Çocuğunuza Sınır Koyma 2

DSC02163-001Çocuğunuza Sınır Koyma” kitabını daha önce yazmıştım. İkinci kitap da, inatçı kişilikteki çocuklarla başetme üzerine kurgulanmış olsa da, ilk kitapla çok benzerlikler gösteriyor. Benzer örnek olaylar anlatılmış. Kitabı ikinci kez okuyormuş hissi doğuyor bir yandan. Diğer yandan ise, daha öncekinin üzerinden geçilmiş olduğundan, daha iyi oturuyor anlatılanlar.

İnatçı yapıdaki çocuğu anlayabilmek adlı bir bölümle başlıyor kitap. Önce çocuğumuzun karakterini kabullenmeli ve ona göre davranmalı imişiz:

Kızmak yerine bu durumu, hayatın bir olgusu olarak kabul ettiğinizde tutumunuz ve bakış açınız değişecektir. Benim içinde aynısı oldu. Oğlum beni zorladığında kızgın ve sinirli hissetmekten vazgeçtim. Onun görevi, bu denemeleri yapmak benimki ise onu doğru yönlendirebilecek rehberliği sağlamam.

Benim yeni bakış açım, onun davranışlarını değiştirmedi ama benim hayatımı oldukça kolaylaştırdı. Bunu kişisel algılamaktan vazgeçtim.

Sanırım yukarıda yazılanlar, olayı özetliyor. Ama durumu böyle kabullenebilmek esas zor olan.

Anne babaların eğitim yöntemleri üzerinde durulan kitapta, cezacı yöntemin, genelde yaramazlığı durdurduğu, ancak uzun vadede, saygılı iletişimle, problem çözmeyle, sorumlulukla ilgili olumlu bir ders öğetmeyeceği ifade ediliyor. Aşırı hoşgörülü ailelerde ise anne babalar sürekli davranış değiştirdiği, tekrarlama, hatırlatma, uyarma gibi pek çok yöntem kullanıldığı ancak bunların pek de etkin olmadığı üzerinde durulmuş. Demokratik yaklaşım da ise, problem çözmede kazan kazan yönteminin katı ve saygılı bir şekilde uygulandığı ve başarılı olunduğu söylenmiş. Tüm bu eğitim yöntemlerindeki sözlü ve davranışsal durumlar örneklerle açıklanmış.

Sorunların nasıl söylendiğinin önemli olduğunun ifade edildiği kitapta açık, kesin ve saygılı cümleler kurmamızın öneminden bahsedilirken şöyle söylenmiş:

Kızgınlık, drama ve güçlü duygusal tepkiler, verilen mesajın kolaylıkla netliğini bozabilir ve anlaşılırlığı azaltabilir.

Ses tonumuzun öneminden de bahsedilen kitapta, kararlılığımızı gösterecek tonda ancak yüksek, sinirli ya da öfkeli olmaması gerektiği, böyle olursa kontrolü kaybettiği mesajı vereceği ifade edilmiş.

Çocuklarla tartışmaya girilmemesi gerektiğini söyleyen yazar, eğer girilmişse, kurallarınızın tartışılabilir olduğunu gösteriyorsunuzdur derken söylenmesi gerekeni şöyle tariflemiş :

“Bu konuda tartışmayı bitirdik. Eğer tekrar açmaya çalışırsan, önümüzdeki beş dakikayı odanda geçirmek zorunda kalırsın.”

“Tartışma için zamanımız bitti. Sana söylediklerimi yapabilirsin ya da bunları yapmaya hazır oluncaya kadar önümüzdeki beş dakikayı odanda geçirirsin. Hangisini tercih edersin?”

Eğer bir tartışma olacaksa da, bunun istenilenlerin yapıldıktan sonraya bırakılmasını öğütlüyor yazar.  Ayrıca çocukların kızgınlıkları arttığında onları sakinleştirmenin önemi ve yetişkinlerin sınırı aştıklarında, özür dilemeleri gerektiğini de şu sözlerle ifade etmiş :

Bir yetişkinin özür dilemesi, çocuğun insan olabilmesine izin vermektir. Kusur işleyebileceğini ona gösterir ve bunu düzeltebilmesi için onu cesaretlendirir.

