Çocuğunuzla İşbirliği Yapın!

DSC05197-001Bu kitap, okuduğum diğer anne çocuk kitaplarından çok farklı değil. Ama üst başlıkta yazan “Bağırmadan, azarlamadan ve yalvarmadan” yazısı beni kendine çekti 🙂 Aslında kolay okunması ve hatırlatma sayfaları sayesinde, gönül rahatlığıyla tavsiye edebileceğim bir kitap.

İstediğiniz bir şeyi çocuğunuza söyleyiş tarzınız, itaat ile karşı koyma arasındaki farkı belirleyebilir.

öndeyişiyle başlıyor kitap. Üç çocuk sahibi olan yazar, bu kitabı neden yazdığını anlattığı bölümde çocuk yetiştirirken başarısız olunması durumunda, çocuğunuzun yaşamının geri kalanında acı çekeceğini söylüyor. Kitapta, ebeveynlik tarzınızın ne olduğunu belirlemeye ilişkin bir anket yer alıyor. Kitabı bu anket sonucunun ışığı altında okumak önerilmiş.

Dengeli aile yapısını 4 temel kurala dayandırmış yazar :

  • Sorumluluk Alın
  • Düşünün
  • Bir şey söylediğinizde, Sözünüzün arkasında durun
  • Becerilerinizi kullanın

Bu kuralları örneklerle açıklamış.

1- Anne Babalar Sorumluluk Alın! :

  • Tavır Kontrolü : Kontrolün anne babada olduğunun çocuğa hissettirilmesinin gerektiği söylenirken bunun hak olmanın yanında sorumlulukta olduğu ifade edilmiş.

Çocuklarınızın, kontrolün sizde olup onları etkili bir şekilde yetiştirmenize ihtiyaçları var. Onları yetişkinliğe eriştirmede size güveniyorlar.

Onlara söylenecek sözleri direkt söylemek gerektiğinin, söylerken “lütfen” demek ve sorumluluklarını yaptıktan sonra istediklerini yapabileceğini söylemenin önemi üzerine durulmuş.

  • Suçluluk Yok, Bahane Yok, Açıklama Yok : Aile kurallarının kendine özgü olacağı ve toplumun hepsinde aynı olmayacağını söyleyen yazar, başkalarının yaptıklarını umursamamak, kurallarımızı durmadan sorgulamamak gerektiğini söylemiş.

Bizim en önemli görevimiz çocuklarımızı mutlu etmek değil, onları hayata hazırlamaktır.

diyen yazar, kurallar hakkında uzun açıklamalar yapmanın gereksizliğinden bahsetmiş.

2-Anne Babalar Düşünün : Genelde ebeveynlerin herşeyi akışına bıraktığını söyleyen yazar:

Eğer düşünmüyorsanız, plan yapmıyorsanız, o zaman anlık duygulara kapılırsınız ve verdiğiniz kararlar yeterli olmaz.

diye ifade etmiş..

3- Bir Şey Söylediğinizde, Sözünüzün Arkasında Durun : Sürekli tekrarlardan kaçınmamız gerektiğini söyleyen yazar uyarıları şöyle maddelendirmiş:

  • Düşünün
  • Uyarın
  • Harekete geçin

4- Becerilerinizi Kullanın : Dengeli bir ebeveyn olabilmek için beceriye sahip olunması gerektiğini söyleyen yazar şu hatalardan kaçınmamızı öğütlemiş:

  • Evet veya hayır demeden önce düşünün.
  • Hayır dediğinizde, ona bağlı kalın; sonradan fikrinizi değiştirseniz bile!

Bazı durumlarda uzlaşmaya da gidilebileceği, bu durumu iyi idare ederek, çocuklarımıza adil ve esnek davranarak önemli bir yaşam becerisi aşılayabileceğimizi söylemiş.

Çocuklardan belirsiz beklentilere girmememiz gerektiğini de söyleyen yazar, isteklerimiz konusunda net olmamızın öneminden bahsediyor.

Kitapta, evde ebeveyn ve çocuk arasındaki iletişimin daha saygılı olmasının sağlanmasının, çocuğun dış dünyada ki davranışlarında istenilen sosyal becerileri aşılayacağı ifade edilmiş.

Tutarsızlık bir istisnadan çok kurala dönüştüğünde sorunların başlayacağını söyleyen yazar şöyle demiş:

İyi düşünülmüş kurallar, rutinler ve beceriler, ailelerin çocuklarıyla günlük etkileşimlerinde tutarlı davranmalarını sağlar.

