Yetişin Çocuklar

Bu kitap, daha önce ebeveyn kitaplarıyla çok ilgilenmemiş okuyucuların anlayabileceği basitlikte hazırlanmış. Bana biraz hafif gelmekle beraber, daha fazla kişinin okuyabileceği bir başlangıç kitabı olarak değerlendirildiğinde iyi bir seçim. Üstelik Türk eğitim sistemi ve aile yapısını bilen biri tarafından yazılmış olması da artı bir puan. Yazar da kitabın amacını, anne baba ve eğitimcilerin işine yarayabilecek pratik bir kuramsal çerçeve çizmek, olarak açıklamış.

Yazarı Selçuk Şirin, yurt dışında yaşayan ancak Türkiye’deki -özellikle imkanları yetersiz olan- çocukların eğitimlerini dert edinmiş bir isim. Sosyal medyayı aktif kullanıyor ve güzel projeler yapıyor. Okula hazırlık amaçlı “Şirin Proje Setleri” ve evinde kitap bulunmayan 1 milyon çocuğu kitapla buluşturmayı hedefleyen 1 Milyon Kitap projesinin yaratıcısı. Anlayacağınız Türk çocuklarının eğitimi üzerine kafa yormuş ve hayal kurmuş birisi. Bu ön bilgilerle kitabı okumakta yarar var.

Okumaya devam et
Okumalarım, Uncategorized içinde yayınlandı | , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

Güney Çayırı

Astrid Lindgren kitaplarına başlamışken, evdekilerin hepsini sırayla yazmak istiyorum. Belki böylece kendimi daha iyi organize edebilirim.

Güney Çayırı, basımı en güzel olan Lindgren kitabı bence. Ama hüzünlü bir kitap baştan söyleyeyim. Zaten Lindgren kitapları bana göre ikiye ayrılıyor. Neşeli kitaplar (Pippi Uzunçorap, Şamatalı Köy, Yaramaz Emil) ve macera-fantastik ve biraz hüzünlü kitaplar (Aslanyürekli Kardeşler, Mio, Benim Mio’m, Ronja). Bu kitap ikinci türe giriyor. Büyülü, fantastik tarafı var .

Çizimlerde kullanılan renkler, hüznü de, neşeyi de çok güzel ifade etmiş. Büyük boy, ciltli bir kitap bu. Yani tam benim sevdiğim gibi 🙂 Hüznü bir yana bırakırsak, yazı boyutu ve metnin uzunluğu göz önüne alındığında daha erken yaş grupları içinde ideal.

Okumaya devam et
Uncategorized, Yağız'ın Kitaplığı içinde yayınlandı | , , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

Çocuğunuzun Beynine Hoş Geldiniz

Beyinle ilgili kitaplar okumak hoşuma gidiyor bir süredir. Hem beynin gücünü görmek şaşırtıcı, hem de bazı şeylerin elimizde olmadığını anlamak için sakinleştirici. Her durumda muazzam bir organ ve hala bilinmezliklerle dolu. İşin içine bir de çocuk beyni girince, okumasam olmazdı bu kitabı.

Kitabın nörobilimci ve aynı zamanda ebeveyn olan iki yazarı var. Sandra Aaamodt ve Samuel Wang.

Kitap, derin bir nefes alıp rahatlayın talimatıyla başlıyor:

Endişe ettiğiniz şeyler, çocuğunuzun iyiliği için sizin sandığınızdan çok daha küçük etkenler. Çoğu modern anne baba, çocukların kişiliğinin ve yetişkinlikteki davranışlarının aslen yetiştirilme ile şekillendiğine inansa da araştırmalar çok farklı bir tablo çiziyor.

Psikoloji araştırmalarının, çocukların çoğunun, en azından ihmal ya da istismar etmeyen yeterince iyi ebeveynler tarafından büyütüldüklerinde, çevresel koşullardan çok fazla etkilenmeyen “papatya çocuk” sınıfına dahil olduklarının söylendiği kitapta, evrimsel açıdan bunun gerekçeleri anlatılmış. Çocuğun beynini kendi kendine inşa edeceği vurgulanmış. Çocukların beyninin, ihtiyaç duydukları şeyleri dünyadan nasıl alacaklarını doğal olarak bildikleri, bu yüzden kusursuz bir bakıcıya gerek olmadığı söylenmiş. Bir yaşına gelmeden önce sahip oldukları özellikler sıralanmış:

Okumaya devam et
Okumalarım, Uncategorized içinde yayınlandı | , , , , , ile etiketlendi | 1 Yorum

Ronja-Haydut Kızı

Oğlumla okuduğumuz ilk Astrid Lindgren kitabı Ronja idi. Bizde farklı bir yeri var o sebeple. Nasıl desem, çok lezzetli bir kitap bu. Kendimi sinestezik hissetmeme neden oluyor 🙂

Film tadında bir kitap Ronja. Okurken tüm sahneler gözlerinizin önünde canlanıyor. Bir de çok eski zamanlara, kadim dönemlere uzanıyor gibi. İçerisinde fantastik öğeler içeriyor. Üstelik olabildiğince masum bir dostluk barındırıyor.

