Çocuk-Kendin Olma Özgürlüğü

DSC06456-001Okuduğum afilli pek çok cümlenin altında yazan bir isimdi OSHO. Alıp okumasam olmazdı.

Bir mistik olan Hint asıllı OSHO, okuduğum tüm kitapların aksini söylüyor. Çocuğu her anlamda özgür bırakmaktan bahsediyor. Disiplin, öğreti, eğitim hepsine karşı. Önce ben nasıl da baskı altına almışım oğlumu diye kendimden nefret ettim 🙂 Okudukça anladım ki, OSHO’nun kafası iyi 🙂 O çok beğendiğim kelimelerin bile önü sonu beraber okunduğunda, benim anladığımdan farklı yerlere gidiyor anlamı.

Bu kitap klasik anlamda yazılmamış. Yazarın uzun süredir yapmış olduğu konuşmalardan derlenerek hazırlanmış. Bu yüzden de genelde soru cevap niteliğinde bölümler var.

OSHO büyükanne ve büyükbabası tarafından büyütülen bir çocukmuş ve onlar OSHO’yu tamamen özgür bırakmışlar. Oda tüm öğretisini bu deneyimleri üzerine kurmuş. Her ne kadar egonun kötülüğü üzerinde dursa da, tamamen mükemmel yetiştirildiği vurgulamasını sık sık yapması, kendi egosuyla sorunlu olduğu izlenimi yarattı bende.

Kitap çocukların niteliklerinden bahsederek başlıyor. Tüm dinlerdeki cennet arayışının temelinde, çocukluğa özlem olduğunu söyleyen yazar,

Cennet arayışı senin çocukluğunu yeniden aramandır.

diyor. Ve bunun da ancak saf bir bilince ulaşarak gerçekleşebileceğinden bahsediyor. Boyun eğen çocuğun aile ve öğretmeni tarafından övülmesine karşın, eğlenen çocuğun eleştirildiği, bunun bir potansiyel başkaldırı tehlikesi olarak görüldüğü anlatılıyor.

Çocuklar senin aracılığınla gelir ama sana ait değildir. Onlara sevgini verebilirsin ama onlara fikirlerini dayatmamalısın.

diyen OSHO, mutlu ve sevgi dolu bir hamileliğin öneminden bahsediyor. Çocuğun oluşma aşamasında, annenin sadece bedenini değil, zihnini de izlediği vurgulanırken, annelerin daha özenli olmayı başarabilmeleri durumunda, “ilk çığlık” terapisine ihtiyaç olmayacağı söyleniyor. Çocuğun doğumunun, yaşamının en büyük şoku olduğunu söyleyen yazar, doğumun karanlıkta ya da çok hafif bir ışıkta olması gerektiğini vurguluyor. Anne sütünün de sadece süt olmadığını söyleyen OSHO, annenin aslında çocuğunu enerjiyle beslediğini vurguluyor:

Bir anne bir çocuğa sarıldığında enerji akar. Enerji görünmezdir; biz ona sevgi, sıcaklık dedik.

Beslenme konusuna şöyle devam ediyor OSHO:

Şayet anne mutluysa, çocuğu emzirmekten keyif alırsa o zaman çocuk asla çok yemez çünkü güvenir; annesinin her zaman orada olduğunu bilir. Ne zaman aç hissetse ihtiyacı giderilir o asla çok fazla yemez.

İyi sevilmiş çocuk sağlıklı kalır. O ne zayıftır ne şişmandır; o dengeyi korur.

Bedenini dinlemenin öneminden de bahseden OSHO, hiç bir zaman ona hükmetmeye çalışmadan anlamaya başlamanın mutsuzlukları yok edeceğinden söz ediyor ve ağlamanın ne denli derin bir ihtiyaç olduğu üzerinde duruluyor.

OSHO tuvalet eğitimi ile çocuğa çok büyük zarar verileceğinden bahsederek, anal takıntı oluşturması neticesinde eşcinselliği artırdığını vurgulamış ki, hayretler içinde okudum 😛

Birşey yapmama sanatının öğrenilmesi gerektiğinden dem vuran yazar:

Çocuğa hiçbir şey veremezsin sadece alabilirsin. Eğer çocuğa gerçekten bir armağan vermek istiyorsan, mümkün olan yegane armağan budur: Müdahale etme. Risk al ve bırak çocuğun bilinmeyenin içine, meçhulün içine gitmesine izin ver.

diyor. Acaba bu ne kadar gerçekçi ve de mümkün?

Hayatın yedi yıllık döngülerden oluştuğunu söyleyen OSHO, ilk yedi yılın en önemlisi olduğunu, hayatın temellerinin burada yattığı için tüm dinlerin çocukları mümkün olduğunca çabuk ele geçirmek istemelerinin sebebinde bu olduğunu söylüyor.

