6,5 Yaş…

72-75 AY4İlk defa oğlumla ilgili yazı yazmak için bu kadar ara verdim. Önce ay ay, sonra 3 ayda bir derken, sonunda 6 ayda bir yazmaya niyetlendim. Ne de olsa artık o kadar da büyük değişimler yaşamıyoruz diye düşündüm. Gerçi arada önemli gördüğüm olayları yazıyorum. Ama bu yazılar, hem bir toparlama hem de fotoğraflarla sabitleme gibi geldiğinden yazmaya devam etmek istiyorum. Belki de bir süre sonra oğlum yazmamı istemeyecek. Şimdilik farkında değil neyse ki 🙂

Geriye dönüp baktığımda, 6 ayda ne çok şey olduğunu farketmek, zamanın hızını anlamak şöyle bir sarsıyor insanı. Daha 6 ay önce çok farklı meselelerimiz varmış. Henüz ilkokul başlamamış, ödevlere bulaşmamış, oğlum büyümek zorunda kalmamış mesela. Bakalım neler olmuş son 6 ayda…

72-75 AY5

Pek75-78 AY2 çok şeyi yazmışım aslında. Doğumgününü kutladığımızı, oyuncaklarını, resimlerini, okula başlamasını, ilk karnesini. Geriye de çok fazla birşey kalmamış.

6 Ay önce hala aşağıda parkta oynayabiliyordu. Bu yaz favorisi scooter la dolaşmaktı. Bisiklete binmeye razı edemedik bir türlü. Kask takmadan binemeyeceğini söylediğimizden denemek bile istemedi. Herkesin kendiyle alay etmesinden çekiniyor 😦

Yağız son zamanlarda neredeyse sadece legolarla oynuyor. Öyle bir dağıtıyor ki toplamak imkansız hale geliyor. Öyle olunca artık kutuları kaldırıp, birer ikişer sete izin veriyoruz. Gene de hepsini birbirine katıp yeni kreasyonlar oluşturduğundan işin içinden çıkmakta epey zorlanıyoruz. Artık yönergeleri takip ederek kendisi oluşturabiliyor figürleri. Böyle olunca daha da çok sevmeye başladı.

75-78 AY3

Yaz boyu Yağız’ın en sevdiği şey dondurmaydı. İçecek olarak da erik suyu.  Neredeyse onlarla besleniyordu 🙂 Şimdilerde neyi çok sevdiğini bilemiyorum açıkçası. Genelde annemlerden yemeğini yemiş olarak geliyor. Maalesef köfte, sucuk tarzı yiyecekleri tercih ediyor orada da. Belki orada doyduğundandır bilemiyorum ama yediği şeyler iyice azaldı. Geçen kış en sevdiği sebze ıspanakken bu sene yememek için elinden geleni yapıyor. Yayla çorbası ve nohuta itiraz etmiyor sadece. Son günlerde çok sevdiği makarnayı da yememe kararı almış. Söz vermiş yemeyeceğine ama kime verdi bilemiyorum 🙂

75-78 AY4

Neyse ki hala meyve yemeyi seviyor. Her akşam uyumadan önceki kitap faslında bir elma yiyor. Mandalina, kivi ve muz da severek tükettiklerinden. İçecek olarak süt, portakal suyu ve bazen de kefir tüketiyor. Su ise her zaman favorisi. Okula giderken de yanına hurma, ceviz, kuru erik, kuru üzüm, incir, yaban mersini koyuyorum. Bazen hepsini bitiriyor, bazen hiç yemeden getiriyor. Hayatında hala abur cubura yer olmaması beni sevindiriyor. Henüz kantine gitmeye alışmaması mutlu ediyor beni. Gerçi zaten yemek olan bir okulda kantin neden olur anlamış değilim ama neyse 😦 Ev yapımı kek kurabiye hala çok seviyor. Kilosu 25 kg boyu 128 cm. Son altı ayda sadece 1 kg alırken, 3,5 cm uzamış.

