Yemeğini Arayan Tırtıl

Kitap278“Yemeğini Arayan Tırtıl” bir seri kitabın ilki. Ne zamandır heyecanla anlatmayı bekliyordum. Kısmet bugüneymiş 🙂

Tülin Kozikoğlu’nun yazdığı bu kitabı almakta uzun süre tereddüt etmiştim. Büyüyen ve zevkleri farklılaşan oğluma basit gelebileceğini düşünmüştüm. Ancak öyle çok tavsiye eden oldu ki almadan edemedim. Tabi harika kapak çizimlerinin de bunda etkisi yadsınamaz 🙂

Bir kere bir Türk yazarın böyle bir kitabı olduğu için gururlandım. Gerek baskı kalitesi, gerek metnin akışı, gerek çizimleriyle benden tam puan aldı kitap.

Doğal bir döngüden bahsediyor bu seri. Bir tırtılın kelebek oluşu, hayallerini hayata geçirme çabası, dünyadaki süresini tamamlarken, bir gözyaşının buluta ve oradan yağmura dönüşü ve beraberindeki güzel bir dostluk hikayesi.

Şimdi gelelim ilk kitaptan bahsetmeye.

Minik bir yumurtanın içinde,

Mışıl mışıl uyurken,

Uyuyarak büyürken,

“Yeter” dedim “bu kadar beklemek!

Ben artık kocaman bir tırtılım.

Beni saklayan bu beyaz duvarı yıkmalı,

Dışarı çıkmalıyım.”

Böylece kozasından çıkan tırtıl düşmüş yollara. Önce karnını doyurmalı sonra da dünyayı dolaşmalıymış. Ancak önüne bir KAPI çıkmış.

“Merhaba sevgili kapı, sen de kimsin?”

“Ben Okul Kapısı’yım, bilmez misin?”

“Ne vardı senin arkanda tam hatırlayamadım.”

“Madem merak ediyorsun, aç da gör bakalım.”

Kapı bir sınıfa açılıyormuş ve öğretmen ders anlatıyormuş. Küçük tırtıl her şeyi merak etmiş. Çocuklar neden sessiz oturuyorlar, neden parmak kaldırıyorlar, neden aynı kıyafetleri giymişler? Kapı da cevap vermiş dili döndüğünce. Zil çalınca bahçeye çıkmış, belki yiyecek birşey bulabilirim ümidiyle. Orada bir küçük kız görmüş. Adı Ayşe’ymiş. Hırkasındaki yaprakları yemeye tırmanmış ama o da ne? Meğer onlar gerçek değilmiş. Bu sırada Ayşe’nin cebinde başka bir KAPI ya gelmiş. Bu sefer ki Park Kapısı imiş. Ağaçlar, çiçekler, salıncaklar, kayaklar, simitler. Ayşe dalınca oyuna, ziyafete başlamak için çıkmış cebinden. Ama o da ne? Şapşal bir köpek, ıslak burnuyla atıvermiş onu Ayşe’nin çantasına. Nasıl kurtulacağını düşünürken Ayşe’nin annesi gelmiş ve çıkmışlar parktan. Ama Ayşe’nin eve gitmeye niyeti yokmuş:

“Anneciğim, o zaman eve gideceğimize kütüphaneye gidelim.

Orada sakince kitap okumak seni de mutlu eder eminim.”

O sırada hala aç olan tırtılı almış bir düşünce:

Şu kütüphane dedikleri nasıl bir yer?

Kim bilir beni orada neler bekler!

Bir tanecik taze yaprak var mıdır acaba?

Bir lokma bir şey yemezsem,

Açlıktan öleceğim valla!

Kitap279

Açılmış kütüphanenin kapısı ve ne görsün küçük tırtıl. Her yerde kitap var.

“Kitap kurdu olmak varmış şu hayatta!

Ben bir tanecik yeşil yaprak bulamazken

Niye ikide bir kağıtlar çıkıyor karşıma?”

Sırada bir Tiyatro Kapısı varmış. Açıldığında, oyuncular, dekorlar, kostümler çıkmış ortaya.

“Aman Allahım, burası ne kadar büyülü bir yer!

Bu kırmızı kadife perdenin arkasında neler saklı acaba?

Bunca koltuk ne işe yarıyor anlatsana.

Bütün şehir, akşamları burada mı buluşuyor yoksa?”

Eve gittiklerinde sonunda Ayşe farketmiş tırtılı. Sevinmiş artık benimde besleyebileceğim bir hayvanım var diye. Tazecik bir yaprak vermiş ona ve dalmış uykuya. Ardından da minik tırtıl kendine bir koza örmüş ve rüyalara yelken açmış.

Rüyamda…

Meğer kanatlarım varmış, beni özgürce oradan oraya uçururlarmış.

Gökyüzü, çiçekler, bahçeler, yemyeşil kırlar, ormanlar…

Kitap280Kitabın öyle sevimli bir dili var ki, bir yığın replik eklemekten alamadım kendimi. Çocukların gözüne sokmadan, pek çok bilgi serpiştiriyor bir yandan; diğer yandan sıcacık bir sevginin girişini yapıyor. Resimleri olabildiğince sevimli. Renkler çok iyi kullanılmış. Çok dozunda deformasyon yapılmış. Bu haliyle biraz “Memo ve Ay” kitabını hatırlattı bana. Yani sırf resimlerine bakmak için bile alabilirsiniz.

Kitap tasarımı da güçlü. Her ne kadar sert kapaklı kitapları daha çok sevsem de, bunun kapağı da rahatsız etmedi beni. Kapıların arkasından gelen sayfaların dört kanat olarak açılması, bazı kelimelerin farklı yazılışları kitaba bir dinamizm katmış.  Kitap tahmin ettiğimin aksine oldukça uzun olmasına rağmen bir çırpıda okunuveriyor. Her ne kadar çok küçük çocuklar hepsini dinlemeyebilirse de, tekrarları ve resimleri incelemeyi seveceklerdir. Zaten kitabı okurken öyle bir coşkuya kapılıyorsunuz ki, çocuklarda bundan nasibini alıyor 🙂

Bir Dolap Kitap’da radyo yayınında bahsetmiş. Dinlemek için bir TIK lütfen 🙂

Serinin diğer kitapları :

 İlgili Yazılar :

Reklamlar

About yagizlahayat

4 Ağustos 2009 dan beri hayatımın yeni bir amacı var. Bu blog afacan oğlum Yağız'a ilk doğumgünü hediyesidir.
Bu yazı Uncategorized, Yağız'ın Kitaplığı içinde yayınlandı ve , , , , , , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

8 Responses to Yemeğini Arayan Tırtıl

  1. emine dedi ki:

    Çok güzel anlatmissin yine kitabı, kaç yaş için uygun diye soracaktım ki 3+ olarak etiketledigini farkettim, iyi bir 3 yaş hediyesi olacak bizim için. Sevgiler

  2. Tülin Hanım, Rüzgar’ın okuluna gelmiş, bu kitabını onlara kendisi okumuştu. Çocuklar kadar biz de bayıldık sonra da hemen kitabı aldık tabii 🙂

  3. Geri bildirim: Özgürlüğünü Arayan Kelebek | Oğlumu Büyütürken

  4. Geri bildirim: Kelebeğini Arayan Ayşe | Oğlumu Büyütürken

  5. Geri bildirim: Bulutunu Arayan Su Damlası | Oğlumu Büyütürken

  6. Geri bildirim: Leyla Fonten’den Öyküler | Oğlumu Büyütürken

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s