İyi Aile Yoktur

Alice Miller’in o ünlü kitabı “Yetenekli Çocuğun Dramı“nı okuyalı yıllar oldu. O yüzden bu kitabı okuduğumda, bahsettiği fikirlere çok yabancı değildim. Pek çoğuna katılsam da, özellikle yazarın bakış açısı bana çok karamsar geldi. Tamam hatalarımızı görelim, tamam bakış açımızı değiştirelim ama kitapta bize biraz umut versin. Bize tamamen kaybedenler kulübüymüşüz gibi davranmasın değil mi ama 🙂 Bir distopya romanının içindeymişim gibi hissettim okurken ve bu pek hoşuma gitmedi. Kısacası bu kitabı kendinizi iyi hissetmek için okumayın, çünkü okuduktan sonra öyle hissedemeyeceksiniz.
Ama bunun, kitabın verdiği güzel bilgilere gölge etmesini de istemiyorum. Şimdi gelelim bunlardan bahsetmeye…

Kitap “Çocukluk bir cehennemdir” cümlesi ile başlıyor. Bunun en önemli nedeninin ise, çocukken bize yapılan yanlışların, yanlış olduğunu bilmiyor olmamıza bağlıyor.

Bir yetişkinin beş yaşında bir çocuğa sözlerinin çocuk tarafından o yetişkinin o sözleri algıladığından çok daha yüksek şiddetle algılanmasından kötüsü, çocuğun zihnen de henüz, o sözlerin ne kadar doğru ya da yanlış olduğunu değerlendiremeyecek kapasitede olmasıdır. Bize yapılan yanlışın yanlış olduğunu ayırdedebilmeye başladığımızda, maruz kaldığımız muamele karşısında artık çok daha güçlüyüz demektir. Çocuk otorite karşısında kızsa, bağırsa, tepki verse de, içten içe kendisinin haksız, suçlu, tüm hücreleriyle “üst”ü olarak duyduğu otoritenin haklı olduğunu düşünmeye ve hissetmeye meyillidir. Çünkü ona bunu öğretiriz.

Okumaya devam et
Reklamlar
Okumalarım, Uncategorized içinde yayınlandı | , , , ile etiketlendi | 4 Yorum

Pippi Uzunçorap

Kitap715

Pippi Uzunçorap’la ilk tanışmam, yeğenimin çocukluğuna dayanıyor. Bu çılgın, çilli kızı çok sevmiştim. Hatta o sıralar bir de filmi vardı yanlış hatırlamıyorsam. Yıllar sonra oğlumla da gene büyük keyifle okuduk kitabı. Astrid Lindgren yazınca, zaten çok düşünmeye de gerek yok. Eğlenceli, enerji dolu kitaplar bunlar. Esasen Lindgren’in kitaplarını ikiye ayırmak mümkün. Çok eğlenceli olanlar -Pippi ve Şamatalı Köy gibi- ve çok maceralı olanlar -Aslanyürekli Kardeşler, Ronja ve Mio, Benim Mio’m gibi-.
İskandinav Çocuk Edebiyatı deyince, zaten çıtayı öyle yükseğe koyuyorsunuz ki, pek de hayal kırıklığına uğratması mümkün değil sizi. Bu konuda çok güzel bir yazıyı iliştirivereyim şuraya:  Özgürlükçü Çocuk Edebiyatı Yaklaşımının Zirvesi: İskandinav Çocuk Edebiyatı . Pegasus’tan çıkan bu basımları ise, tam koleksiyonluk.

Okumaya devam et
Uncategorized, Yağız'ın Kitaplığı içinde yayınlandı | , , , , ile etiketlendi | 1 Yorum

Kişisel Dönüşüm Kitaplarım

Son zamanlarda, bloğumda benim gibi dönüşüm geçiriyor. Büyüdükçe Yağız’dan daha az bahsederken, kitaplardan daha çok söz eder oldum. Kalbimden geçen, beni son zamanlarda rahatlatan şeylerle ilgili yazmak iyi geliyor şu sıralar.

