Çocuğun Cinsel Eğitimi ve Tacizden Korunma Rehberi

DSC02290Bu kitabı alalı iki yıl olmuş. Ama elim bir türlü gitmemişti okumaya. Ancak bazı şeyleri bilmemek, o şeylerin olmadığı anlamına gelmiyor maalesef. Ebeveyn olarak farkında olma zorunluluğumuz olduğu aşikar. O yüzden bu konudaki bilmemiz gereken her şeyi öğrenme sorumluluğumuz var çocuklarımız için.

İçinde pek çok çocuğun acısının yer aldığı bu kitabı okumak oldukça zorlayıcı. Şimdi dilim döndüğünce özetlemeye çalışayım.

Çocukların zarar görmesini engellemek yetişkinlerin görevidir, ama bu sadece yetişkinler bir çocuğun ne zaman tehlikede olduğunu belirleyecek bilgiye sahip olduklarında mümkündür.

diye başlıyor kitap. Çocukların güvenliğini sağlamak için tepki konumundan koruma konumuna geçilmesi gerektiği söylenilen kitapta, cinsel istismarcıların tedavilerine yeterli kaynağın ayrılmasının hayati öneminden bahsediliyor.

Kitapta, istismar konusunda bilinen yanlışlar madde madde sıralanmış. İstismarı dört başlığa ayırmış:

  1. Fiziksel İstismar
  2. Duygusal İstismar
  3. İhmal
  4. Cinsel istismar

Bu maddelerin neleri kapsadığından da bahsedilmiş. Tarih boyunca istismar ve kültürel uygulamalardan söz edilen bölümse, hayli yüz kızartıcı. İnsanlık tarihi boyunca çocuklar çeşitli gerekçelerle sürekli istismar edilmiş ne yazık ki.

Kız ve erkek çocuklarının yetiştirilme tarzının, istismara uğradıklarında verdikleri tepkilerde etkili olduğunu söyleyen yazar,

Küçük bir erkek çocuk, başka bir çocuk kendisine vurduğunda “gidip sen de ona vur” talimatını alabilmekte, küçük kızlar ise tam aksine “terbiyesiz çocuklardan uzak dur” talimatını alarak anne babalarının yanında oturmaya teşvik edilmektedir.

Bunun sonucu olarak, erkekler tacizi dışsallaştırmaya, kadınlarsa içselleştirmeye meyilli oluyor ve sonuç olarak, istismar edilen erkekler şiddet uygulamaya ve cinsel istismarda bulunmaya devam ederken, kadınlar ise depresyon ve kendine zarar verme eğiliminde oluyorlarmış.

Pedofillerin çocukları ne şekilde kandırdıkları şöyle özetlenmiş :

Pedofiller çocuğu, ona dostça davranarak ve özel ilgi göstererek kandırırlar. Bunu yaşayabileceği herhangi bir endişe ya da sorunu konuşup dinleyerek yaparlar. Çocukla zaman geçirmekten zevk alırlar. İlgili ve sevecendirler. Çocuğa hediyeler alarak ve bireysel ihtiyaçlarını karşılayarak imtiyazlı bir muamele gösterirler. Bu davranışların hepsi çocuğu akranlarından tecrit etmek ve böylece yapacakları cinsel saldırıyı daha kolaylaştırmak için tasarlanmıştır.

Bir anlamda anne babanın bıraktığı boşluğu pedofil dolduruyor 😦 Bir kişiden şüphelenmek için gösterilen endişe verici davranışların da sıralandığı kitapta, çocukların cinsel istismardan korunabilmeleri için, cinselliği gelişimlerine uygun bir şekilde tanımaları ve anlamaları gerektiğinden bahsedilmiş. Bu sebeple yaşına uygun bir dil kullanarak, anlayabileceği düzeyde bilgi verilmesi önerilmiş. Örneğin cinsel organ keşfinin herkesin gözünün önünde yapılmayacak bir davranış olduğunun utandırılmadan anlatılması gerektiği söylenirken, çocukların karşılıklı yaptıkları keşiflerin de, gelişimsel olarak uygun olduğu söylenmiş. Yaşlar itibariyle normal ve normal olmayan cinsel davranışlar tablo halinde verilirken, yetişkin becerilerinin taklit edildiği, öğrenildiği ve prova edildiği tüm diğer faaliyetler gibi cinsel oyunun da yetişkin cinselliğini prova yapma biçimi olduğu belirtilmiş. Önemli olanın bu merakın, diğer alanlara duyulan merakla dengeli olması gerektiği söylenmiş.

Cinsel gelişime verilen anne baba tepkilerinin yaşına uygun olması gerektiği, aksi halde davranışın kendisinden daha büyük etki yapabileceği söylenmiş ve verilmesi gereken doğru tepkilerin bir şeması oluşturulmuş.

Çocuklarda görülen atipik cinsel davranışları şu şekilde özetlemiş:

Cinsel istismara uğrayan çocuklar, tekrarlı ve uygunsuz cinsel davranışlarda bulunma eğilimi gösterirler. Yaşıtlarından çok daha fazla cinsel davranış sergilerler. Davranışları çoğu kez, yaşıtlarının bilgi ve davranışlarına oranla çok daha karmaşıktır. Bu tür çocuklar yetişkin cinsel davranış yelpazesinin tamamını eyleme dökebilir…

İstismara uğrayan çocuğun yaşadıklarını dışa vurması, yetişkinleri uyarmaya dönük bilinçsiz bir çaba olabileceğini vurgulayan yazar, bu durumun çocuğun derin utancını, yoğun suçluluk duygusunu ve yaygın kaygısını yansıttığını söylüyor. İstismara uğrayan çocukların duygusal olarak çok savunmasız olduğu, birçoğu için cinselliğin stresleriyle, acılarıyla, üzüntüleriyle, korkularıyla, kaygılarıyla, yalnızlıklarıyla ve terkedilmişlik hisleriyle başetme mekanizması halini aldığını ifade edilmiş; bu çocukların içlerindeki öfkeyle, başka çocuklara saldırganca davranışlar göstererek istismarda bulunabilecekleri ve bu arada empati kurmayacakları söylenmiş.

İstismara uğrayan çocuğun başka bir davranışı da bedene yönelik utanç ve mahcubiyet olduğu ifade edilirken, bunun sonucu olarak, iç çamaşırlarını değiştirme konusunda isteksizlik ya da kirli iç çamaşırlarını koklama zorunluluğu hissetme olarak tariflenmiş. Ayrıca tuvalet dışında yerlere çiş kaka yapabileceği ya da tuvalet taşana kadar tuvalet kağıdıyla doldurabileceği söylenmiş.

Cinsel istismar motivasyonuyla ilgili faktörleri şu şekilde sıralamış yazar :

  • Duygusal Uygunluk : İstismarcı yetişkinin duygusal ihtiyaçlarıyla çocuğun özellikleri arasında uygunluk vardır. Bu uygunluk, istismarcının düşük öz saygısından ve çocuğun kendisini güçlü hissetmesini sağlayacağına duyduğu inançtan dolayı da olabilir.

  • Cinsel Uyarılma : İstismarcıyı cinsel olarak uyaran, çocuklar ve/veya rıza dışı s.kstir.

  • Blokaj : Yetişkin istismarcının, yetişkinlerle ilişki kurma becerisi bir şekilde bloke olur, ve böylece çocuk bir ilişki objesi haline gelir. Hepsi olmasa da çocuk cinsel istismarcılarının bazılarının sosyal becerileri zayıf, yetişkinlerle ilişkileri yetersiz olabilir.

