Yağız ve Televizyon

48-51 AY6Oğlum dünyaya geldiğinden beri takıntılı olduğum konulardan biri abur cubur tüketimiyse, diğeri de televizyondur.

Bu konuda pek çok yazı, paylaşım okudum internette ve de kitaplarda. Uzun zamandır kafam bu konuda çok net. Televizyon çocuklar için zararlı NOKTA. Okuduklarımı bir araya toplamak istediğimden bu konuda bir yazı yazmaya karar verdim. Tabi ki televizyonun zararları konusunda bir uzman değilim. Ama bir anne olarak mantık süzgecinden geçirerek doğru olduğuna inandığım için, televizyondan mümkün olduğu sürece uzak tutmak istiyorum oğlumu. Tabi çevre izin verdiği müddetçe 😦

Bu konuda ilk uyanmam sanırım, Fransa’da üç yaş altı çocuklara yönelik televizyon programı yapılmasının yasak olduğunu öğrenmemle başladı. Bir ülke üç yaş altı çocuklara televizyon izletmeyi kanunen yasaklıyorsa bunun çok geçerli bir nedeni olmalı diye düşündüm.

Televizyonun zararları öncelikle içerikten bağımsız olarak ele alınmalı. Çocuk beyni yetişkinlerden farklı hareket ediyor ve ekrandaki tüm ayrıntıları takip ediyor. Bu da ciddi bir efor harcamalarına neden olurken, beynin diğer kısımlarının hareketinin aksamasına sebep oluyor. Çocuklar isteseler de ekrandan kopamıyorlar. Özellikle reklamlar gibi hızlı kayan ekranlar en tehlikelisi. Biz çocuğumuzun reklamları çok sevdiğini düşüne duralım, onlar isteseler de ayıramıyorlar gözlerini.

Subliminal messages (Bilinçaltı mesajları) diye birşey duymuş muydunuz? Açıkçası benim hiç bilgim yoktu. Ancak -kanunen yasak olsa da- insanları etki altına almak için, televizyon programlarına yerleştirilmiş, seyrederken anlamamızın mümkün olmadığı mesajlar bunlar. Yani çocuğu korumak adına onunla birlikte televizyon izleseniz de, farkında olmadan etki altına girmeleri işten bile değil. Özellikle reklamlar ve müzik kliplerinde kullanılan bu mesajlar, 25. kare tekniği ile, bir ürüne bağımlılık yaratmak ya da bir fikri yaymak üzere kurgulanıyor genelde. En ürkütücüsü ise bunun çizgi filmlerde de sıkça kullanılıyor olması. Hem de en masum olarak gördüklerimizde. Bu konu Nurturia’da tartışılmış ve çok ilginç bilgiler paylaşılmıştı. Daha fazla uzatmayıp, ilgilenenler için sorunun linkini veriyorum.

Bilinçaltı mesajların dışında, açıkça verdikleri zararlarda var elbet. Çocuk reklamlarda gördüğü herşeyin doğruluğuna inanıyor. Orada gösterilen şeker meyve aromalı ve çok sağlıklı deniyorsa, çocuğu aksine inandırmak kolay olmuyor elbet. Yağız’ı abur cuburdan uzak tutabilmeyi başarabilmemiz, biraz da televizyon izlememesine bağlı yani. Şiddetten zaten bahsetmeye gerek yok. Şimdi ki çizgi filmlerin içerdikleri şiddetin boyutu inanılmaz. Bu yüzden eğer izleyecekse bile, televizyon yerine bilgisayardan izlemesini tercih ederim. Böylece hem benim seçtiğim şeyleri izleyebilir, hem süreyi kısıtlayabilirim hem de reklama maruz kalmaz.

Bir de televizyonu bakıcı olarak kullanma durumu var elbet. Biraz kafa dinlemek isteyen ya da yapması gereken işleri yetiştirme derdinde olan anne açıyor televizyonu. Ve çocuk karşısında büyülenmiş gibi seyrediyor. Hatta çoğu anne televizyon karşısında daha kolay yediğini düşünerek, yemek vakitleri açıyor ve çocuk ne yediğinin farkında bile olmadan besleniyor. Çocuk izlemiyorsa bile, arka fonda açık olan televizyon, çeşitli şekillerde gene de zararlı…

Fiziksel sağlık açısından düşünülecek olursa, obezite ve dikkat eksikliği riskine davetiye çıkaran televizyon, aynı zamanda epilepsinin de tetikleyicisi. Vücudun hareketsiz kalmasına sebep olması da cabası. Üstelik tv izlemeye alışmış olan çocuk, kendini oyalayacak başka yöntemler de aramıyor ve sosyalleşmeye çalışmıyor. İnteraktif olmayan bir etkileşim yöntemi de pek çok olumsuzluğu beraberinde getiriyor. Bu yüzden seyrediyorsa da televizyon başında tek başına bırakılmamalı ve izlediği şeyler hakkında konuşarak, olayı interaktif hale getirmeli.

