Hobbit

Kitap337İki yaz önceydi. Yağız henüz 4 yaşında idi. Foça‘da, kum deniz olayını hiç sevmeyince, şezlongda oturmaktan sıkıldı ve tatil için yanıma aldığım Hobbit’i ona da okumamı istedi. Başlarda yaşına çok uygun olmadığını düşündüğümden tedirgin oldum ama Yağız öyle çok sevdi ki, tüm kitabı birlikte okuduk. Arada ben okurken uykuya daldığı oluyordu. Uyanınca hemen o uykudayken okuduğum sayfaları anlatmamı istiyordu. Kitabı öyle heyecanla dinliyor ve her bölümden sonra canlandırmasını yapıyordu ki, tatil dönüşü çocuklar için hazırlanan Hobbit’i almaya karar verdim.

Benim kitabımı okurken en sevdiği karakterler ejderha ve Gollum idi 🙂 Onların kötü olduğunu kabullenemiyor, sürekli yaptıklarına bahaneler buluyordu. Ancak çizgi romanını aldığımda, Gollum çizimlerinden ürktü ve o sayfaları atlamak istedi. Belki de karakterleri hayalinde canlandırması daha keyifliydi Yağız için.

Fantastik edebiyata bayılırım ben. Hobbit ve Yüzüklerin Efendisi ise en sevdiklerimdendir. Eh malum uzun soluklu bir kitap bu. Önce bir özet geçeyim sonra ise çizgi romanı ile ilgili fikirlerimden bahsedeyim.

Hobbitler, Shire’da, güzel kovuklarında yaşayan, cücelerden küçük, ayaklarının üzerindeki kıllarla gurur duyan, macerayı sevmeyen, arada seven çıksa da onu saygın kabul etmeyen, keyfine ve yemek yemeye oldukça düşkün bir ırk. Bilbo Baggins’te onlardan biri. Bir gün kapısının önünde güneşlenirken, bir büyücü olan Gandalf gelir. Bu büyücü anne ve dedesini tanımaktadır ve sonunda çok görkemli havai fişekler yapan büyücüyü Bilbo’da hatırlar. Gandalf’ın Bilbo için planları vardır. Ertesi gün 13 cüce ile yeniden gelir Bilbo’nun kovuğuna. Dwalin, Kili, Fili, Dori, Nori, Ori, Oin, Gloin, Balin, Bifur, Bofur, Bombur ve liderleri Thorin Oakenshield. Cüceler (bu kitaptaki çevirisiyle Dwarflar), yıllar önce hazinelerini ve evlerini ele geçirip ailelerini yok eden ejderha Smaug’dan, sahip olduklarını geri almak isterler. Gandalf ise bu işte Bilbo’nun onlarla olmasını planlar. Tabi gereken payını almak şartıyla. Bilbo’yu razı etmek biraz zor olsa da, sonunda düşerler yola. Ama yol uzun ve de meşakkatlidir.

İlk maceraları troller karşısındadır. Trollerin kaba saba konuşmaları bir hayli eğlendirir Yağız’ı 🙂 Neyse ki trollerin güneşe çıkınca taş olmasından faydalanarak kurtulurlar. Trollerin hazineleri arasında ise, değerli kılıçlar bulurlar. Zamanında goblinlere karşı savaşmış elfler tarafından yapılmış kılıçlar.

Ardından elflerin diyarı Ayrık Vadi’ya ulaşırlar. Onlar çok güzel sesleri olan, çok güzel yüzleri olan güçlü ve iyi bir ırktır. Galdalf’ın arkadaşı olan Lord Elrond onları çok güzel ağırlar. Gidecekleri yolları anlatır ve yanlarına erzak verir. Yalnız Dağ’a ulaştıklarında, içeri nasıl gireceklerine ilişkin şifreleri çözmelerine yardımcı olur.

Oradan ayrıldıklarında, fırtınalı bir günde devlerle karşılaşır ve kendilerini bir mağaraya zor atarlar. Ancak sığındıkları mağara, goblinlerindir ve çatışma çıkar. Gandalf’ın goblin kralını öldürmesiyle kaçmayı başarır ama mağaradan bir türlü çıkamazlar. O sırada Bilbo’da derinlere yuvarlanır. Her yer karanlıktır ama eline bir yüzük gelir. Bilbo’da cebine atar. Derinlerde bir su birikintisi vardır ve burada Gollum yaşamaktadır. Onu görünmez yapan ve avlanmasını kolaylaştıran yüzüğünü kaybetmiştir. Bilbo’ya çeşitli bilmeceler sorarak konuşturmaya çalışsa da, yüzüğün özelliğini öğrenen Bilbo, bu sayede mağaradan kurtulur. Ama goblinler bunu unutmayacaklardır.

