Leyla Fonten’den Öyküler

Kitap407Tülin Kozikoğlu’nun, “Yemeğini Arayan Tırtıl” ile başlayan bir önceki serisini çok sevince, Leyla Fonten’lerden de birkaç tane alayım istedim Yağız’a. Seviye olarak diğerinden biraz daha küçükler içindi. Her ne kadar 4+ olarak etiketlense de, Yağız için 3+ yaş olduğunu düşündüğümden, ona basit kaçacağı fikrine kapılmış, ancak almadan da duramamıştım. Yağız ise tahminimin aksine çok sevdi bu seriyi ve kalanları da istedi.

Kitabın anlatıcısı La Fontaine’in torununun torununun torunu 🙂 Adı Leyla.

Tüm seri aynı kafiyeli sözlerle başlıyor. Yağız arka arkaya okuttuğunda bile, bu sayfaları atlamayı teklif etmedi uzun süre. Oysa artık tekrarlardan sıkılıyor sıkça. Öyle başarılı ki bu başlangıç sayfaları, bende okumaktan büyük keyif alıyorum.

Her kitap, farklı bir davranış biçimini ele alıyor. Ancak o çok bilindik üstten bakışla değil de, anlamaya çalışarak, farklı açıdan bakarak…

Kitap çizimleri ve baskı kalitesiyle de göz dolduruyor. Leyla ve koltuğu, evdeki küçük ayrıntılar ve hayvanların karakteristik özelliklerine göre resimlenmiş hallerini çok beğendik biz.

Tüm kitaplar, 86 yaşındaki Leyla’nın, hayvanların eve geliş öyküsünü anlatmasıyla başlıyor :

Etrafımda bunca hayvanı görünce,

Hepsini ben toplayıp getirdim sanmayın!

Her birinin burada olması tesadüf eseri

Sinek pencereyi açık unuttuğum bir gün uçuverdi içeri.
Örümcek ise bir sabah yedide bacadan aşağı indi.

Kedi yılışa yılışa içeri girdi yağmurlu bir günde.

Köpeği kim bilir kim bırakmış arka bahçeme,

Kuşu kardeşim hediye etti, balığı ise uzaklardan bir kuzen.

Fare, kurbağa, kirpi…kurtulamadım gitti,

Tümünü besliyorum mecburen.

  • Kitap398Öfkeli Örümcek Rıza : Rıza, sürekli uğraşıp çok güzel ağlar ören bir örümcek. Ancak arkadaşları bu ağları farketmeden bozuveriyorlar. Her bozulduğunda öfkeye kapılıyor ve yenisini yapıyor Rıza.

Kedi Dila ile Köpek Kaya kovalamaca oynamaya karar verince,

Heyecandan salonun ortasındaki ağı da görmeyince…

Rıza kızmasın da ne yapsın?

Tabi ki sinirinden hop oturup hop kalksın!

Kitap399Rıza öfkesinden ne yapacağını şaşırıp, arkadaşlarını cezalandıracak yöntemler ararken, birden aslında görünmez ağlar ördüğünü farkediyor ve bir çözüm yolu buluyor. Ayaklarını boyalara batırıp renkli ağlar ördüğünde, artık herkes görüyor ve Rıza’da öfke yerine gururla gülümsüyor 🙂

Kitap400

  • İnatçı Kirpi Mina : Mina inatçı mı inatçı bir kirpi. Giyinmeye, gülmeye, oynamaya, uyumaya inat ediyor. Ama arkadaşları sürekli onun inadını kırma derdinde.

“Yatmam da yatmam! Yatmam da yatmam!”

Diğerleri uyardı Mina’yı:

“Yeter ama Mina, inat etme artık.

Ne olur uyusan azıcık?”

“İstemiyorum dedim anlasanıza.

Yatmayacağım bugün yatağıma.

Israr etmeyin, rahat bırakın beni.

Ne olur bir gün de uyumayıversem sanki?”

Kitap401

Ancak inatçılık tek taraflı birşey değil. İlla iki kişi gerekli. Kah uyu diye inatlaşıp su yatağına attılar, kah birdirbir oynayalım diye diken batırdılar, kah giyin süslen diye elbiseleri yırttılar 🙂

Sonunda anladınız değil mi?

Birine inatçı diyebilmek için,

İllaki ikinci bir inatçı gerekli.

Tek başına inatçı olamaz hiç kimse.

Tıpkı hikayede olduğu gibi,

İki keçi bir köprüde!

