40 Ay…

39-42 AYBizim buralara kış geldi. Yağız’ı giydirmek zaten zorken, birde buna mont, şapka, kaşkol eklendi ki sormayın gitsin. Evden çıkışımız tam bir şenlik.

Bu ayda geçen ay ki gibi hastalıklarla geçti. Önce boğulurcasına öksürük başladı ki bu Yağız’ı çok huysuzlaştırdı. Laranjit teşhisi koyan doktor ise önlem olarak antibiyotik kullanmamız gerekiyor dedi 😦 İstemeye istemeye kullandığımız antibiyotiğin ardından bir sabah tüm vücudu kızarıklıklar içerisinde uyandı oğlum. Doktor ilk anda kızamıkçıktan şüphelenmiş olsa da tüm bulguları göremedi ve önceki hastalığının devamı niteliğinde döküntülü bir hastalık olduğunu, şu aşamada yapılacak birşey olmadığını ve takip etmemizi önerdi. Ertesi sabah kalktığında tüm yüzü kabarmış ve şişmişti. Farklı bir çocuk vardı karşımızda. Ama Yağız işin tadını çıkardı ve hemen yavru çita oluverdi benekli benekli 🙂 Neyse ki herhangi bir ilaç kullanmamıza gerek kalmadan birkaç gün içinde geçti.

Sağlıkla ilgili bir de iyi haberimiz var 🙂 Bir yaşındayken tespit edilen, kalbindeki üfürme sonucu ortaya çıkan Patent Duktus Arteriozus (PDA) için kontrole götürdük oğlumu. İlk kez EKG çekildi ve bu bizi çok zorladı. Bir hayli ağladı oğluşum. Neyse ki çocuk kardiyoloğu bu muayenede göremedi açıklığı. Eğer 4 yaş kontrolünde de göremezsek, kapanmış diyebiliriz dedi ki, daha önce artık kapanmayacağı söylenmişti. Kapanmamış olsa da en azından büyümemiş olması iyi haber. Şimdilik bir oh çektik 🙂

39-42 AY1

Sabahları uyanır uyanmaz odasına koşuyor Yağız oğlan. Ve onun için bitmeyen bir macera başlıyor. Kitaplarına dalıyor, hayvanlarıyla konuşuyor, onlara barınak, gemi, uçak yapıyor. Arabalarını konuşturuyor. Hal böyle olunca evden bir türlü çıkmak istemiyor. Eve döndüğümüzde ise, hayvanlarım beni özlemiştir diye koşuyor yanlarına. Hemen yeni bir oyun kuruyor. Bazen bizi de katıyor içlerine. Hayal dünyası kocaman. Yemekte bile boş  durmak istemiyor. Ya bir kitap ya da birkaç oyuncak geliyor masaya. Yani içinde oyun olmayan her faaliyet bir zaman kaybı ona göre. Bazen kendisini öyle kaptırıyor ki, sanki oyun değil yaptıkları. Çok severim Murathan Mungan’ın şu sözlerini. “Oyuna inanmayan gerçeğe inanır mı?” Sanki bir gerçeklik yaşadıkları. Örneğin son günlerde dinozorlarla çok ilgili. Dün akşam babasının dinozor olmasını istedi ve kendisi de kılıcıyla onunla savaştı. Yüzündeki ifadelere baktığımda bunun onun için sadece bir oyun olmadığını anladım. O anı yaşıyordu sanki. Hemen aklıma aynı gün Kuraldışı Dergi’de okuduğum “Oyunumu İstiyorum” başlıklı yazı geldi. Son zamanlardaki okumalarım da hep bu yönde. Aslında çocukları izlediğimizde onlar bize doğruyu gösteriyorlar. Ama biz bazen görmekte zorlanıyoruz ne yazık ki. Bazen ona yeterince ortam sağlayamıyor olmanın acısını duyuyorum. Çocukluğuma dair en güzel anılarım bahçemizde, ağaçların üzerinde geçirdiğim zaman olmasına rağmen, oğluma doğada zaman geçirmesi için zemin hazırlayamıyorum. Keşkeler ne çok hayatımızda…

Tüm bunların sonucu olarak, işe yetişmemiz gereken saatte evden çıkamadığımızda sinirleniyoruz tabi. Ya da kıyafetlerini değiştirmek istemediğinde. O da asabileşip bize vurmaya çalışıyor. Aslında onu anlasam da bazen sesimi yükseltmek zorunda kalıyorum ki o halimi hiç sevmiyorum. İnsanlar genelde eleştirdikleri ebeveynlerine benziyorlar. En azından benim gözlemlediklerim öyle. Hiç bir fiziksel şiddet görmemiş olmama rağmen, babamın sinirlendiğindeki sesi hala kulaklarımdadır. Ve bu yaşımda bile beni tedirgin eder. Oğluma aynı şeyi yapıyor olduğum için kızıyorum kendime. Heyhat, ne zor şey arafta olmak…

Gelelim Yağız’ın bu ay ki incilerine 🙂

♥ “Gergedanlar Krep Yemez” kitabında hayvanat bahçesindeki babanın ayaklarına bakar ve:

  • Yağız : Evde giydiği ayakkabıları dışaaada giymiş. Neden?

