Veda…

Bir veda bile edemeden gitmek midir en acı olan, yoksa oğluna son bir kez sarılamamak mı? Acının barometresi olsa hangisi ağır çeker? Evladını kara toprağa vermek mi daha hayatının baharında, sevdiğine son kez sevdiğini söyleyememek mi? Daha bebekken annesini yitirmek midir zor olan, yoksa onun tarafından hatırlanamayacak olmak mı?

Mert, Yağız’ın kuzeni. Daha 2.5 yaşında. Yasemin, Mert’in annesi, 36’sında. Yani ÖYLEYDİ. 14 Mart akşamı, dokuz gündür yattığı yoğun bakımdan çıkamadı. Beyin kanamasıyla bir sabah ansızın ayrılıverdi aramızdan. Ağzından dökülen son söz “Mert” oldu. Belki her ölüm genç ölümdür ama bu ona hiç yakışmadı.

Onun güçlü yapısına, inatçı kişiliğine, oğluna olan tutkusuna güvendim ben. Mucizelere inanmak istedim. Son ana kadar umut ettim. Ama mucizeler sadece filmlerde oluyormuş, öğrendim.

Burası sözün bittiği yer. Hiçbirşeyi yavaş yapamazdı Yasemin. Ölüme de öyle hızlı gitti. Giderken de bize  bir ders verdi. O aklıma geldikçe oğlumu öperken daha bir çekiyorum kokusunu içime. Hayatta sevdiklerimizden daha önemli hiçbirşeyin olmadığını hatırlatıyorum kendime.

Yarına çıkmaya garantimiz yok. Hayat bunu çok acı şekilde öğretti bize.

Hala inanamasam da, az sonra msn’den bana “merhaba” diyecekmişsin gibi hissetsem de, biliyorum artık yoksun. Gittiğin yerde mutlu ol arkadaşım. Ruhun şad, mekanın cennet olsun…

Reklamlar

About yagizlahayat

4 Ağustos 2009 dan beri hayatımın yeni bir amacı var. Bu blog afacan oğlum Yağız'a ilk doğumgünü hediyesidir.
Bu yazı Duygular içinde yayınlandı ve olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

2 Responses to Veda…

  1. Geri bildirim: Veda… (via Oğlumu Büyütürken) | ruzgarist

  2. Geri bildirim: Benim Bütün Ördeklerim | Oğlumu Büyütürken

Yorumlar kapatıldı.