk çekmek, öğretmek, mantıksal kanıtlar öne sürmek

Birine bir şey öğretmeye çalışmak ona onu küçük gördüğümüz, yetersiz bulduğumuz duygusunu verir.

6. Yargılamak, eleştirmek, münakaşa etmek, suçlamak

Çocuklara belki de ötekilerden daha çok kendilerini yetersiz, küçülmüş, aptal, değersiz ve kötü hissettirir. Sık sık yapılan değerlendirme ve eleştiri çocuklarda sevilmedikleri duygusunu uyandırır.

7. Övmek, aynı fikirde olmak

Övgünün çocuklara çok yararlı olduğu inanışının tersine, çok olumsuz etkileri vardır. Çocuğun benlik imajına uymayan olumlu değerlendirme düşmanlık yaratır.

8. İsim takmak, alay etmek, utandırmak

Çocukların benlik imajı üzerinde yıkıcı etkisi olabilir. Onlara kötü, değersiz olduklarını ve sevilmediklerini hissettirebilir.

9. Yorumlamak, analiz etmek, tanı koymak

Çocuğa, ebeveyninin onun neden böyle davrandığını ve amacının ne olduğunu bildiğini iletir.

10. Güven vermek, duygularını paylaşmak, teselli etmek, desteklemek

Ebeveynlerin sandığı gibi yararlı değildir. Çocuğa canı bir şeye sıkılmışken güven vermekle onu anlamadığınızı göstermiş olursunuz.

11. Araştırmak, kuşkulanmak, sorgulamak

Sorular sormak, çocuğa güveninizin olmadığını iletir.

12. Sözünden dönmek, oyalamak, şakaya vurmak, konuyu saptırmak

Çocuğa, onunla ilgilenmediğinizi, saygı duymadığınızı ya da onu reddettiğinizi iletir.

Çocukları konuşturmaya yönlendirici terimler “kapı aralayıcılar” olarak adlandırılmış.  Bunlar çocuğa kendi fikirlerini, yargılarını iletmeden, çocuğun fikir, yargı ve duygularını ifade etmeye teşvik eden cümleler olduğu söylenmiş. Bazıları şöyle:

Anlıyorum

Oh

Buna ne dersin

İlginç

Sahi mi?

Bana ondan söz et

Senin görüşlerini merak ediyorum

Bunu tartışalım

Devam et dinliyorum.

Yazarın en çok üzerinde durduğu şey ise Etkin Dinleme:

Etkin Dinleme, pasif dinlemeden çok daha etkili olmasının yanında, hem “alıcıyı”, hem de “göndericiyi” konuya dahil etme açısından  fevkalade bir yoldur.

Etkin dinleme konusunda pek çok örnek verilmiş. Ben de bir tanesini yazayım buraya:

ÇOCUK (ağlayarak): Dylan oyuncak kamyonumu aldı.

EBEVEYN : Böyle olduğu için kendini kötü hissediyorsun-bunu yapmasından hoşlanmıyorsun.

ÇOCUK : Evet bu doğru.

Yani bir nevi duygularına tercüman olma durumu. Bu şekilde ifade edildiğinde istenmeyen duygulardan kurtulunacağını ve olumsuz duygulardan daha az korkulacağını söylüyor yazar. Bu yöntem çocuğun kendi sorunlarını kendi çözmesine imkan tanıdığından, sorumluluklarını üstlenen ve bağımsız bir kişi olmasına yardım eden bir yöntemdir. Bu yöntem kullanılırken dikkat edilmesi gerekenleri de şöyle sıralamış kitap:

  • Çocuğun söyleyeceği şeyi duymayı istemelisiniz.
  • O sırada yaşadığı problem konusunda ona yardımcı olmayı gerçekten istemelisiniz.
  • Hissettiklerini gerçekten kabul edebiliyor olmalısınız.
  • Duyguların kalıcı değil geçici olduklarının farkında olmalısınız.
  • Çocuğunuzu sizden ayrı bir kişi olarak görebiliyor olmalısınız.
  • Çocuğunuz sorun yaşarken, onunla birlik değil, sadece onun yanında olmalısınız.

Çocukların problemlerini üstlenmelerinin öneminden bahsedilen kitapta bu konuda şöyle söyleniyor :

Çocukların üzüntüleri, şaşkınlıkları, mahrumiyetleri, kaygıları ve evet, başarısızlıkları kendilerine aittir, ebeveynlerine değil.