75-78 AY5

Eve gelip ödev yapmak zor gelse de, okulu seviyor Yağız. Özellikle jimnastik ve resim favorisi.  Bir de tabi ki teneffüsler 🙂 Ana sınıfından bile eğlenceliymiş diyor bazen. Anasınıfından farklı olarak özgür zamanlarının olmasını sevdi sanırım. Bir de futbol oynamaya merak sardı bu sene. Ne bulurlarsa topa çevirip oynuyorlarmış 🙂

Bu sıralar küçük defterlere çizim yapmak en büyük eğlencelerinden biri. Resim öğretmenine gösterdiğinde çok beğendiğini söyleyip bunlardan bir tablo hazırlamasını isteyince çok heyecanlandı oğlum. Hemen kesti yapıştırdı ve ders gününü bekleyemeden götürdü okula 🙂 Beğeni duygusunun onu nasıl da coşturduğunu görmüş olduk böylece 🙂

6-6,5 YAŞ5

Son zamanlarda biraz geriliyoruz Yağız’la. Ödev konusunda, forma konusunda, mevsime göre giyinme konusunda… Ona hep emir veriyormuşuz. Her kuralı sorguluyor, neden kuralları biz koyuyoruz diye sınırları zorluyor. Bizi tartışmanın içine çekmeyi başarıyor her seferinde. Oysa ki söylememiz gereken kısa bir yanıtla devam etmek. Şu doğruları bilmek ama bir türlü uygulayamamak durumu var ya, çok fena… Acaba bilmemek daha mı mutlu ederdi bizi? Aslında aile toplantılarına başlamak ve kararlara Yağız’ı dahil etmenin zamanı geldi sanırım. Ama bunu hangi yöntemle yapmak doğru olur şuan tam oturtabilmiş değilim kafamda.

Bunun yanında çokça da bizi ne kadar sevdiğini söylüyor. Öyle olunca beynimin diğer kısmı devreye giriyor. Acaba sevgi açlığımı hissediyor, neden bu kadar dile getiriyor 😛 diye. Velhasıl ne yapsa yaranamıyor çocuğum, ben her daim itinayla endişelenecek bir şeyler buluyorum 🙂

Gelelim son 6 aydan birkaç diyaloğa :

♥ Yağız’ın bamyayla imtihanı :

  • Anne: Yağız’cım bamya yaptım.
  • Yağız : Ben onu yemem.
  • Anne: Bak baklayı da sevmem demiştin, sonra en sevdiğin yemek oldu.
  • Yağız: Tamam ama ilk kez yeyince garip hissediyorum.
  • Anne: Ama yiye yiye alışıyorsun, bakla gibi
  • Yağız: Tamam yicem ( 2 kaşık yer)
  • Anne: Sevdin mi?
  • Yağız : Hayır sevmedim.
  • Anne: Birkaç kez yeyince seversin eminim 🙂 (Vazgeçmek yok :-))

 

♥ Yağız’ın sevgi diyalogları :

  • Babamla seni en çok seviyorum. Siz benim ailemin en değerlisisiniz. Sizi kim sevmez ki 🙂

 

  • Anne seni dünyadaki enerji kadar seviyorum. Babamı da. Siz benim umudumsunuz 🙂

 

  • Yağız: Dünyanın en iyi anne babasına sahip olduğumu düşünüyorum.
  • Baba: Nereden biliyorsun, belki daha iyileri vardır.
  • Yağız: Ama ben öyle olduğunuzu düşünüyorum. Bazen bana kızıyosunuz ama gene de sizi çok seviyorum 🙂

 

  • Banyodan sonra sarılıp: Annecim sana hiç bağırmak istemiyorum ama içimden bağırmak geliyo 😦

 

  • Kataminonun 10 lusunu yapamayacağını söyleyen annesine : Anne korkularının üzerine gitmelisin 🙂

 

♥ Okul diyalogları :

  • Resim dersini çok sevdim. Teneffüs olduğuna bile üzüldüm 🙂

 

  • Ders yapmaya çalışırken parmağıyla alnına vurarak : Mutlu bişeyler düşün, mutlu bişeyler düşün 😦 (Ve anne kahrolur 😦 )

 

