Efsunlu Hayvan Masalları

Kitap496Afacan Resimler kitabını çok sevince, Calvino’nun, daha büyük yaşlara göre olan diğer kitaplarını da almaya karar verdim. Masalları çok seven oğlumun ilgisini çekeceğini düşündüğüm bu kitap beni yanıltmadı. Yazar, İtalyan masallarını derleyerek hazırlamış bu kitabı. Her masaldaki gibi, buradakilerde fazlaca cinsiyetçi ögeler barındırıyor. Erkekler hep kahraman, kızlar hep zavallı figüran 😦 Bunları görmemeye çalışarak, kendimizi Calvino’nun diline bırakıyoruz biz.

Kitapta beş tane masal mevcut. Bunlardan kısa kısa bahsetmek istiyorum.

  • Fırındaki Gülce (Toscana Masalı) : Gülce adındaki güzel kızın annesi genç yaşta ölünce, babası yeniden evlenir ve Özde adlı bir kızı daha olur. Özde, Gülce’nin güzelliğini kıskandığından, sürekli ona eziyet eder. Annesini de kışkırtarak ona kötü davranmaya yöneltir. Gülce’yi okuldan alıp inekleri otlatmaya ve kenevir eğirmeye gönderirler. Yapamazsa dayak yiyecektir. Ancak Gülce o kadar iyidir ki, inekler ona yardım eder. Söylemesi gereken şudur:

İnekçiğim, inekçiğim, işte kenevir,

Ağzınla eğir de eğir,

Boynuzunla sar da sar,

Bana hemen yumaklar ver.

İstediği başarısızlığı göremedikçe sinirlenen Özde, başka yollarda dener. Onu kazayağı çalmaya gönderir. O sırada yanlışlıkla kurbağa yavrularının yuvasını bozar. Onlara öyle nazik davranır ki, onlarda bir hediye vermek isterler ve güneş gibi parlayacağını söylerler. Oysa kurbağanın biri düşüp bacağını sakatlamıştır. O kurbağa bunu affetmez ve güneş ışığı görünce yılana dönmesi ve kızgın fırına girmeden düzelmemesini söyler. Artık evden çıkamayan Gülce’nin güzelliğini, dışarı yansıttığı aydınlıktan farkeden Kralın oğlu, ona aşık olur ve onunla evlenmek ister. Ancak bunu kabullenemeyen üveyanne, giderken güneş ışığına maruz kalarak yılana dönmesini sağlar Gülce’nin. O sırada düğün yemeği hazırlanan Kralın oğlu, Gülce’yi bulamayınca çok üzülür. Bu sırada ormandan toplanan odunları fırına atan aşçı, son anda bir yılanın da içinde olduğunu farkeder. Az sonra fırından çok güzel bir kız çıkar. Kralın oğlu Gülce’yi tanır ve düğün yapılır, mutlu olurlar.

  • Ruhsuz-Bedenli Büyücü (Liguria Masalı) : Can  adındaki onüç yaşındaki çocuk dünyayı dolaşmak ister. Annesi ise daha küçük olduğunu, ne zaman ki bahçelerindeki çam ağacını devirebilirse, o zaman gidebileceğini söyler. Günün birinde bunu başarınca düşmüş yollara. Kentin birinde, bir kralın rüzgar adındaki atına kimse binemiyormuş. Can atı ehlilleştirmeyi başarınca kralın en sevdiği hizmetkarı olmuş. Diğer hizmetkarlar bunu kıskanınca, Can’ın her yerde, yıllar önce Ruhsuz-Bedenli büyücü tarafından kaçırılan kralın kızını kurtarabileceğini anlattığını söylerler krala. Kral bunun şakasından bile hoşlanmayınca, “Ya kızımı kurtarırsın, ya kellen uçar” der ve Can düşer yollara. Yolda bir aslan durdurur ve ölü eşeği, aslan, kartal, köpek ve karınca arasında paylaştırmasını ister. Aslan paylaşımdan memnun kalınca :

“İyi bir yargıç oldun ve bize iyi hizmet ettin. Sana olan minnetimizi nasıl gösterebiliriz? Al sana tırnağım. Onu taktığın zaman dünyadaki en vahşi aslan olacaksın!” demiş. Köpek, “Al sana bıyığım. Onu burnunun altına koyduğun zaman dünyanın en hızlı köpeği olacaksın!” demiş. Kartal, “Al sana kanatlarımdan bir tüy. Gökte uçan en büyük ve güçlü kartal olabileceksin! demiş. Karınca da, “Bende sana ayaklarımdan birini veriyorum, onu üzerine koyduğun zaman küçük bir karınca olacaksın ama öyle küçük öyle küçük olacaksın ki, büyüteçle bakıldığında bile seni göremeyecekler!” demiş.