Kitapta etkin dinlemenin nasıl kullanılacağına ilişkin çok sayıda örneğe yer verilmiş. Etkin dinlemenin sadece olaylar zincirini başlatacağı, nasıl sonuçlanacağının bilinemeyeceği söyleyen yazar, bazen çocuğun değiştiremeyeceğini bildiği durumları kabul etmesini sağladığı gibi, duygularını ifade edebildiği ve kabul gördüğünü hissetmesini sağladığını söylüyor. Çocukların ebeveynleriyle yabancılaşmasının nedenlerinin onları dinlemiyor, öğüt veriyor, öğretiyor, düzeltiyor ve itiraz ediyor olmalarına bağlıyor.

Kitapta etkin dinlemede yapılan hatalardan da bahsedilmiş. Bunları maddelemeye çalışayım:

  • Bu yöntemi, çocukların olmaları gerektiğini düşündükleri davranış ya da düşünüş şekillerine göre yönetmek için kullanmaya çalışmak
  • Önce çocuğu gerçek düşüncelerini söylemek için cesaretlendirip, sonra onu yargılamak, ona tavsiyede bulunmak, ahlaki öğütler vermek
  • Çocuğun kullandığı kelimelerdeki kodları çözememek ve aynen tekrar etmek
  • Çocuğu empatik dinlememek
  • Yeterince zaman olmadığı zaman etkin dinleme başlatmak

Çocuklarla yüzleşmenin etkin yollarının anlatıldığı bölümde ise, ben iletilerinin önemi şöyle belirtilmiş :

Çocuklar eğer ebeveynleri tarafından şu 3 parçayı içeren Ben-İletilerini alırlarsa istenmeyen davranışını değiştirmeye daha yatkın hale gelirler:

  1. İstenmeyen davranışın tanımı
  2. Ebeveynin hissettikleri
  3. Bu davranışın aileye akla yatkın ve somut etkisinin dile getirilmesi

(DAVRANIŞ+HİSSEDİLEN+ETKİ)

Ayrıca ben iletilerinin çocuğu direnme ve isyana yönlendirmek yerine, davranışının aile üzerindeki etkisinin çocuğa dürüstçe söylenmesinin, ona kötü olduğunu söylemekten daha etkili olduğunu söylüyor yazar. Ancak bazı durumlarda bu ben iletilerinin de işe yaramadığını da belirtmiş ve kitabın özünün de bu durumlar olduğunu söylemiş.

Ebeveyn çocuk çatışmalarında kimin kazanacağına ilişkin farklı yöntemlerin anlatıldığı kitapta ilk olarak ebeveynlerin kazandığı yöntemden bahsedilerek buna Yöntem I denilmiş:

Ebeveynler bu kitaptan bir tek şey öğreneceklerse, onun şu olmasını dilerim: Güç ve otoritelerini kullanarak çocuğu bir şey yapmaya her zorlayışlarında, onun kendini denetleme ve sorumluluk edinmeyi öğrenme şansını elinden aldıklarını bilmeliler.

Çocukların sürekli kazandığı yöntem ise Yöntem II olarak adlandırılmış. Bu yöntemde çocukların, her istediklerini aldıklarından, hep “Ben” diyen bencil bireylere dönüştüklerinden bahsedilmiş.

Kitap, otoriteyi sorgulamış sıkça. Çocuklar üzerine hüküm kurmanın gerekliliğini, ödül ve cezayı, güç kullanımını; bunların çocuklar üzerine etkilerini sorgulamış.Ödülün alana yararından çok, alamayana zararı üzerinde durulmuş. Boyun eğmeye alıştırılan çocukların, yetişkin olduklarında da güce karşı korku duyacakları ya da farklı duygusal istenmeyen durumlara neden olacağı anlatılmış.

Burada yazar daha önce okuduğum pek çok kitaptan çok farklı bir şey söylemiş:

Eğitimlisinden eğitimsizine kadar çoğu ebeveyn, çocukların aslında otorite istediklerine, limitler konularak davranışlarının kısıtlanmasından hoşlandıklarına inanır. Onlara göre ebeveynler otoritelerini kullanınca, çocuklar kendilerini daha güvende hissederler. Kısıtlamalar olmadan, disiplinsiz olmakla kalmaz, aynı zamanda güvensiz de olurlar. Kendileriyle ilgilenilmediğini zannedip sevilmediklerini düşünürler.

Ben bu görüşe karşı çıkarken çoğu ebeveyn bunu benimsedi. Çünkü bu görüş onların güç kullanmalarını haklı gösteriyordu. Ben bu inancı bana uygun gelmiyor diye reddetmiyorum. Gerçek yönleri olduğu için reddediyorum ve dikkatle gözden geçirilmesi gerektiğini düşünüyorum.

