Şuşu ve Üç Tekeri, Bir Dolap Kitap vs.

Kitap41Bu kitap uzun zamandır kitaplığımızda beklemede. Sadece bir kitap yazısının ötesinde bir şeyler yazmak istediğimden öteleyip durdum. Şimdi yazma zamanı…

Hayal ettiği herşeyin gerçek olacağına inanır eşim. Düşündüğümde, benim içinde bunun gerçek olduğunu gördüğüm pek çok durum var. Özellikle oğlumla ilgili şeylerde, hayal ettiklerim bir şekilde gerçekleşiyor.

Bir Dolap Kitap’ta aynı şekilde tam benim ihtiyacım olan bir dönemde ortaya çıktı. Bir çocuğum olursa, kitaplardan bir dünyası olacağını hayal ettim. Benim bahçede, ağaçların tepesinde kitap okurken, kendime kurduğum gibi bir dünyayı tatsın istedim. O doğar doğmaz, ilk kitap okuyacağım zamanı sabırsızlıkla bekledim.

birdolapkitap

Ne yazık ki, istediğim gibi bir kitabevi bulunmayan bir şehirde yaşıyorum. İnternette ise binlerce kitap var. Peki ama hangisini seçmeli, almalı. Dokunmadan, okumadan nasıl karar vermeli. İşte tam bunları düşünürken çıkıverdi Bir Dolap Kitap karşıma. Sadece bana güzel kitaplar önermekle kalmadı, çocuk kitaplarına farklı bir açıdan bakmamı sağladı. Aslında okuduklarımın hiç de öğretici olması gerekmediğine ikna etti beni. Adını duymadığım yazarlarla tanıştırdı. Kitapları çok sevmeme rağmen hiç de aşina olmadığım renkli bir dünyaya, sağlam bir adım atmamı sağladı.

Banu ve Yıldıray’ın, -minik Tayga’nın gelişiyle bir ara kesintiye uğrasa da- her gün yazdıkları yeni yazılarla, ufkumda genişledi benim. Sadece klasik kitap özetleri değil yazdıkları. Hatıralarıyla sarmaladıkları, sıcacık anlatımlarıyla, araştırıcı ruhlarıyla ve kültür birikimleriyle donattıkları yazılar bunlar.

Ve onların sürekli proje üreten birer beyinleri var. Canlı dinleyemesem de, her hafta Açık Radyo’da kitaplardan konuşuyor ve ardından bant yayını yayınlıyorlar. Sürekli kataloglar hazırlıyor, söyleşiler yapıyorlar. Tayga ile birlikte büyüyeceğini düşündüğüm bir de müzik çekmeceleri var. Şimdi ise bir kitabevi projesi varmış kafalarında. Gidemeyecek olsak da, bir yerlerde çocuklara güzel bir dünya yaratmaya çalışan güzel insanların olduğunu bilmek huzur verici.
Kitap42

İşte Şuşu ve Üç Tekeri, bu dolap kapaklarından Yıldıray’ın ilk kitabı. Afacan bir kız çocuğunun, bir doğum gününde dayısına aldırdığı bisikletinin öyküsü.

Şuşu ve dayısı, doğumgününde birlikte oyuncakçıya giderler. Raflarda sıralanan pek çok oyuncak vardır ama Şuşu üç tekeri görünce, iş biter 🙂 Ve o andan sonra bir daha üzerinden inmez bisikletin. Hızla oyuncakçıdan çıkar ve yol boyu peşinden koşturur dayısını. O hızla da eve girer. Yağız’ın “aa bisikletle eve girdi” nidaları arasında evi altüst eder.

“Dur tekerlerini silelim!” dedi annesi.

“Aman kızım, dikkat!” dedi babası.

“Maşallah” dedi ninesi.

“Fişek gibi” dedi dedesi.

“Bak sana kitap aldım” dedi halası.

“Pastaya dikkat! dedi teyzesi.

Pastasının mumlarını bile üç tekerinin üzerinde üfleyen Şuşu, halasının okuduğu kitabı dinlerken orada uyuyakalır. Yatağına aldıklarında başucuna bırakırlar bisikletini.

