Çocuklarla El Ele Ebeveynlik

DSC05198Bu kitabı alalı uzun zaman olmuş. Ancak, yazarın kitabı okumadan önce, daha çok faydalanmak adına yapmamı istediklerini yapamadığımdan, bir türlü okuyamadım. Öncelikle bir ebeveyn günlüğü tutmamı, oraya ebeveynlik hedeflerimi, anne-babamdan neler aldığımı ve bana göre en zoru da, eşim ya da bir arkadaşımla bunları paylaşarak eş güdümlü şekilde birbirimize şifa vermemizi, incinmişliklerimizi anlatmamızı istiyordu. Yani beni geçmişimle hesaplaşmaya çağırıyordu. Bunları yapabilme ümidiyle kitabı askıya aldım bir süre. Ama zaman geçtikçe zor geldi bunları yazmak ve hazırlıksız okumaya başladım. Şimdi kitabı bitirdiğimde anlıyorum ki, söylenilenleri yapmış olsaydım, eminim bana ve oğluma çok daha iyi gelecekti.

Yazar kitabın adını açıklayarak başlamış söze:

“Çocuklarıyla el ele ebeveyn, baskı yerine gönülden olumlu ilgi, korku yerine sevgi ile yaklaşan ebeveyndir.”

Güçlü bir ilişki için, ebeveyn-çocuk bağının öneminin vurgulandığı kitapta, insan gelişimi için bunun bir anahtar olduğu söylenmiş. Bu işin zaman alacağını, emek ve kendini bu işe adama gerektirdiğini belirtmiş.

Korku ve tehditle yapılan ebeveynliğin, güç üstünlüğü elimizden çıktığı ve çocuklarımız ergenliğe ulaştığında işe yaramayacağını, aksine onlara verdiğimiz yanlış modelleme sonucu işlerin içinden çıkılamaz hale geleceği söylenmiş. Yoksa, bir..iki, sensiz giderim gibi tehditleri kullanırken, kalıcı çözümler sunmadığı gibi, sonuçlarını yıllar içinde alacağımız konusunda uyarmış:

“Çocuklar otorite uygulamaya kalkan ebeveynlerin isteklerine başkaldırmaktadır. Çocuğun işbirliğine yanaşmamasını, onun karşılanmamış bir ihtiyacının, incinmişliğinin ya da bir yetişkinin gerçekçi olmayan beklentisinin göstergesi olduğunu anladığımızda, bu davranışı kişisel olarak üzerimize almak zorunda kalmayız.”

diyor. Çocuğa sevildiği ve ihtiyaçlarının önemsendiği mesajını vermenin öneminden bahsederek:

“Çocuklara onların onurunu zedeleyecek şekilde davranmak, onların da başkalarına aynı şeyi yapmasını öğretmektir.”

diyor.

Aslında kitabın her sayfası altı çizilerek okunacak cinsten. O yüzden tam bir özet çıkarmak zor. Ama yazılanlardan örnekler vermeye çalışacağım biraz.

Çocukların ihtiyaçlarını karşılamada temel önermeler başlığı altında sıralanan pek çok maddeden biri de:

“Çocukların kendilerini daha kötü hissetmelerini sağlayarak, daha iyi davranmasını öğretemeyiz.”

der ki, bu pek çoğumuzun bilerek ya da bilmeyerek yaptığımız bir şey ne yazık ki.  Ayrıca bilinçli ya da bilinçsiz, her ne şekilde yetiştirirsek çocuklarımızı, her şekilde kendi ebeveynlerimizden etkilendiğimiz gerçeğini vurguluyor yazar.

Çocuklarla El Ele Ebeveynlik Terim ve Araçları başlığı altında bağlantıyı, “koşulsuzca sevildiğini ve dinlendiğini hissetmek” olarak tanımlamış. Bağlantının kopmasını ise, “incindiğini duyulmadığını hissetmek” olarak tarif etmiş. Bağlantı koptuğunda ise yeniden bağlantı kurmanın kurallarını şöyle sıralamış:

  • Geri sarın-İnciten davranışınızın ne olduğunu tespit edin (“onu incitecek ne söyledim”)
  • Tamir edin- Özür dileyerek, çocuğun davranışımızı hak etmediğini ona bildirin.
  • Baştan alın- Sevgiyle ve onu dinleyerek tepki verin.