Oradan kaçarken warg (kötü kurt) sürüsünün saldırısına uğrarlar ve kurtulmak için ağaçlara tırmanırlar. O sırada warglarla buluşmaya gelen goblinler, ağaçları ateşe verirler. Ama Gandalf’ın eski dostu kartalların lordu, onların kurtulmasını sağlayarak yuvalarına götürür. Birkaç gün misafir ettikten sonra onları gidecekleri bir noktaya bırakır kartallar.

Sırada Boern’un evi vardır. O dev gibi biridir ve şekil değiştirerek ayıya dönüşme yetisine sahiptir. Çok güçlüdür. Yabancılardan da pek hoşlanmaz. Bu yüzden tek tek, başlarından geçenler hakkında merak uyandırarak giderler yanına. Orada da birkaç gün ağırlandıktan sonra, Boern’un verdiği midilli ve erzaklarla ormanın kıyısına kadar gelirler.

Gandalf’ın başka bir iş için yanlarından ayrılması gerektiğinden, ormanı yalnız geçeceklerdir. Yalnız bu orman karanlık bir ormandır. Orman elflerinin açtığı yoldan asla ayrılmamaları, akan nehre girmemeleri ve suyundan içmemeleri gerekmektedir. Ancak Bomfur suya düşer. Onu kurtarırlar ama derin bir uykuya dalmıştır. Onu sırtlarında taşımaları gerekir. Yiyecekleri de bitmiştir. Yolun kıyısından müzik sesleri ve yemek kokuları gelmektedir. Ancak yaklaşmaya çalıştıklarında birden ortadan kaybolmaktadır. Sonunda yoldan ayrılırlar ve dev örümcekler tarafından yakalanırlar. Bir kişi hariç. Bilbo tam o sırada yüzüğü parmağına takınca kurtulur. Örümcekler, cücelere koza örerek ağaçlara asarlar. Bilbo bir şekilde arkadaşlarını kurtarır ama sonrasında orman elflerine yakalanırlar. Bilbo hala görünmezdir. Orman Elfleri, Ayrık vadi elfleri kadar bilge değillerdir. Cücelerin neden orada olduklarını öğrenmek isterler. Söylemeyince de onları zindana atarlar. Orada aylarca kalan cüceleri, hala görünmez olan Bilbo kurtaracaktır. Ama bu sefer oldukça zorlu bir yöntem olacaktır bu. Bira fıçılarına kapattığı cüceleri, Uzun Göl’ün sularına atar ve Yalnız Dağ’ın kıyısındaki insanların yaşadığı kasabaya ulaşırlar.

Kitap338Bu kasaba, kuzeydeki Dale, yani dwarf (cüce) ların kenti varlıklı olduğu günlerden kalan hikayelerin hala anlatıldığı ve yeniden o günlere dönüleceğine ilişkin şarkılar yazıldığı bir yerdir. Thorin ve adamları çok iyi karşılanırlar bu yüzden. Bir süre kasabada ağırlandıktan sonra dağa gitmeleri gerektiğini söylerler ve kasabanın efendisi onlara ihtiyacı olan erzağı sağlar.

Dağa ulaştıklarında gizli kapıyı bulmak kolay olmaz. Tabi sırrını bulup açması da. Sonunda kapıyı açtıklarında, ejderhanın yaşadığı bölüme uzanan bir tünel duruyordur önlerinde. Bilbo, görünmezlik yüzüğünü takarak tünelin sonuna gider. Gördüğü manzara muhteşemdir. Mücevherlerin parıltısı gözlerini kamaştırır. Ejderhanın uykuda olmasını fırsat bilen Bilbo, altın bir kadehi alarak kaçar. Dwarflar çok sevinse de, Smaug uyandığında bunu farkeder ve öfkesi korkunç olur.

Bilbo, ejderin zayıf bir noktasını bulmak için yeniden yanına gider. Görünmez olsa da Smaug onun kokusunu almaktadır. Sonunda konuşmaya başlarlar. Ejderhayı sinirlendirmeden ve kim olduğunu söylemeden konuşturmayı dener. O sırada göğsünün üzerindeki boşluğu farkeder. Çıktığında bunu dwarflara anlatırken, yanlarında onlara kulak misafiri olan bir de ardıç kuşu vardır. O gece Bilbo’nun içinde kötü bir his vardır ve Dwarfları tünelin iç taraflarına çekilerek kapıyı kapatmaya ikna eder. Saldırıya geçen ejder, kimseyi bulamayınca çok sinirlenir ve göl insanlarının bu konuda yardımları olduğunu düşünerek, onlara asıl kralın kim olduğunu hatırlatmaya gider.