Kitap402

  • Kıskanç Kurbağa Eda : Eda, aklı fikri başkalarının ne yaptığında olan bir kurbağa. Kah Örümcek Rıza’nın ördüğü ağı kıskanır, kah Köpek Kaya’nın oynadığı topu, kah Kuş Sema’nın kanatlarını.

Ama asıl kıskandığı Leyla’nın ilgisi.

“Canım Eda, cicim Eda,

Nedir derdin söyle bana.”

“Biraz da beni sevmedi istiyorum.

Ama ben hiçbir şeyi beceremiyorum!”

“Herkesin becerileri başka başka…

Ama bil ki sevginin hiçbir alakası yok bununla.

Ağ öremesen de,

Top oynayamasan da,

Kanatlanıp uçamasan da

Seni çok seviyorum sakın unutma!”

Kitap403

Sonra da kimsenin yapamadığını yaparlar birlikte Leyla ve Eda: Zıpla da zıpla…

Yağız’ın en sevdiği kitap sanırım bu 🙂

Kitap404

  • Mutsuz Kedi Dila : Dila her an mutsuz olacak bir neden bulan bir kedi. Acıkınca, çok yeyince, canı sıkılınca, uykusu gelince hep mutsuz olup ağlıyor ve arkadaşları onu mutlu edebilmek için ellerinden geleni yapıyorlar. Bu böyle aylarca sürüp gidince, arkadaşları artık onu umursamamaya başlıyorlar. Bir gün gene susadığı için ağlayınca ve kimsede onu umursamayınca, Balık Sefa’nın akvaryumundaki suyu içiveriyor :

Dila susuzluğunu gidereyim derken,

Balık Sefa da akvaryumda salına salına gezerken…

Kedinin boğazına kocaman bir balık kaçacağı,

Kimin aklına gelir?

Görünmez kaza diye işte buna denir.

Kitap405

Sefa önce şaşırıp korksa da, Dila’nın midesinde dolaştıkça, Dila’da gıdıklanıp kıkır kıkır gülmeye başlıyor. O günden sonra da Dila ne zaman ağlayacak olsa, Sefa cup diye giriyor midesine ve onu güldürmeyi başarıyor 🙂

Dila’yı duymamak için kulaklarına tıpa takmış olmaları da hoş bir ayrıntı 🙂

Kitap412

  • Sabırsız Sinek Feza : Feza, hiçbir şey için sabredemeyen bir sinek. Bir yaz gecesi tatile gitme telaşıyla bavullar hazırlanmış, otel rezervasyonları yapılmış, ertesi gün yola çıkılacakken, herkesin biraz uyuması gerekli. Ancak Feza için bu hiç kolay değil. Sabah olmasını bir türlü bekleyemiyor:

“Göklerdeki yıldızzlar! Bir an önce evinizzze gitzzenizzze,

Yerinizzzi çok zzevgili güneşe verzzenizzze!”

Sırayla tüm arkadaşlarının yanına gidip uyandırır onları ve biran önce yola çıkmalarını ister. Ama hepsi gidip yatmasını söylerler. Sonunda vakit geçsin diye yıldızları sayarken, uyuyuverir birden. Uyandığında ise herkes gitmiştir ve ağlamaya başlar Feza.

Kitap413

Ama arabada sabırsızlık eden kimse olmayınca, Feza’nın eksikliği anlaşılır ve geri dönerler. O günden sonra Feza, sabırsız çocukların kulağına şöyle fısıldar:

“Zzzaman çok zzzor geçtiğinde,

Beklemeyi hiç ama hiç izztemediğinde,

Hatırla benim hikayemi.

Gökyüzzzüne çevir gözzzlerini,

Zzayarken yıldızzzları bir, iki, on iki, yirmi iki…

İzzter dilek tut, izzter hayal kur,

Bil ki zzzamanı gelince her izztediğin olur!”

Sanırım bu da benim en sevdiğim 🙂

Kitap408

  • Utangaç Köpek Kaya : Kaya utangaç mı utangaç bir köpek.  Eve misafir geldiğinde, herkes eğlendirmek için hazırlık yaparken, o koltuk arkasına saklanır.

Kurbağa Eda ve Balık Sefa su balesi yapmaya çalışıp her yeri ıslatırken, Kirpi Mina ve Örümcek Rıza cambazlık yapacağız diye tüm evi ağlarla doldurur. Kuş Sema sihirbazlık yapayım derken evi kuş sürüsü kaplar. Sinek Feza vızıldayarak konser verirken, Kedi Dila ve Fare Tuna ateş çemberinden atlarlar. Oysa misafir tüm bunlardan pek de hoşlanmaz :

“Değer mi eğlenmek için bunca tehlikeyi,

bunca sıkıntıyı göze almaya?