Televizyondan çocukların bir şeyler öğrendiklerini savunan anneler de var elbet. Ama çocuk tv’ye maruz kalmasa da yaşayarak, dokunarak öğreniyor zaten renkleri, şekilleri ve daha pek çok şeyi.

Gelelim bizdeki duruma. Oğluma 28 ay ben baktım. Bu süreçte hep yalnızdık ama hiç televizyona başvurmadım. Bazen gittiğimiz evlerde maruz kaldıysa da, söyleyebildiğim yerlerde yapattırdım tv’ yi. İki yaş sonrası youtube’dan kısa müzikler dinlettiğim oldu. En fazla 5-10 dakikalık şeylerdi bunlar ve bir düzen oluşturmuyorlardı. Örneğin aşağıdaki gibi:

Hep ingilizce müzikler seçerek, kulağında bir yabancı dile dolgunluk yaratmak istedim. Tabi hiç olmasa da olurdu.

Sonra annemlere gitmeye başladı. Tüm gün televizyonun açık olduğu evde, Yağız’ın gitmesiyle herşey değişti. Büyük bir özveriyle kapattılar televizyonu. Babamın odasında ki hariç tabi 😦 Orada sürekli müzik dinlendiğinden bazen girip dinlediği oluyormuş Mustafa Keser’i 🙂 Ya da çocuklar geldikçe, ilk kez çizgi filmlerle tanışıklığı başlamış. Ama çok kısıtlı bir şekilde. Annem de elinden geldiğince korudu oğlumu, yeterince zararına inanmamış olsa da. Öyle ya tüm çocuklar televizyonla büyümüyorlar mı? Halbuki biz büyümedik. Ne kadar şanslıymışız meğer.

Bu süreçte evde babası ile belgesel izlemeye merak sardı Yağız Oğlan. Gene youtube’dan tabi ve çok uzun olmayan görseller. Özellikle dinozorlara merak sarmaya başladıktan sonra epey izledi belgesel. Bilinçaltı mesajlar yönünden en masum olan şey belgeseller olduğundan ve genelde çok hızlı kareler içermediğinden, içim çok rahat olmasa da ses etmedim. Bazen de müzik dinlediği oluyordu. Özellikle Michael Jackson 🙂 Bir de ingilizce eğitimi için aldığım “BBC Kids Zone” setlerinin cd’leri var evde. 25 dakika sürüyor bir tanesi ve son zamanlarda haftada 1 ya da 2 cd izliyoruz birlikte.

Yağız’ın kitaplara olan ilgisini ve oyun kurmadaki becerisini, televizyondan uzak olmasına bağlıyorum ben. O da her çocuk gibi, açıldığında büyülenmiş gibi bakıyor ekrana ve bu benim hiç hoşuma gitmiyor. Evde hala, Yağız uyanıkken televizyon açmıyoruz. Aslında keşke hiç açmamayı başarabilsek. Öyle çok vakit amaçsızca geçiyor ki. Evinden televizyonu kaldıran ailelere gıpta ediyorum.

48-51 AY7

Şimdilerde bir masal merakıdır gidiyor bizim evde. Yaratıcılığım olmadığından eski çizgi filmleri anlatıyorum bazen masal niyetine. Red Kit, Temel Reis, He-man gibi. Bunlardan birini açıp izlettiğimiz oluyor karakterleri görsün diye. Sonrası Yağız’ın zihninde şekilleniyor. Onları maceradan maceraya koşturuyor.

48-51 AY8

Televizyon yanında diğer teknoloji araçlarına da uzak Yağız. Telefonlarımız daha yeni akıllı oldular bizim 🙂 O yüzden hiç telefon merakı olmadı. Ipad’imiz de yok. İyi ki yok 🙂 Bu sayede henüz bilgisayar oyunlarıyla tanışmadı ki, özellikle bunların çok zararlı olduğunu düşünüyorum ben.

