Resimleriyle Çocuk

DSC01982Resim benim hayatımda her daim önemli bir yer teşkil etti. Oğlumda resim yapsın hep istedim. Bana kendini resimle anlatsın dedim. Ama o resimleri nasıl okuyacağımı bilemedim. İşte bu kitabı da, bana oğlum ne der anlamak için aldım, okudum.

Çocuk psikolojisi üzerinde çalışan kitabın yazarı Haluk YAVUZER‘in bu konularda farklı kitapları da mevcut. Ancak ben diğerlerini okumadım.

“Resimleriyle Çocuk” kitabı resmi,

Bireyin kendince düzenlemeye çalıştığı karmaşık dünyasını açıklayış biçimi ve zihinsel gelişimin göstergesi sayılabilir

diye tanımlıyor. Aslında çocukların resimlerinin göründüğünden çok daha fazla şey ifade ettiğini vurgulayan yazar, düşünüş biçimlerinin yanı sıra, diğer çocuklar ve yetişkinlerle olan sorunlarını yansıttığını ve bu sorunların çözümü ile ilgili ipuçları verdiğini söylüyor. Ancak tek başına değerlendirme için yeterli olmadığını da vurgulayan yazar :

Hiçbir çizim algı dünyasının otomatik bir basımı değildir.

diyen David Olson’un sözünü paylaşırken, çocukların resim yoluyla dünyayı bize, kendi açısından ve en kestirme yoldan, özentisiz ve yalın bir anlayışla verdiğini söylüyor. Kitap ayrıca çocuklarda en iyi ve en zengin bilgi kaynağının insan figürü çizimleri olduğunu söylüyor. Bu çizimler sayesinde kişilik özellikleri ile ilgili bilgiler edinilebildiğinden bahsedilen kitapta, çeşitli örnek resimlere yer verilmiş. Güvensiz çocuk resimlerinde, yer gök çizgisi kullanılmadığı ve genelde çok küçük bir alana cılız çizgiler çizmekle yetinildiği belirtilmiş. Çocuğun diğer kişilerle ilişkisinin ölçülmesinde de kendini, ailesi, oyun arkadaşları, öğretmeni ya da sıra arkadaşlarıyla birlikte resmettiğinde, resim yoluyla onların kendisiyle olan ilişkisini, kendisinin de grupla ve başkalarıyla olan dinamik bağını yansıtmış olduğunu yazıyor kitap.

Çocuk resimlerini değişik açılardan inceleyen yazar, resimleri farklı kategorilere ayırarak anlatmış. Ben belli başlı durumlardan bahsedeceğim. Sayfanın tümünü kaplayan büyük resimler çoğu kez iç kontrolü zayıf olan saldırgan çocuklarda görülürken, birkaç santimetre büyüklüğündeki resimler çoğunlukla korkak, çekingen, içe dönük çocukların ürünleriymiş. Vücudun farklı bölümlerinin abartılı çizilmesinin nasıl anlaşılması gerektiğinden de bahsedilmiş. Örneğin başın çok büyük ya da çok küçük çizilmesi, zihinsel bakımdan kendini yetersiz hisseden çocukların eseriymiş. Herhangi bir uzvun eksik çizilmesinin de bir anlamı varmış. Mesela ellerin çizilmemesi, güvensizliği, çevreye uyumda güçlük çekilmesini simgelermiş.  Çocuk resimlerinin genelde sabit bir gelişim sırası izlediği belirtilirken, düşük yetenekli çocukların genelde ilkel resimler çizdiklerinden bahsedilmiş. Kitapta yazan şu bölümde etkileyici:

Psiko-analitik kuramın resim yapma güdülenmesine (motivasyon) bakış açılarından biri de, bilinçaltında yatan istek ve duyguların resimde saklanmış biçimde de olsa anlatıldığı, resmin tehlikeli olabilecek ve bastırılmış olarak tanımlayabileceğimiz duyguların zararsızca dışarı dökülebileceği bir “güvenlik süpabı” görevini yaptığı düşüncesidir.

Yani bir anlamda resim yapan çocuk, içindeki şiddeti törpüleyebilir.

ANNE KİTAP

Yaşlara göre çizimlerden bahsedilen bölümde, 3 yaş çocuğunun insan resmini bir kafa olarak çizdiği ve genelde göz, burun ve ağız eklediği; 4 yaşında ise buna kollar ve bacaklar ilave ettiği belirtilmiş. Şema öncesi dönem diye bahsedilen 4-7 yaş döneminden ise şöyle bahsedilmiş:

Bu yeni resimler, yalnızca çocuk için değil, aynı zamanda ana-baba ve öğretmen için de önemlidir; çünkü böylelikle, ellerinde, çocuğun düşünme sürecinin somut bir kaydı bulunur.

5 yaşında, insanlar, evler ve ağaçlar çizilmeye başlanırken, 6 yaşına geldiğinde biçimler ve şekillerin resme konu olduğu söylenmiş. Bu yaşlardaki en sevdikleri konu insan figürü imiş.