İstismarcı, yaptıkları davranışın çocuk için zararlı olmadığına, ya da bunun çocuğun hatası olduğuna -erken gelişmiş ya da baştan çıkarıcı-kendini inandırarak içsel ketleyicileri yenmeye çalıştıklarını söyleyen yazar, çocuğun gözetim eksikliği, aileden ve yaşıtlardan soyutlanmasının da saldırı riskini arttırdığını söylüyor. Pedofillerin çoğunun da, savunmasız, kendinden emin olmayan, çekingen, yalnız ve mutsuz çocukları tercih ettiğini belirtiyor. Bunun yanında, direnç gösteren çocuklarında zorlama ve tehditle istismara uğradıkları konusunda uyarıyor yazar. Çocuğa “HAYIR” demeyi öğreterek direnç göstermesini sağlamak caydırıcı olsa da, tamamen kurtuluşla sonuçlanmadığını okumak da hayli rahatsız edici.

Kitapta pedofil tiplerine de yer verilmiş. En yaygın görünen ve cinsel temas öncesi kandırma eylemlerinde en çok bulunan pedofil tipi olan sabit pedofillerin temel özellikleri şöyle sıralanmış :

  • Çocuklar konusunda son derece öngörülebilir davranışlar sergiler ve onlarla temas kurmak için belli davranış kalıplarını taklit ederler.
  • Yaşıtlarıyla kötü ilişki kurar, kendilerini sadece çocuklarla bir aradayken rahat hissederler.
  • Çoğu kez tek başına, ebeveynleriyle ya da anneleriyle yaşarlar.
  • Genellikle 25 yaşın üstündedirler ama yetişkin ilişkileri ya da karşı cinsle flört konusunda çok az ya da yok denecek kadar az deneyim sahibidirler.
  • Çoğu kez oldukça titiz ve düzenlidirler ve statünün çok önemli olduğunu düşünürler. 
  • Sezgisel bir şekilde, fiziksel ve duygusal olarak ihmal edilebilen savunmasız çocukları seçme eğilimi gösterirler.
  • Çoğu kez çocuklara karşı kullandıkları “temiz, saf, masum goncalar” gibi sözlerle davranışları hakkında ipucu verirler.
  • Genellikle çocuklarla birlikte olduklarında diğer yetişkinleri uzak tutmak isterler.
  • Çocukların fotoğraflarını çekmeye ilgi gösterebilirler.

Ayrıca kitapta sabit pedofillerin ve de diğer pedofil türlerinin başka özelliklerine de geniş olarak yer verilmiş.

Kitap ailede cinsel istismar bölümüyle devam ediyor. William ve Finkelhor’un 1990 yılında yaptıkları bir çalışmaya göre 5 tip ensestçi baba tanımlanmış. Babalar kızlarını genelde 4-6 yaş veya 10-12 yaş aralığında taciz etmeye başladığını söylemiş ve şöyle gruplandırmış:

  1. Cinsel Takıntılı Baba : Kızlarına doğumdan itibaren takıntılı bir cinsel ilgi duyarlar. Bu gruptakilerin çoğu, çocukluk döneminde cinsel istismara uğradığını söylemişler.
  2. Ergenliğe Gerileyen Baba : Kızlarına sadece buluğ çağına girdikten sonra ilgi duyuyorlar.
  3. Araçsal Ön Tatminciler : Bir çoğu cinsel istismarda bulunurken başka birini, mesela eşini düşünüyorlar. Düzensiz şekilde istismar edip suçluluk duyuyorlar.
  4. Duygusal Olarak Bağımlı Baba : Genellikle kendilerini yetersiz gören, yalnız, duygusal açıdan muhtaç, bunalımlı kişilerdir. Yakın, ayrıcalıklı ve duygusal yönden bağımlı bir ilişki için kızlarına başvuruyorlar.
  5. Kızgın Misillemeciler : Annenin zamanına ve ilgisine yönelik olan talepleri olan çocuğa ya da istismarcıyı ihmal eden eşe yönelik kızgınlıkları içerebiliyor.

Kadın çocuk istismarcıların da azımsanmayacak bir sayıda olduğunu söyleyen yazar, bunların çok büyük bir oranınında (%62) annelerin oluşturduğunu belirtiyor. Bunları da türlerine ayırıp incelemiş yazar ama hepsine burada yer vermek mümkün değil.