Sakince oturup sohbet etseydik ya!”

Kitap409

Tüm bu çılgınlardan kaçayım derken misafir, onu Köpek Kaya çağırır yanına.Ve misafir fısıldar Kaya’nın kulağına:

“Meğer bu çılgınlardan kaçıyormuşsun, anladım.

Ben de seni utangaç sanmıştım!”

Kitap410

  • Tembel Balık Sefa : Sefa, diğerlerinin yaptıklarına karışmayan, yardım etmeyen, akvaryumunda pinekleyip duran, tembel mi tembel bir balık.

Gene bir gün, arkadaşları fısır fısır planlar yapmakta iken o hiç merak etmeden miskinlik yapar. Diğerleri evi temizler, süsler, pasta yapar, davetiye hazırlar ve süslenirler ama o hiç umursamaz. Bu sefer, Sefa’nın tembelliği işlerine yarar neyse ki. Çünkü hazırlandıkları, onun sürpriz doğum günü partisidir. Tüm bunları görünce pek bir mahçup olur bizimkisi.

“Yardımcı olmadığın için üzülmene gerek yok Sefa!” dedi Kedi Dila.

“Yorulduk ama aynı zamanda çok eğlendik hazırlıkları yaparken.

Sen eğlencenin o kısmını kaçırdın maalesef.

Esas buna üzül, üzüleceksen.”

Kitap411

Böylece tembelliği de suçluluk duygusu ile değil, kaçırılan eğlenceyle özdeşleştirmiş yazar. Pek de iyi etmiş 🙂

Kitap414

  • Bilmiş Fare Tuna : Ne zaman birinin başına bir iş gelse bilmişlik yapmayı çok sever Tuna. Sema’nın korkaklığını, Rıza’nın öfkesini, Dila’nın mutsuzluğunu aptalca bulur hep.

Korkma! Üzülme’ Kızma! Utanma!

Söylemesi kolay, yapması ne zor oysa.

Korkmak, üzülmek, kızmak, utanmak…

Tüm bunlar hepimizin başına gelmez mi zaman zaman?

Tuna, esas senin bunları aptalca bulman ne tuhaf!

Bu böyle sürüp gidince, arkadaşları bir ders vermeye karar verirler Tuna’ya. Uyurken kuyruğunu yılan şeklinde boyarlar ve uyandığında önce korkuyu, sonra üzüntüyü, son olarak da öfkeyi yaşar.

Kitap415

Sonuçta bilmişliğinden utanan Tuna, bir daha arkadaşlarının duygularını küçümsemeyeceğine söz verir.

  • Kitap416Korkak Kuş Sema : Herkesin kendine zarar vereceğini düşünen korkak mı korkak bir kuş Sema. Sinek Feza’nın onu sokacağından, Balık Sefa’nın onu yutacağından, Kedi Dila’nın onu tırmalayacağından, Köpek Kaya’nın onu ısıracağından korkar. Heykel gibi durarak tehlikeyi savuşturacağını sanır:

“Bu ev tehlikelerle dolu.

Yaramaz hayvanlar sarmış sağı solu!

Küçücük bir kuş kendini nasıl korur?

Kurtarın beni ne olur!”

Oysa arkadaşları sadece saklambaç oynuyorlardır.

“Saklambaç oynuyorduk Sema!

Keşke sende katılsaydın aramıza.”

Kitap417

Çok mu ipucu veriyorum kitaplar hakkında?

Tülin Hanım kızmasa bari bana 🙂

Daha öyle güzel replikler var ki almasanız pişman olursunuz valla 🙂

İlgili Yazılar :

Reklamlar

About yagizlahayat

4 Ağustos 2009 dan beri hayatımın yeni bir amacı var. Bu blog afacan oğlum Yağız'a ilk doğumgünü hediyesidir.
Bu yazı Uncategorized, Yağız'ın Kitaplığı içinde yayınlandı ve , , , , , , , , , , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

3 Responses to Leyla Fonten’den Öyküler

  1. neslihan dedi ki:

    merhabalar blog’unuzu ilgiyle takip ediyorum ve önerileriniz için teşekkür ediyorum sayenız de kızımın bir sürü kitabı oldu Tülin KOZİNOĞLU’nun kitaplarını aldık ve bayıldık her akşam okuyoruz teşekkürler

  2. Geri bildirim: Öfkemle Nasıl Başa Çıkabilirim? | Oğlumu Büyütürken

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s