Beni de Bedenimi de Seviyorum!

IMG_9042-001Kadınlar, bebek sahibi olduklarında, sırayla pek çok kaygıya sahip oluyorlar. En azından benim ve etrafımdaki kadınların böyle oldu. İlk önce nasıl emecek, sonra gazı nasıl çıkacak, nasıl uyuyacak, ne yiyecek, nasıl yiyecek, nasıl tuvalete alışacak, okula nasıl gidecek, hangi okul seçilecek, ödevler nasıl yapılacak, ödevler yapılmalı mı :-)… Her yaşta yeni kaygılar yükleniyor omuzlarımıza. Daha da önümüzde pek çoğu var.

Ama şimdi buradayız işte. Cinsel eğitim nasıl, ne zaman ve kim tarafından verilecek? Vermesek olmaz mı? Bu cinsellik hakkında pek konuşulmayan, ancak kulaktan kulağa öğrenilebilen bir toplum için bir hayli hassas bir konu aslında. Kendisiyle konuşulmayan bir nesil olarak bizim içinde konuşması zor bir konu bu haliyle. Ama neyse ki bizi yönlendirebilecek kitaplar var. Daha önce taciz ekseninde okuduğum ve burada bahsettiğim bir takım kitaplar oldu. Çocuğun Cinsel Eğitimi ve Tacizden Korunma Rehberi bunlardan biri. Bedenim Bana Ait! ve Sır Versem Saklar mısın? bu konuda güzel çocuk kitaplarından. Henüz bahsetmediğim ve soru sormadığı için Yağız’a henüz okumadığımÇocuklar İçin Cinsel Eğitim Öyküleri” kitabı da bu konudaki aydınlatıcı kitaplardan. Ayrıca anatomi bilgisi içeren “İnsan Vücudu Tiyatrosu” tarzı kitaplarda mevcut. Okumaya devam et

Reklamlar
Okumalarım, Uncategorized, Yağız'ın Kitaplığı içinde yayınlandı | , , , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

Kaygı Kuşu

Kitap638Bu kitap, kaygılı bir çocuk olan Deniz’in, kaygılarından kurtulma öyküsü.

O sabah gene her şey ters başlamışken, birden Japonya’dan bir paket gelir Deniz’e. Okuldan sonra en yakın arkadaşı Arda ile birlikte açarlar paketi. İçinden bir mektup, el becerisi kitabı ve bir sürü renkli kağıt çıkar. Ama Japonca olduğu için birşey anlayamazlar. Paketi merak eden ve sabah ki gerginliği yumuşatmak isteyen anne ve babasının konuşması üzerine, Deniz onlara şöyle der:

“Hayal ettiğiniz çocuk olmadığımı biliyorum. Babam gibi matematikte harikalar yaratan bir çocuk değilim ve onun aksine ben, berbat futbol oynuyorum. Annemin virtüöz kemancı hayalinin yanına bile yaklaşamadım. Ayrıca sizin gibi okulun popüler çocuğu olamadım, hatta tam tersiyim. Serviste, okulda tüm çocuklar benimle alay ediyor. Kesinlikle haklısınız hiçbir konuda iyi değilim. Öyle ki bilgisayar oyunlarında bile kötüyüm. İşte bu yüzden bu zarfı sakın sormayın. Bu, bilmeden de olsa iyi yaptığım bir şeyler olduğunu hissettiriyor bana. Bu hissi kaybetmektense, bu zarfı sonsuza dek saklamayı tercih ederim” deyince annemin zaten nemli olan gözleri, yaşlara boğuldu. Bunu ikisi de beklemiyordu sanırım. Ben ise kendimi acayip ferahlamış hissediyordum.

Okumaya devam et

Uncategorized, Yağız'ın Kitaplığı içinde yayınlandı | , , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

Kemal’in Brüksel Günlüğü

Kitap700Kemal’in Şehir Günlükleri serisine başlamışken, Yağız hepsini almamı istedi. Böylece basılmış olan son kitabı da elimize geçti.

Bu sefer ki seyahat Brüksel’e. Ancak bir farkla. Bu seyahate yalnız çıkmıyor Kemal. Arkadaşı Defne ve ailesi de onlara katılıyor.

Uçakta Defne ile Brüksel gezi rehberine bakarak vakit geçirirler. Brüksel’de otele yerleştikten sonra ilk gittikleri yer Büyük Meydan’dır. Her iki yılda bir Ağustos ayında 1800 metrekarelik çiçekli halı ile kaplanan bu meydanı görmek onlar için şaşırtıcı olur. Belçika’nın geleneksel yemekleri olan midye ve patates kızartmasının tadına bakarlar. Sonrasında Brüksel’in sembollerinden olan İşeyen Çocuk- Manneken Pis ‘i görürler. Ardından St.Hubert Kraliyet Galerisine giderler. Okumaya devam et

Uncategorized, Yağız'ın Kitaplığı içinde yayınlandı | , , , , , ile etiketlendi | 2 Yorum

Kemal’in Roma Günlüğü

Kitap670Kemal’in Şehir Günlükleri serisinin Londra Günlüğü‘nü sevince, Roma’yı da aldık ardından. Yazarın oğluyla gezdiği yerleri kitaplaştırması düşüncesi çerçevesinde hazırlanan bu seri, çocuk gözünden bir şehrin nasıl göründüğünü gösterirken, bir yandan da, o şehirleri gezmek için iyi bir rehber niteliğinde. Bu sefer aralara fotoğrafta serpiştirilerek, tam bir anı kitap olması sağlanmış.