Çocuk/ergen istismarcılar üzerine de bir bölüm ayrılmış. Çocuk cinsel istismarı ile cinsel denemeler arasında ayrım yapmak için dikkate alınması gereken hususlar sıralanmış.

Çocuk cinsel istismarcılarının tedavisi ile ilgili bir bölümde ayrılmış kitapta. Tedaviye hem istismarcının hem de kurbanının ulaşabilmesi gerektiği söylenen kitapta, bunun yaşam boyu süren cinsel suç örüntüsünü bozabileceği belirtilmiş.

İngiltere ve İrlanda’nın düzenlemiş olduğu “Durdur Onu!” kampanyasından bahsedilmiş kitapta. Çocuklara yönelik cinsel heyecanlarının suça dönüşmesinden endişelenenler için bir telefon hattı oluşturulmuş ve bu sayede pedofiller hakkında paha biçilmez bilgilere ulaşılmış. Pedofillerin cezaevlerinde kilit altında bulunmalarının islah edilmeleri yönünde katkısının çok az olduğunu söyleyen yazar, cezaevlerinde toplumdaki gibi izole şekilde tutuldukları ve bunun onları yalnızlaştırıp marjinalleştirdiği ya da diğer pedofillerle birlikte tutulduklarında fantezilerinin körüklendiği ve tekrar saldırıda bulunma ihtimallerini artırdığı söyleniyor. Bu sebeple çeşitli tedavi yöntemleri bulunmaya çalışılmış ve bu kapsamda Cinsel Suçlu Tedavi Programı (CSTP) oluşturulmuş. Tedavi olmaya gönüllü olanların katılabileceği bu programda, kişilerin öfkeden, içerlemeden ve kendilerine duydukları nefretten kurtulmalarına yardım etmek için tasarlanmış.

Çocuk cinsel istismarı ve internet başlıklı bölümde, pedofillerin internet üzerinden birbirleriyle kurdukları iletişim sayesinde, eğilimlerine meşruluk kazandırıp kabul edilebilir bir davranış olduğu mantığını besledikleri anlatılıyor. Kitapta sanılanın aksine, pedofillerin masum görünüşlü ve tahrik edici tarzda giyinmemiş çocuk görüntülerini tercih ettiği söyleniyor. Bu da yaşın giderek küçülmesi sonucunu doğuruyor.

Ayrıca internet sayesinde aidiyet duygusu kazanmalarının yanında, istismar etmeyle ilgili bilgilerini paylaşıp, görüntü paylaşımı ve ticareti yapma imkanı da bulmaktadırlar. Ancak internet üzerinden iz sürme imkanı olduğundan, pedofillerin giderek internet üzerinden temas kurmaktan vazgeçip, cep telefonu aracılığıyla ulaştıklarının düşünüldüğü belirtilmekte.

Pedofilin hedefi hususunda, O’Connell’ın 2003 yılında tespit ettiği beş aşamayı şu şekilde sıralamış yazar:

  1. Arkadaşlık Kurma Aşaması
  2. İlişki Kurma Aşaması
  3. Risk Değerlendirme Aşaması
  4. Özel Olma Aşaması- Karşılıklı Sevgi ve Güven
  5. Cinsel Aşama

Bu aşamaların ayrıntılı açıklamasınında yapıldığı kitapta,

İnternette gerçekleşen cinsel kandırma faaliyetlerinin yavaş, yumuşak ama planlı bir süreç olduğu, çocukla cinsel ilişki kurulana kadar epey bir süre geçebildiği açıktır. O yüzden, anne babaların ve öğretmenlerin bu sürecin farkında olmaları önemlidir.

denilmektedir. Ayrıca yazar, ebeveynlerin bilgisayar ve interneti tanımalarının önemini de vurguluyor.

Pedofillerin, çocukların karşılanmamış ihtiyaçlarını sezme yetilerinin son derece güçlü olduğu söylenen kitapta, çocukla arkadaş olmak için aynı dili konuştukları ve onların dünyasına ilgi gösterdikleri söyleniyor.

