34 Ay…

Üç yaşına adım adım yaklaşan oğlum 34 ayını bitirdi bugün. Büyüyor büyük bir hızla. Ah zaman, neden geçersin ki böyle hızlı…

Bu ayda çok fazla vakit geçiremeden akıp gitti. Yağız bol bol oyun oynadı. Sabah erkenden kalkıp oynayalım diye parmaklarıyla gözlerimi açmaya çalıştı, akşamları ben daha oynayacaktım diye uyumak istemedi. Özellikle küçük arabalar elinden düşmedi.

Yağmurlarla geçti Mayıs ayı. Üniversitenin Bahar Şenlikleri de yağmurlu geçti sonuç olarak. Ama Yağız, birkaç amatör grubu dinleyebildi ve bol bol dans etti. Ama Michael Jackson gösterisini hiç beğenmedi. Neden eğilmedi diye sorup durdu 🙂

Annemle bahçede oynuyorlar sık sık son günlerde. Çapa yapıyor ve eli benden daha iyi yakışıyor 🙂 Çiçeği, ağacı görüyor, dokunuyor. Benim dallarında kitap okuduğum ağaçların gölgesinde dolaşıyor. Hem annemin, hem de o bahçenin Yağız için çok büyük bir şans olduğunu düşünüyorum. Annemin varlığı, Yağız’la fazla vakit geçiremiyor olmanın verdiği sıkıntıyı hafifletiyor bir nebze.

Artık belirgin şekilde sol elini kullanıyor oğlum. Bende çocukken sol elimi kullanırdım. Ta ki okula başlayana kadar. Okulla birlikte yazı yazmaya sağ elle devam ettim. Ama hala sol elimi daha rahat kullanıyorum pek çok işte. Bana benzeyen bir özelliği daha var Yağız’ın. Her sabah güneşi görünce hapşuruyor iki ya da üç kere 🙂

Haftasonu yolumuz plansız şekilde Gençlik Parkı’na düştü. Çocukluğumdan beri gitmemiştim. Çok değişmiş. Yemyeşil, ferah, temiz bir ortam olmuş. Daha geniş bir zamanda gidip vakit geçirmeli muhakkak. Burada ilk defa dondurmanın tadına baktı oğlum. Ama soğuk buldu 🙂 Külahla daha çok ilgilendi. Bir de artık pet şişeden su içebiliyor ve pipet kullanabiliyor. Bunu öyle ciddi yapıyor ki, yaşamak şakaya gelmez diyor adeta 🙂

İltifat etmeyi çok iyi beceriyor oğluşum. Ne zaman yeni bir takı taksam “annecim küpeleyin çok güzelmiş, ne güzel olmuşsun” gibi sözler söylüyor. Kadınların dilinden anlamaya başladı ufaklık 🙂

Parkta hala çok yaklaşamıyor çocuklara. Genelde yaşları ondan büyük olduğundan hoyrat davranıyorlar biraz. Geçenlerde 5 yaşındaki bir kız çocuğu kayağın üzerinde onu itince, “neden beni böyle itiyorsun” diye sorduğunda hem gurur duydum onunla, hem de acaba böyle olursa hayatta ezilir mi endişesi yaşadım. Çünkü aynı çocuk birkaç gün sonra da tekme savurmuş oğluma 😦

Şimdi de Yağız’la repliklerden bir demet 🙂

♥ Ona yeni aldığım beyaz atleti görünce;

  • Yağız: Üstündeki renkleri nereye gitmiş?

♥ Bahçede oynayan Yağız’ı almaya gittiğinde annesine;

  • Yağız : Annecim sende gel bak.
  • Anne : Gelemem annecim, ayakkabılarım topuklu
  • Yağız: Hedi anne, topuklu topuklu gel bak.

 ♥ Elindeki oyuncak tornavidayla birşeyler yapmaya çalışan Yağız’a,

  • Anne : Hadi Yağız’cım çıkıyoruz.
  • Yağız : Şunu bi tornuyum da 🙂 (Vidalamanın Yağız’cası :-))

♥ Anneannenlere kimler gelmiş diye soran annesine;

  • Yağız: Kızlarım gelmiş (20, 16,15 yaş kuzenleri :-)) (Charlie’nin meleklerinden bahsediyor kıvamında :-))

♥ Babasının yeni ayakkabısını inceler :

  • Yağız : Babamın ayakkabısı çok güzelmiş. Renkli renkli

Bir süre daha inceler ve kendi kendine konuşur:

  • Yağız : Uff çok TARZ 🙂

Son zamanlarda elinden telefon düşmüyor oğlumun. Sürekli birileriyle konuşuyor. Kuzenleriyle, parkta tanıştığı yeni birisiyle, dedesiyle vs. Bazen cevap vermiyorlar, bazen de “Elo” diyerek başlıyor sohbete. Ulaşamadığında da mesaj atıyor. Ama hala gerçek telefon konuşması yapmaktan hoşlanmıyor. Herşey onun hayalinde güzel. Oyun oynarken bile bizim repliklerimize o karar verdiğinden olsa gerek, telefonda da böylesini seviyor.

Hiç aralıksız soru sorma kapasitesine sahip Yağız’da her çocuk gibi. Keşke sıkılmadan bu merakını canlı tutma sabrını gösterebilsek heran. Keşke evden çıkmak istemediğinde çıkmama şansımız olsa, anne gitmeni istemiyorum dediğinde gitmeme. Keşke yemek, ütü derdi olmadan parkta oynayabilsek saatlerce, ya da kitabımızı alıp çimlere uzanabilsek. Keşke daha çok vakit geçirebilip, daha çok mutlu çocukluk hatıraları biriktirebilsek keşke…

İlgili Yazılar :

Reklamlar

About yagizlahayat

4 Ağustos 2009 dan beri hayatımın yeni bir amacı var. Bu blog afacan oğlum Yağız'a ilk doğumgünü hediyesidir.
Bu yazı Ay Ay Gelişim, bebek gelişimi, Uncategorized içinde yayınlandı ve , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

9 Responses to 34 Ay…

  1. Ve tüm çalışan anneler derin bir “aaah” çeker…

  2. ulku dedi ki:

    keşkelerine katılıyorum…
    Tarz ha!!! tarz demeni sevsinler.
    Berrasu’da telefon ile konuşmayı sevmez. Ama hayali telefon konuşmaları yapar (yalancıktan) … Hem kendisi olur konuşur hem de karşı tarafın yerine konusur…Kendi kendine telefon görüşmelerini gizli gizli dinlemek hoşuma gidiyor. Birde annesi gibi camın önüne geçer biraz konuşur, babası gibi koridorda turlar… Çocuklar ayna gibi yansıtıyorlar aslında…

  3. Geri bildirim: 35 Ay… | Oğlumu Büyütürken

  4. Geri bildirim: 3 Yaş… | Oğlumu Büyütürken

  5. Geri bildirim: 37 Ay… | Oğlumu Büyütürken

  6. Geri bildirim: 38 Ay… | Oğlumu Büyütürken

  7. Geri bildirim: 39 Ay… | Oğlumu Büyütürken

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s