Söylediklerimiz ve yaptıklarımız birbirini desteklerse güvenilirlik kazanacağımızı söyleyen yazar, çözümlerimizin etkili olabilmesi için yapılması gerekenleri maddeler halinde sıralamış :

  • Hemen gerçekleştirmek
  • Tutarlılık
  • Mantıkla İlişkilendirmek
  • Orantılı Olmak
  • Temiz Bir Sayfa Açın
  • Doğal Çözümler

Mantıklı çözümler uygulamak için gereken prensipler de açıklanmış:

  • Normal ses tonunuzu kullanın
  • Mantıklı düşünün
  • Çocuğunuz oyalandığında saati kullanın
  • Gerekli olduğu her durumda mantıklı çözümler sunun

Ayrıca mantıksal sonuçların hangi durumlarda ve nasıl uygulanacağı da açıklanmış kitapta.

Çocuğunuzu odaya gönderdiğinizde kaç dakika kalması gerektiği hususunda da, her yıla bir dakika, -5 yaşındaysa 5 dakika- şeklinde ayarlanması ve 3 yaşından önce uygulanmaması söylenmiş. Bu mola yönteminin nerelerde ve nasıl uygulanabileceği hakkında da ayrıntılı bilgiler verilmiş.

Pozitif ve negatif mesajların, çocuklar üzerindeki etkilerinden de bahsedilen kitap da :

Bütün olumsuz mesajlar, çocuğun işbirliği yapamayacağına ve doğru seçimler gösteremeyeceğine dair küçük inançlar taşır. Reddetme, suçlama ve utandırma gibi alt metinleri vardır.

Yeni bir eğitim sürecinin başlangıcının ise 8-12 hafta sürdüğünü söyleyen yazar, sabırlı ve tutarlı olmanın gerekliliğini vurgulamış ve sınırları belirlemek için gerekli üç etkeni şöyle sıralamış : Çocuğunuzun mizacı, sizin mizacınız ve sizin sınırları belirlemek için gösterdiğiniz yaklaşım.

Özetle benim bu kitaptan anladığım :

  • Sınırları önceden koyup, oğluma bildireceğim.
  • Bir olay olduğunda asla sesimi yükseltmeden, daha önce bildirdiğim mantıksal sonucu uygulayacağım.
  • Konuyu tartışmaya açmayacağım, yapmayı reddederse yaşına uygun sürede düşünmesi için odasına göndereceğim. Süre sonunda kabul etmemeye devam ederse yeniden süre vereceğim.
  • Söylediğim şeyler, yaptığı harekete uygun olacak. Mesela oyuncaklarını toplamadıysa oyuncaklarını bir süreliğine kaldıracağım. Bunun yerine dondurma yememe ya da parka gitmeme cezası vermeyeceğim.
  • Amacım davranışı düzeltmek olacak. Bunu bir ceza olarak uygulamayacağım.
  • Tüm bunları yerleştirmek zaman ve emek isteyecek, yılmayacağım 🙂

Kitapta tariflendiği şekliyle benim oğlumda inatçı bir çocuk, tıpkı benim gibi 🙂 Benim için bu söylenilenlerin en zoru sakin kalabilmek. Zaten oda bu eğitimin temelini oluşturuyor.

Bilmek ve yapabilmek ne kadar farklı şeyler. Bunu en çok çocuk yetiştirirken hissediyor insan. Kendimizi değiştirmeyi başarabilsek, elbette ki çocuğumuzu daha iyi eğitebileceğiz. Ama kodlarımıza işlenmiş karakterimizle, bu ne kadar mümkün bilemiyorum.

Ama çalışmakta, bu konuda mesai harcamakta iyi bir şey sanırım…

İlgili Yazılar :

Reklamlar

About yagizlahayat

4 Ağustos 2009 dan beri hayatımın yeni bir amacı var. Bu blog afacan oğlum Yağız'a ilk doğumgünü hediyesidir.
Bu yazı Okumalarım, Uncategorized içinde yayınlandı ve , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

6 Responses to Çocuğunuza Sınır Koyma 2

  1. Geri bildirim: Çocuk-Kendin Olma Özgürlüğü | Oğlumu Büyütürken

  2. Geri bildirim: Çocuğunuzla İşbirliği Yapın! | Oğlumu Büyütürken

  3. Geri bildirim: Anne Baba ve Çocuk Arasında | Oğlumu Büyütürken

  4. Geri bildirim: Çocuğun Cinsel Eğitimi ve Tacizden Korunma Rehberi | Oğlumu Büyütürken

  5. Geri bildirim: Konuş ki Dinlesin Dinle ki Konuşsun | Oğlumu Büyütürken

  6. Geri bildirim: Işığın Yolu | Oğlumu Büyütürken

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s