Çocuk cinsel istismarının çocuk üzerindeki etkisi konusunda yapılan araştırmalarda, beynin tam olarak gelişmediği üç yaşın altındaki çok küçük çocukların, travmatik deneyimlere maruz kaldıklarında beyni yeniden şekillendirme kapasitesine sahip oldukları söylenmektedir. Kişilik çözülmesi olarak da adlandırılan bu durum şöyle tanımlanmış:

Kişilik çözülmesi, kimlik, bellek ya da bilinçliliğin normalde bütünleyici olan işlevlerinde görülen bir bozulma ya da değişim olarak tanımlanır. Özü itibariyle kişilik çözülmesi ruhsal travmaya karşı sergilenen içgüdüsel, yaratıcı bir savunmadır, ki bu da travma algısını ve hissini azaltmak için cinsel istismara karşı gösterilen ilk savunma olarak son derece uyumsaldır. Çözülme başlangıçta uyumsal olsa da, çocuk büyüdükçe uyumsal olmayan ve ters etki yapan bir savunma stratejisine dönüşebilir. Bu da çocuğun etkili bir şekilde gerçeklikle başa çıkma becerisini engeller.

İstismara uğramış bir çocuk için ebeveyn tepkisinin öneminden de bahsedilen kitapta, olumsuz ebeveyn tepkisinin travmayı arttırırken, olumlu tepkilerin ise azaltabileceği söyleniyor.

Çocuk cinsel istismarı etkilerinin travmajenik dinamiklerini dörde ayırmış yazar :

1-Travmatik Cinselleşme : Bu ilk dinamik, çocuğun cinsel yaşamının nasıl uygunsuz ve işlevsel olmayan biçimlerde şekillendiğini açıklamaktadır.

Bazı yetişkin Çocuk Cinsel İstismar mağdurları, kendileri uygunsuz bir cinsel sosyalleşme yaşadıkları için, kendi çocuklarını bilinçsizce cinselleştirerek onların cinsel istismara karşı daha fazla savunmasız kalmasını sağlayabilirler.

2- Damgalama : Genellikle istismarcı çocuğu suçlar ve kötüler, onun kendisini mahcup, kötü, günahkar ve değersiz hissetmesini sağlar. ….Etiketlemek, içine kapanma ve saklanma ya da utancını gizleme ihtiyacı doğurur.

3- İhanet : ÇCİ’nin yarattığı en önemli travmajenik etkilerden biri, çocuğun güveninin ve savunmasızlığının istismarcı tarafından kullanılarak, derin bir ihanet duygusuna sürüklenmesidir….İhanet, güvenilir bir kişiyi kaybetme açısından çocukta depresyonu ve acıyı harekete geçiren bir düş kırıklığı ile sonuçlanabilir. 

4- Güçsüzlük : Çocuk, kontrol etme ihtiyacı içinde, kendini istismarcıyla özdeşleştirip, başkalarının üzerinde güç uygulayarak kendi güçsüzlüğünü yenmeye çalışabilir.Bu çocuğun yaşadığı güçsüzlüğü telafi eder, başkalarına, özellikle diğer çocuklara, hükmetme ve onların üzerinde güç ve kontrol kullanma ihtiyacı doğurur. Çocuk böyle davranarak travmanın üstesinden gelmeye çalışır.

Çocuklar yaşadıklarını anlatmaktan ziyade gösterdikleri için, bu işaretlere karşı dikkatli olmak gerektiğini söyleyen yazar dikkat edilmesi gereken belirtileri şöyle sıralamış :

  • Oyuncaklara ya da nesnelere uygunsuz bir cinsel tutumla muamele etme

  • Kabuslar ve uyku sorunları

  • İçine kapanma ve birine sımsıkı yapışma

  • Kişilik değişiklikleri, güvensiz görünme

  • Altını ıslatma gibi, daha küçükken gösterdiği davranışlara gerileme

  • Belirli yerlere ya da insanlara karşı nedeni anlaşılamayan bir korku duyma

  • Öfke patlamaları

  • Yeme alışkanlıklarında değişiklikler

  • Cinsel organların etrafında açıklanamayan ağrı ya da morluk, cinsel yolla bulaşan hastalıklar gibi fiziksel işaretler