Ronja, Mattis Ormanı’nın bütün tuhaf yaratıklarının dehşet içinde deliklerine kaçtıkları fırtınalı bir gecede, Haydut Mattis ve Lovis’in kızları olarak dünyaya geldi. Doğduğu Mattis Şatosu’nda onlarla birlikte oniki haydut yaşıyordu. Doğduğu gece şato, yıldırım düşmesi sonucunda ikiye ayrıldı.

Okumaya devam et
Uncategorized, Yağız'ın Kitaplığı içinde yayınlandı | , , , , , ile etiketlendi | 3 Yorum

Şamatalı Köy

Şamatalı Köy, Astrid Lindgren’in en eğlenceli kitaplarından biri. Üç çiftlikten oluşan bir köyde geçen, o köyde olmayı çok seven altı çocuğun komik maceralarından oluşan bu setin anlatıcısı, çocuklardan biri olan Lisa. Lisa ve kardeşleri Bosse ve Lasse Orta Çiftik’te yaşıyorlar. Güney Çiftliği’nde Olle, Kuzey Çiftliği’nde ise Britta ve Anna yaşıyor. Yaşları 7 ve 9 arasında değişen bu altı çocuk, bazen kavga etseler de birlikte çok eğleniyorlar.

Okumaya devam et
Uncategorized, Yağız'ın Kitaplığı içinde yayınlandı | , , , , , , ile etiketlendi | 2 Yorum

Dijital Dünyada Çocuk Büyütmek

Sanırım yeni nesil ebeveynlerin en büyük sorunlarından biri, çocuklarımızın dijital dünya ile ilişkilerinin verebileceği muhtemel zararlar üzerine kaygı duymak. Biz yetişkinlerin bile uzak durmayı başaramadığımız dijital dünyanın çekiciliği yadsınamaz. Günümüzde ondan uzak olmak pek mümkün görünmese de, bir takım önlemler almak ihtiyacı göz ardı edilemez. Bu kitap işte bu ne yapılabilirler üzerine…

Yazar teknolojiyi, çocuk gelişimine dair önemli bulduğu yedi yapı taşı ekseninde incelemiş:

  1. Bağlar ve İlişkiler
  2. Dil Gelişimi
  3. Uyku
  4. Oyun
  5. Fiziksel Hareketlilik
  6. Beslenme
  7. İfa İşlevi Becerileri

Yazar, çocuklarımızın teknolojinin içine doğduklarını ve bunun bizi korkuttuğunu, izin verdiğimiz her teknolojik aletin bize tekno-suçluluk yaşattığını vurguluyor. Bu konuda yapılmış çok fazla araştırma olmadığı vurgulanırken, bir panik haline gerek olmadığı, ancak gene de dikkatli olunması gerektiği belirtiliyor. Öncelikle kendi teknoloji kullanma alışkanlıklarına dikkat etmemiz gerektiği, çocuklar için endişelenirken, ebeveynlerinde dijital ebeveyne dönüştüklerinin üzerinde duruluyor:

Okumaya devam et
Okumalarım, Uncategorized içinde yayınlandı | , , , , , ile etiketlendi | 2 Yorum

Milas-Ören 2019

Bu yıl Veranda Otel, çocuklar için 12 yaş sınırı getirince, kalbimiz orada kala kala başka bir yer arayışına giriştik. Daha önce varlığından bile haberdar olmadığım bir yerde karar kıldık. Milas-Ören.

Giderken navigasyona uyup dağ yollarına saptığımızdan, oldukça zorlayıcı bir yolculuk yaptık. Çok keskin virajlar vardı ama, neyse ki trafik yoktu. Çünkü bu yolu köylülerden başkası kullanmıyormuş 🙂 Keçilerle birlikte ağır ağır ilerledik 🙂 Her ne kadar tehlikeli bir yol olsa da, harika bir manzarası vardı. Ama ben tehlikesine odaklandığımdan, yolun keyfini çıkaramadım.

Okumaya devam et
Gezi, Uncategorized içinde yayınlandı | , , , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın