Bu kitap benim favorilerimden. Gerçi hangisi değil ki
Yazarı Japon olduğundan, temkinli yaklaşmıştım önce. Kültürleri bizden çok farklı olduğundan, hoşuma gitmeyeceğini düşünmüştüm. Ama Dolap’taki tanıtım yazısından sonra almak şart oldu.
Sayfa boyunda yapılmış çizimler hep çok hoşuma gitmiştir. Kişiyi hikayenin içine çekiverdiğini düşünüyorum. Kitapta, minik parmakların arayabileceği pek çok ayrıntı var. Kitaplığa saklanmış örümcekler, kurabiye parçaları, fareler…
Kitap, bir kış günü şöminenin başına oturup, kurabiye ve sütünü içerek kitap okuyan -ki dev gibi bir kitaplığı var- kurdun, okuduğu tüm hikayelerde kurtların kötü betimlenmesine isyanıyla başlıyor. Buna bir son vermek ve iyi bir kurt hakkında bir masal yazmak üzere yazı masasına geçiyor. Yazdığı masalda Bay İyi Kurt, arkadaş edinmek üzere dışarı çıkıyor ama ilk karşılaştığı kişiyle dost olmak yerine, karda ayak izlerini gördüğü kişinin peşine düşüyor. Ne kadar iyi olsa da içgüdüleri onu takip etmenin çekiciliğinden alıkoyamıyor. Yolda, nazik bir şekilde ayak izlerinin sahibinin kim olduğunu sorduğu tüm hayvanlar ona kaba davranıyor ve bilseler de söylemeyeceklerini bildiriyorlar. Eh boşa dememişler ön yargıları parçalamanın atomu parçalamaktan zor olduğunu
Sonunda ayak izlerinin sahibi olan ördeği gölde yüzerken gördüğünde,
“Hey sen, bunlar senin ayak izlerin olmalı”
diye bağırıyor. Ördeğin gayet nazik bir şekilde,
“Evet”
demesine rağmen, kendine doğru yaklaştıkça onu bir yiyecek olarak görmeye başlıyor ve üzerine atlıyor. Arka sayfada ise masalı yazan kurdun, küvetinde, ağzında plastik ördekle kendine gelmesi resmediliyor
Demek ki neymiş, ön yargılar boşuna ön yargı olmamış
Kişi ne kadar istese de bazen iç güdülerinin esiri olmaktan kurtulamıyormuş. Onları değiştirmeye çalışmak yerine, anlamaya çalışmakmış doğru olan belki de
Kendine gelen kurt küvetten çıkıp kurulanırken, kapı çalıyor ve karda ayak izlerini görüyor.
“Hımm, acaba bunlar kimin ayak izleri?”
diyerek takibe başlıyor
Kurdun iyi olma çabaları bana çok sıcak geldi. Başaramamış olsa da gayreti takdire değer
Yazar belki de Yin ve Yang’ı göstermek istemiştir, kimbilir.
Kitapta bazı kelimeler büyük harflerle yazılmış. Yağız onları çok sevdi. Oralara geldiğimizde ben susuyorum ve o devam ediyor. “Hain, korkunç, açgözlü” diyor heyecanla. “Hey sen” diye sesleniyor ördeğe zevkle
Bir Dolap Kitap, daha iyimser bir gözle okumuş hikayeyi. Öyle okumak kişiye umut aşılasa da, benim hep biraz bulutlu olan gözlüklerim öyle göremedi
Ama siz bir göz atın, belki öyle görürsünüz
Her iki şekilde de sıcacık bir kitap bu.
Ayrıca bir süredir radyo yayını yapıyorlar Dolap’ın Banu ve Yıldıray’ı. Dinlemesi çok keyifli. Bu kitaptan bahsettikleri bölümün bant kaydı da bir tık ötede. Şiddetle tavsiye olunur
İlgili Yazılar :




Biz de seviyoruz bu kitabı.
bizde seviyoruz demek isterdim:( hiç kitap sevmiyoruz*(
Eminim bir gün Baturalp’in seveceği bir kitap bulacaksınız
Vazgeçme…
Pingback: Pırtık Tekir | Oğlumu Büyütürken
Pingback: Bir Kar Masalı | Oğlumu Büyütürken
Pingback: Kim Korkar Kırmızı Başlıklı Kız’dan? | Oğlumu Büyütürken