  • Ketumlaşma

  • Açıklanamayan hediyeler ya da paralar

ÇCİ’nin duygusal etkilerinin en sık rastlananının utanç olduğunu söyleyen yazar, diğer duygu durumlarını ayrıntılı bir şekilde anlatmış. Ayrıca kişilerarası etkileri de maddelenen kitapta, kronik gizlenme ve yakınlıktan kaçınma davranışı, çocuğun elinden tutulmasını ya da kucaklanmasını istememe, göz temasından çekinme, yüzünü saklamaya çalışma ve kat kat kıyafetlerin altında bedenini gizleme ile sonuçlandığı söylenmiş.

Davranışsal etkilerden bahsederken, çoğu çocuğun spontane şekilde yaşadığı cinsel keşifleri, istismara uğrayan çocukların saplantılı bir şekilde tekrar ettiği söylenmiş ve bu çocukların oyunu fazlasıyla ciddiye aldığı ve diğer çocukların yaşadığı eğlenceyi, keşfi ve gülüşmeleri sergilemedikleri anlatılmış.

Cinsel istismara uğrayan daha küçük çocukların merak, araştırma ve oyun konularında çekingen olabilecekleri, gergin, hareketsiz, içine kapanık, duyarsız görünecekleri, aşırı derecede ağlayıp sakinleşmede sorun yaşayabilecekleri, konsantrasyon sorunu yüzünden dikkatsiz ve sakar görünebilecekleri söylenen kitapta, bir önceki gelişim evresine gerileyebileceklerinden de bahsedilmiş ve sıkça rastlanan gerileme örnekleri şöyle sıralanmış:

Başparmağını emme, biberonla beslenmeyi isteme, altına bez tutma ya da yatağını ıslatma.

Bunların dışında, daha farklı yaş gruplarındaki çocukların, istismar karşısında gösterebilecekleri muhtemel davranış belirtileri sıralanmış kitapta. Tüm bu yaşadıkları çocuğun gerçekliğini bozduğundan, neyin doğru neyin yanlış olduğuna ilişkin algılarının çarpıtıldığından bahsedilmiş.

Kitapta, istismara uğrayan çocukların konsantrasyon sıkıntıları nedeniyle, okulda öğrenmeyi olanaksız buldukları, bilgiyi alıp depolamakta ve öğrenip hatırlamaya çalışmakta zorlandıkları söylenirken, diğer yandan da okulu güvenilecek tek yer olduğunu düşünen çocuklarda tam aksi bir durumun söz konusu olduğu söyleniyor. Okumak ve öğrenmenin çocuk için korkutucu gerçeğinden uzaklaşmanın bir yolu olduğundan, okul başarısında artış görülebileceği de söylenmekte.

Çocuğun duyusal tepkilerini adlandırmasının öneminin vurgulandığı kitapta, bu konu şu şekilde ele alınıyor:

Duyusal uyaranları ve tepkileri isimlendirmek, çocuğun deneyimlerini, neyin “iyi” neyin “kötü” olduğunu anlamasına ve yorumlamasına olanak tanır. Eğer çocuğa aslında hissettiğinin tersi söylenirse, bu çarpıklaşabilir. Düşüp yaralanan ve ağlayan bir çocuğun, “saçmalama, bu sadece bir sıyrık, canını acıtmaz” dendiğinde, yaşadığı gerçek algı ve duygu ile bunun nasıl isimlendirilmesi ya da hissedilmesi gerektiği arasında kafası karışır.

Bu şekilde pedofillerin çocukları istedikleri şekilde düşünmeye yönlendirebilecekleri ifade edilen kitapta, çocukların yaşananları açığa vurmaya gösterdikleri tepkilere yer veriliyor.

