Hayvanat Bahçesi Kaçkınları

Kitap381İçinde farklı öyküler barındıran bu kitabı gördüğümde, hem hayvanlarla ilgili olduğundan hem de kitap tasarımı hoşuma gittiğinden bir kaç tane satın aldım. Birini Yağız’a, diğerini kuzenlerine diyerekten 🙂

Ancak öyküleri okuduğumda, yazarın çocuklara sürekli parmak sallayan tavrı beni rahatsız etti. Ha Yağız’a sorarsanız çok komik bir kitap. O sevdi ama sevmeyeydi iyiydi 🙂

Gelelim öykülere.

Cambaz Filler : Sirkte, beş fil üstüste gösteri yaparken, bir kediyi top gibi atıp tutarlar. Seyirciler hayranlıkla filleri izlerken, çok kibirli olan kedi, fillerden rol çalar ve fillere hakaret ederek, gösteriyi kendine mal etmeye çalışır. Onu tutan fil kuvvetle silkinince bir borozanın içine düşüverir.

Kaplumbağaların Yarışı : Kaplumbağalar bisiklet yarışına katılmaya heveslenir ve zorda olsa sürmeyi öğrenirler. Ama yarış başladığında, hakem arabasını süren kaplumbağa uyuyakalır önce. Sonra hakemler, yarışçılar, izleyiciler.

Zavallı Kaplumbağalar! “Bunu yapacağım, şunu yapacağım!” diyen ama yola koyulduklarında hepsini unutuveren çocuklardan ne farkları vardı ki?

Bu nasıl olumsuz bir kelimedir, çocuk kitabı için. Anlamak mümkün değil!

Topogrigio, Codaritta ve Mezzobaffo : Yaşlı fare ölmek üzereyken sahip olduğu malları oğulları arasında paylaştırır. Topogrigio’ya parmesan peynirinin en güzel kısmını, Codaritta’ya bisküvi kutusunu bırakır. Mezzobaffa’ya ise aklı ve sağlam dişleri sayesinde herşeyin üstesinden gelebileceğini söyleyerek birşey bırakmaz. Tahmin edileceği gibi hazıra konan farelerin sonu kötü olurken Mezzobaffo hala yaşamaktadır 🙂

Kitap382

Terbiyeli At : Cambazın biri atına küplerle adını yazmayı öğretir. Gösteri çok ilgi görünce de kendi adı olan TEODORO ‘yu da yazmayı öğretir. Ancak cambaz aynı zamanda bir hırsızdır. Bir defasında köyün tüm lambalarını çalmış ama yakalanmamıştır. Gösteri yapan ata, belediye başkanı bir şeker vererek hırsızın adını yazmasını ister. Sahibinden başkasının dilinden anlamayan at, tek bildiği kelimeyi yazar : TEODORO. Böylece cambaz yakalanır. Ne zekice değil mi 😛

Arap Tüccar ve Devesi : Artık dinlenmesi gerektiğini düşünen deve, tüccara, emekli olmak istediğinden bahseder ama tüccar son gününe kadar çalışmasını, durduğu yerde onu öldüreceğini söyler. Bir kum fırtınasına yakalandıklarında deve, tüccarı korur ve ardından susuz kalmaması için, boğazını keserek oradaki suyu içmesine izin verir. Tekrar yola koyulduklarında deve çok bitkindir ve tüccar onu öldüreceğini söyler. Böylece deve kervanı terkederek, acımasız kabilenin bulunduğu vahaya gider ve tüccarı orada bırakır. Nefret tohumları eken tüccarı cezalandırmış olur böylece.

Fotoğrafçı Tilki : Kümes kümes dolaşıp fotoğraf çeken bir tilki masalı bu da. İyi poz verebilmeleri için sürekli yaklaşmalarını isteyen tilki, sonunda onları yakalayarak mideye indirir :

Zavallılar! Keşke kömürden yapılma alelade bir resimden hoşnut olsalardı da bunlar başlarına gelmeseydi!

Sakın hiçbir şeyin fazlasını istemeyin diyerekten bir parmak sallama daha 🙂

Haydut Ayı : Dağlarda dilenci kılığına girerek pelerininin altına sakladığı silahla haydutluk yapan bir ayının hikayesi bu da. Ormandan geçmeye herkes korkar olunca, dört polis köpeği onu yakalamaya karar verir ve kör taklidi yaparak ayıya yaklaşırlar. Daha önce doktorun yanında çalıştığını söyleyen ayı köpeklere yaklaşır ama o sırada, köpekler gözlerini açarak ayıyı iple bağlarlar. Ne yaratıcı değil mi 🙂

Balıkçı Ayı : Ormanda balıkçılık yapan ayı, bir gün oltasıyla balık tutarken uyuyakalır. Oradan geçen iki avcı ayıyı yakalar ve bir de onunla alay ederler. Onu kafese koyup gösteri amaçlı sokaklarda dolaştırır, önüne koydukları akvaryumdan balık tutmasını isterler. Bir köprüden geçerken köprü yıkılır ve suyun içine düşerler. Ayı kendini kurtarır ama avcılar orada kalır. Bir daha da balıkçılık yapmaz. Eeee ne oldu şimdi 😛

Tilki ve Kuyruğu : Modacı tilki meydanda, rengarenk model resimlerini gösterir ve kuyruğun modasının geçtiğini ve modaya uymak için kuyruklara veda etmeleri gerektiğini söyler. Ancak bu arada bir papağan tilkinin kuyruğunu görür. Utancından kıpkırmızı olan tilki hemen oradan uzaklaşır. Öfkeli bir ev hanımı grubu ise tilkiyi kovalamaya başlar. Ha ha ha!!!

Kitap383Modern Ezop Masalları bunlar. Ama bu kadar güzel bir ambalajda, bu kadar boş masalların olacağını aklım almazdı. Demek ki neymiş, dış görünüşe aldanmamak gerekirmiş :-))

İlgili Yazılar :

 

Reklamlar

About yagizlahayat

4 Ağustos 2009 dan beri hayatımın yeni bir amacı var. Bu blog afacan oğlum Yağız'a ilk doğumgünü hediyesidir.
Bu yazı Uncategorized, Yağız'ın Kitaplığı içinde yayınlandı ve , , , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

One Response to Hayvanat Bahçesi Kaçkınları

  1. Geri bildirim: Fare Evi | Oğlumu Büyütürken

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s