Çeşitli araştırmacıların incelemelerinden edindikleri izlenimleri paylaşmış kitap. 4 yaşında bir çocuğun mutlu bir resim yaparken sarı rengi kullandığı, hüzünlü bir hikaye anlatıldığında ise kahverengini tercih ettiği söylenirken, annesine coşkuyla bağlı bir çocuğun, onu resmederken en sevdiği rengi kullandığının gözlemlendiğini belirtmiştir.

Bu yaşta renk kullanımının heyecanlı bir deneyim olduğunu söylenen kitap da, çocuğun seçtiği rengi eleştirmenin ya da kullanması gereken rengi söylemenin, onun kendini açıklama ve ifade özgürlüğünü engellediği ifade edilmektedir.

Kırmızı rengi sıklıkla kullanan ya da tüm sayfayı kırmızıya boyayan çocuklarda zaman zaman saldırgan ve iddiacı tavırlar görüldüğünden bahsedilmektedir. Ayrıca sıcak renkleri seçen çocukların çoğunlukla sevecen, uyumlu ve işbirliğine önem veren karakterde olmalarına karşın, çoğunlukla soğuk renkleri kullananların iddiacı, çekingen, güçlükle kontrol edilebilen ve uyumsuz davranışlar sergiledikleri ifade edilmektedir. Ayrıca bu çocukların gerçek duygularını bastırma ve gizleme eğiliminde oldukları, evlerinde aşırı baskı yoluyla kontrol edilmek istenildikleri söylenmektedir.

Çocuk dünyasında evin önemli bir yeri olduğunun söylendiği kitapta, evin, güvenliğin, aile içtenliğinin, yaşam garantisinin yansıması olduğu ifade ediliyor.

ANNE KİTAP1

Ana-baba ve okulun çocuk resmine karşı rolünün nasıl olması gerektiği hakkında bir bölüm var ki, sanırım en dikkatli okunması gereken kısım burası. İlk yaşlardan itibaren çocuğun serbestçe çizmeye bırakılması gerektiğini söyleyerek başlıyor bölüm. Her çocuğun özgürlüğünü kendisinin oluşturduğu ve kısıtlayıcı olmayan aile çevresinde başarısını açığa vurduğunu, gelişim süreci içinde, kural, model ya da dış açıklama olmaksızın deneysel olarak resim ve renk yeteneğini edindiğini söylüyor yazar.

Çocukların hiç bir zaman serbest resimde kopya etmeyi denemediğini, bunun onun için bir amaç olmadığını söyleyen yazar, amacın çevreyle ilişkiye girmek, ortamı etkilemek ve kendini ifade etmek için bir teknik elde etmek olduğunu belirtmektedir. Bir uzmanın şu sözlerine yer verilmiştir:

Çocuk yapacak, siz soracaksınız, o açıklayacak. Arada unuttuğu yerler varsa ve bunlar konunun özü ile ilgili ise, çocuğun çevresini daha dikkatle incelemesini sağlamak için, onları yalnızca hatırlatmakla yetineceksiniz.

Eğer çocuk kavrayabildiği şeyleri resim, şiir, müzik ya da dramatik oyunlar haline getirebiliyorsa, çocuğun anlayış gücü daha da canlı ve güçlü olacaktır diyen yazar, 6 yaşındaki çocuk için, çizme ve boyama faaliyetleri yürüme, konuşma gibi doğal faaliyetler olduğunu söylemektedir. Bu çocuğun resmine müdahale eden bir öğretmenle karşılaştığında, bir kaç günde değişeceğini, yaşamla tekniği birleştiren bağın kopacağını, en önemlisi çocuğun zihninde doğallığa karşı bir kuşku oluşacağını söylüyor kitap.

Böyle bir ortamda eğitilen çocuklar, ne arama ne de yaratma isteği duyarlar. Merakları gitgide körelir. Resim etkinliği gerçek anlam ve amacından uzaklaşmıştır.

Bu bağlamda yazarın söylediği, her ne şekilde olursa olsun, çocuğun resmine müdahale edilmemesi gereğidir. Resmin sağlayacağı en büyük avantajlardan birinin yaratıcılığın gelişimi olduğunu söyleyen yazar, okul öncesi kurumlarında öğretmenle birlikte yapılacak gezilerin, gösterilerin, resimlerin ve anlatılan öykülerin öneminin büyüklüğünü ifade ediyor.

Etkin öğrenme başlığı altında ise konuyu şöyle bağlıyor yazar :

Resim konusunda en gelişmiş çocuk da, okul isteğine ve perspektif kurallarına uyan değil, resmindeki kişi ve objelere yaşam veren çocuktur. İşte biz bu eylemi desteklemeliyiz, yardım etmeliyiz, değer vermeliyiz ki çocuk başarı ve güvence elde etsin.