Eğer bir çocuk yedi yaşına kadar masum, başkalarının fikri ile kirletilmeden bırakılabilirse, o zaman onun potansiyelinin gelişmesinden onu alıkoymak imkansız hale gelir.

İkinci yedi yılın hayatın bir provası olduğunu söylerken, kız ve erkek çocukların bu dönemde birlikte olmalarına izin verilirse, sapıklıkların ve pornografinin yüzde doksanının ortadan kalkacağını söylüyor. (Tabi bunlar başka bir kültürün düşünme tarzı :-P)

Üçüncü yedi yıllık dönemin ise sevişme sonrası hakkında fikir vereceği anlatılırken, çocuk hakkında bir kitapta bu kadar cinsellik konu edilmesine pes diyorum ben 🙂

Dördüncü yedi yıllık dönem de, geçmiş iki döngü esnasında yaşadıkları deneyimler doğrultusunda, doğru eş seçebilir ve artık yerleşebilirler.

Anne babalar için tavsiyeler bölümünde, çocuğa gösterilen aşırı ilginin tehlikeli olabileceği, sen mutsuzsan, çocuğun çok duyarlı ve kırılgan olması nedeniyle, onunda mutsuz olacağını söylüyor.

Anne çocuk ilişkisinin mükemmel olamayacağını söyleyen OSHO, sadece kalbini dinlemek gerektiğini, uzmanlara aldırmamak ve “bazen çocuğa vurmak gerekirse vur” ulabileceğini söylüyor ki, artık bu sözle ona olan inancımı tamamen kaybetmiş bulunuyorum 😛

Ama arada doğru sözlerde ediyor 🙂

Öfke ve nefret gerçekten sevginin zıddı değillerdir. Sevginin gerçek zıddı, kayıtsızlıktır, umursamazlıktır.

Altı yaşında sürekli kavga ve küfür eden oğlu için endişelendiğini söyleyen bir ebeveyne, bunlar için tam zamanı olduğunu, bastırılmaması gerektiği, bu sayede sahiciliği yaratacağını söylüyor OSHO.

Her zaman temel bir kural olarak hatırla: Yaşanmış olanla işimiz bitmiştir; yaşanmamış kalan şeyler ısrar etmeye devam eder, yaşanmak ister.

Fedakarlık üzerine sorulan bir soruda ise, sevgi vermekle kendine hükmedilmesine izin vermek arasında ince bir çizgi olduğu, sevgi vermek istediğinde verilmesi ama istemediğinde verilmemesini söylemiş.

Ve her zaman hatırla : Fedakarlık iyi değildir, çünkü asla oğlunu affedemeyeceksin.

Çocuğunuza bağırmak istediğinizde bağırmanızı, ancak bunu da sevgiyle desteklemenizi söyleyen yazar, çocukların algılarının çok açık olduğunu ve tüm vücudumuz bağırırken gülümsememizin, onlarda aldatılmışlık duygusu oluşturacağı ve bunu affetmeyeceklerini söylüyor. Rahat rahat bağırabiliriz artık 🙂

Gençlerle ilgili bir bölümde ayrılmış kitapta. Büyümenin yegane yolunun tüm iyi, kötü, mutlu, üzüntü verici şeyleri kabul etmek olduğunu söylerken, başına gelen her şeyden sorumlu olmanın, büyük bir özgürlük vereceğini, bunun tadını çıkarmak gerektiğini söylüyor.

Öğrenmenin tanımını da şöyle yapmış OSHO:

Öğrenmek bilgi değildir. Öğrenmek fazlasıyla bilgiyle özdeşleşmiştir. O bilginin tam zıddıdır. Bir insan ne kadar bilgiliyse öğrenme kapasitesi o kadar düşüktür.

Eğitim sisteminin, kişinin ekmeğini daha iyi, daha kolay, daha konforlu şekilde kazanmasına hazırlarken hayata hazırlamadığını söyleyen OSHO, kendi eğitim vizyonunun hayatın ayakta kalmak için bir mücadele olarak görülmemesi, hayatın bir kutlama olarak görülmesi gerektiği olarak açıklamış.

Eğitim seni kendin olmaya hazırlamalı. Şuan o seni bir taklitçi olmaya hazırlıyor; o sana nasıl başkaları gibi olunacağını öğretiyor.

Gerçek eğitim sana kalbin yöntemlerini de öğretir. Ve gerçek eğitim sana aşkın olanı da öğretir. Zihin bilim içindir, kalp sanat, şiir, müzik ve dinin aşkın hale gelmesi içindir. Bir eğitim tüm bunlara hizmet etmediği sürece doğru değildir. Ve hiçbir eğitim sistemi henüz bunu yapmamıştır.