Bir zamanlar en keyif aldığım kitap türü romanlar ve tarih kitapları idi. Fantastik edebiyat, -özellikle Tolkien- ve yakın tarih-siyaset kitapları da -özellikle Altan Öymen- bunlar içerisinde en sevdiklerimdi.

Birkaç yazar dışında -özellikle Murathan Mungan- hikayelere mesafeliyimdir. Şiir ise hayatımda olmasını çok istediğim ama -her ne kadar çok sevdiğim şairler olsa da- bir yaşam biçimi olarak hayatıma dahil edemediğim bir tür. Yağız’ın hayatıma girmesinden sonra, çocuk gelişimi, eğitimi, psikolojisi kitaplarına merak sardım ve bol bol okudum. Sizlerle de, Annenin Kitaplığı başlığı altında paylaştım hepsini. Hala ara ara okusam da başka kitaplar da girdi hayatıma. Bunlar direkt çocuklarla ilgili olmasa da, “anavatanımız çocukluğumuz” olduğundan, bir şekilde bağlantılı kitaplar. Kendi dönüşümüme sebep olmanın yanında, oğlumla ilişkime de bakmamı sağlıyorlar. Hala roman okuyorum ama bu kitapların arasında bir nefes olsun, kafam dağılsın diye sadece. Bir zamanlar sürekli kitap okumasına rağmen, hiç roman okumayan babamı anlayamıyordum ama yaş aldıkça ona benziyorum sanki. Son dönem en keyif aldığım roman yazarı Haruki Murakami. Onun dışında, bu dönüşüm kitapları beni daha çok içine çekiyor. Kırk yaşından sonra hayatla bir muhakeme başlıyor ve iç yolculuk bizi başka diyarlara götürüyor gibi. En azından benim için bu böyle. Hayat belki kırkından sonra başlamıyor ama iç hesaplaşmalar, sorgulamalar, pişmanlıklar o zaman başlıyor. Belki bunda tek sebep yaş değil. Yaşamın bize getirdikleri, götürdükleri, hüzünler ve bizi büyüten acılar hepsi bir olup zorluyorlar değişimi.

Okumaya devam et
Okumalarım, Uncategorized içinde yayınlandı | , , , , , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

Bir Problemle Ne Yaparsın?

Bazı kitaplar için Yağız büyümüş olsa da, ben almadan edemiyorum. Bu da öyle bir kitap. Hatta Yağız okuduğumuzda ve fiyatını gördüğünde bana kazıklanmış olduğumu söyledi 🙂 Halbuki hiç yazısız kitaplarımız da var. Ama onların konsepti öyleymiş 🙂 Siz siz olun, daha küçük, henüz dili pabuç gibi olmamış çocuklarınız için kullanın 🙂

Nasıl olduğunu bilmiyorum ama bir gün bir problemim oldu. Problemimin olmasını istemiyordum. Bunu talep etmemiştim. Bir problemimin olmasından hoşlanmıyordum. Ama oradaydı işte.

diye başlıyor kitap. Problem bir bulut olarak resimlenmiş ve giderek büyüyor. Problem bir süre sonra endişe yaratmaya başlıyor. O korktukça daha da büyüyen probleme dur demenin bir yolunu bulmaya çalışıyor.