Oysaki yazar, çocukların ebeveynlerinin duygularını bildiklerinde, davranışlarını kendileri değiştirmeye, bir yetişkin gibi davranarak kendi otoritelerini kurmaya istekli olacağını söylüyor.

Yazarın önermediği ödül-ceza yönteminin uygulanmasında tutarsızlık göstermenin de çocuğu engelleyeceği, şaşırtacağı, kızdıracağı ve hatta “nörotik” yapacağı söyleniyor.

Güç kullanımıyla ilgili de bir takım sözler paylaşmış yazar:

Lord Acton, “Güç bozar, mutlak güç mutlaka bozar”; Shelley “Güç tıpkı salgın hastalık gibidir, dokunduğu her şeye bulaşır ve öldürür”; Edmund Burke, “Güç ne denli büyük olursa, yolsuzluk o denli yaygın olur” demişlerdir.

Güç hakkında yazarın söyledikleri ise şöyle:

Ebeveynin gücü, çocukları inandırmak, eğitmek ya da istenilen biçimde davranmalarını motive etmek anlamında “etkilemez.” Tersine güç, davranışı zorlar ya da önler. Daha güçlü biri tarafından zorlanan ve engellenen çocuk gerçekten inandırılamaz. Gereksinim ve istekleri değişmeden kalan çocuk, üzerindeki güç kalkar kalkmaz eski davranışına dönecektir. Hem aşağılandığı hem gereksinimleri engellendiği için ebeveynine kızacaktır. Bu nedenle güç, aslında kurbanlarına yetki verir, kendi karşıtlarını yaratır ve kendi yok oluşunu kolaylaştırır.

Yazar tüm bu yöntemlerden sonra, kimsenin kaybetmediği bir yöntem önermiş. “Kaybeden Yok.” Bunu da Yöntem III olarak adlandırmış. Ebeveyn ve çocuğun her ikisinin de kabul edebileceği bir çözümü birlikte aramaları, buldukları yöntemleri değerlendirip ikisine de uygun geleni uygulamaları olarak tanımlamış Yöntem III’ü. Bu yöntemde çocukların, kararların alınmasında katkıları bulunduğundan, uygulamakta daha istekli olacakları söylenirken, ayrıca onlara çeşitli katkılarının olacağından bahsedilmiş:

  • Düşünme becerilerini geliştirir
  • Az düşmanlık, çok sevgi
  • Az zorlama
  • Güç kullanımı gerektirmez
  • Otorite ihtiyacını bertaraf eder
  • Gerçek sorunları yakalar
  • Çocuğa yetişkin gibi davranır
  • Çocuklar için Terapi gibidir

Bu yöntemle ilgili ebeveynlerin kaygı ve korkuları da bir bölümde anlatılmış ve bu durumlara yanıtlar verilmiş.

Bu yöntemin küçük çocuklara da uygulanabileceğini söyleyen yazar, bunun faydasını şu şekilde açıklamış:

Kaybeden Yok yöntemi çocuğun yaşamına ne denli erken girerse, çocuk da başkalarıyla demokratik bir biçimde nasıl ilişki kuracağını, başkalarının gereksinimine saygı gösterildiğini nasıl anlayacağını o denli erken öğrenecektir.

Kaybeden Yok yöntemine başlamadan önce, bu yöntemin çocuğa açıklanması gerektiğini belirten yazar, başarılı olabilmek adına basamaklara ayırmış:

  1. Basamak : Çatışmayı (sorunu) tanımlama
  2. Basamak : Çözümler üretme
  3. Basamak : Çözümleri değerlendirme
  4. Basamak : En iyi çözüme karar verme
  5. Basamak : Kararın nasıl uygulanacağını belirleme
  6. Basamak : Değerlendirme için çözümün uygulanışını izleme

Yazar tüm bu basamakların nasıl uygulanacağını ayrıntılı şekilde açıklamış. Bu yöntemin başarılı olabilmesi için, etkili iletişimin daha önceden kurulmuş olması, etkili dinleme ve ben iletilerinin kullanılıyor olması gerektiği belirtilmiş.

Anlaşmalara uyulmadığında, ben iletileri göndererek en kısa sürede yüzleşmek gerektiği söylenilen kitapta, yapılması gerekenlerin hatırlatılması da kesinlikle önerilmiyor.

Ebeveynlerin sorun çözümüne tek başına girmelerinin gerektiğini söyleyen yazar, çocuğa karşı bir cephe oluşturulması izlenimi verilmesini sakıncalı buluyor.

