Yetenekli Çocuğun Dramı

Bir psikoterapist olan Alice Miller tarafından kaleme alınan bu kitap, uzun zamandır kitaplığımda okunmayı bekliyordu. Anlatması zor bir kitap. Her cümlesinin altını çizerek okudum neredeyse. Biraz da ezber bozucu. Okudukça sorguladım kendimi. Doğru yaptığımı düşündüğüm şeylerle ilgili soru işaretleri oluştu kafamda.

Bu kitap ilk kez 1979 yılında yazılmış. O zamanlar yazar, Freud Ekolü’nün bir temsilcisiymiş. Ancak tecrübeleri ve değişen düşünce yapısıyla 1996 yılında kitabı yeniden kaleme almış.

Yaşamın ilk yılı, insanın tüm hayatını etkileyen bir dönem olarak anlatılıyor kitapta.

“Varoluşunun ilk anından başlayarak, “o sıradaki haliyle ve olduğu gibi” kabul edilip ciddiye alınmak çocuğun doğuştan gelen bir temel ihtiyacıdır.

Çocuk, duygularına doğduğu günden başlayarak saygı ve hoşgörü ile yaklaşıldığı takdirde, ayrılma aşamasına geldiği zaman annesi ile kendisi arasındaki ortakyaşar/simbiyotik ilişkiden vazgeçmeyi öğrenebilir ve özerkliğe doğru gerekli adımları atmayı başarır.

Çocuğun gelişiminin bu ön koşullarının sağlanabilmesi için ana/baba da bu özellikte bir ortamda büyümüş olmalıdır. Böyle bir ana/baba çocukta güvenlik içinde olduğu ve tehlikelere karşı korunacağı duygusunu uyandırır. Çocuk ancak bu duygu içinde giderek daha fazla güven kazanabilir.

Fakat bu belirtilen ortamı çocukluğunda tanımamış olan ana/baba “ihtiyaç içinde olan/yoksun” bir ana/babadır. Dolayısıyla böyle bir anne veya baba ana/baba yaşamları boyunca kendi ana/babalarının onlara doğru zamanda vermediklerinin -tamamen isteklerine yöneleni verici, onları ciddiye alan ve anlayan bir varlığın- arayışı içinde olan insanlardır.

Böyle arayışlar doğal olarak hiçbir zaman tam bir başarıya ulaşamaz. Bu ihtiyaçların tümüyle doyurulmasına imkan yoktur; çünkü “aranan” geriye dönüşü olmayan geçmişte kalan bir evrede -ancak doğumdan sonraki ilk zamanlarda- kurulabilen türden bir ilişkidir.

….

Bu ihtiyacın doyurulması için ikame edilmeye en uygun olan varlıklar insanın kendi çocuklarıdır. Çünkü yeni doğmuş çocuk kayıtsız şartsız ana/babasına muhtaçtır, ölümü ve kalımı onların elindedir. Ve varlığının devamı onların sevgisini elde etmesine bağlı olduğundan, ana/babasını kaybetmemek için her şeyi yapar.”

olarak özetliyor yazar düşüncelerini. Terapiler konusunda verilen bir örnekte, üç aylık dönemde yaşanılan bir taciz olayının, yıllar sonra bebeğiyle ilişkisinde anneyi nasıl çaresiz bıraktığı ve ancak bu yaşananlar tespit edilip acısı yaşanınca normale dönebildiği anlatılmış.

Psikoterapistlerin geçmişinde de, çocukluk dönemine ilişkin bir takım sorunların olduğu ve kendilerini tedavi ettiklerinde bu mesleği seçtiklerinden bahsediliyor. Yetişkin insanlarda iyi bir meziyet olarak kabul gören “empati” duygusunun, çocukluk döneminde yaşandığında büyük sorunlara sebep olduğu anlatılıyor. Çocukların öfkeyi de içine alan tüm duygularını bastırmadan yaşadıklarında ancak sağlıklı bir yetişkin olabileceklerin söz edilmesi, tüm terbiye yöntemleri üzerine bir kez daha düşünmek gerektiğini hissettirdi bana. Bir çocuğun annesi istiyor diye yemeğini bitirmesi ya da oynamak istediği oyundan annesini üzmemek adına vazgeçmesi, anneye çocuğunun ne kadar uysal, iyi huylu olduğunu düşündürse de, bu aslında çok sağlıksız bir durummuş.

