47 Ay…

45-48 AY1Yağız dördüncü yaşına yaklaşıyor artık. Herşeyi merak eden, nedenini niçinini sorgulayan bir çocuk oldu. Ona birşeyin olmayacağını söylersem, neden olmayacağı ile ilgili tatmin olacağı birşeyler söylemem gerekiyor. Mesela neden çikolata yiyemediği gibi 🙂

Oğlumla hergün yan yanayız ama uzun zamandır kaliteli zaman geçiremiyoruz ne yazık ki. Ya benim yapacak işlerim oluyor ya da o huysuzluk yaptığı için enerjimiz düşüyor. Ne çok şey var hayatımda onun önüne geçen. Evde bekleyen işler, yapılması gereken yemek, yıkanması gereken bulaşıklar vs. Ben tüm bunlarla boğuşurken oğlumda büyüyüveriyor işte bir köşede. Sonunda da gelsin suçluluk duygusu.

Bir süredir eli sürekli ağzında Yağız’ın. Bir kedi misali kendini yalayarak temizleme modunda. Üstelik tırnak da yiyor. Bu gerçekten çok sinir bozucu. Kızmak, küsmek, anlatmak hiçbiri çözüm olmadı. Hatta gözümün içine bakarak tepkimi seyrediyor. Sanırım umursamamak gerekiyor ama her zaman bildiğiniz şeyi uygulayamıyorsunuz. Altında kimbilir ne yatıyor bu durumun. Bir çocuğu anlamak neden bu kadar zor…

Son derece inatçı bir kişiliğe dönüşüyor giderek Yağız oğlan. Aslında genetik faktörler düşünülünce buna şaşmamak gerek 🙂 Bir kere bir şeye hayır dediyse, en sevdiği şeyden olacağını da bilse asla vazgeçmiyor. Çocukluğumu düşününce annemi daha iyi anlıyorum şimdi 🙂

Bu ay genellikle halsiz, uykusuz ve öksürükle geçti oğlum için. Birkaç günde ateşlendi. İlaç vermedik ama hala öksürüğü bir miktar var. Sanırım son zamanlardaki huysuzluklarında bununda etkisi var.

45-48 AY2

İlk kez kuzenleriyle iş yerime geldi Yağız bu ay. 17 ve 16 yaşlarındaki yeğenlerim Beyza ve Maide’ye güvenerek, dolmuşa binip gelmelerine izin verdim ama gelene kadarda dokuz doğurdum desem yeridir. Ben o yaşlardayken henüz bebek olan büyük yeğenimi ablam nasıl güvenip bana emanet ederdi, şimdi düşününce aklım almıyor. Onu alır -hem de kucağımda- saatlerce gezdirirdim. Şimdi o, oğlumun komutanı Hande Ablası 🙂 Aslında kalabalık bir abla grubunun arasında büyüyor oğlum ve bundan dolayı çok şanslı. Ha birde küçük komutanı Güler, bir dargın bir barışık Simay ve de oğluma abi olmanın keyfini yaşatan Çağıl’ımız var. Onlarla birlikteyken değmeyin keyfine.

Bu ay bir düğün için Nevşehir’e gittik. Yoruldukça huysuzlansa da çok eğlendi Yağız oğlan. Kuzeni Doruk’la durmadan koşuşturdular. Aynı odada kalıp, ranza da yastık savaşı yaptılar. Arada bir küsselerde birbirlerinden hiç ayrılmak istemediler. Özellikle arabada arka koltukta konuşurlarken onları dinlemek çok keyifliydi. Ne kadar küçük ayrıntılara dikkat ettiklerini, aslında ne kadarda büyüdüklerini anlamak hem güzel hem de iç burkucu.

45-48 AY3Öyle sıcak bir gündü ki Nevşehir’e gittiğimiz, biraz dolaşmak istedik ama pişman olduk. Öğle sıcağında Uçhisar Kalesi’ne tırmanma cesaretinde bulunduk. Çocuklar onlardan ummadığım bir performans gösterdiler ve en üste kadar tırmandılar. Yağız ilk insanların yaşadığı yerler diye çok heyecanlandı ve derinliklerde mamut, kılıç dişli kaplan gibi hayvanlar aradı 🙂 Ama öyle yorulmuşlar ki arabaya biner binmez uyuyakaldılar. Baharda tekrar gitmeli ama önce Yağız’ın soracağı sorulara hazırlıklı olmak adına biraz araştırma yapmalı 🙂

Ne ekersen onu biçersin derler ya, bazen Yağız’dan öyle bir söz duyuyorum ki kendime kızıyorum. Ona karşı daha saygılı olmalı ve duymak istemediğim sözleri ona söylememeliyim. Ben ona emir kipiyle konuştukça onunda diline yerleşiyor bunlar. Şuan okuduğum kitapta, en yakın arkadaşınıza söylemeyeceğiniz birşeyi çocuğunuza söylemeyin diyor. Keşke okumak kadar kolay olsa uygulamak…

Bu ay Yağız’dan en çok duyduğum söz “anne lütfeeeeeen”. Bunu genelde ağlak bir tonda söylediğinden geçici sağırlık oluşuyor bende. Bir de sürekli beni ne kadar çok sevdiğini söylüyor. Al sana bir suçluluk nedeni daha 🙂

Ara sıra onun hayatımdaki en önemli şey olduğunu kendime hatırlatmalı ve önceliklerimi yeniden düzenlemeliyim. Çünkü bende onu çok seviyor ve çok önemsiyorum. Umarım bunu hissediyordur…

İlgili Yazılar :

Reklamlar

About yagizlahayat

4 Ağustos 2009 dan beri hayatımın yeni bir amacı var. Bu blog afacan oğlum Yağız'a ilk doğumgünü hediyesidir.
Bu yazı Ay Ay Gelişim, bebek gelişimi, Uncategorized içinde yayınlandı ve , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

5 Responses to 47 Ay…

  1. kadriye dedi ki:

    herzamanki gibi harika bir yazı olmuş. yazdıklarının kat ve kat fazlasını kendimde hissediyorum. daha akşam baturalp uyuyunca kendi kendine büyüyor hiç birşeye katkım yok abisi de biz işte o evde akşama kadar bu nasıl iş diye hayıflandım. tembellik mi. beceriksizlik mi, zamanı iyi kullanamamak mı verdiğim hiç bir şey yok gibi geliyor böyle durumlarda çalışıyor olmaktan nefret ediyorum keşke hem ofis hem ev olan bir işim olsaydı 🙂 hala iş diyorum ilginç bir durum demi 😉

    • yagizlahayat dedi ki:

      Biz sanırım zamanı iyi kullanamıyoruz. İş her daim olacak elbet. İnsanın hayatını kazanmasının değerini öğretiyoruz böylece birazda onlara. Ama şu küçük yaşlarda daha esnek iş saatlerimiz olabilse, ne onlar bize ne biz onlara hasret kalmadan doya doya büyütebilsek…

  2. Geri bildirim: 51 Ay… | Oğlumu Büyütürken

  3. Geri bildirim: 4,5 Yaş… | Oğlumu Büyütürken

  4. Geri bildirim: 57 Ay… | Oğlumu Büyütürken

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s