39 Ay…

Hastalıklarla dolu bir ayı geride bıraktık. Bu ay, biri ateşli olmak üzere üç kere hastalandı Yağız oğlan. Birinde dayanamayıp doktora gitmiş olsak da, ilaç kullanmadan atlattık sayılır.

Bu ay babasının öylesine söylediği bir söz sayesinde fazlasıyla meyve tüketmeye başladı Yağız. Mandalina yerken, “bak bundaki vitaminler vücudunda ki mikropları öldürür” diyen babasını soru yağmuruna tuttu. “Mikroplar neede, vitaminleğ nasıl öldüğüy” sorularının ardından, birazda elma vitamini alıyım, birazda erik vitamini alıyım, biraz ondan biraz bundan derken aylık vitamin depolarını doldurdu ve ardından eline silah olarak aldığı oklavalarla vitaminlere yardıma koştu 🙂 Birlikte tüm mikropları öldürdüler. O gün bugündür bunu oyun haline getirdi ve bol bol meyve yedi 🙂

İlk uzun otobüs yolculuğunu da yaptı bu ay Yağız oğlan. Kuzenim Özgür’ün düğünü için Kastamonu’ya gittik hep birlikte. Aynı gün içinde beş saat gidiş, beş saat dönüş olmak üzere on saatimiz yollarda geçti. Otobüste herkes tanıdık olunca Yağız çok eğlendi. Kucaktan kucağa dolaştı. Herkese son günlerdeki favori kitaplarından biri olan “Keşfedin Gezegenimiz”i gösterdi. Kitabını beğenmeyen Ayberk’e çok içerledi 🙂 Düğünde Yağız’la kitap bakmak yerine oynamayı seçen Kıvanç’a çok bozuldu 🙂 Bense, sabah evden aceleyle çıkınca Yağız’ın yol boyu yiyeceklerini hazırladığım çantamı evde unuttuğumu farkedip kederlere daldıktan sonra, gün sonunda Yağız’ın aç kalmadığı görünce, o kadar hazırlık yapmasam da oluyormuş deyip rahatladım 🙂

Her ne kadar otobüste eğlenmiş olsa da, Özgür’ün dönüşte evde olan düğününde daha çok eğlendi Yağız. Elinde davul saatlerce dolaştı dışarıda. Etrafta çocuk olmasına rağmen  hiç kimseye bulaşmadan kendi kendine oynadı. Bu haliyle bana “Oliver” kitabını hatırlattı oğluşum. Akşam eve dönerken “neden gidiyoğuz, buyası çok eğlenceli” diyordu hala 🙂

Bu aralar pek bir hamarat benim oğlum.  Alışverişten dönünce paketleri mutfağa taşımak, buzdolabına yerleştirmek, balkonu yıkamak, tozları almak en sevdiği işler.

Giderek öyle cümleler kuruyor ki, not etmekte zorlanıyorum. Uzun uzun açıklamalar yaptığından aklımda kalmıyor ama herşeye bir cevabı var oğlumun. İşte onlardan birkaçı:

♥ Kuzeni Güler’in doğumgününe gitmek üzere hazırlanan ve gelmeyeceğini öğrenen babasına:

  • Yağız : Yağız’ın babası gelmedi diye üzülüğ Güler.

♥ Babasının aldığı kitabı çok sevince:

  • Yağız : En güzel bi kitap

♥ Bayram harçlığı mevzuunu öğrenen Yağız:

  • Yağız : Anne baağamda şöyle yapınca (Alnını elime koyma hareketi yapar) sen bana haşlık veecek misin?

