Nasıl Yetişmeli Bir Erkek Çocuğu?

Ben büyürken, yaşadığım ya da gözlemlediğim olaylar karşısında, birgün kızım olursa onu nasıl yetiştireceğime dair fikirlerim şekillenmişti. En önemlisi, erkeklerle her alanda eşit olduğunun bilinciyle büyümeliydi kızım.

Ben büyürken, gazete haberlerinden okuduğumuz, ülkenin bazı kesimlerindeki, kadını ikinci sınıf insan olarak gören muamelelere maruz kalmadım elbette. Ama gene de toplumun damarlarına yerleşmiş, erkek ve kız çocuklarına çizilmiş sınırları hissettim. Büyürken içimize yerleştirilen bu motifler hayatımızın her alanında bizimle birlikte yürüyorlar ne yazık ki. Örneğin, her akşam ne pişireceğimi düşünüyorum, ya da biriken ütüleri yapmam gerektiğini… Oysa evde yaşayan iki yetişkiniz. Sahi neden sadece ben düşünüyorum?

Gerek toplum, gerek aile tarafından yerleştirilen bu motifler, modern zamanlarda iş hayatına da katılan kadının omuzlarına ağır yükler yüklüyor. Ama bir yandan da kadını güçlendiriyor. Kadınlar giderek tek başlarına hayatta kalmayı daha iyi başarırlarken, erkekler hep bir kadının varlığına ihtiyaç duyuyorlar. İşte ben bir süredir bunu engellemek adına ne yapabileceğimi düşünüyorum.

Çünkü benim bir oğlum oldu. Her ne kadar benden büyük bir erkek kardeşim olsa da, bir erkek çocuğu büyürken neler hisseder, ne zorluklar yaşar bilemiyorum. O yüzden ona ancak kendi penceremden baktığımda gördüğüm erkek profilini çizebiliyorum. Hayatta bir başına kaldığında ayakta durabilsin, bir kadına anne figürü yerleştirmeden, sadece aşık olduğunda evlensin diye…

Yalnızca kendi mutluluğu adına da değil aslında istediğim. Dünya Kadınlar Günü’nde kürsüye çıkarak uygar görünmek adına eşitlikten bahsedip, kadını dövmüyor, onun okumasına izin veriyor olmanın yeterli olduğunu düşünen ve eşinin her adımında kendisinden izin almasını bekleyen erkeklerden olmasını istemiyorum.  Her eşitlikten bahsedildiğinde, fiziksel gücü öne çıkarıp örnekler veren erkeklerin sığ düşünce yapılarına uzak olsun istiyorum.

Tabi ki erkek ve kadının yapıları ve duyguları farklıdır. İstediğim kadınlaşmış bir erkek topluluğu da değil. Sadece bir kadınla yanyana yürüyebilmeyi başarabilsin, Medeni Kanun’dan çıkarılmış olsa da toplumun beyninden söküp atılamayan “evin reisi erkektir” yanılgısına saplanmasın istiyorum.

Peki tüm bunlar için neler yapılabilir? Çocukluğumuzda oynadığımız oyuncaklar bu yargılarda ne kadar etkilidir? Ya da kullanılan renkler? Her ne kadar mavi ilk tercihim olmasa da, pembe renkli bir kıyafet almadım oğluma mesela. Bunda belki yerleşmiş yargıların etkisi, belki mağazaların erkek çocukları için bu renkleri kullanmamaları yatıyor, bilemiyorum. Hiç oyuncak bebekte almadım. Ama Yağız’dan önce aldığım bir bebekle oynuyor severek. Ya da kuzeninin çay fincanlarıyla bize servis yapıyor. Ben daha ortada olan şeyleri seviyorum sanırım. Her iki cinsiyetinde giyeceği renkler, ya da oyuncaklar… Etkisinden de çok emin olmadığımdandır belki. Çocukken bir oyuncak ütüm vardı benim. Ama bu ütü yapmayı sevmeme yetmedi 🙂 Ama sanırım görev edinmeme yetti. Gene de tek başına oyuncak seçiminin etkisine güvenmiyorum. Aslında renkler ve oyuncaklarda aynılaşma, farklılıkları ortadan kaldırabilme ihtimali düşünüldüğünde çok da tercih edilesi değil benim için. Çünkü farklılık güzeldir. Önemli olan, farklı olmanın, eşit olmayı engellemeyeceğinin bilincini yerleştirebilmek.

Rol model olmak belki en önemlisi. Anne-baba bunu içselleştirebildiğinde, çocukta da eşitlik kavramının temelleri atılmış oluyor bir şekilde. Çünkü onlar taklit ederek büyüyorlar.

Peki başka ne yapmalı? Yapılacaklar tespit edilebilse bile, hayata karıştığında karşılaşacağı bu yargıları nasıl önlemeli? Doğumdan gelen kişilik özellikleri ne kadar belirleyicidir bu tarz duygularda? Ya da tüm iyi niyetimize karşın, bizim genetik kodlarımız, istediğimiz şekilde yetiştirmemize izin verecek mi?