İşbirliği başlığı altında, öncelikle ebeveynlerin yanlış tutumları üzerinde durulmuş: Dırdır etmek, dilemek/ummak, rica etmek/yalvarmak/sızlanmak, rüşvet, boş tehditler, talepler, hakaretler, dersler, bağırmak. Bu gibi durumlarla sorun çözmeye çalışıldığında, çocukların kendi davranışlarını kontrol etmek için ihtiyaç duyacakları içsel disiplini öğrenemeyeceklerinden bahsedilmiş.

Sorunun direkt söylenmesi gerektiği üzerinde duran yazar :

Her sunum, suçlama içermeyen bir ifade ile sonlandırılmalıdır. Bunu yaptığınızda, çocuğun zekasına saygı göstermiş olursunuz. Bu davranışınız, özünde konuşmanın içeriğini, “Sen iyi bir çocuksun ve bir sorunun var” düşüncesiyle değişecektir.

Yazar, sahip olunacak ayrıcalıkların, sorumlulukların yerine getirmesinden sonra kazanılmasını Büyük Anne Kuralı olarak adlandırmış ve bunun da bir yöntem olduğunu söylemiş. Aslında farklı farklı verdiği yöntemlerden, ailelerin kendilerine uygun olanları seçmeleri gerektiğini vurgulamış. Diğer seçenekleri de şöyle sıralamış.

  • Net talimatlar verin
  • Tercih sunun
  • Kısa ve öz konuşun
  • Bir şeyleri konuşturun
  • 5-3-1 Şimdi!
  • Yardımcı sorular sorun
  • Kağıda dökün
  • Mizaha başvurun
  • Kurallar ve rutinler kullanın

Ceza ve disiplin metotları üzerinde de durulmuş kitapta. Cezanın işe yaramazlığı şöyle ifade edilmiş :

Ceza, ebeveyn-çocuk ilişkisine baskı getirir. Doğru ile yanlışı ayırt etmeyi öğretmez, bir ebeveyni sorumlu kılmaz ve aslında hiç birşeyi düzeltmez.

Disiplin metotlarının önceden belirlenmesinin, çocukların davranışlarıyla baş etmeyi kolaylaştıracağını söyleyen yazar, çocukların kendilerinden beklenileni bildiklerinde, uygun olduğu düşünülen şekilde davranmalarının daha muhtemel olduğunu ifade etmiş.

Doğal neticeler başlığı altında tecrübeyi tanımlamış yazar:

Tecrübe harika bir öğretmendir. Yaşam çocuklara bir şeyleri son derece objektif ve direkt bir yoldan öğretir.

Doğal neticeler yeterlidir-Öfkenizi kendinize saklayın derken yazar sanırım hep kaçırdığımız bir ayrıntıyı işaret etmiş:

Bu doğal dersi desteklemek için sempati ve şefkat gösterin. Genelde anne ve babalar bu sürecin “sonuç” kısmını anlarlar ama tartışmanın odak noktasını bir anne veya babanın öfkesine yönlendirerek çocuklarının öğrenmesine yardımcı olma fırsatını teperler. Bir netice kendisini göstermeye başladığında, çocuk genelde kendini sürece kaptırmıştır. Ama bir ebeveyn öfkeli bir şekilde yaklaşıp dersler vermeye ve “ben sana söylemiştim” nakaratlarına başladığında, çocuk öğrenme sürecinden uzaklaşır ve ebeveynin öfkesiyle baş etmeye zorlanır.

Kitabı o kadar çok altını çizerek okumuşum ki, pek çok alıntı yapmak durumunda kalıyorum. İşte bu da bizim yaşadığımız durumlardan:

Anne ve babalar kendi duygularını saklamayı öğrenmeliler. Öfkelenerek, çocuklarımızı davranışlarının neticelerini öğrenme ayrıcalığından alıkoyuyoruz. Bunun yerine yönlendirebilir, yardımcı olabiliriz. Bu eylemler, anlayışla güçlendirildiğinde (“çok yazık”, “üzülmüş olmalısın”, “bu benim başıma gelmiş olsaydı çok utanırdım”, “ah canım”, “bunun seni üzdüğünü biliyorum” vs.) doğal neticelere en iyi tamamlayıcıdır.