Pek çok insanın bir terapiye ihtiyacı olduğunu bilmeden, nesiller boyu bunalımlarını çocuklarına aktarabildiğinden bahseden yazar,

“İnsanların çocuklukta zahmetler ve özverilerle elde ettikleri bir “sevginin” aslında kendilerine, gerçekte oldukları kişiye yönelmediğini duygusal düzeyde kavramaya başladıkları evre terapinin önemli bir dönüm noktasıdır.”

diyor. Bir bebeğin yaşamının ilk haftalarında ve aylarında annesinin tümüyle kendisine odaklanmasına ihtiyaç duyduğu ve annesine baktığında bir ayna gibi kendini bulması gerektiği; aksi durumda bu yüzde korkular, beklentiler, planlar gördüğünde, yaşamı boyunca bir arayış içinde olacağı anlatılıyor. Ayrıca;

“Annenin çocuğa onun tüm yaşamı boyunca mutlaka ihtiyaç duyacağı şeyleri verebilmesinin ön koşulu, annenin yeni doğan bebekten ayrı bir mekanda tutulmamasıdır.”

deniliyor. Anne ve çocuk arasındaki “bonding” denilen göz ve ten temasıyla kurulan bu ilişki, çocuğun tüm yaşamında belirleyici bir önem taşıdığı, bu ilişkiyi yaşayan bir kadının çocuğuna kötü muameleye daha az yatkın olduğu ve onu babadan gelen kötü muamelelerden de daha iyi koruduğu söylenmiş.

Büyüklük tutkusunun bunalımın arka yüzü olduğunu söyleyen yazar,

“Bir insan kendine sahip olduğu özelliklere göre değer biçmediği, öz değerlilik bilinci, duygularının gerçekliğinden kaynaklandığı zaman bunalıma girmez”

diyor. Tüm bu anlatılanlar terapilerden gerçek örnekler verilerek daha anlaşılabilir kılınmış.

Çocuğun küçük düşürülmesi, zayıflığının aşağılanması, “büyükler gibi yapma isteği” ihtiyacının gözardı edilmesi; bunun bilinçli olarak değil de “terbiyede tutarlılık” adına yapılmasının açtığı yaralardan uzun uzun bahseden yazar,

“Ana/babanın çocuğuna muhalefet ederek onunla bir rekabet havası içine girmesi, diğer yandan da onu en yüksek performansı göstermeye özendirip başarılarından gurur duyması sıkça rastlanan çelişkilerdendir.”

diye örneklendirmiş. Ayrıca terbiye etmek kavramı üzerinde durarak,

“Bir insanı terbiye etmek, onu vesayet altına almak demektir.”

diye belirtmiş düşüncelerini.

“Ana/babaların hatalarının bütün bedelini her zaman çocuklar öder.”

sözleri ise tedirgin etti beni. Gözümüzden sakındığımız çocuklarımızı farkında olmadan ne kadar yaralayabildiğimizi düşünmek ürküttü açıkçası.

Son söz olarak, yapılan deney ve gözlemler sonucu, bir şekilde beyinlerinin duygulanım merkezini yitiren kişilerin, aynı zamanda karar verme ve yaşamlarını düzenleme yeteneğini de kaybettiklerini belirtmiş.  Ayrıca ABD’de mahkumlar üzerinde, kendilerine küçük hayvanlar emanet edilerek yapılan bir araştırmada, tahliye sonrası yeniden suç işleme oranının %20 lere düştüğü saptanmış, bu da sevme ve sevilme ihtiyacının önemini bir kere daha göstermiştir.

Bu kitapta, üzerinde  uzun uzun düşünülecek çok şey var. Ama her davranışın “acaba” larla donatılıp, sürekli bir endişe hali yaratması da mümkün.

Ben bu kitaptan çıkardıklarımı özetleyecek olursam;

  • Hayatın ilk anlarında anne-bebek ilişkisinin ne denli önemli olduğunu,
  • Bebeğin ilk yılında yaşadıklarının, hayatı üzerindeki etkisinin boyutunu,
  • Sevgi kadar, bir bebeğin saygıya da ihtiyacı olduğunu,
  • Bir çocuğun sevgisini test etmenin, onun duygusal gelişimi açısından çok tehlikeli olduğunu,
  • Empati kurmasının, duygularını doyasıya yaşayamamasının bebekte yaralar açacağını,
  • Farkına varmadan, kendi çocukluk yaralarımızı onlara geçirebileceğimizi,
  • Çocukları terbiye etmeye çalışmanın çok da iyi bir şey olmadığını öğrendim.