Gene aynı kitabı okurken, gergedan gittikten sonra koltuğa oturup hüzünlenen Begüm’ü teselli eder :

  • Yağız : Begüüüm, biyaz sonra sana yeni aakadaş geleceeeek 🙂

♥ Öğle uykusuna yatarken ayakkabılarını çıkarıp annenin terliklerinin yanına koyar ve :

  • Yağız : Annecim senin teeliğinle konuşsunlar 🙂

Uykuya hazırlanan Yağız’a: 

  • Anne : Yağız bugün seni baba uyutsun
  • Yağız : Hayığ, baba uyutmasın. Onun sütü yok 🙂

♥ Öğle uykusundan kalktığında annesini hazırlanırken görünce:

  • Yağız : Neğeye gidiyoğuz GENE 🙂

♥ Sabah kahvaltıda:

  • Baba : Saksağan sesi duydum. Odanın penceresinden bak bakalım, belki görürsün.
  • Yağız odaya doğru yürürken elindeki gergedanı arkasında tutar ve: Bak, geegedanda peşimden geliyo, bana da göster diyo.

♥ Kuru meyvelerin içinden bir tane alır ve kendi kendine söylenir :

  • Yağız : Bunun adı neydi, neydi. Hah ballama 🙂 (şekerleme aklına gelmedi :-))

♥ Köpekbalığını ayıyla konuşturunca babasının köpekbalığı karaya çıkamaz demesi üzerine gidip kitabına bakar ve okur gibi heceler. Sonra babasının yanına gelir:

  • Yağız : Sen yanlış söylüyosun. Köpebalıklağı kağaya çıkabiliy yazıyo 🙂

♥ Babasının yaptığı kartondan kılıcı çok sever ve onu küçük hayvanlarına gösterir:

  • Yağız : Gece olunca hığsızlağ gelip sizi kaçığmaya çalışabiliğ. O zaman ben kalkağım ve kılıcımla sizi kuğtağığım 🙂

♥ Annemlerin alt katında abimler oturuyor. Yağız gününün nasıl geçtiğini anlatıyor : 

  • Yağız: Anne, bugün Çağıl gelmedi. (abimin 11 aylık kızı) Bende davul çaldım yukaada. Uyansın diye. Sonra baktım ah kapı açıldı. Çağıl gelmiş 🙂 (Komplo kurmuş resmen :-))

♥ Birden arabada kendi kendine konuşmaya başlar :

  • Dayımda çok yağamaz. Bana hep zağağlı şeyleğ veğiyo. Zağağlı diyoğum gene veyiyo, zağaylı diyoğum gene veğiyo 🙂

♥ Evden hiç çıkmak istemeyen Yağız, annesini nereden vuracağını bilir 😦

  • Yağız : Anne gitmek istemiyoğum. Senin yanında kalmak istiyoğum 😦

♥ Ve akşam onu almaya giden annesinin sesini duyunca:

  • Yağız :”annem gelmiş, annem gelmiş” diye koşarak boynuna atlar ve: Seni çok seviyoğum, canım annem, güzel annem diye öpücüklere boğar 🙂

Dile kolay 40 ay geçirmişiz oğlumla. Bazen bakıyorum da bu benim oğlum diyorum. İyi ki hayatımda…

İlgili Yazılar :

Reklamlar

About yagizlahayat

4 Ağustos 2009 dan beri hayatımın yeni bir amacı var. Bu blog afacan oğlum Yağız'a ilk doğumgünü hediyesidir.
Bu yazı Ay Ay Gelişim, bebek gelişimi, Uncategorized içinde yayınlandı ve olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

11 Responses to 40 Ay…

  1. Oh, derin bir nefes almışsındır ekg’den sonra. Bizim de bu yaz kardiyolog kontrolümüz olacak, darısı başımıza.

  2. 1biranne dedi ki:

    gözünüz aydın, umarım tamamen kapanmıştır sıkıntınız.
    yağız’a bayılıyorum ben, özellikle kılıcıyla hayvanlarını koruyacak olması.. sabah sabah tebessüm ettirdiniz bana, teşekkürler:)

  3. Şerife Çimen dedi ki:

    Öperim ben o ballama çitayı 🙂
    Ayı Lars’la tanışmış mıydı Yağız?

  4. Geri bildirim: 41 Ay… | Oğlumu Büyütürken

  5. Geri bildirim: 3.5 Yaş… | Oğlumu Büyütürken

  6. Geri bildirim: 43 Ay… | Oğlumu Büyütürken

  7. Geri bildirim: 44 Ay… | Oğlumu Büyütürken

  8. Geri bildirim: 45 Ay… | Oğlumu Büyütürken

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s