♥ Öğle uykusu saati gelmiştir :

  • Anne : Yağız’cım hadi uyku saati.
  • Yağız : Yoook. Benim saatimde oyun saati diyo. Anneyle Yağız’ın oynama saati diyo 🙂

♥ Meraklı Minik dergisinde alakarganın meşe palamuduna hangi yoldan gideceğini soran annesine:

  • Yağız : Uçağak gitsiiin 🙂

Bu aydan notlarımız da bu kadar. Bakalım önümüzdeki günlerde bizi neler bekler 🙂

İlgili Yazılar :

Reklamlar

About yagizlahayat

4 Ağustos 2009 dan beri hayatımın yeni bir amacı var. Bu blog afacan oğlum Yağız'a ilk doğumgünü hediyesidir.
Bu yazı Ay Ay Gelişim, bebek gelişimi, Uncategorized içinde yayınlandı ve olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

13 Responses to 39 Ay…

  1. hacew dedi ki:

    Maşallah Yağıza :)) Kocaman oldu artık…. Bu ay sanırım çoğu evde hastalıklarla geçti.Daha hastalanmaz kuzularımız inşallah

  2. Banu Bingör dedi ki:

    Geçmiş gitmiş olsun, kışa aşı niyetine 🙂 Mevsim dönümlerinde oluyor bu zahir.
    Ege de bu hafta ilk ciddi kazasını geçirdi. Ciddi dedimse kötü bir durum değil, ama küçük bir yanık vakası atlattık. 22 aylık ömründe ilk kez bir saat ağladı 🙂 Kötü hissediyormuş insan… Kendi evimizde güvenlik önlemlerimizi tam alsak da başka evlere gidince umulmadık yerlerden çıkabiliyormuş kazalar! İkimize de tecrübe oldu…
    Bu hafta yanıktan önce Ege de ilk kez bir doğumgünü partisine katıldı. İlk kez 8-10 çocuğu bir arada gördü; oyun parkları genelde daha tenha buralarda 🙂
    Çok hoşuna gitti; 1 yaşına basan doğumgünü kızını ve onun kuzeni 10 aylık bebeği saymazsak en küçük Ege’ydi. O diğer tüm çocuklarla iletişim kurmaya çabalasa da çok azı ona ilgi gösterdi 🙂 Garibim de yine büyüklerle “sohbet” etti. Çocuklara kendi yaşıtlarıyla bir arada olma, birlikte zaman geçirme ve paylaşma “egzersizleri” de anne babaların görevleri arasına girmiş durumda sanırım günümüzde… “Sokakta oyun arkadaşlığı”, “evde komşu çocukluğu” gibi imkânlar alabildiğine kısıtlandı.

    • yagizlahayat dedi ki:

      Geçmiş olsun Ege’ye de 😦 Ben de bir keresinde Yağız’ın çayla ayağını yakmıştım ki çok küçüktü. Kendimi son derece kötü hissettiğimi hatırlıyorum. Sanırım çocuklar 3 yaşından sonra birlikte oynamaya başlıyorlar. Büyük çocuklarda küçükleri aralarına almaya pek yanaşmıyorlar ne yazık ki :-(. Sokakta oyun arkadaşlığı dönemi de çok gerilerde kaldı. Bizim zamanımızın güzellikleriydi onlar ne yazık ki. Artık anca kreş ve site arkadaşlığı, bir de varsa kuzenler. Modernleştikçe yalnızlaşmakta sanırım hayatın cilvesi.

  3. Banu Bingör dedi ki:

    Temizlik sopalılardan üst sırada sağ baştaki fotoğrafa bayıldım bu arada :))
    Ne güzel, ince uzun bir oğlan büyüyor 🙂

  4. Saati oyun saati diyomuş! Yerim ben onu 🙂

  5. Geri bildirim: 40 Ay… | Oğlumu Büyütürken

  6. Geri bildirim: 41 Ay… | Oğlumu Büyütürken

  7. Geri bildirim: 3.5 Yaş… | Oğlumu Büyütürken

  8. Geri bildirim: 43 Ay… | Oğlumu Büyütürken

  9. Geri bildirim: 44 Ay… | Oğlumu Büyütürken

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s