Can hediyeleri alarak düşer yola ve onları kullanarak kralın kızını kurtarmayı başarır. Kral da ikisini evlendirir.

Kitap497

  • Karayılan (Monferrato Masalı) : Her gün ekin biçmeye giden ve onikide üç kızından sırayla birinin yemek getirdiği bir köylü varmış. Günlerden bir gün büyük kızı yemek götürürken ormanda bir karayılan çıkınca, korkarak kaçmış ve baba aç kalmış. İkinci gün ise ortanca kız aynı şeyi yaşamış. Küçük kız iki sepet yemekle gidince, karayılanla arkadaş olmuş ve evine götürmüş. Evden ayrılırken kıza üç kader hediye etmiş :

Ağladığın zaman gözünden inci ve gümüşler, güldüğü zaman başından altın nar taneleri dökülecekmiş, ellerini yıkadığında da parmaklarında her çeşit balık belirecekmiş.

Bunu çekemeyen ablaları onu tavan arasına kapatırlar. Pencereden bakarken kralın oğlunun top oynarken düştüğünü görmüş ve gülerken altın nar taneleri dökülmüş gözlerinden. Ertesi gün bahçede nar ağacı büyümüş ama meyvelerini koparmaya çalıştıkça büyüyormuş. O meyveleri ancak bir kız toplayabilirmiş ve oda prensin eşi olacakmış. Kral tüm gelinlik çağına gelen kızların nar toplamaya gelmelerini emretmiş. Hiç biri toplayamazken, küçük kız gelince ağaç dallarını aşağı eğip, kıza sunmuş. Hemen düğün hazırlıkları başlamış ama ablaları haset edince, kızın ellerini kesmiş, gözlerini oymuş ve öldü sanıp atmışlar. Büyük abla kardeşinin yerine geçerek kralın oğluyla evlenirken, küçük kızda bir at bakıcısıyla gitmiş. Karayılan kızı bulmuş ve ablasının artık kraliçe oluğunu, hamile olup canının incir çektiğini söylemiş. Kız arabacıyla incir göndermiş ve karşılığında bir çift göz istemesini öğütlemiş. Ardından şeftali isteyince de karşılığında bir çift el istemiş. Kız bunları yerine takınca iyileşmiş. Abla ise bir akrep doğurmuş.  Saraya giden kıza kral aşık olmuş ve olanları anlamış. Ablalarla akrebi odun yığınında yakmışlar ve muradına ermişler.

  • Üç Köpek (Romagna Masalı) : Bir zamanlar bir kız ve bir oğlu olan yaşlı bir köylü ölüm döşeğinde, çocuklarına üç kuzu bırakmış. Oğlan kuzulara bakarken, kız da yün eğirip yemek yapıyormuş. Delikanlı, kuzuları, tek tek üç köpekle değiştirmiş. Ancak bundan kız kardeşi hiç hoşlanmamış ve delikanlı köpekleri alarak dünyayı dolaşmaya koyulmuş. Köpeklerin adları, Demirbüken, Zincirkıran ve Duvaryıkan’mış. Köpekler isimlerinin özelliklerini taşıyormuş ve delikanlının önündeki engelleri aşmasına yardım etmişler. Böylece yolları bir saraya düşmüş. Sarayda ihtiyacı olan her şey varmış. Kimseyi görmüyor ama tüm ihtiyaçları karşılanıyormuş. Burada rahat yaşamaya alışınca, kız kardeşini yanına almaya karar vermiş. Onu saraya getirmiş ama o çok kötü kalpliymiş. Bahçede karşısına çıkan ejderhaya, kendini bırakması karşılığında kardeşini vereceğini söylemiş. Ancak delikanlı köpekler sayesinde kurtulmuş. Köpeklerini alıp tekrar yollara düşmüş. Yoluna çıkan kralın kızını ejderhadan kurtarınca, kralda kızını ona vermeye razı olmuş. Delikanlı kız kardeşini de düğüne davet etmiş ama kız, delikanlının yatağına testere koyarak onun ölümüne neden olmuş. Ama köpekler bir merhemle yeniden hayata döndürmüşler onu. Kral bu kötülüğü yapan kız kardeşi idam ettirmiş. Delikanlı günü gelince kral olmuş ama köpekleri ortadan kaybolduğundan çok üzülüyormuş. Bir sabah, bir elçi içinde üç önemli kişinin bulunduğu bir geminin yanaştığını ve onu görmek istediklerini söylemiş. Karşısında bir imparator ve iki kral varmış. Bunlar daha önce bir büyüyle köpeğe dönüştürülmüş Demirbüken, Duvaryıkan ve Zincirkıran’mış. Bir köylüyü tahta çıkarmayı başarınca büyü bozulmuş. Böylece mutlu yaşamışlar.