Ve tüm bu koruma çabalarımın sonucunda, Yağız kreşte hergün çizgi film izliyor 😦 Bu durum beni çok sinirlendirse de elimden birşey gelmiyor maalesef. Oysa o dakikalarda boş kalsalar ve serbest oynasalar, ya da dışarı çıkıp parkta vakit geçirseler olmaz mı? Benim göremediğim, anlayamadığım bir sebep mi var da 4 yaşındaki çocuklara hergün tv izlettiriliyor? Biri bana açıklasın lütfen 😦

İşte böyle. Abur cubur tüketimi gibi televizyonda, yetişkinlerin eliyle sunuluyor çocuğa. Eh bir kere izin verildikten sonra koparmak da zor oluyor. Yavaş yavaş koyduğumuz sınırlar delinmeye başladı böylece. Gene de, çevre koşulları düşünüldüğünde epeyce koruyabildik oğlumu. Bakalım daha ne kadar sürdürebileceğiz televizyonu açmamayı, bekleyelim görelim.

GÜNCELLEME :

Bu konuda Nilüfer Devecigil’in güzel bir yazısı yayınlandı. Buraya eklemek istedim 🙂 Çocuğu Ekranlara Teslim Etmek

Tuğçe Acaröz Oğuz, Çocuk Gelişim Uzmanı Televizyon ve Çocuk İlişkisi Nasıl Kurulur ?

İlgili Yazılar : 

Reklamlar

About yagizlahayat

4 Ağustos 2009 dan beri hayatımın yeni bir amacı var. Bu blog afacan oğlum Yağız'a ilk doğumgünü hediyesidir.
Bu yazı Eğitim içinde yayınlandı ve , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

14 Responses to Yağız ve Televizyon

  1. lezizbirgunce dedi ki:

    Çok faydalı bir yazı olmuş teşekkürler benimde dokuz aylık bir bebeğim var bende bu konuda titizlenmeye çalışıyorum ama bu tv evde olduğu müddetçe çok zor, resmen mücadele veriyorum…

  2. Esra dedi ki:

    Merhabalar,
    Yazdıklarınıza tamamen katılıyorum. Televizyonun büyükler için bile faydası yokken çocuklara neden izlettirilir o bir “susturucu” mudur, bilmiyorum.
    Yazdıklarınızdan ara ara Yağız’ın kreşinin aslında çok da içinize sinmediğini düşündüm.
    Bir de akıllı telefonlar bizi de akılsız yaptı hatta bağımlı yaptı,siz de iyi düşünmüşsünüz bence.
    (Bizde de televizyon yok) Sevgiler, mutlu günler.

    • yagizlahayat dedi ki:

      Kreş konusunda içime sinmeyen çok şey var evet. Ama burada fazla seçeneğim yok. Bir de öğretmeni sevdik o yüzden devam ediyoruz. Evde hiç mi televizyon yok, ne güzel 🙂

  3. kadriye dedi ki:

    harika bir yazı olmuş. keşke bu konuda benimle aynı fikirde olmayanlara da okutabilsem yazını 😉 belki biraz olsun destek olmasalar da koyduğum kurallara saygı duyarlar 🙂

  4. ellerınıze saglık cok dogru tespıtler. bızım eve TV hıc gırmedi. Hıcbır negatıf yanını da gormedım sımdıye kadar.

  5. Geri bildirim: 51 Ay… | Oğlumu Büyütürken

  6. 7Bitirdi dedi ki:

    Çok faydalı bir yazı olmuş gerçekten… Televizyonu evden atamadık malesef ama Diynes uyanıkken açmamaya çalışıyorduk ben çalışmaya başlayana kadar….bizim babaannemiz sizin anane kadar düşünceli olmadığından malesef akşama kadar açık tv 😦

    • yagizlahayat dedi ki:

      Özlem’cim maalesef pek çok evde durum böyle. En azından sen evde olduğun zamanlar maruz bırakmazsın. Şartlar bazen bizi istemediğimiz gibi yönlendiriyor.

  7. Geri bildirim: Yağız İlk Kez Sinemada… | Oğlumu Büyütürken

  8. Geri bildirim: Uyku Tablosu | Oğlumu Büyütürken

  9. Geri bildirim: Yağız’ın Eğitim Serüveni :-) | Oğlumu Büyütürken

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s