Teşekkür Ederim, Siz Nasılsınız?

“Teşekkür ederim, siz nasılsınız?”, Adım Adım dergisinin abonelik hediyesiydi. Uzun zamandır kitaplığımda okunmayı bekliyordu . Sonunda okundu 🙂

Kitabın yazarı Penny PALMANO giriş cümlesinde kendini şöyle tarif etmiş:

“Öncelikle belirtmeliyim ki, bir çocuk “uzmanı” değilim. Sadece, eğer çocuk sahibi olacaksam, onların kendileriyle gurur duyacağım, terbiyeli ve kibar çocuklar olmalarına karar vermiş bir anneyim.”

Yani bu kitap bir anne tecrübesi. Bulunduğu ülkenin şartlarına ve geleneklerine göre şekillenmiş tabi ki. Ama yine de ortak yönler bulmak mümkün. Mesela değişen ebeveyn davranışlarını ifade ettiği cümle, sanırım çoğunluğun içindeki çelişkiyi tanımlıyordur.

“Geçtiğimiz 40 yıl içinde ebeveynlik üzerine birbirine zıt, çok sayıda görüş oluşmuştur. Şöyle ki, ebeveynler, eğer en sevdikleri Gucci ayakkabılarına ketçap döktüğünde çocukları, varlıklarını ifade edebildikleri için tebrik mi etmeli yoksa psikolojik danışmana mı götürmeli bilememektedir. (Psikolojik danışma mı? Tabi ki kabullenme demek istiyorum!)”

Yazar, iyi huylu bir çocuk yetiştirmenin neredeyse ilk günden başlayacağını, kötü huylar edinmesine müsaade edip, sonra onu düzeltmeye çalışmanın çok daha yorucu olacağını söylüyor.

Ayrıca çocukların fast-food ve abur cubur tüketimi gibi kötü beslenme alışkanlıklarının, hiperaktivite, içe kapanıklılık, obezite, uzun süreli sağlık sorunları ve zihinsel tembellik gibi sonuçlarının ortaya konduğu, İngiltere’deki bir araştırmadan bahsediliyor.

Kitapta çocukları eğitirken uygulanması gereken katı disiplin kurallarından bahsedilmiyor. Her yaşta sevgiyi göstermenin ne kadar önemli olduğu vurgulanıyor örneğin. Disiplin uygulamaya nasıl başlanacağı ile ilgili maddeler yazılmış:

  • Sınırlar koyun.
  • Ses tonunuzu ve vücut dilinizi değiştirin.
  • Emirlere karşı gelinmeyeceğini unutmayın.
  • Devamlılık ve tutarlılık gösterin.
  • Kuralları anlaşılır ve basit koyun.
  • Çocuklara kendilerinden beklentilerinizin neler olduğunu söyleyin.
  • Terbiyeli olmalarını destekleyin ve ödüllendirin.
  • Terbiyesizliklerine karşı katı olun.
  • “Hayır”ın anlamının neden “hayır” olduğunu öğretin.
  • Sakin olun ve kontrolünüzü kaybetmeyin.

Tüm bu maddeler ayrı bölümler halinde incelenmiş. 1 ila 4 yaş arasındaki çocukları eğitirken aklımızda tutmamız gerekenleri ise şöyle maddelendirmiş.

  • Dikkat süreleri çok sınırlıdır.
  • Davranışlarının sonuçlarını görebilme yetenekleri yoktur.
  • Her şeye merak duyarlar.
  • Kolaylıkla dikkatleri dağılır.

İnatçılığı tek kişilik bir şov olarak tanımlamış yazar. Eğer izleyici olmazsa şovunda biteceğini söylemiş. İnatçılığı önlemek için belirttiği maddelerin ortak özelliği ise, çocuğun yaşam ritmine saygılı olmak. Kabul edilemez pek çok davranışın sebebini de ilgi isteği olarak nitelendirmiş. Ayrıca çocukların davranışlarını şekillendirirken kontrolü elinizde tutabilmek adına yaşlar itibariyle neler yapılması gerektiğinden bahsedilmiş. 

Çocuklarla iyi vakit geçirebilmek için yapılabilecek aktivitelerden bahsedilirken, olumlu ilgiyi de abartmamak, dünyanın kendi etraflarında döndüğü yanılgısına kapılmalarına sebep olmamak gerektiğinin de altı çizilmiş.

