Kitaplara Dokunmak

Uzun zamandır ilk defa bir kitabevinde kayboldum. Unutmuşum, çok güzelmiş…

Hem pratik, hem hesaplı olması, hem de şehrimizde bir kitabevinin bulunmaması nedeniyle hayli zamandır internetten yapıyorum kitap alışverişlerimi. Ama Ankara’ya gittiğimde Yağız’ın pusetinde uyumasını fırsat bilerek daldım Kentpark’daki Arkadaş Kitabevi’ne. Çok büyük bir yer ama ben çocuk bölümünün dışına çıkamadım. Kitaplar öyle tanıdıktı ki. Bir Dolap Kitap sayesinde çoğu hakkında fikrim vardı. Pek çok da yeni kitapla tanıştım. Onlara dokunmak, kokularını duymak, içlerinde kaybolmak harika. Sadece Yağız için almıyorum galiba ben çocuk kitaplarını. Bende alamıyorum kendimi onların renkli sayfalarından 🙂 Elimde birkaç kitapla kendimi dışarı zor attım, aklımda pek çoğu kalarak…

Almak istediğim kitaplardan “Mahallenin En Şık Devi”ni bulamadım ama çok güzel bir orijinal baskısı vardı. Küçük boyutta ve karton kitap şeklinde. İngilizcem yeterli olmadığından, yanlış bir şey öğretebilirim endişesiyle almadım ama aklımda kalmadı değil 🙂

1- Zogi : Bu kitap raflardan birinin arkasına saklanıvermiş. Ama mağazada bir tane olduğunu öğrendiğimde her yeri altüst ettik görevlilerle birlikte. Ve sonunda bulduk 🙂

Yazarı Julia Donaldson ve çizeri Axel Scheffler. Çizimler çok etkileyici. Renkler cıvıl cıvıl. Dili ise şiirsel. Türkiye İş Bankası Yayınları’ndan çıkan bu kitap ciltli olmasıyla da beni cezbetti. Keşke ikilinin tüm kitapları İş Bankası Yayınları tarafından basılsa .

Ejderha anaokuluna giden Zogi, okulda çok başarılı olmak istiyormuş. İlk yıl uçmayı öğrenmiş ama deneme yaparken ağaca çarparak düşmüş. Bir küçük kız gelip yarasını bantlamış. İkinci yılın konusu kükremekmiş. Zogi gene çalışmış. Bu sefer de boğazı ağrımış. Aynı kız gelerek naneli boğaz pastili vermiş. Üçüncü yıl ağzından alev püskürtmekmiş dersi. Ama kanadını yakmış bu kez de ejdercik. Bandaj yapmış aynı kız. Dördüncü sınıfın konusu ise prenses kaçırmakmış. Zogi uğraşmış didinmiş ama başaramamış prenses kaçırmayı. “Asla bir altın kazanamayacağım” diye ağlamış. Tam o sırada aynı kız gelmiş ve demiş. “Kaçırmak ister miydin beni? Benim adım Prenses İnci“. Kazanmış altın yıldızı minik Zogi. İnci, yavru ejderlerin ateşine bakmış, yaralarını sarmış. Ama birgün bir şövalye gelmiş prensesi kurtarmaya. Tam Zogi ve Cesur Prens kavgaya tutuşacakken araya girmiş İnci. “Kurtarma beni, geri dönüp bir prenses olmayacağım, o süslü püslü elbiseler içinde sarayda salınıp durmayacağım.” Doktor olmak istiyormuş İnci. Şövalyede atmış miğferi, demiş “steteskop taşımak daha iyi! Prenses, eğitmek ister misin beni?” Zogi’de ambulansları olup uçan doktorlara katılınca, el sallamışlar geride kalanlara 🙂

Bayıldım bu hikayenin sonuna. Hayatta hiç birşey yapmadan bir prensin gelip kendini kurtarmasını bekleyen prenseslerin modası çoktan geçti. Ben bu kitabı o yüzden çok sevdim. Yağız’a gelince, çok beğenmesine rağmen favorisi olamadı diğer aldığım kitaplar yanında. Ama zamanla daha çok ilgileneceğini düşünüyorum.

Bu kitabın daha profesyonel bir tanıtımı için Bir Dolap Kitap’a bir uğrayın derim ben 🙂

2- Minik Balık : Bir Julia Donaldson & Axel Schiffler kitabı daha. Gene çok renkli, sıcacık bir kitap. Ve bu da İş Bankası Yayınları’ndan.