Tüm bunlar beynimin bir köşesinde kalacak olsa da, sürekli bunları düşünerek davranmaya çalışmak ta çok sağlıklı olmasa gerek.

Sanırım anahtar sözcükler, yazarında üzerinde durduğu gibi, onları “karşılıksız sevmek” ve boylarına bakmadan “saygı duymak”.

Tüm insan ilişkilerinin anahtarı da bu değil midir zaten…

İlgili Yazılar : 

Reklamlar

About yagizlahayat

4 Ağustos 2009 dan beri hayatımın yeni bir amacı var. Bu blog afacan oğlum Yağız'a ilk doğumgünü hediyesidir.
Bu yazı Okumalarım içinde yayınlandı ve , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

29 Responses to Yetenekli Çocuğun Dramı

  1. firarperest dedi ki:

    Daha dün aldım bu kitabı. İlk kez bu tür bir kitap ilgimi çekti. “Çocuğun küçük düşürülmesi, zayıflığın aşağılanması bizi nereye götürür?” başlığını inceledikten sonra almaya karar verdim. Çok doğru tespitler var. Ama sizin de belirttiğiniz gibi endişe hali yaratıyor insanda.

  2. Geri bildirim: Teşekkür Ederim, Siz Nasılsınız? | Oğlumu Büyütürken

  3. Geri bildirim: Çocuklarda Sanat Eğitimi | Oğlumu Büyütürken

  4. Geri bildirim: Çocuğumla Doğadayız | Oğlumu Büyütürken

  5. Geri bildirim: Waldorf Yöntemiyle Harika Çocuk Nasıl Yetiştirilir? | Oğlumu Büyütürken

  6. Geri bildirim: Adım Adım Gelişim Seti (9-36 Ay) | Oğlumu Büyütürken

  7. Geri bildirim: Çocuklarla El Ele Ebeveynlik | Oğlumu Büyütürken

  8. Geri bildirim: Müzikolaj ve Orff Eğitimi | Oğlumu Büyütürken

  9. Geri bildirim: Yağız’ın Kitap Okuma Alışkanlıkları | Oğlumu Büyütürken

  10. Geri bildirim: Doğadaki Son Çocuk | Oğlumu Büyütürken

  11. Geri bildirim: Resimleriyle Çocuk | Oğlumu Büyütürken

  12. Geri bildirim: Sevginin Fazlası | Oğlumu Büyütürken

  13. Geri bildirim: Filozof Bebek | Oğlumu Büyütürken

  14. Hatice KLMC dedi ki:

    Senelerdir kitapligimda okunmayi bekliyor,belli ki cok etkileyici Bir Kitap ,tesekkurler yaziniz icin. Bu Anne – babalarin sac rengi,goz rengi Falan cocuklara geciyor genlerle Tamam da 7 sulalesinin bunalimlari Falan gecmeyeymis,iyiymis,bu konuya takigim ne zamandir 🙂 Bir de elimizde sekillenmeyi bekleyen Bir hamur,iyi sekil vereyim derken yuzumuze gozumuze bulastirmak da var ,Allah yardimcimiz Olsunn .

  15. Geri bildirim: Anneler ve Oğulları İçin Bir Fincan Huzur | Oğlumu Büyütürken

  16. Geri bildirim: Reggio Emilia Yöntemiyle Harika Çocuk Yetiştirmek | Oğlumu Büyütürken

  17. Geri bildirim: Çocuğunuza Sınır Koyma | Oğlumu Büyütürken

  18. Geri bildirim: Çocuğunuza Sınır Koyma 2 | Oğlumu Büyütürken

  19. Geri bildirim: Çocuk-Kendin Olma Özgürlüğü | Oğlumu Büyütürken

  20. Geri bildirim: Çocuğunuzla İşbirliği Yapın! | Oğlumu Büyütürken

  21. Geri bildirim: Anne Baba ve Çocuk Arasında | Oğlumu Büyütürken

  22. Geri bildirim: Çocuğun Cinsel Eğitimi ve Tacizden Korunma Rehberi | Oğlumu Büyütürken

  23. Geri bildirim: Beni Ödülle Cezalandırma | Oğlumu Büyütürken

  24. Geri bildirim: Bütün-Beyinli Çocuk | Oğlumu Büyütürken

  25. Geri bildirim: Sabrımı Zorluyorsun! | Oğlumu Büyütürken

  26. Geri bildirim: Konuş ki Dinlesin Dinle ki Konuşsun | Oğlumu Büyütürken

  27. Geri bildirim: Işığın Yolu | Oğlumu Büyütürken

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s