Kitapta sofra terbiyesi üzerinde fazlasıyla durulmuş. Çatal bıçağı nasıl kullanacağından, sofrada konuşulacak konuların seçimine kadar ayrıntılı bilgiler verilmiş. Ve tabi ki kullanılacak nezaket cümlelerinin de üzerinde durulmuş.

Yazar bazı kötü alışkanlıkların (hırsızlık, yalan söylemek gibi) nasıl önüne geçileceğinden de bahsetmiş. Ayrıca toplum içinde nasıl davranılması gerektiği de ayrıntılı olarak incelenmiş. Bu haliyle kitap bana, eski adab-ı muaşeret kanunlarını hatırlatmış olsa da, hiç uğraşmadan böyle davranan bir çocuğa kim hayır diyebilir ki 🙂

“Lütfen” ve “teşekkürler” kelimelerinin ne kadar sihirli ve basit olduğunu, bunları çocuğumuza konuşmaya başlar başlamaz öğretmemiz gerektiğini, yaş ilerledikçe kullanılacak nezaket davranışlarının neler olduğunu ve bunların çocuklar teşvik edilerek nasıl öğretileceğini açıklamış bir diğer bölümde.

Aslında kitap bazı yönleriyle daha önce bahsettiğim “Yetenekli Çocuğun Dramı” ile çelişkiler gösteriyor. Sanırım kitapları okuyup mantık süzgecinden geçirdikten sonra, yüreğinin sesini dinlemek doğru olan.

İşin özü, çocuğun ritmine saygılı olmak, olumlu ilgi göstermek, sevgimizi hissettirmek, tutarlı olmak ve “hayır” demeyi bilmekte.

Kitabı okurken, nezakete bu kadar takılmalı mıyız diye düşündüm ara sıra. Ama yazar son sözüyle buna cevap vermiş:

“Dünyada olan biten bunca şeye baktığımızda, terbiyeli olmak çok gereksiz gelebilir. Ama terbiyeli olmak demek çatal tutmayı veya spagetti yemeyi bilmek demek değildir. Diğer insanlara önem vermek demektir. Çocuklarımıza karşılarındaki insanların duygularını paylaşmayı aşılarsak ve kendilerine nasıl davranılmasını istiyorlarsa başkalarına da öyle davranmaları gerektiğini öğretirsek, daha iyi bir dünya yaratmaya katkıda bulunmalarını sağlamış oluruz. Otobüste yer vermek veya bebek arabalı bir kadına kapı açmak, basit nezaket göstergeleridir. Daha genel bakarsak, bu tür düşünceli davranışların büyük sonuçları vardır. Bu size çok abartılı gelebilir, ama eğer insanları yetiştirirken daha dikkatli olursak, dünya üzerinde kabadayılık, barbarlık, hırsızlık, taciz ve istismar gibi kavramlar kalmaz. Böyle bir dünyada yaşamak da çok daha güzel olabilir.”

İlgili Yazılar : 


Reklamlar

About yagizlahayat

4 Ağustos 2009 dan beri hayatımın yeni bir amacı var. Bu blog afacan oğlum Yağız'a ilk doğumgünü hediyesidir.
Bu yazı Okumalarım içinde yayınlandı ve , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

8 Responses to Teşekkür Ederim, Siz Nasılsınız?

  1. Aslında çocuklar böyle şeyleri kitaplardan ziyade, görerek yaşayarak öğreniyorlar. Ben hiç bir zaman Rüzgar’ı karşıma alıp terbiye edinmesine çalışmadım. Fakat dikkat ediyorum; benden, babasından, çevresinden gördüklerini aynen taklit ediyor. Evlere servise gelen görevliye mutlaka teşekkür etmek, bakkalımıza, manavımıza “siz” diye hitap etmek, evimizde çalışan yardımcımız bir iş yaparken ona “içeri gelebilir miyim” diye sormak vs…

  2. kadriye dedi ki:

    nerdeyse dünyanın bu halinden annelerin iyi yetiştirmediği çocukları sorumlu gibi bir sonuç ta çıkıyor.bu kadar sorumluluğu ancak anneler taşıyabilir herhalde:)) ne kadar ağır bir işimiz,sorumluluğumuz sayamadığım görevimiz var. bazen üstesinden gelemiyormuşum gibi geliyor. bütün ödülleri önce biz alalım sonra vermesini biliriz, annelerde şımartılmayı hak ediyor:)

  3. Geri bildirim: Çocuklarda Sanat Eğitimi | Oğlumu Büyütürken

  4. Geri bildirim: Çocuğumla Doğadayız | Oğlumu Büyütürken

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s