Mantıki neticeler ise, çocuğun olumsuz davranışları karşısında ebeveynin planladıkları olarak tanımlanmış kitapta. Olumsuz davranışla direkt ilintili olduğunda en etkili yöntem olacağı, ancak ebeveyn üzgün ya da kızgın olduğunda doğru bir netice planlayamayacağından, çocuğa bunun açıklanarak, mantıki netice için biraz düşünülmesi salık verilmiş.

Çocukları yetiştirme tarzımızla, onların yaşamda ulaşacakları mutluluk ve başarı seviyesi arasında net bir ilişki olduğunu söyleyen yazar, sağlıklı özsaygıyı da şöyle tanımlamış:

Dışarıdan gelen verilere bağlı olmayan bir içsel mutluluk hissi; kendilerini doğuştan değerli görebilme becerisi; her günü tatminkar kılabilecek esneklik, kavrayış ve dürüstlükle yaşama becerisi.

Özsaygının büyük ölçüde anne ve babalarla şekillendiğini söyleyen yazar, geliştirebilme yollarını şu şekilde ele almış:

  • Sözlerinizi Dikkatli Seçin

Anne babalar olarak tek yapabileceğimiz, sözlerimiz, mimiklerimiz ve davranışlarımızla onlara, önemli, değerli ve ayrıcalıklı olduklarından gelecekte daha güçlü ve kendine yetebilen bireylere dönüşecekleri mesajını iletmek için elimizden geleni yapmaktır.

  • Çocuklarınızın Pozitif Düşünme Becerileri Geliştirmelerine Yardımcı Olun
  • Çocuklarınızın En İyi Niteliklerini Geliştirin

Anne ve babaları tarafından sevilen ve takdir gören bireyler, hayatta bir adım öndedirler.

  • Övgü ve Teşvik

Övgü, teşvik ve takdir, yaşamın tatlılarıdır. Biz onları bekleriz, zevk alırız ve onlara bir türlü doyamayız! Bizim özsaygımızı pekiştirir ve bizi hayatta daha iyi şeyler yapmaya teşvik ederler. Etkileri uzun sürelidir ve artar.

  • Yüreğinizle Dinleyin

Sadece çocuklarınızın yanında olarak, onların çocukluk yaralarını atlatmalarına yardımcı olabilirsiniz.

  • Sevgi, Kanatlarımızın Altındaki Rüzgardır

Çocuklar için, sağlıklı özsaygı oluşturan en güçlü yapı, sevildiklerini bilmeleridir.

Kitapta, kardeşler arasındaki ilişkileri güçlendirmeye yönelik yöntemlere de yer verilmiş.

Öfke üzerine de bir bölüm ayrılan kitapta, öfkenin, her ebeveynin bez değiştirmek kadar doğal olarak hayatına dahil olan bir durum olduğu söylenirken sebepleri üzerinde durulmuş. Beklentilerin gerçeklerden farklı olması, hayatın bizi öfkelendirmesinin acısını çocuklardan çıkarmamız, öfkenin diğer duyguları maskelemesi gibi farklı sebepleri olan öfke ve onun evreleri anlatılmış.

Genelde öfkemiz korku, gerginlik, üzüntü, utanç, şaşkınlık veya sıkıntı gibi diğer duygularımızı maskeler. Bunun sebebi, öfkenin bizi diğer duyguların ıstırabını yaşamaktan kurtarıyor olmasıdır. Her ne kadar bu acı veren duyguları deneyimlemek zor olsa da, o duyguların orada olduğunu anlamayı başardığınız takdirde ilerleme kaydedeceksiniz.

Öfkeyi iki evrede incelemiş yazar. Kontrollü öfkenin, güçlü bir duygu olduğu ve çocukların temkinli olmasını sağlamak için kullanılabileceğini, ancak bir sonraki öfke evresine geçildiğinde, kendimizi öfkeli, saldırgan, şiddete eğilimli ve çılgına dönmüş hissedebileceğimizi söyleyen yazar, bu durumda öfkemizin, zihnimizin düşünme fonksiyonunu kapatacağını ve daha ilkel olan savaş ya da kaç moduna geçeceğimizi söylüyor.

Öfke kontrolden çıktığında duygusal sorunlar yaratır ve çocuklarımıza daha iyi kararlar almayı öğretebilecek öğrenme sürecini sekteye uğratır.

Çocuklarımızın özgür iradeye sahip olduklarını, bize hissettirdikleri tüm duyguların olgunlaşmanın evreleri olduğu yazılan kitapta, soğukkanlılığımızı nasıl koruyacağımız adım adım anlatılmış.