Ebeveynlerin çocukları gelecekleri konusunda etkileme çabalarının, etkileme şansını tamamen kaçırmaları şeklinde sonuçlanacağını söyleyen yazar durumu şu şekilde ifade etmiş:

Çocuklar yetişkinlere karşı gelmez. Onların özgürlüklerini ellerinden alma çabalarına karşı gelirler. Onları değiştirme ya da kendi kafalarındaki kalıba sokma çabalarına, bezdirmelerine, kendi doğru ve yanlışlarına göre davranmaya zorlamalarına isyan ederler.

Ebeveynlerin kendilerini değiştirerek, kabul edemediği davranışların sayısını azaltabileceğini söyleyen yazar, ayrıca kendileri hakkında pek çok şeye hoşgörü göstermeyenlerin, başkalarına da hoşgörü göstermede zorlanacağını söylüyor.

Yaşamından hoşnut olmayan, özsaygısı yetersiz ve mutluluğu kendi çocuklarını başkalarının değerlendirmelerine bağlı bir anne/babanın, çocukların kendine kötü anne/baba olarak göstereceğinden korktuğu davranışlarını kabul etmeme olasılığı yüksektir. Bu ebeveynler için okulda başarı, sporda becerikli çocuklar yetiştirmek statü sembolü olur. Onlar çocuklarıyla gururlanma gereksinimi duymaktadırlar. Çocuklarının, kendilerinin anne/baba olduğunu görecek biçimde davranmalarını isterler. Çok sayıda ebeveyn çocuklarını, kendilerine benlik saygısı vermeleri için kullanıyorlar.

Oysa tüm bunların aksine, her çocuğun kendi olmak istediği şeyi olmaya hakkı olduğunu söylüyor yazar.

Kitap, yazarın belirttiği yöntemler hakkında alıştırmalar kısmıyla sona eriyor.

  • Şimdi bu kitaptan neler anladığımı en kısa şekilde özetlemeye çalışayım.
  • Oğlumla konuşurken iletişim engellerini kullanmamaya çalışmalıyım (ki bu gerçekten zor)
  • İlk olarak kapı aralayıcıları kullanarak “Pasif Dinleme” yapmalı ve kendini ifade edeceği ortam sağlamalıyım.
  • “Etkin Dinleme” ile duygularına tercüman olmalıyım.
  • “Ben İletisi” kurarak duygularımı anlatmalıyım.
  • Çatışmaları çözmek için “Kaybeden Yok” yöntemini kullanmalıyım. Ancak bunu kullanabilmek için öncelikle yukarıda belirtilenleri kullanıyor olmam gerekir.
  • Tüm bunları uygularken, çocuğa karşı ebeveyn cephesi oluşturmamalıyım.

Bunları uygulamak, yazmak kadar kolay olmasa gerek. Belki onları anlamak için arada dönüp çocukluğumuza bakabilsek her şey daha kolay olacak.Anahtar kelime dinlemek sanırım ve de tercihlere saygı göstermek. İçimdeki anne hemen diyor ki: Ya yanlış tercihlerde bulunursa?

Kime göre, neye göre yanlış. Dünya hiç, hep aynı doğru ve yanlışlar üzerine gitmemiş ki. Öyle olsa gelişim mümkün olabilir miydi?

Ah, ama gel sen bunu benim yüreğime anlat…

Bu şuna benziyor:

Yüreğinin götürdüğü yere git oğlum. Ama ben sana izin verirsem 😛

Reklamlar

About yagizlahayat

4 Ağustos 2009 dan beri hayatımın yeni bir amacı var. Bu blog afacan oğlum Yağız'a ilk doğumgünü hediyesidir.
Bu yazı Okumalarım, Uncategorized içinde yayınlandı ve , , , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

7 Responses to Etkili Anne-Baba Eğitimi

  1. Şenay dedi ki:

    Çok faydalandım. Kitabı okumuştum ama özeti yeniden okudum, hatırladım ,iyi geldi. ellerine sağlık

  2. Geri bildirim: Beni Ödülle Cezalandırma | Oğlumu Büyütürken

  3. Geri bildirim: Bütün-Beyinli Çocuk | Oğlumu Büyütürken

  4. Geri bildirim: Sabrımı Zorluyorsun! | Oğlumu Büyütürken

  5. Geri bildirim: Konuş ki Dinlesin Dinle ki Konuşsun | Oğlumu Büyütürken

  6. Geri bildirim: Işığın Yolu | Oğlumu Büyütürken

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s