Bilbo ve cüceler, uzun süre bekleyip ejderin gelmediğini görünce aşağı inerler ve etrafa göz atarlar. Bu sırada Bilbo, daha önce Thorin’in tarif ettiği Arkenstone, yani dağın kalbini bulur. Eşi benzeri olmayan bu değerli taşı bulduğundan kimseye bahsetmez. Sonunda dışarı çıkarlar ve ejderin gelişini görebilecekleri bir yere gizlenirler.

O sıralarda kasabada dehşet yaşanmaktadır. Smaug her yeri ateşe vermekte, okçuların okları ise sinek ısırığı gibi gelmektedir. Bard adındaki asker olmasa kimsenin karşı koyabilecek hali yoktur. O sırada Bard’ın omzuna bir kuş konar ve ejderin sol göğsündeki boşluğu fısıldar. Bard nişan alır ve Smaug’u sol göğsünden vurur. Müthiş bir çığlıkla göle düşen ejder ölmüştür.

Ve Smaug’un öldüğü haberini cücelere bir kuş verir. Bu haber pek çok kişiyi dağa getirecektir. Çünkü ortada çok büyük bir hazine vardır. Ancak Thorin’in hazineyi kimseyle paylaşmaya niyeti yoktur. Ancak Bilbo barış istemektedir ve gizlice kasabaya giderek, Arkenstone’u, pazarlık yapabilmeleri için Bard’a verir. Galdalf’da oradadır. Thorin bunu duyduğunda çok sinirlenir ve Bilbo’yu hain ilan eder.

Hayli uzattım, farkındayım. Çeşitli şekillerde pek çok kişinin dahil olduğu çok büyük bir savaş yaşanır. Elfler, insanlar, cüceler, goblinler, warglar, Boern, kartallar…

Savaş bittiğinde Thorin ağır yaralıdır ve Bilbo’yu görmek istemektedir:

Thorin :Hoşçakal iyi hırsız…Ben artık atalarımın yanında oturmak üzere bekleme salonuna gidiyorum, ta ki dünya yenilenene kadar.

Şimdi tüm altın ve gümüşü bırakıp pek değerleri olmadığı bir yere gittiğime göre, seninle dost olarak ayrılmak istiyorum, ve kapıdaki söylediklerimi ve yaptıklarımı geri alıyorum.

Bilbo : Hoşçakal dağ altının kralı! Böyle bitmesi gerekiyorsa bu acı bir macera olacak: ve bir altın dağı bile bunu teselli edemez…Yine de karşılaştığınız tehlikeleri paylaştığım için mutluyum. Herhangi bir Baggins’in hakettiğinden daha fazlasını görmüş oldum.

Thorin gözlerini kapadığında, Bilbo tarif edilemeyecek bir hüzne kapılır. Sonunda Baggins, Gandalf ile birlikte dönüş yoluna başlar. Shire’a döndüklerinde Bilbo’yu kötü bir sürpriz beklemektedir 🙂

Hobbit üzerine söylenecek fazla söz yok. Zaten kitabı okumadıysanız da, filmini izlemişsinizdir muhtemelen. Kendini içine çeken büyüleyici bir hikaye.

Kitap339Gelelim çizgi romanının nasıl olduğuna. Bir kere fikir çok iyi. Böylesi bir kitabı çocuklara yönelik hazırlamak oldukça ilgi çekici. Yalnız beni rahatsız eden yönleri de yok değil. Bir kere çizimler beni tatmin etmedi. O kadar güzel bir ırk olduğu yazılan elfler olabildiğince çirkin çizilmiş. Bilbo’nun da daha sevimli resmedilmesini beklerdim. Kitabı yayına hazırlayan, diğer kitabı okumamış intibaa yarattı bende. Çeviri farklılıkları mevcut. Örneğin diğer kitapta cüce olarak çevrilirken burada dwarf denmiş. Okurken sürekli düzeltmek zorunda kalmak çok kötü. Bir de çocuklar için metinler kısaltılmış ve anlamsız cümleler oluşmuş. Oysa diğer kitabı da Yağız keyifle dinlemişti. Anlayamayacağı bir diyalog yoktu. Yazı karakterleri ise oldukça küçük ve benim için okuması çok zorlayıcı. Üstelik cildi de dağılmak üzere. Götürüp ciltletmem gerek. Çünkü tüm eleştirilerime rağmen, seviyoruz biz bu kitabı 🙂

Kitap dolapta da yerini almıştı ve benimde o sayede haberim olmuştu. Okumadan geçmeyin 🙂 TIK TIK...

İlgili Yazılar :

Reklamlar

About yagizlahayat

4 Ağustos 2009 dan beri hayatımın yeni bir amacı var. Bu blog afacan oğlum Yağız'a ilk doğumgünü hediyesidir.
Bu yazı Uncategorized, Yağız'ın Kitaplığı içinde yayınlandı ve , , , , , , , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s