Bu hikaye bana kuzenimin anlattığı bir anısını hatırlattı. Küçükken dayısı olan babam bir üç teker almış ona ve o 3 ay boyunca yatağının baş ucunda bisikletiyle uyumuş. Bir gece ağlayarak uyanmış ki rüyasında bisikleti çalınıyormuş. Zor zapt etmişler. Anca bisikleti görünce rahatlamış :-) “Hayatımdaki en güzel hediyemdi” dedi. 50’li yaşlarında ve hala o heyecanı yaşayarak anlatıyor. Bisiklet sihirli bir şey olmalı :-)

Yeniden kitaba dönersek, Şuşu ve Üç Tekeri,  tam da çocukların sevdiği gibi ayrıntılarla dolu. Özellikle oyuncakçı sayfası çok keyifli. Hatta dolap kapaklarından Banu’nun çizdiği Moli ve Olaf karakterleri de bir köşeden gülümsüyorlar. (Gördüğünüz gibi 10 parmaklarında 10 marifet var bu çiftin) Sonra her köşeden fırlayan sevimli üç yaratık var. Çocuklar seviyorlar sayfalarda devam eden ayrıntıları takip etmeyi. Bir bisiklet tutkunu olan Yıldıray, Şuşu’nun kaskını da unutmamış tabi 🙂

Kitap43

Dili oldukça yalın ve anlaşılır. Kısa cümleleri sayesinde, her ne kadar kendileri 3+ olarak belirledilerse de, kitap sever bir çocuğunuz varsa, 2 yaş civarı da rahatlıkla alabilirsiniz. Biraz daha canlı renklerin kullanılabileceğini düşünsem de, elbet vardır bir bildikleri diyerek üzerinde durmuyorum 🙂

Giderek küçülen ailelere inat, hala, teyze ve dayının da içinde olduğu bir aile düzenine sahip mutlu bir çocuk portresi çizilmiş Şuşu’ya. Bir kızılderili sözü müydü “bir çocuğu büyütmek için bir köy gerekir“? Şuşu’da ele avuca sığmaz bir afacan belli ki. Bu sözün doğruluğunu ispatlarcasına sarıp sarmalıyorlar onu ev ahalisi.

Dayısıyla oyuncakçıdan önce gittikleri yerin bir kafe ya da avm yerine pastane olması ve hamburger yerine sakızlı muhallebi yemeleri de hoş bir ayrıntı 🙂

Yağız’ın bu kitaba yaklaşımı ise şöyle: Şuşu’nun eve bisikletle girmesinden hoşlanmadı 🙂 Her ne kadar anneannesinde, evde kullandığı bir üç tekeri olsa da, bisiklet, top gibi hareket içeren oyunlarla arası pek hoş değil. Bisiklet alma girişimlerimizi her defasında püskürtüyor 🙂 Ama umutluyum, belki gelecek yaza 🙂

Ayrıntıları incelemek ve 3 afacanı takip etmek ise hoşuna gitti. Bir de ağaçta örgü ören kargayı 🙂

Şimdilerde şövalyeler, cadılar, korsanlar ve dinozorlara ilgi duyduğundan bu tarz kitaplarla çok ilgilenmiyor Yağız oğlan. Siz siz olun erken alın bu kitabı.

Banu’nun anlatımıyla Şuşu ve Üç Tekeri burada.

Tayga ile birlikte, bir uygulama alanı da kazanmış olan Banu ve Yıldıray’ı takip etmeye devam edeceğim ben. Daha okunacak çok kitap var dolaplarında 🙂

Bana, oğluma ve aramızdaki ilişkiye yaptıkları katkılar için minnettarım onlara.

İyi ki varsın Bir Dolap Kitap 🙂

İlgili Yazılar :

Reklamlar

About yagizlahayat

4 Ağustos 2009 dan beri hayatımın yeni bir amacı var. Bu blog afacan oğlum Yağız'a ilk doğumgünü hediyesidir.
Bu yazı Uncategorized, Yağız'ın Kitaplığı içinde yayınlandı ve , , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