Bu kitabı okurken farkettim ki, biraz müzik çok daha ilginç hale getiriyor hikayeyi Yağız için. Bu kitapta balıkçılar var mesela. Eh bir de hamsi var. Hemen Karadeniz’i çağırıştırdı. Ve “Heyamola” iyi gitti. Yağız tekneyi görür görmez söylemem için sallanmaya başlıyor 🙂 Bir de “Kırmızı Balık” şarkısını Minik Balığa çevirdik tam oldu.

“Minik Balık denizde, dalgın dalgın yüzüyor.

Balıkçı teknesi geliyor, ağlarını atıyor.

Minik Balık dinle, sakın ağa girme.

Balıkçı seni tutacak, teknesine atacak

Minik Balık kaç kaç, minik balık kaç kaç :-)”

Hikayenin kahramanı gri yüzgeçli minik balık. Kendi küçük ama hayal gücü çoook büyük. Okula geç kaldığı her seferinde yeni hikayeler uyduruyor. Kah kilitli kaldığı hazine sandığından onu bir denizkızı kurtarıyor, kah mürekkep balığının kollarından kaplumbağa. Arkadaşları ona inanmıyorlar ama içlerinden biri, Küçük Pıtır Dülgerbalığı hikayeleri çok seviyor ve büyükannesine anlatıyor. Büyükanne, pisibalığına, o denizyıldızına derken kulaktan kulağa yayılıyor. Sonra birgün Minik Balık yeni bir hikaye düşünürken, ağlara takılıveriyor farketmeden. Ama balıkçılar çok küçük olduğunu düşünüp atıyorlar tekrar denize. Bilmediği bir yerde, okyanusun ortasında kalakalıyor. Bu arada Tostoraman balığını da görüyor 🙂 Korkudan tir tir titrerken kulağına tanıdık bir hikaye takılıyor. Kendi hikayelerinin izini sürerek dönebiliyor evine. Arkadaşları gene inanmıyorlar hikayesine ama inanan biri var. Küçük Pıtır Dülgerbalığı. Zaten bir tek inanan kurtarmadı mı onu?

Ne demeli bu hikayenin ana fikrine? Size inanan bir kişi, gerçek arkadaş yeter belki. Bizim kültürümüzde bu hikaye farklı şekillerde yorumlanırdı sanırım. “Yalancının mumu yatsıya kadar yanar” mesela. Minik Balığın anlattıklarını hikaye diye adlandırmazdık ta yalan söylüyor der kızardık. Hayalgücünün büyüklüğünü taçlandırmazdık sanırım. Ama böyle güzel olmuş. Sevdim ben.

Yağız oğlana gelince, sınıftaki yoklama sahnelerini sevdi en çok. Bir de onca sevimli balık arasından pisibalığı favorisi oluverdi. “Pisipisi” diye açıyor o sayfayı. Diğer balıklarında adlarını öğrenmeye çalışıyor merakla.

Bu kitaplar 3+ diye geçse de biz çok zevkle okuyoruz şimdiden. Tek dezavantajı Yağız’ın minik parmakları arasında kırışan sayfaların, bu kitapların 3 yaşını pek göremeyeceğini düşündürtmesi 🙂

Bir Dolap Kitap’ta yokmuş bu hikaye. Oysa onların baktıkları yerden de bakabilmek isterdim Minik Balığa…

3- 1001 Hayvanı Bulun : İşte budur. Yağız’ın yeni favorisi, alındığı günden beri elinden düşmeyen kitabı. Bizim evdeki ismiyle “abi”. Çizer her sayfaya kendini de gizlemiş ve onu bulmak Yağız’ın çok hoşuna gidiyor. Bu yüzden de kitaba “abi” diyor 🙂

Tübitak Yayınlarından çıkan tüm kitaplar gibi, bu da çok güzel. Hayvanlar bulundukları yerlere göre kategorize edilmiş. Çiftlikte, safaride, çölde, Kuzey Kutbu’nda, ormanda, okyanusta, yağmur ormanlarında, bahçede, Avustralya’da, bataklıkta, dağda, deniz kıyısında ve gezi çiftliğinde bölümleri var. Dünyanın dört bir yanındaki farklı yaşam alanları tanıtılmış. Yağız pek çok yeni hayvan öğrendi. Tabi ki bizde.