Kitap, Roma ile ilgili seyahat kitabı alınmasıyla başlıyor. Kemal, bavulunu hazırlıyor ve uçakta babasıyla gidecekleri yerlerle ilgili sohbet ediyor. Ardından Roma seyahati ilk olarak Kolezyum ile başlıyor.

Roma’da ilk gördüğümüz yer Kolezyum oldu. Burası gerçekten çok büyük bir amfi tiyatroydu. Babam beni omzuna aldı ve kemerli girişlerin birinden içeri girdik. Şimdi tüm tiyatroyu görebiliyordum. Tiyatroyu gezme işini bitirdikten sonra Defne’ye göstermek için, kapıda duran gladyatörlerle birlikte bir hatıra fotoğrafı çektirdim.

Okumaya devam et

Uncategorized, Yağız'ın Kitaplığı içinde yayınlandı | , , , , , ile etiketlendi | 2 Yorum

Duygusal Zekası Yüksek Çocuklar Yetiştirmek

DSC05634-001Son zamanlarda okuduğum kitaplar, çocukları eğitmek, onlar üzerinde otorite kurmak yerine, onların duygularına kulak vermenin öneminden bahsediyor hep. Böyle olunca otorite figürü ortadan kalksa bile, çocuğun davranışlarında geri adımlar olmadığı vurgulanmak isteniyor. Sanırım bu akımın kurucusu Haim Ginott. Bu kitap da, Haim Ginott’un “Anne Baba Çocuk Arasında” kitabından yola çıkarak, orada bahsedilenlerle ilgili araştırma sonuçları üzerine hazırlanmış iyi bir rehber niteliğinde.

Kitap, çoğu ebeveynin çocuklarına adalet, saygı ve sabırla muamele etmek istediklerinden, ancak istemekle başarabilmek için gerekli donanıma sahip olmanın farklı şeyler olduğundan bahsederek başlıyor. İyi ebeveynin duygudan yararlandığını söylerken, Duygu Koçu ebeveyni şöyle tanımlıyor:

Çocukların öfke, üzüntü veya korku ifadelerine itiraz etmezler. Onları görmezden gelmeyi de seçmezler. Daha ziyade, olumsuz duyguları yaşamın bir gerçeği olarak kabullenirler ve duyguların ön plana çıktığı anları da önemli yaşam dersleri verme ve daha yakın ilişkiler kurma fırsatı olarak kullanırlar.

Okumaya devam et

Okumalarım, Uncategorized içinde yayınlandı | , , ile etiketlendi | 2 Yorum

Küçüklere Masallar

Kitap651Italo Calvino’nun derlediği masallar, Yağız’ın hep çok sevdiği kitaplar oldu. Bir ara her akşam okur olmuştuk. Efsunlu Hayvan Masalları ve Deniz Masalları‘ndan bahsetmiştim daha önce. Bu kitap onlardan biraz daha küçüklere de uygun geldi bana. Masallar daha anlaşılır. Ancak anlam arayışına girersek çok da anlamlı gelmedi masallar. Ha bu arayışa girmek lazım mı ondan da emin değilim.

Bu kitap beş tane İtalyan Masalı içeriyor.

  • Kristal Horoz (Marche Masalı): Dünyayı dolaşmaya çıkan horoz yolda bir mektup bulmuş:

Kristal Horoz, Billur Tavuk, Kontes Kaz, Yönetici Ördek, Minik Saka Kuşu, haydi hep birlikte Parmak Çocuk’un  düğününe gidelim.

İlerledikçe mektupta adı geçenlerle karşılaşmış ve hep birlikte düşmüşler yollara. Giderken bir kurda rastlamışlar ve o da gelmek istemiş. Mektupta adı olmasa da itiraz edememişler. Ama giderken acıktığını söyleyerek tek tek yemiş hayvanları ta ki sadece kuş kalana kadar. Kuş kurdu iyice yormuş ve sonra karşıdan gelen kadının sepetine karşılık hayatını bağışlamasını istemiş. Kuş sayesinde sepettekilere kavuşup onları yiyen kurdu kötü bir sürpriz bekliyormuş. Kadının bağırması üzerine gelen ekinciler kurdu döve döve öldürmüş ve karnından hayvanları çıkarmışlar. Onlarda hep beraber Parmak Çocuk’un düğününe gitmişler 🙂 Okumaya devam et

Uncategorized, Yağız'ın Kitaplığı içinde yayınlandı | , , , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

Kemal’in Londra Günlüğü

Kitap640 Kemal’in Şehir Günlükleri serisinin ilk kitabı olarak basılan bu kitap, yazarın oğlunun adını taşıyor. Yazarın, oğluyla seyahat ettiği her yere ilişkin kitap yazma hayalinin olduğundan bahsedilmiş tanıtımında 🙂 Bizde henüz olmasa da, Brüksel ve Roma’da yayınlanmış bu arada.

Kemal ve ailesinin Londra seyahatinin anlatıldığı bu kitap, hazırlıklarla başlıyor. Uçak yolculuğunun ardından, gün gün gezdikleri yerler anlatılmış. İki katlı kırmızı otobüslere binip şehir turu yaparken, bir yandan da Kemal’in gözünden şehir hakkında bilgiler verilmiş.

Otobüsle saat kulesinin önünden geçerken, babam “İşte Big Ben” dedi. Gerçekten de söylendiği gibi kocaman bir şeydi. Acaba bu saat kulesi, İstanbul’un yedi tepesinden birinde olsa nasıl görünürdü, diye düşünüp kendi kendime gülümsedim. Sanırım Galata Kulesi’yle yarışırdı.

Okumaya devam et

Uncategorized, Yağız'ın Kitaplığı içinde yayınlandı | , , , , ile etiketlendi | 2 Yorum