Cinsel istismarı içselleştiren çocukların, acı, üzüntü ve öfke duygularını kendisine yöneltme eğilimi gösterdikleri, buna benzer çocukların içe kapanık ve dalgın olacağı; buna karşın dışsallaştıran çocukların, öfkeli, kin dolu ve saldırgan olacakları ve dürtü kontrolünün zayıf olacağı ifade edilmiş.

Yazar, pedofillere gösterilen sert tepkinin, onların daha çok gizlenmesine ve yeniden kimliği belirsiz birine dönüşmesine neden olduğu, bu durumun pedofilin kaygı seviyesini arttıracağından, yaşadığı stresi azaltmak için bir çocuğa cinsel istismarda bulunabileceğini anlatmış.

Çocukların sır ile sürpriz arasındaki farkı anlamalarının sağlanması ve anne babadan sır saklamamalarının önemine vurgu yapan yazar, ebeveynin çocuklarının başka bir yetişkinle kurdukları iletişim konusunda uyanık olmaları ve geçirdikleri vakitte nelerle uğraştıkları konusunda aralarında açık bir diyalog olması gerektiğini söylemiş.

Tehlikeler ve güvenlik konusunda çocuklarla konuşmak gerektiği söylenilen kitapta, bunun sakin ve kontrollü bir şekilde yapılması gerektiği; çocuğu korkutmanın ters etki yapıp mesajın etkin şekilde anlaşılamamasına neden olacağı ifade edilmiş. Tek başına dışarı çıkmamak, ne kadar iyi tanınırsa tanınsın kimsenin evine gitmemek ya da önce anne babaya danışmadan hediye ve davet kabul etmemek gibi kuralların küçük yaşlardan itibaren öğretilebileceği anlatılırken, bir şekilde endişe verici bir ortama girdiğinde de, oraya nasıl gittiğine ilişkin cezalandırılmayacağı, öncelikle onu bu duruma sokan kişinin hatalı olduğunu bilmesi gerektiği vurgulanmış.

Kitapta internet aracılığıyla kandırılmaktan korunma üzerine ayrılan bölümde, ebeveynlerin bilmeleri gerekenler maddelenmiş. Ebeveynlerin internetin nasıl çalıştığı konusunda bilgi sahibi olmaları gerektiği, güvenli internet kullanımı hususunda çocuklarla konuşulmasının öneminden bahsedilirken, eğer çocuk, arkadaşlarıyla ya da ailesiyle birlikte olmak ve görüşmek yerine bütün zamanını online geçirmeyi tercih ediyorsa, bunun bir sorun olduğundan bahsedilmiş.

Bir çocuğun cinsel istismarı açığa vurduğunda neler yapılması gerektiği şöyle sıralanmış :

  • Çocuğu dinleyin.
  • Çocuğun anlatmış olduğu şeylerle altüst olsanız da, onun üzüntüsünü artıracak şekilde tepki vermeyin.
  • Çocuğun suçlanmayacağını ve kendisine inanılacağını bilmeye ihtiyacı vardır.
  • Çocuğa olup bitenleri anlatma fırsatı tanıyın ama ona bunu yapması için baskıda bulunmayın.
  • Çocuğa size anlatmakla doğru bir şey yaptığını söyleyin. Yasak olan bir yere gitmek gibi temel kurallara uymadığın için istismara maruz kaldın diyerek azarlamayın.
  • Her türlü endişenizi doğrudan eve gelen sağlık görevlisi, doktor, yerel polis örgütündeki Çocuk Koruma Görevlisi ya da sosyal hizmetler bölümü gibi bölgesel hizmet veren uzman servislere bildirin.

ÇCİ’nın yaşanmasının değil konuşulmasının tabu olduğu, ancak bu durumun istismarcının sessizlik arayışına katkıda bulunduğunu söyleyen yazar, bu konuda doğru bilgi ve anlayışa ulaşılmasının, ebeveyn ve öğretmenleri güçlendireceği; ceza sistemindeki değişiklikler ve pedofillerin tedavisinin aynı doğrultuda ilerlemesi sonucunda, çocukların tam anlamıyla korunabileceğini söylemiş.