Kitabın bir başka bölümünde, zeka, kişilik ve yakın çevre özelliklerine göre çocuk resminin değerlendirilmesi ana başlığı altında, çeşitli durumlar incelenmiş. Bu kısımda çocuk resimlerinden örnekler verilmiş ve edinilen çıkarımlardan bahsedilmiş. Kendilerini dışlanmış hisseden çocukların resimlerinde çoğu zaman çocuğun kendini grubun dışında bıraktığı belirtilmiş, böyle durumlarda kendini ana-babasıyla arasına bir eşya ya da sınır koyarak ayırdığı resimler çizdiğinden söz etmiştir. Örneğin verilen örneklerden birinde 11 yaşındaki bir kız çocuğunun, baskın bir anne karşısında, onu ve ailenin kalanını farklı dağlarda çizerek araya mesafe koyduğunu ifade etmiştir. Çocuk bazende aile içindeki iletişimsizliği ifade etmek adına, aile resminde anne babayı çizmeyerek göstermektedir. Bunun yanında aile üyelerini farklı alanlarda ya da arkalarını dönük çizmekte iletişim kopukluğunu ifade eden başka örneklerdir.

ANNE KİTAP2

Baskın nitelikteki anne ya da babanın, bedensel büyüklüğü ne olursa olsun genellikle diğer aile bireylerinden büyük çizildiğini ifade eden yazar, bazı durumlarda ise anne figürünün özenle çizilmesinin ona olan hayranlığından kaynaklandığını, bu sebeple doğru yorum yapılabilmesi için aile ile ilgili ayrıntılı bilgiye ihtiyaç olduğundan bahsedilmiştir.

Kardeş kıskançlığı, aile içi şiddet, bir ebeveynin kaybı ya da parçalanmış aile durumları, çocukların yaptıkları resimlerden örnekler verilerek yorumlanmış. Resimlerden çocukların çığlıklarını duymak gerçekten çok üzücü.

ANNE KİTAP3

Yazar kitabın son kısmında ise, çocuk, resim faaliyetiyle kendine özgü olan “görselleşmiş düşünce”yi sergilerken bir anlamda başkalarının kendisini tanımasına olanak hazırlamakta olduğunu belirtmiş ve resim etkinliğine evde ve okulda yeterince fırsat vermenin ne denli önemli olduğunu ifade etmiştir.

Benim bu kitaptan anladığım en önemli şey, çocuğun tıpkı kelimeleri öğrendikçe ifade kabiliyetinin artması gibi, resim yapa yapa sözcüklere gerek kalmadan iç dünyasını bize açmayı öğrendiğidir. Yani çocuk bildiğimiz anlamda resim yapmaz, resimleri aracılığıyla bizimle konuşur.

Biz de ise genel tutum çocuklara resim yapmayı öğretme yönündedir. İnsan nasıl çizilir, gökyüzü ne renk olur öğretmeye çalışırız. Ya da okullardaki resim derslerinin yerini giderek matematik, fen bilgisi gibi daha GEREKLİ dersler alır 😦 Gerçi resim derslerinin işleyiş biçimi de sorgulanmalıdır belki. En sevdiğim ders olmasına rağmen, verilen çizim konularından bazen ne kadar sıkıldığım aklımda. Keşke resim, müzik, beden eğitimi gibi derslerin aslında ne kadar önemli olduklarını anlayabilsek ve de uygulayabilsek. Eminim çok daha mutlu bir gelecek yetişirdi o zaman.

İlgili Yazılar :

Reklamlar

About yagizlahayat

4 Ağustos 2009 dan beri hayatımın yeni bir amacı var. Bu blog afacan oğlum Yağız'a ilk doğumgünü hediyesidir.
Bu yazı Uncategorized içinde yayınlandı ve , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

14 Responses to Resimleriyle Çocuk

  1. Geri bildirim: Yağız ve Resim | Oğlumu Büyütürken

  2. Geri bildirim: Kreşten Resimler (4-4.5 Yaş) | Oğlumu Büyütürken

  3. Geri bildirim: Picasso ve At Kuyruğu Saçlı Kız | Oğlumu Büyütürken

  4. Geri bildirim: Claude Monet ve Sihirli Bahçesi | Oğlumu Büyütürken

  5. Geri bildirim: Degas ve Küçük Dansçı | Oğlumu Büyütürken

  6. Geri bildirim: Kreşten Resimler (4,5-5 Yaş) | Oğlumu Büyütürken

  7. Geri bildirim: Nokta | Oğlumu Büyütürken

  8. Geri bildirim: Afacan Resimler | Oğlumu Büyütürken

  9. Geri bildirim: Ünlü Ressamlardan Sanat Dersleri | Oğlumu Büyütürken

  10. Geri bildirim: Resimleriyle Yağız (4-5 Yaş Arası) | Oğlumu Büyütürken

  11. Geri bildirim: Yağız’ın Eğitim Serüveni :-) | Oğlumu Büyütürken

  12. Geri bildirim: Kreşten Resimler (5-5,5 Yaş) | Oğlumu Büyütürken

  13. Geri bildirim: Resimleriyle Yağız (5-6 Yaş Arası) | Oğlumu Büyütürken

  14. Geri bildirim: Art Crazy- Yaratıcı Çocuk | Oğlumu Büyütürken

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s