  1. Adım-Durun, nefes alın, sayın
  2. Adım- Kendinizi görün
  3. Adım- Beklentilerinizi uyarlayın
  4. Adım- Becerilerinizi kullanın

Kendinizle ilgilenmezseniz başkalarıyla nasıl ilgileneceksiniz diyen yazar şöyle uyarmış:

Anne-babalar olarak, kendimize çok fazla baskı uyguluyor ve kusursuz olmadığımızı düşündüğümüz her an kendimizi eleştirip yargılıyoruz. Bu negatif odaklanma, bize mutsuzluk getiriyor. Kendinize gelin!

Kitapta vücudunu sevme, kedinle barışık olma ve evlilik durumları üzerine de uzunca durulmuş. Anne babaların çocukları için yapacakları en iyi şey birbirlerini sevmektir diyen yazar insan gelişimi için fiziksel temasın öneminden bahsetmiş.

Fiziksel temastan mahrum bırakılan bebekler ölür. Fiziksel temastan mahrum bırakılan yetişkinler ölmezler belki ama duygusal sağlıklarının bir kısmı yok olup gider.

Kitabın son bölümü, çeşitli sorulara verilen önerilerden oluşmuş. Son soru, pek çok kitap okuyup, ebeveynlik dersleri almış olmasına rağmen, hala hata yaptığını düşünen birine ait. Yazarın verdiği cevaptan bir kısmı şöyle:

Sizin öncekine kıyasla çok daha iyi bir ebeveyn olduğunuza bahse girebilirim ama çıtanız öyle yükseldi ki sanki başaramıyormuşsunuz gibi görünüyor.

Ancak iyi bir haberim var; hatalarınızın bilincinde olmanız bile, çocuk yetiştirme tarzınızı geliştirmeye başladığınızı gösterir.

Bunu duymak iyi geldi 🙂 Çünkü genelde bende böyle hissediyorum.

Bu kitaptan aklında neler kaldığına gelirsek :

  • Öfkenin ne oğluma ne de bize hiçbir faydası yok. Sadece durumu çıkmaza sokuyor.
  • Her ne kadar emir cümlesi kullansam da, başına “lütfen” eklemek gerek ki Yağız buna çok takılıyor.
  • Ona saygı duymak, saygı görmeme ve de hayata saygıyla yaklaşmasına neden olacak.
  • İyi bir anne olabilmek için önce kendime değer vermeliyim. Mutlu anne, mutlu çocuk.
  • Oğlum bana birşey anlattığında, onu gözlerinin içine bakarak dinlemeli ve bazen sadece anladığımı hissettirmeliyim.
  • Karşılaşma ihtimalim olan sorunları önceden düşünmeli ve çözümleri konusunda plan yapmalıyım. Böylece fevri kararlar vermek zorunda kalmam. O an ne yapacağımı bilmiyorsam da acele karar vermeden düşünmeliyim.
  • Kurallar ve sınırlar olmalı. Önemli olan bunları saygılı bir şekilde ifade etmek. Sonuçlarına katlanırken de, ceza olmadığını bilerek, oğluma destek olabilmek önemli. Hataları öğrenme sürecine çevirmek elimde.

Yazarın da dediği gibi, okuduğum her kitaptan sonra hissettiğim eksiklik hissi, sanırım farkındalığımın artıyor olmasından. Umarım onları hayata geçirmeyi ve daha sakin kalabilmeyi başarabilirim bir gün…

İlgili Yazılar :

Reklamlar

About yagizlahayat

4 Ağustos 2009 dan beri hayatımın yeni bir amacı var. Bu blog afacan oğlum Yağız'a ilk doğumgünü hediyesidir.
Bu yazı Okumalarım, Uncategorized içinde yayınlandı ve , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

6 Responses to Çocuğunuzla İşbirliği Yapın!

  1. Geri bildirim: Anne Baba ve Çocuk Arasında | Oğlumu Büyütürken

  2. Geri bildirim: Çocuğun Cinsel Eğitimi ve Tacizden Korunma Rehberi | Oğlumu Büyütürken

  3. Geri bildirim: Bütün-Beyinli Çocuk | Oğlumu Büyütürken

  4. Geri bildirim: Sabrımı Zorluyorsun! | Oğlumu Büyütürken

  5. Geri bildirim: Konuş ki Dinlesin Dinle ki Konuşsun | Oğlumu Büyütürken

  6. Geri bildirim: Işığın Yolu | Oğlumu Büyütürken

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s