Çocuklara saygı duymanın öneminin vurgulandığı bölümde, çocuklarımıza arkadaşlarımıza gösterdiğimiz saygının aynısını göstermemiz gerektiği söyleniyor. Özür dilemek, kibar olmak, cömertlik konularında baskıcı olunmaması, bu konuları modelleyerek vermemiz gerektiğinin altı çizilmiş. Ayrıca çocuğun olduğu yerde, onun hakkında bir başka yetişkinle konuşurken, mutlaka çocuğu da bu konuşmaya dahil etmek gerektiği söylenmiş ki, bu sanırım çok dikkat edilmeyen bir durum 😦

Çocukların duygusal acılarını iyileştirmek adına ağladıklarında, buna müdahale etmenin, duygusal şifa süreçlerini kapatmalarına sebep olacağından bahsedilerek, ebeveynlerin bu konuda ki tepkilerine verdiği örnekler sıralanmış. Bunlardan birkaçı şöyle:

  • Değersiz görmek: “Tamam tamam, ağlayacak ya da korkacak birşey yok.”
  • Ayıplamak: “Ağlama. Büyü biraz.Hanım evladı olma. Bebek gibi davranma.”
  • Korkutmak: “Sana ağlayacak bir sebep veririm şimdi!”
  • Teskin etmek ya da onarmak: “Sana yenisini alırım”
  • ….

Bu şekilde tepkilerle duygusal acıların depolanmasına neden olduğumuz gerçeğini vurgulayan yazar, çocukların ancak güven duydukları ortamda acılarını boşaltabileceğini söylemiş. Yani oğlum beni görür görmez çeşitli nedenlerle ağlamaya başlıyorsa, hatta bunun için sınırları zorluyor ve bir neden arıyorsa, bunu beni sevmediği ya da özlemediği şekilde algılamak yerine, bana güvendiği ve gün içinde biriktirdiği acılarını boşalttığı için sevinmem gerekiyor. Gözyaşı aynı zamanda stres hormonu da salgıladığından, ağlamasına izin verilen çocuk, sustuğunda çok daha pozitif oluyor. Buna benzer ifadeler, Aletha Solter’in seminer notlarında da vardı. Bir yazı ile bahsetmiştim bundan.  Ayrıca çocukların, duygularını bırakmayı kontrol atına almak için, tırnak yeme, saçları ile oynama gibi davranışlar geliştirebilecekleri de söylenmiş kitapta.

“Öfke krizindeki çocuğun, acılarını tamamen boşaltıncaya kadar, yetişkinlerin sakin kalarak, bir başkasının ya da başka şeylerin onu incitmesine engel olmasına ihtiyacı vardır.”

diye açıklanan bölümün ise, uygulaması oldukça güç:-(

Çocukların her zaman onlara davranışımızı hakettiklerine inandıklarını belirten yazar, bunun özgüven ve özsaygı oluşumunu doğrudan etkilediği konusunda uyarıyor bizi. Çocukların sevgi kabını doldurmamız gerektiğini söylüyor ve bunu nasıl yapacağımızı örneklerle açıklıyor. Baş başa geçirilen zamanın değerinden bahsederken, onlarla çeşitli ritüellerimizin olmasının önemli olduğunu anlatıyor.

Çocuklara neleri yapmamaları gerektiğini söylemenin, onlara yapmalarını istediğimiz şeyleri öğretmeyeceğini söyleyen yazar, bilgi vermenin önemini vurguluyor. Ayrıca çocuklara seçenek sunmanın da işleri kolaylaştıracağından söz ediyor.

Cezanın bir disiplin yöntemi olmadığının belirtildiği bölümde ise:

“Çocukları cezalandırmak, onlara öğretmeye niyetlendiğimiz kabul edilebilir davranışları öğretmez. Ceza çocuklara sinsi olmayı, yalan söylemeyi ve yakalanmamayı öğretir. Ceza çocukların davranışlarını korku ile kontrol etmektir. Çocukları cezalandırdığımızda zorbalık modelliyoruz. Onlara başka insanları korkutarak nasıl kontrol edeceklerini buna bir örnek teşkil ederek öğretiyoruz.”

der ki, buna katılmamak mümkün değil. Bir şeyi sadece yasaklamanın, o konudaki doğruyu öğretmeyeceğini ise etkili bir örnekle açıklamış.