Okumaya devam et
Uncategorized, Yağız'ın Kitaplığı içinde yayınlandı | , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

Sebze Tarlasında Curcuna

Bazen yüreğin taşar. Anlatmak, hiç susmamak istersin. Ama kelimeler kifayetsiz kalır. Kelimeye döktüğünde önemsizleşecek gibi hissedersin yaşadıklarını. Duygularının şiddetini yeterince ifade edemezlermiş gibi gelir sözcükler. Bazen çok güçsüz hissedersin kendini. Anlatmak istersin, anlatamazsın. Ama anlatmaya, anlaşılmaya, dinlenmeye, yargısız kalplere ihtiyaç duyarsın. Kalabalıklar içinde yalnızlığı yaşarsın bazen. Bir dost elin saçlarını okşamasını, “bu da geçer yahu” yu dile dökmeden hissettirmesini istersin. Bazen hissettiklerin için kendine kızarsın. “Neden ben böyleyim” diye iç hesaplaşmaya girersin. Ama bazen de hiçbir şeyde teselli bulamazsın. Sonra geçersin klavyenin başına ve sözcükler içine akar. Orada onlar kendi halinde kanarken de, sen sırf anlatmak için bambaşka şeyler bulursun. Bende kitaplara kaçıyorum böyle zamanlarda. Bir çocuk kitabı çekiyorum kitaplıktan ve sözcüklerimi onu anlatmaya veriyorum. Ödünç kelimeler yani bunlar. Birileri üzülmesin, birileri kırılmasın, birileri ağlamasın diye içime akıttığım kelimeler. Bu seferde Findus’u anlatsınlar istedim…

Okumaya devam et
Uncategorized, Yağız'ın Kitaplığı içinde yayınlandı | , , , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

Farklı Olmaya Cesaret Eden Erkek Çocuklarına Hikayeler

Asi Kızlara Uykudan Önce Hikayeler” kitabını hayranlıkla dinleyen oğlum, biter bitmez erkek versiyonunun olup olmadığını sormuş ve olmadığını öğrendiğinde hayal kırıklığına uğramıştı 🙂 Çok yürekten dilemiş demek ki, birkaç yıl sonra, bu sefer yepyeni bir yayınevi olan Eksik Parça, erkek versiyonunu basıverdi 🙂

Her ne kadar oğlumun istediğinin yerine gelmesine sevinmiş olsam da, elbette “Asi Kızlara Uykudan Önce Hikayeler” kitabının muadili değil bu kitap. Toplumun aşağılanan, ezilen tarafı her zaman kadınlar olduğundan, tüm engellere karşı durmuş kadınların öyküleri, kız çocukları için çok daha değerli. Örnek verecek olursak, ten rengi dolayısıyla dışlanan bir erkekten daha kötü durumda olan, elbette ten rengi yüzünden dışlanan bir kadındır.

Gene de şuan farklı bir zamanda yaşıyoruz. En azından bizim çevremizde bu engeller görülebilir değil. Hatta oğlum bazen, kız çocukları karşısında haksızlığa uğradığını bile düşünüyor 🙂

Okumaya devam et
Uncategorized, Yağız'ın Kitaplığı içinde yayınlandı | , , , , , , , ile etiketlendi | 1 Yorum

Asi Kızlara Uykudan Önce Hikayeler

Kitap724

Çocukluğum, erkek olmayı istemekle geçti benim. Demagoji yapmak değil amacım. Cinsiyetimden dolayı engellendiğim zor bir çocukluğum yok. Ama gene de, klasik bir İç Anadolu kentinin bir kız çocuğuna çizdiği sınırları ve beklentileri hep hissettim. Çok sevdiğim ve beni sürekli mutlu etmeye çalışan bir ağabeyim olmasa, erkeklere bakış açım daha düşmanca olabilirdi 🙂 Gene de bir kızım olsaydı, sevgiyle çevrelenmiş de olsa, bu sınırların dışında da bir yaşam formu olduğunu bilsin isterdim. Ve onu feminist bir bakış açısıyla yetiştirmek olurdu niyetim. Kız yeğenlerimle sürekli bu konuları konuşarak, onlara özgürlüklerine sahip çıkmaları konusunda öteleyici olmaya çalışmakla, bu niyetimi kısmen de olsa gerçekleştirmeye çabalıyorum.

Okumaya devam et
Uncategorized, Yağız'ın Kitaplığı içinde yayınlandı | , , , , , , , , ile etiketlendi | 2 Yorum