Başlığa bakıp da sorunun cevabını bildiğimi sanmayın. Uzun zamandır bu konuda yazılanları okuyor ve cevabını arıyorum. Önceleri dile çok hakim olmadığımdan başlamaya cesaret edemesem de, okuduğum bazı blog yazıları beni yüreklendirdi. Nurturia’nın kurucularından Damla’nın kişisel bloğu Kitubi’de yazdığı “Çocuğuma Ne Zaman ve Nasıl İngilizce Öğretmeliyim?” bunlardan biri. Daha öncede bahsettiğim Senem’in bloğu Çikolatalı Pasta’da yayınlanan “Çocuğunuza Yabancı Bir Dil Öğretirken…“de bir başkası. Ayrıca Senem’in “İngilizce Öğretirken” başlığı altında yazdığı bir dizi yazı çok bilgilendirici.
Tüm bu okuduklarımdan sonra bir şeyler yapmaya karar verdiğimde, Yağız’ın bu konuda ilgisini ölçmekle başlamadım önce. Evdeki “İlk Kelimelerim” kitabındaki resimlerin ingilizcelerini söyleyerek başladım işe. Kısa sürede pek çok kelimeyi öğrendi ve bu işten keyif aldığını hissettirdi. Bunun üzerine materyal arayışına giriştim. Malum, dile çok hakim olmadığımdan, yol gösterici bir set çok işime yarayacaktı. En erken dönemde bulabildiğim set “BBC Kids Zone” oldu. Bu dergi hakkında, Damla’nın yazdığı yazı dışında internette fazla bir bilgi yok. O yazı ve Nurturia’da yapılan öneriler doğrultusunda seti edindim öncelikle. Ancak henüz televizyon seyrettirmediğimizden DVD’lerine bakamadık. Deneme amaçlı bakma girişimimizde Yağız’ın karakterlerden korkması üzerine hüsranla sonuçlandı
Oğlum özellikle hayvanlarla ilgili fasikülü çok sevmiş olsa da, bu setten tam anlamıyla faydalanmamız için henüz zaman var. Gene de ondan edindiğimiz fikirler oluyor. Seti daha etkin kullanabildiğimizde ayrı bir yazıyla bahsetmek isterim.
Müzik, her alanda olduğu gibi, dil öğreniminde de çok etkili. Sözcükler tam anlaşılamasa da, kulağı yabancı bir dil duymaya alıştırıyor. Youtube’ ta çok güzel örnek videolar mevcut. Yağız’ın en sevdiği ise “The Animal Boogie”
İlk başlarda sadece melodisi ve çizimleri hoşuna gitse de, şimdilerde sözlerini tekrar edebiliyor Yağız oğlan. Ayrıca British Council’in sitesinde de, daha anlaşılabilir hızda şarkılar mevcut. Benim en sevdiğim ise “Brush Bus”
İngilizce öğretimi için pek çok kişi tarafından tavsiye edilen “İlk İngilizce Kelimelerim” kitabını edindik ardından. Kısa sürede Yağız’ın da favorisi oldu. Gerek kelimeleri sınıflandırması, gerek resim ve baskı kalitesi, gerek yaratılan mekanlar açısından sahip olduğu ünü hak ediyor. Bu kitaptan nasıl yararlanılabileceği ile ilgili de güzel bir yazısı var Senem’in. Ayrıca serinin ikinci kitabı olan “Hayvanlar” da Yağız’ın favorilerinden. Ama bana göre çok ayrıntılı bir kitap bu. Mesela kedi ve köpeğin pek çok türünün ingilizcesi veriliyor. Bir de seçilen resimler ilk kitaptaki kadar etkileyici değil.
Yağız’ın ilgisi doğrultusunda, ilk olarak ingilizce hayvan isimlerini vererek başladık. Ardından araçlar geldi
Şimdilerde 100-200 arası bir kelime hazinesi oluştu. Kelimeler dışında, gerek dergiden, gerek Senem’in tavsiyelerinden, gerekse elimizdeki ingilizce hikaye kitaplarından edindiğimiz kalıplar oldu. İlk olarak “What’s that?” ile başladık. “It’s a giraffe”, “It’s an elephant” gibi yanıtları kolaylıkla vermeye başladı. Sonrasında “I can’t find, where is the lion?” sorusuna “It’s here” diye cevaplamayı öğrendi. Bulamadığı şeyler için kendisi de kullanmaya başladı kısa süre sonra. Ardından öğrendiği kelimeleri cümle içinde kullanmaya başladı. Örneğin ateşler içinde uyandığı bir gece babasını gördüğünde, “Baba blue giymiş” dedi
Ya da “ben chair’ıma oturdum, table’ımda resim yapıcam” gibi kullandı. Yani onun için kelimenin başka bir ifadesi gibi ingilizce sözcükler.
Şimdilerde ise hareket belirten fiiller içeren cümleler kuruyoruz. Bunun için özellikle ingilizce çalışmıyoruz tabi. Zaten birlikte geçirebildiğimiz zaman öylesine kısıtlı ki. Örneğin hayvanlarıyla oynarken, “Fish is swimming, leopard is running, bear is walking, owl is flying” gibi cümleler kuruyoruz. Ya da arabada giderken “Yağız is sleeping, Yağız is sitting, Koray is driving a car” gibi cümlelerle eğleniyoruz
Elimizde çok fazla ingilizce hikaye kitabı yok ne yazık ki. İnternette ingilizce kitap satışı yapan Tırtıl Kids Kitabevi var ama incelemeden almaya cesaret edemedim henüz. Kitapların tamamını ingilizce okumak sıkıcı geliyor şimdilerde. Ama sürekli tekrarlanan kısa ve melodik kelimeleri seviyor Yağız. “Come on rabbit, follow me” gibi. Elimizdeki hikayelerin tanıtımını başka bir yazıya bırakıyorum.
Daha öncede söylediğim gibi, uğraşlarımın sonucunda neler olacağını bilemiyorum. Bende her anne gibi oğlum için doğru şeyler yapma, hayatını kolaylaştıracak adımlar atmasına yardımcı olma çabası içerisindeyim. Bu süreçte oğlumda keyif aldığından, içimdeki ben, doğru yaptığımı söylüyor. Bakalım bu serüvene nasıl devam edeceğiz ya da edebilecek miyiz? Sonuçta ben, oğlumun hayatına yabancı dili, benim için ifade ettiklerinin aksine, zevkle yapılan bir aktivite olarak katabilmek ve gerekli temelleri atabilmek gayreti içerisindeyim sadece.
Zaman zaman nasıl ilerlediğimizi ya da kullandığımız kitapları yazmaya devam edeceğim. Hem bana bilgileri düzenli tutmak açısından faydası olsun, hem de benim gibi acemi annelere fikir versin diye…
Bir de okuyup da önerisi olacak annelerden faydalanabilirim diye tabi ki …
İlgili Yazılar :





bizde şunları şunları yapıyoruz demek fikir vermek isterdim ama, sadece takipteyiz. bu kadar başarılı olamasakta verdiğin fikirler ve tavsiyeler harika, devamını bekliyoruz sonuçta herşey çocuklarımızın için denemeye değer.öğrenebiliyorsa, hevesli ise bunu keşfedip vermekten daha doğru ne olabilirki?
Sen de araçlardan başla. Eminim Baturalp çok sevecektir. İlk İngilizce Kelimelerim kitabını da sipariş ettin nasıl olsa. Eminim sevecektir.
Keep walking
Pingback: İngilizce Kitap-Smarty’s Book of Words | Oğlumu Büyütürken