♥ Et konusunda gel gitler 🙂

  • Yağız: Anne balık neden yemiyosun ama o sağlıklı?
  • Anne : Sağlıklı ama sonuçta onda da balık ölüyor.
  • Yağız : Anne ben de senin gibi olmak istiyorum ama dayanamıyorum 🙂

 

  • Yağız : Kıvanç’ın babaannesi bize pizza yapmış ama ben yemedim
  • Anne : Neden yemedin?
  • Yağız : Canım istemedi
  • Anne : İçinde sosis mi vardı?
  • Yağız : Anne sen radar gibisin, radar anne radar anne 🙂

 

  • Yağız : Anne ben pastırma hiç sevmiyorum. Artık köftede yemicem
  • Fatoş : Neden? Vejetaryen mi olacaksın?
  • Yağız : Evet anne, hayvanlara da yazık 🙂

 

♥ Moda eleştirmeni Yağız 🙂

  • Sabah evden çıkınca : Anne bu ceketini çok seviyorum. Çantanda çok güzelmiş. Pantolonunda uygun olmuş ama gömleğin pek olmamış. İçindeki atlette keşke başka renk olsaydı. Ama ayakkabıların güzel olmuş 🙂

 

♥ Kitap okurken Örümcek Rıza’nın melek kostümü giydiğini söyleyince:

  • Yağız : Melek ne anne?
  • Anne : Bunu sana nasıl anlatacağımı bilmiyorum. Araştırıp sonra söyleyim mi?
  • Yağız : Hayır şimdi söyle
  • Anne : Yaptığımız güzel şeyleri Allah’a söyleyen kişi diyelim
  • Yağız: Hıı postacı gibi yani 🙂

 

♥ Yeni gitar alıp Yağız’la birlikte çalmak isteyen Çağıl için ev kuralları 🙂

  • Çağıl: Ben size geliyim gitar çalalım
  • Yağız: Bir gün gelirsin.
  • Çağıl: Ama ben bugün gelicem
  • Yağız: Bugün olmaz
  • Sena : Çağıl’ın size gelmesini istemiyor musun?
  • Yağız : Böyle şeylere annem karar veriyo, ben cağıramam ki :-p

 

♥ Bu aralar özür ve teşekkürü gerekli gördüğü hallerde kullanıyor:

  • Uykuya yeni dalmıştı, pijamalarını düzeltirken bağırdı, sonra gözler kapalı : Özür dilerim, çok bağırdım. Özür dilerim anne.

 

RAHMİ KOÇ MÜZESİ

Son zamanlarda Yağız kendi kendine büyüyor gibi. Hep bir koşturmaca içerisindeyiz ve ona özel ayırdığımız düzenli bir zaman dilimi yok, uyku öncesi okuduğum kitaplar dışında. Keşke daha esnek saatleri olan bir işim olsaymış diyorum sık sık. Bari okul dönüşü evde karşılayabilseydim oğlumu. Ya da yarım gün okula göndereceğim bir seçimim olabilseydi. Uğruna çalıştığımızı söylerken, bizsiz büyüyor sanki. Hele ki kış olunca, onunla güneşi göremiyoruz mesela. Ya da arkadaşlarıyla buluşacağı ortamlar yaratamıyoruz. Ha bu biraz da benim tembelliğimden olabilir, mümkündür 🙂 Ama işte olmuyor bir türlü.

Annelik ilginç bir durum vesselam. Benim gibi sert mizaçlı biri için bile, oğlumla ilgili en ufak bir durumda burnumun sızlaması, gözümün kenarında akmayı bekleyen gözyaşının dökülmek için fırsat kollaması gibi. Şunu anladım ki, bu durum hiç geçmeyecek. Bizi kaplan gücü kıvamına getirende bu duygu yoğunluğu belki kim bilir…

İlgili Yazılar :

Reklamlar

About yagizlahayat

4 Ağustos 2009 dan beri hayatımın yeni bir amacı var. Bu blog afacan oğlum Yağız'a ilk doğumgünü hediyesidir.
Bu yazı Ay Ay Gelişim, bebek gelişimi, Uncategorized içinde yayınlandı ve , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

One Response to 6,5 Yaş…

  1. Geri bildirim: 7,5 Yaş… | Oğlumu Büyütürken

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s