Gene sorular, sorular…

Bu özelliklerle donanmış bir yetişkin olabilecek mi oğlum bilemiyorum şuan. Bunun için ne yapmam gerektiğini de. Tek bildiğim, bunun için elimden geleni yapmaya çalışacağım…

İlgili Yazılar :

Reklamlar

About yagizlahayat

4 Ağustos 2009 dan beri hayatımın yeni bir amacı var. Bu blog afacan oğlum Yağız'a ilk doğumgünü hediyesidir.
Bu yazı Duygular içinde yayınlandı ve , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

22 Responses to Nasıl Yetişmeli Bir Erkek Çocuğu?

  1. seldaozdemir1 dedi ki:

    tespitlerin çok doğru ve benimde bir oğlum olmasına karşılık bazen bu konuda ne yapabileceğimi bilemiyorum.
    hatta nasıl,nereden başlamam gerektiğinide bilemiyorum.
    bildiğim birşey varki onu ilerde ayrım yapmayan evinde her konuda yardımcı olabilecek bir birey olarak yetiştirmek.umarım başarılı olurum.umarım başarılı oluruz…
    :)))

  2. Biz karı-koca, canlı renklere bayılıyoruz. Rüzgar’ın farklı tonlarda dört-beş tane pembe tişörtü var mesela. Odasında da var pembe, turuncu detaylar. Oyuncak konusunda da hiç cinsiyetçi davranmadım. Ayakkabılar desen, onlar ayrı bir renk curcunasıydı. Ama geçenlerde alışverişe çıktığımızda Rüzgar ne dedi biliyor musun “Anne ben siyah Nike istiyorum” Yeşil/sarı bir ayakkabı gösterdim. “O kızlar için” dedi sertçe. Yani, bizim kodlamalar bir yere kadar. Hayatı algılayışı cinsiyetçi olmasın da, varsın siyah ayakkabı giysin, n’apalım:)))

  3. Merhaba Fatoşcuğum,
    Ooooo! Yağız ne kadar büyümüş, çok da şeker olmuş. Maşallah.
    Ziyaretin ve yorumun beni çok mutlu etti.
    Rol model olma konusunda sana katılıyorum. Bizim evde de cinsiyet ayrımı yapılmadan büyüyorlar ama oğlum tembelliğinden veya vakitsizlikten hiç bir şey yapmak istemezdi. Şimdi Fransaya üniv. için gitti. Orda okuyacak ve herşeyini kendi yapacak. Hayat ona herşeyi öğretecek. hatta başladı bile. Gitmesi için üzüldüm ama kendi ayakları üzerinde durup hayatı ve hayata dair herşeyi düşe kalka da olsa öğreneceği için çok seviniyorum.
    Senin hissettiğin kaygıların hepsi bende de vardı ama şimdi sorunlarla nasıl başettiğini anlattıkça daha rahatlıyorum.
    Hiç endişelenme Fatoşcuğum.

    Çok sevgi ve selamlar,

    • yagizlahayat dedi ki:

      Güzel sözlerin için teşekkür ederim Işıl Ablacığım.
      Büyütüp oğlunu okumaya Fransa’ya göndermek ne büyük bir mutluluktur kim bilir? Darısı oğlumun başına 🙂

  4. Evren dedi ki:

    Bunlari dert eden, dusunen, samimi bir sekilde yazan bir erkek annesi gormek ne guzel 🙂 Inaniyorum ki senin gibi insanlar oldukca gelecek daha esit ve daha guzel olacak. Cok sevgiler 🙂

  5. Geri bildirim: Ebeveyn Olmak Üzerine… | Oğlumu Büyütürken

  6. Geri bildirim: Anne Sütü Üzerine… | Oğlumu Büyütürken

  7. Geri bildirim: Memo ve Ay | Oğlumu Büyütürken

  8. Geri bildirim: Bay Bay Bezim ve Tuvalet Eğitimi | Oğlumu Büyütürken

  9. Geri bildirim: Kreş Zamanı… | Oğlumu Büyütürken

  10. Geri bildirim: Kreşte İlk Hafta | Oğlumu Büyütürken

  11. Geri bildirim: Yağız’ın Abur Cuburla İmtihanı … | Oğlumu Büyütürken

  12. Geri bildirim: Yağız ve Televizyon | Oğlumu Büyütürken

  13. Geri bildirim: Yağız İlk Kez Sinemada… | Oğlumu Büyütürken

  14. Geri bildirim: Bedenim Bana Ait ve Çocuk İstismarı Üzerine… | Oğlumu Büyütürken

  15. Geri bildirim: Anneler Günüm… | Oğlumu Büyütürken

  16. Geri bildirim: Sır Versem Saklar mısın? | Oğlumu Büyütürken

  17. Geri bildirim: Yağız’ın Eğitim Serüveni :-) | Oğlumu Büyütürken

  18. Geri bildirim: Babaya Kitap… | Oğlumu Büyütürken

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s