Din konusuna da sık sık yer veren OSHO, çocukların belirli bir dinin içine yerleştirilmesinin, insanlığa karşı işlenmiş en büyük suçlardan biri olduğunu söylemekte. Herhangi bir dinin içindeyken tarafsız olamayacağı ve dini keşfetmekten alıkoyacağını anlatıyor:

Ve hayattaki en değerli şeylerden bir tanesi şüphe etmektir. Çünkü şüphe etmediğin sürece asla keşfedemezsin.

Anne babaların çocuklardan beklentileri üzerine de sorular sorulmuş. OSHO’ya göre, anne babamıza karşı herhangi bir sorumluluğumuz yok 😛

Çocuklar çocukluktan çıkar ama anne babalar asla ebeveynlikten çıkmazlar.

derken, çocuklar büyüdüğünde ve artık koruma ihtiyaçları kalmadığında, anne babanın artık geriye çekilmesi gerektiğinden bahsediyor. Anne babaya olan tek borcu ise şöyle ifade ediyor :

Şunu borçlusun : Kendin olmak zorundasın. Yine şunu borçlusun : Mutlu olmayı, mutluluktan kendinden geçmeyi, kendi içinde bir kutlama haline gelmeyi, kahkaha atmayı ve keyif almayı öğrenmeyi. Onlar sana fiziksel olarak yardım etmiştir, sen onlara manevi olarak yardım etmelisin. Onlara geri ödemenin tek yolu budur.

Kitabın genelinde bir meditasyon övgüsü mevcut. Sonunda ise bir bölüm ayrılmış :

Meditasyon bizim yitirmiş olduğumuz doğal bir haldir. O yitirilmiş bir cennettir ama bu cennet yeniden kazanılabilir.

Meditasyona ne zaman başlanabileceği, nasıl yapılabileceği gibi bilgiler verilirken şöyle tamamlamış düşüncelerini :

Bedenin yaşlanıyor olabilir ama şayet sessiz olmanın ve huzurlu ve meditasyon halinde ve sevgi dolu olmanın yollarını öğrenebilirsen yaşlanmayacaksın.

Özetle OSHO, özgürlükten, doğallıktan, içinden geleni yapmak, ağzına geleni söylemekten, meditasyondan yana. Her türlü eğitime, disipline ve dini inanışa karşı. Onu çok sevip guru olarak gören de, bir şarlatan olarak niteleyen de mevcut. 1990 da hayatını kaybeden OSHO hala tartışıldığına göre, içimizde bir yerlere dokunduğu muhakkak. Ama özendirerek ama rahatsız ederek.

Biz ebeveynlerin endişelerini çok iyi bilip kullanmış, doğru. O yüzden okurken, “çocuğuma ne yapıyorum ben” duygusunu taşıdım hep. Ama çözüm önerileri “işte bu” dedirtmedi bana. Tabi ki bunda pek çok etken var. Yaşadığımız toplum, dini inancımız, yetiştirilme tarzımız, hayattan beklentilerimiz. Bir de belki OSHO’nun söyledikleri ve yaptıkları arasındaki çelişki.

Ama okuduklarımdan damıttığım bir şey var ki, oğluma bırakabileceğim en güzel hediye, mutlu çocukluk anıları. Değil mi ki kişinin anavatanı çocukluğudur, son demlerinde orayı güçlendirmek elimizde. Gücümüz yettiğince…

İlgili Yazılar :

Reklamlar

About yagizlahayat

4 Ağustos 2009 dan beri hayatımın yeni bir amacı var. Bu blog afacan oğlum Yağız'a ilk doğumgünü hediyesidir.
Bu yazı Okumalarım, Uncategorized içinde yayınlandı ve , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

5 Responses to Çocuk-Kendin Olma Özgürlüğü

  1. Geri bildirim: Anne Baba ve Çocuk Arasında | Oğlumu Büyütürken

  2. neslice tarifler dedi ki:

    OSHO’yu ve sözlerini ben de çok duymuştum. Hatta paylaşımınızı okurken alıp okusam mı dedim ama öyle güzel özetlemişsiniz ki, yazdıklarınızdan sonra okumama gerek kalmadı. Ben artık bazı kitapları okurken -belki bencillik gibi olacak ama- işime geleni alıyorum, işime gelmeyen fikirleri çöpe atıyorum.

  3. Geri bildirim: Bütün-Beyinli Çocuk | Oğlumu Büyütürken

  4. Geri bildirim: Sabrımı Zorluyorsun! | Oğlumu Büyütürken

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s