“Örneğin, yaşamak için yemek yemeye fiziksel olarak ihtiyacımız var. Eğer hiçbir yiyeceğim olmasa, yiyecek temin edecek kanuni bir yol da bulamasam, açlıktan öleceğime çalarım. Çalmanın yanlış olduğunu ve yakalanırsam ceza alacağımı bile bile çalarım.”

“Yiyecek çalarken yakalanırsam ve cezalandırılırsam, yiyecek çalmaktan dolayı cezalandırılmam bana aç kalmamayı öğretecek mi? Hayır. Aynı duruma tekrar düşsem, yiyecek alacak başka bir yol bulamazsam aynı şeyi tekrar yapar, yiyecek çalarım, arkasından gelecek cezayı bile bile.”

Ailelerde herkesin ihtiyacı karşılandığında en iyi şekilde bağ kurulabileceğinin belirtildiği bölümde ise, öncelikle kendi sevgi kaplarımızı dolu tutmanın öneminden bahsediliyor. Kendi kendimizle ve eşimizle geçirecek küçük zaman dilimleri ayırdığımızda, bunun çocuğumuzla ilişkimize olumlu katkıları olacağı vurgulanarak, neler yapılabileceğine dair örnekler veriliyor. Ayrıca çocuk yetiştirirken yardım almak gerektiği, bunun için geniş ailenin önemi üzerinde duruluyor. Yani bir anlamda mutlu ebeveyn= mutlu çocuk.

Kitapta da bahsedildiği gibi, kişi ebeveyn olduğunda önce kendi ailesini modelliyor. Bu yüzden okuduklarımızı ne derece uygulayabiliriz bilmiyorum. Örneğin yanlış olduğunu bile bile yapmaktan vazgeçemediğim davranışlarım var benim. Gene de bana iyi geldi bu kitap. En azından oğlumun beni gördüğüne sevinmediğinden ağlamadığını biliyorum artık 🙂 Ve elimden geldiğince susturmaya çalışmamak konusunda kendimi kontrol etmeyi deniyorum.

Burada bahsettiklerimden çok daha fazlası var kitapta ama ben fazla uzattığımın farkındayım. Alın ve okuyun. Ve bırakın ağlasın çocuklar 🙂

Mutlu bayramlar…

İlgili Yazılar :

Reklamlar

About yagizlahayat

4 Ağustos 2009 dan beri hayatımın yeni bir amacı var. Bu blog afacan oğlum Yağız'a ilk doğumgünü hediyesidir.
Bu yazı Okumalarım, Uncategorized içinde yayınlandı ve , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

17 Responses to Çocuklarla El Ele Ebeveynlik

  1. Geri bildirim: Müzikolaj ve Orff Eğitimi | Oğlumu Büyütürken

  2. Geri bildirim: Yağız’ın Kitap Okuma Alışkanlıkları | Oğlumu Büyütürken

  3. Geri bildirim: Doğadaki Son Çocuk | Oğlumu Büyütürken

  4. Geri bildirim: Sevginin Fazlası | Oğlumu Büyütürken

  5. Geri bildirim: Filozof Bebek | Oğlumu Büyütürken

  6. Geri bildirim: Anneler ve Oğulları İçin Bir Fincan Huzur | Oğlumu Büyütürken

  7. Geri bildirim: Reggio Emilia Yöntemiyle Harika Çocuk Yetiştirmek | Oğlumu Büyütürken

  8. Geri bildirim: Çocuğunuza Sınır Koyma | Oğlumu Büyütürken

  9. Geri bildirim: Çocuğunuza Sınır Koyma 2 | Oğlumu Büyütürken

  10. Geri bildirim: Çocuk-Kendin Olma Özgürlüğü | Oğlumu Büyütürken

  11. Geri bildirim: Çocuğunuzla İşbirliği Yapın! | Oğlumu Büyütürken

  12. Geri bildirim: Anne Baba ve Çocuk Arasında | Oğlumu Büyütürken

  13. Geri bildirim: Çocuğun Cinsel Eğitimi ve Tacizden Korunma Rehberi | Oğlumu Büyütürken

  14. Geri bildirim: Beni Ödülle Cezalandırma | Oğlumu Büyütürken

  15. Geri bildirim: Konuş ki Dinlesin Dinle ki Konuşsun | Oğlumu Büyütürken

  16. Geri bildirim: Işığın Yolu | Oğlumu Büyütürken

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s