14 Responses to Şuşu ve Üç Tekeri, Bir Dolap Kitap vs.

  1. CocuklaGezerizBiz dedi ki:

    Ne güzel yazmışsın kitabı eline sağlık, Bisiklet ile ilgili Yağızın tutumunu okuyunca oğlum geldi aklıma:) Hazır olmak istediğinde talep etmesine fırsat vermek galiba anahtar kelime:))İlk çocukta sanırım 1,5 yaşında idi hediye bisiklet geldiğinde kullanabildimi hayır pedal üç teker belirli bir yaşa kadar kullanımı çook zor soğudu.. 4 yaştı sanırım iki teker bisikleti dede tarafından hediye edildiğinde.. 5 yaştı galiba babası iki tekerin yanlarındaki destekleri attığında.. Ama hep önce istemeden verildiler.Kızımda öyle olmadı doğal daha çok çocuklu ortamlarda büyüyor olmanının gerekliliğinden bisikleti direk talep etti sürmeyi öğrenmeyi arkadaşlarını izleyerek öğrendi 7 yaş tı galiba iki tekerinin desteklerini kendisi bize attırdı çıkarın artık iki tekeri desteksiz sürmek istiyorum diye. 6 yaştı bana spor mağazsında pateni aldırdığında profesyonel bir patenci gibi kaydığında nerden öğrendiğini sorduğumda arkadaşlarımdan diye bilmiş bilmiş cevap verdi parka meğerse ödünç alp kayıyormuş:) 2. çocukta tecrübe ettiğim çocuk çocuğun çok iyi öğretmeni ve talep etmesi için çocuğa biraz zaman tanımanın çok fark ettiği:)
    sevgi ile

    • yagizlahayat dedi ki:

      Çok doğru. Bizde artık hasretle talep etmesini bekleyeceğiz 🙂 Artık kreşe başlıyor. Sanırım arkadaş etkilerini bundan sonra göreceğiz. Sevgiler 🙂

      • CocuklaGezerizBiz dedi ki:

        Hayırlı olsun kreş arkadaşlığının getirileri çok ama nacizane benim dediğim daha çok çok kontollü ortamlarda olmayan park ve bahçe arkadaşlığının çok şey fark ettiği 🙂

      • yagizlahayat dedi ki:

        Öyle gerçekten. Ama maalesef çok girişemiyor şuan parkta. Belki de sık indiremediğimiz içindir. Ama bir arkadaş bulduğunda da çok keyifli oluyor. Bakalım alışacak elbet her şeye 🙂

      • CocuklaGezerizBiz dedi ki:

        Oğlumda çok kafa patlattığımdan bu konuya böyle durumlarda dayanamıyorum yazıyorum..)Biz gündüz parka gidemezdik çok etrafta onun kontrol edemediği annelerinin kontrol edemediği bir çocuk topluluğu vardı.Parka gece giderdik ve o zaman herşeyi denerdi denge mükemmel ama parkta 3-4 çocuk varsa orada oynayan kaydırakta kayan vbb kesinlikle denemezdi!!!Kardeşi doğdu 2 yaşında iken ,parkta kardeşini çocukların arasından çağırma bahanesi ile diğer çocuklarla bakıyordum kum havuzlarında oynamaya başlıyordu:)Kardeşi ile çocuklarla kalabalık oyunlara girdi

      • yagizlahayat dedi ki:

        Bizde de parkta genelde çocuklar gruplaşmış. Eğer tek başına oynayan bir çocuk görürse yanaşıyor. Ve o zaman çok mutlu oluyor. Yoksa öyle yalnız takılıyor 😦 Bu da beni üzüyor. Ama bakalım büyüdükçe farklılaşacaktır 🙂 En azından öyle ümit ediyorum.

    • CocuklaGezerizBiz dedi ki:

      Futbol gibi çok kalabalık çocukların biribirlerine zarar verecek derecede koşturduğu tarzdaki oyunlara benim oğlum 3. sınıftan sonra katılabilmeye başladı, onda da kaleciliği daha çok tercih ediyor en az başkasından zarar gelebilecek yer..

  2. CocuklaGezerizBiz dedi ki:

    Benimkinde şimdiye kadar bebekliğinden beri gördüğüm kontol duygusu çok yüksesk olmasından kaynaklı, Kontrol edemediği ortam ve oyunlarda endişe ve kaygı çok yükseklerde yaşıyor ve o zaman o olay veya oyunu direk red ediyor ..( Kolaylıklar dilerim

  3. Geri bildirim: Hep Hayır Diyen Aslan | Oğlumu Büyütürken

  4. Geri bildirim: Böğürtlen Cini ve Sarı Gaga | Oğlumu Büyütürken

  5. Geri bildirim: Özgürlüğünü Arayan Kelebek | Oğlumu Büyütürken

  6. Geri bildirim: Bir Dolap Kitap’a Konuk Olmak… | Oğlumu Büyütürken

  7. Geri bildirim: Amir Yolunu Kaybediyor | Oğlumu Büyütürken

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s