Kitapta, Destek ve Sorumluluk Grupları adı altında oluşturulmuş bir girişimden de bahsedilmiş. İstismarcının asıl eleman olduğu ve 4-6 kişiden oluşan bu gruplarda tüm elemanlar bir anlaşma imzalıyorlar ve pedofil çocuklara karşı bir cinsel suç işlemeyeceğine söz veriyor. Buna karşılık diğer üyeler onunla arkadaşlık ediyor, toplumdan dışlanmamasını sağlayarak destek oluyorlar. İstismarcıdaki değişimleri gözlemleyip önlem alınmasını sağlayabiliyorlar. Yıllarca sürebilecek bu destek sayesinde, pedofil topluma kazandırılmaya çalışılıyor.

Bundan da anlaşıldığı üzere, ÇCİ ile mücadele çok yönlü olması gereken bir yol. Kitap 2004 yılı basımı. Elbette bu geçen on iki yılda pek çok yeni mücadele yöntemleri bulunmuş olabilir. Ancak biz ülke olarak o zaman ki önlemlere bile ulaşabilmiş değiliz ne yazık ki.

Kitapta bazı alanlarda kendini tekrar etmiş olsa da, oldukça kıymetli bilgiler mevcut. Şuan baskısı bulunmadığından, mümkün olduğunca ayrıntılı anlatmaya çalıştım.Anladım ki istismarı önlemenin, anlamanın, çocukları korumanın hap gibi bir çözümü yok. Sürekli dikkat edilmesi, tetikte olunması gereken bir mevzu. Çocuğun yaşına, istismarcının yakınlığına, istismar türüne, istismarın gerçekleştiği yere göre tepkiler çok değişkenlik gösterebiliyor. Ben kendi adıma nelere dikkat etmem gerektiğini anladığımı sıralayayım bir de:

  • Anne ve babaya sır olmayacağı konusunu sürekli tekrar etmeli, sır ve sürpriz arasındaki farkı anlamasını sağlamalıyım.
  • İstemediği davranışları talep etmemeli -herhangi birini öpmek gibi-, HAYIR demesi konusunda daha da yüreklendirmeliyim.
  • Duygularını kabul etmeli, ifade etmesine yardım etmeliyim. (Canım acıdı diyorsa acımıştır, ağlıyorsa üzülmüştür)
  • Onunla ilgilenmeli, dinlemeli, üçüncü şahıslarla ilişkilerini gözlemlemeliyim.
  • Her kim olursa olsun gittiği yeri söylemesini, tek başına hareket etmemesini sağlamalıyım.
  • Ondaki değişimleri gözlemlemeli ve rutininden sapmaları irdelemeliyim.
  • Kontrolsüz internet kullanımına izin vermemeli, cep telefonunu uzun süre almamalı, aldığımda ise sadece görüşme için kullanmasını sağlamalıyım.
  • Oğlumun yalnız olmadığını, savunmasız olmadığını etrafına da göstermeliyim.

Bu konuda çocukları nasıl eğiteceğimiz konusunda daha önce kitap tavsiyesinde bulunmuştum. Onların da linklerini buraya vererek hatırlatayım yeniden.

Bedenim Bana Ait ve Çocuk İstismarı Üzerine…

Sır Versem Saklar mısın?

Dilerim hiçbir çocuk böyle muamelelere maruz kalmaz. Ama böyle bir gerçek var ve biz anne babalar elimizden geldiğince onları korumak, bu yükü onların omuzlarına yüklememek zorundayız. Aynı zamanda da onları toplumdan izole etmemenin, güvensizlik duygusuyla büyümemelerinin bir yolunu bulmalıyız. Nasıl olacaksa bu 😦

İlgili Yazılar :

 

Reklamlar

About yagizlahayat

4 Ağustos 2009 dan beri hayatımın yeni bir amacı var. Bu blog afacan oğlum Yağız'a ilk doğumgünü hediyesidir.
Bu yazı Okumalarım, Uncategorized içinde yayınlandı ve , , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s