4- Kültürlü Kurt : Bir Tübitak Yayını daha. Yazarı Becky Bloom. Suluboyayı çok severim. Bu kitapta o yüzden çok ilgimi çekti. Okuma-yazma öğrenmenin ve kültürlü olmanın değeri vurgulanmaya çalışılmış.

Günlerce süren bir yürüyüşten sonra, yorgun ve aç olan kurt, parası da çok az kaldığından, kasabanın dışındaki çiftliğe yiyecek bulma ümidiyle gitmiş. Orada domuz, inek ve ördeği kitap okurken görmüş. Kurt üzerlerine saldırdığında hiç önemsememişler. Bu çiftlik kültürlü hayvanlar için diyerek onu dışarı itelemişler. Oda okuma öğrenmeye karar vererek okula yazılmış. Kısa sürede okumayı öğrenmiş ama kültürlü hayvanlara kendini kabul ettirememiş. Kütüphaneye giderek daha çok kitap okumuş. Bu arada kılık-kıyafeti ve davranışları da değişiyormuş. Kalan son parasına kendine bir masal kitabı alan kurt, çiftliğe dönmüş ve masalları okumaya başlamış. Domuz, inek ve ördek bir masal daha istemişler, sonra bir daha. Bütün günü masal okuyarak geçirmişler. Kurt böyle arkadaşları olduğu için çok mutlu hissetmiş kendini.

Bu arada galiba bu kurt vejeteryan oldu, yaşasın!

Yağız fazla ilgilenmedi bu kitapla. Ama zamanla seveceğini düşünüyorum. Ne de olsa içinde kurt var ve Yağız kurtlara bayılır 🙂

Bir Dolap Kitap’ta farklı bir açıdan incelemiş kitabı. Bence bir göz atmaya değer.

Kitabevi ziyaretim, elimde bu dört kitap ve yüzümde bir gülümsemeyle bitti 🙂 Daha yazmak istediğim kitaplar var ama bu yazı çok uzun oldu. Artık onlarda bir daha ki sefere…

İlgili Yazılar

Reklamlar

About yagizlahayat

4 Ağustos 2009 dan beri hayatımın yeni bir amacı var. Bu blog afacan oğlum Yağız'a ilk doğumgünü hediyesidir.
Bu yazı Uncategorized, Yağız'ın Kitaplığı içinde yayınlandı ve , , , , , , , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

18 Responses to Kitaplara Dokunmak

  1. Geri bildirim: Bir Kitapkurdu Nasıl Yetişir? :-) | Oğlumu Büyütürken

  2. Geri bildirim: Eğlenceli Kitaplar :-) | Oğlumu Büyütürken

  3. Geri bildirim: Harika Hayvanlar | Oğlumu Büyütürken

  4. Geri bildirim: Tübitak Kitapları | Oğlumu Büyütürken

  5. Geri bildirim: Yavru Ahtapot Olmak Çok Zor | Oğlumu Büyütürken

  6. Geri bildirim: Pırtık Tekir | Oğlumu Büyütürken

  7. Geri bildirim: Hikayesiz Kitaplar… | Oğlumu Büyütürken

  8. Geri bildirim: Maskeli Fare | Oğlumu Büyütürken

  9. Geri bildirim: 3 Yaşında Yağız Nelerle Oynar? | Oğlumu Büyütürken

  10. Geri bildirim: Kasabanın En Şık Devi | Oğlumu Büyütürken

  11. Geri bildirim: Cadılar ve Kitaplar… | Oğlumu Büyütürken

  12. Geri bildirim: Balina İle Salyangoz | Oğlumu Büyütürken

  13. Geri bildirim: Pipkin :-) | Oğlumu Büyütürken

  14. Geri bildirim: Mağara Bebeği | Oğlumu Büyütürken

  15. Geri bildirim: Şuşu ve Üç Tekeri, Bir Dolap Kitap vs. | Oğlumu Büyütürken

  16. Geri bildirim: Yapıştırma Kitapları | Oğlumu Büyütürken

  17. Geri bildirim: Süper Kurti | Oğlumu Büyütürken

  18. Geri bildirim: Çarli Maytap ve En Sevdiği Kitap | Oğlumu Büyütürken

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s