Yağız’ın en sevdiği masal bu 🙂

Kitap498

  • Dünyada Kaybolmuş (Sicilya Masalı) : Bir zamanlar iki kızı ve Peppi adında bir oğlu olan dul bir kadın varmış. Peppi dünyayı dolaşmaya çıkmış. Bir yerde karın tokluğuna sığırtmaçlık işi bulmuş. Ama karnaval yaklaşıyormuş. Ailesiyle geçirmek istiyormuş. Oysa efendi para vermeye razı olmuyormuş. Yaşlı sığır dile gelip onu istemesini söylemiş. Sığırı vermeyi kabul edince düşmüşler yola. Giderken kızgın bir boğa görüp onuda yakalamışlar. Yol üstünde bir duyuru yapıldığını duymuşlar :

Her kim ki bir gün içinde bir tarlayı işleyip bitirir, kralın kızını eş olarak alacak; evlendiğinde tepeleme altınla ödüllendirilecektir. Başaramadığı taktirde ise kellesi gidecektir.

Peppi tarlayı bitirmek üzereyken, kızını ona vermek istemeyen kral, ona afyonlu şarap göndermiş. Uyuyakalan Peppi’yi sığır uyandırmış. Sonunda tarlayı bitirince ödülünü istemiş. Kral evlendirmek zorunda kalmış. Sığır onu kesmesini, düğün yemeği yapmasını, kemiklerini tarlaya gömmesini, birini de şilteye koymasını söylemiş. Dediklerini yapmış ve odası zamansız meyvelerle dolmuş. Diktiği tarlada da çeşit çeşit meyve ağaçları büyümüş. Kralın diğer kızları, kardeşlerinden bunun sırrını öğrenip kocalarına söylemişler. Onlarda Peppi’ye tuzak kurup, her şeyini kaybetmesine neden olmuşlar. Tekrar yollara düşmüş. Ta ki başka bir bahis konusu bulana kadar. Masal bu ya, güneşten rica etmiş ki o gece yarımda batsın. Bacanaklarıyla bu konuda bahse girmiş ve tüm mallarını geri kazanmış. Sonrasında kral da tacını çıkarıp Peppi’ye takınca kral da oluvermiş 🙂

Hani hep söylüyorum, çok severim Lal Masalları:

Anlatsam inanmazlar oğul, masal derler,
Masala inanmazlar, masalı yalnızca dinlerler
Sanki hakikati bilirmiş gibi.
Sanki hakikatin sırrına ermiş gibi.
Masala inanmayan gerçeğe inanır mı?

Yağız çok sevdi bu masalları. İyi ki masalları çok seven bir oğlum var 🙂

 

 

 

Reklamlar

About yagizlahayat

4 Ağustos 2009 dan beri hayatımın yeni bir amacı var. Bu blog afacan oğlum Yağız'a ilk doğumgünü hediyesidir.
Bu yazı Uncategorized, Yağız'ın Kitaplığı içinde yayınlandı ve , , , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

One Response to Efsunlu Hayvan Masalları

  1. Geri bildirim: Deniz Masalları | Oğlumu Büyütürken

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s